Göklerdeki Yemin

gök yemin tarık

Tarık Suresinden İzdüşümleri

Şu göğe dön de bir bak. O göğü delen en parlak yıldıza ve keskince parlayan tüm yıldızlara. Gör büyük yemini oralarda. Onların her birini düzenleyip dağıtan ve yerli yerine koyan, onlardan bihaber mi! Ya sen! Senin üzerine tanık olunmuyor mu zannediyorsun! Kimse görmüyor mu seni, en gizli günahları işlediğinde, her türlü dolabı çevirdiğinde!

Faiz yemem dedikten sonra, sattığın başkasına ait maldan, benim hakkım diye paracıklar alarak ribanın dibine vurduğunda! Bankaya para yatırıp da faiz almam dedikten sonra, emeğinin karşılığı olmayanı, Allah’tan hiç korkmadan cebine indirdiğinde!

Bu benim hakkım dediğinde, gerçekten hakkın mı oluyor her istediğin? Boğazından nasıl geçiyor, üreten üretip kazanamazken, üretenin ürünü elinden geçti diye, üretenden çok kazandığında! Faizi sadece tefeci mi alıyor? Ya senin bu aldığın, emek verenin kursağına hiç inmeden!

Okuyanı, beynini yorup icat eden tasarımcıyı, Allah’ın sanatını kendi sanatında görüp ortaya koyan sanatkârı, akşamları bahçeyi sulayıp, seherden önce kalkıp koşturan çiftçiyi, hakkıyla çalışan memuru, bütün ömrünü fabrikanın yollarında tüketen işçiyi, bütün işi yapan emekçiyi savunmayı, desteklemeyi yapmayan sözde Müslüman, hangi din sana bu desteği yapmayı dinsizlik belletiyor? Hangi din sana onlara destek olmaktansa, onların üstünden kazanana destek olmayı emrediyor?

Cahillik bilmemek değil, biliyorum zannetmektir. Cahillik, cahil oluşunun üstüne gitmemektir. Cahillik, duymamak değil, duymak istememektir. Görememek değil, görmekten vazgeçmektir. Cahillik, hatırlatıldığında bilmediğin halde karşı çıkmak ve de sana dayatılana alışmış olman demektir. Cahillik okuyamamak değil, okumaya karşı çıkmak demektir. Cahillik vicdanına dönüp bakmamak, kin içinde taraf olmak demektir.

Kalbinden geçeni duymuyor kimse diye rahat görünsen de, acep bu rahatlığın, bu gevşekliğin bir mantığın ürünü mü? O düşüncelerinin farkında olan Bir’i yok mu zannediyorsun! Eğer tüm merhametin sahibi olmasaydı, seni eyleme geçmemiş düşüncelerinden dolayı hesaba çekseydi, bir nefesinden ikincisine geçebilir miydin! Üzerinde O’nun tanık olmadığı hiç kimse var mı şu alemde!

Atılan bir sıvıdan yaratılmışken, kendini herkese ve her şeye karşı üstün zanneden insanı, öldürüp yeniden halk etmeye gücü yeten Allah’ı unutana ne yazık! Bedeni öldürebilenden ama öz varlığını öldüremeyenden korkan insan her ikisini de öldürebilecek, yok edebilecek olan Yaratıcısından neden anlamlıca korkmaz! İnsanlardan, hayvanlardan, afetlerden korkan insanevladı, asıl korkulması gerekenden korkması gerektiği gibi neden korkmaz!

İnsandan, hayvandan korkar kaçarsın. Afetlerden korkup yükseklere ya da güvenli zannettiğin yerlere çıkarsın. Ya Allah’tan nereye kaçabileceksin! Diğerlerinden kaçmakla belki kurtulursun, ama Allah’tan kaçmakla değil, O’na teslim olmakla ancak kurtulabilirsin. O’nun vereceği karşılıktan korkup teslim olandan ziyade, O’nun merhametinden utanma korkusuyla O’na koşana ne mutlu! İnsanın bütün gizlediklerini ortaya çıkarabilen o Allah bunu murat ettiğinde hiç kimsenin bunu engellemeye ne gücü yeter ne de o insana kimse yardım edebilir. Bu söz, bu Kuran boş değildir. Evet elbette öyle, deyip geçiverilecek bir şey değildir. Kalbinde uyandırmıyorsa bir şeyler, daha oku(ya)mamışsın demektir.

Tüm dönüşü gösteren semaya ve tüm yarılıp parçalanmayı gösteren yeryüzüne dön bir daha bak. Ayırdını gör. Misalleri anla ve sevin. Varlığını fark et. Kimse seni öldüremez. Kimse senin özünü alamaz. Sen bedenin değilsin. Beden senin emanetin. Bedeninden ne övün, ne de yerin. İşte bu Kuran ayırt edici bir sözdür. Allah’ın öldürmek istemediğini kimse öldüremez. Allah’ın öldürebileceğinin önüne ise kimse geçemez. Ölü olarak yaşayacağın bir ebediyetse istediğin, durma sarıl dünyaya! Yok eğer hayatsa beklediğin, daha doğmadın, ol’madın bile!

İsteyen istediği planı yapsa da büyük plan yapılmış durumda. O çerçevenin içindesin. O plana göre ol’dur kendini. Hiç tasalanma! Her istediğin sana veriliyor. Ne istiyorsan o oluyorsun. Ve ama, farkına varmak meselen. Ki, kendi ellerinle kendi biçimini yonttuğun.

Gerçeği yalanlayan nankörlere biraz daha süre tanı. Bir süre daha onları kendi hallerine bırak. Söyleyeceğimiz sözü söyledik, anlatacağımızın birçoğunu anlattık. Bundan sonrası Rableri ile onların arasında. Biz gelin gerçeğe sarılalım. İnsanlardan da doğru söyleyenler olsa da sadece Allah her şeyin en doğrusunu söylüyor. Ama işitip de itaat edenler farkında. Büyük yemin edilmiş. Gökteki geçmişe bakmasını bilen ayırdında.

Selam ile…

Kalemzáde | Cengiz Yardım

5 thoughts on “Göklerdeki Yemin

  1. Cehalet paçalarımızdan akıyorsa, daha yazılacak çok şey var demektir. Gönlüne, yüreğine, kalemine sağlık değerli Kardeşim.
    Selam ve Dua ile,

  2. Helal olsun sana kardeşim yine harika bir yazı olmuş. İnşallah senin gibi görenlerin, düşünenlerin sayısı çoğalır da cahilliğimiz biraz azalır.

  3. ” Ölü olarak yaşayacağın bir ebediyetse istediğin, durma sarıl dünyaya! Yok eğer hayatsa beklediğin, daha doğmadın, ol’madın bile! ” Sözün özü, yüreğine sağlık..

  4. Yine zihnimizin gönlümüzün açılmasına vesile oldunuz.Allah hepimize idrak edebilmeyi nasip etsin.Artık anladımki insan oğlu ne zaman haz , zevk ve içinde bulunduğu koşulların yansımalarını düşünce anlama ve doğrulama zannedip idrakten uzaklaşmış o vakit kaybetmişiz.

Bir Cevap Yazın