Allah ve Cumhurbaşkanı Örneği

cumhurbaşkanı

Tanımıyorsun. Tanı O’nu.

Adamcağız ona ataları tarafından öğretilmiş bilgi birikiminin desteğiyle örnek veriyor. Diyor ki, sen şimdi cumhurbaşkanına çıkacak olsan, önce yaveriyle görüşeceksin. Ya da seni onun makamına çıkartacak bir tanıdığın olacak. Veyahut silsile ile bir takım makamlardan geçerek ona ulaşacaksın. Eğer ona internette direkt bir mesaj ulaştıracaksan bile yazdıklarını önce onun kâtipleri, danışmanları ve sair okuyacaklar, eğer uygunsa ona iletecekler. Öyle kafana göre cumhurbaşkanına çıkamazsın. Bırak cumhurbaşkanını, bir şirketin genel müdürüne bile çıkamazsın. İşini yaptırmak için birisi sana aracı olmak zorunda. Düzen böyle işler. Sen nasıl olur da Allah’la arana aracı koymadan onun kitabını okuyup anlayabileceğini, üstelik başkalarına ihtiyacın olmadan direkt olarak ona ulaşabileceğini söylersin!

Örnek doğruysa adam haklı değil mi!

Pekiii… Cumhurbaşkanı seni tanıyor mu? Tanımıyor. Ya Allah! Ya o Allah! Seni senden bile daha iyi bilen o Allah seni tanımıyor mu? Kalbinden geçen zerrenin zerresini maddi manevi senden daha iyi biliyor mu bilmiyor mu? Düşün!

Seni Allah’ın makamına çıkartacak olan aracılar, O’na ne söyleyebilirler ki, O’nun bilmediği bir şey olsun da seni makamına bu şekilde kabul edecek olsun! Düşün!

Seni Allah’a ulaştıracak olan aracılar, şayet yaratılmış en iyi kullar ve O’nun katında en sevimliler bile olsalar, kuluna karşı Allah’tan daha şefkatli, daha merhametli, daha anlayışlı olabilirler mi? Düşün!

Seni Allah’ın huzuruna götürecek olanların hangi özelliği, Allah’ın seni korumayacak olduğundan koruyabilecek olsun! Ne olur bir düşün! Ne olur azıcık bir düşün!

Senin hakkında her şeyi zaten bilmekte olan Allah, bir devlet dairesinde mi çalışıyor da, bir takım prosedürlerden sonra seni kabul edecek olsun! Düşün!

Allah zaten kâinatı yarattığı gün tüm yolu yöntemi, ölçüyü belirlemiş ve sen bunun dışına asla çıkamıyorken, araya girenler hangi yol ve yöntemleri özel olarak öğrenmiş ve sana vekil olmuşlar! Düşün!

Bana yapayalnız döndürüleceksiniz diyen Allah, kendisine şirket ortakları mı tahsis etmiş de sen onlarla birlikte çıkacaksın katına! Düşün!

Allah senin duanın en iyi karşılığını bilemiyor mu, kendisi senin hakkında en iyi kararı veremiyor mu da, hatrını kıramayacağı kullar arıyorsun, kendini temize çıkarmaya O’nu ikna edebilmek için. Düşün!

Allah’ın torpil yapacak kulları varsa, o halde Allah yerine gerçekte onlara tapıyor olabilir misin? Eğer torpil gerekliyse Allah’a ulaşmak için, senin ilahın kim? Düşün!

Allah bir kurumun genel müdürü ya da bir şirketin sahibi değildir kardeşim. Allah cumhurbaşkanı da değildir. Allah insan ya da insan gibi bir yaratık değildir. Allah her şeyi kuşatandır. Her şeyin özünü bilen, zaten ezeli ve ebedi sahibi olandır.

Sen daha Allah’ı tanımamışsın. O’nun makamında her an zaten hazır olduğunun farkında bile değilsin. O’nu daha fark edememişsin. O yüzden aracı arıyorsun. Tutarsızsın. Hem bana şah damarımdan yakın diyorsun, hem de çok uzaklardaymış gibi davranıp, torpilci arıyorsun. Çünkü alışmışsın torpille iş görmeye. Alıştırmışlar.

Eğer sen cumhurbaşkanını şahsen tanıyorsan, o da seni tanıyorsa ne randevuya ne de aracıya ihtiyaç duymazsın. Direkt arar sorar, böyle bir derdim var, ne dersin diye konuşursun. Ama cumhurbaşkanı seni tanımıyor. Onun için yetmiş sekiz milyondan birisin. Adını bile bilmez ki yüreğindekini bilip seni haklı görüp, anlayabilsin.

Allah’ın korunmaya ihtiyacı yokken, bak cumhurbaşkanı etrafında bir koruma ordusuyla geziyor. Tabii ki cumhurbaşkanına ulaşmak için birilerini aşıp görüşebilirsin ancak. Ama Allah öyle mi! Herhangi biri Allah’a ne zarar verebilir ki, hiyerarşik bir düzende O’na ulaşma zorunluluğun olsun!

Cumhurbaşkanı seni tanımıyor. Sen ona bir şeyleri söylemek istesen de seni duymuyor, görmüyor. Kalbinde ve zihninde sana dair hiçbir şey yok. Oysa Allah seni tanıyor. Hem de öyle iyi tanıyor ki senin kendi kendini o kadar iyi tanıman mümkün değil. Ama sen O’nu maalesef hiç tanımıyorsun. Bütün eksiğin bu. Ve bu yüzden aracı arıyorsun. O’nu tanı. O seni tanıyor. Araya kimseyi koyma. Düşün! Sonra bir duraksa, içindeki kötü niyeti ve sui zanı at ve bir daha düşün! Hala başka şeylere takılmakta mısın bir bak!

Aç gözlerini. Kendi kendini kurtarmak istemiyorsun, illa ki seni dünyada ya da ahirette, her an her yerde başka birisi şefaat edip kurtarsın istiyorsun! Önüne kitap konmuş. Açıp okumuyorsun. Hacıya hocaya sofuya mollaya bırakma o kitabı! Sen oku. Onu oku! O kitaba tapma, oku onu. Anlamak için oku. Bilmediğin bir dilde tekrar edip durmak, üflemek, üfletmek, birilerine teslim etmek için değil.

Selam ile…

Kalemzáde | Cengiz Yardım

9 thoughts on “Allah ve Cumhurbaşkanı Örneği

  1. “Allahım” dediğimiz anda huzurunda olduğumuzu anlayamamışsak, hala ışığını göremiyorsak “Elhamdülillah Müslümanım” demek ağız alışkanlığından öte bir şey değildir.

    Gönlüne, kalemine sağlık değerli Kardeşim. Allah razı olsun. Allah bizleri her an huzuruna çıkan kullarından ayırmasın.

    Selam ve Dua ile,

  2. Cengiz kardeşim… Yüreğine sağlık konuya her seviyeye uygun bir dille izah etmişsiniz. Allah razı olsun… Yüreğine sağlık…

  3. ”Seni Allah’ın huzuruna götürecek olanların hangi özelliği, Allah’ın seni korumayacak olduğundan koruyabilecek olsun! Ne olur bir düşün! Ne olur azıcık bir düşün! ”

    Çok çok güzel olmuş,ne mutlu düşünebilene anlayabilene…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir