Pamuk Gibi Bir İhtiyarın Tutarsız Duası

dua eden adam

Dua mı Ediyoruz, Kendimizi mi Kandırıyoruz?

İzleyenler bilirler, televizyonda bir kanalda, kucağındaki bebeği ve yanında kocası ile dünyayı gezen ve çektikleri görüntüleri paylaşıp anlatan güler yüzlü bir kadının beğendiğim bir programı var. Geçenlerde Mekke ve Medine’deydi. Orada rastladığı Türk vatandaşlarıyla da röportajlar yapmış. Konuştuğu insanlar genellikle geleneksel İslami inanca uyduğu, giyimleriyle kuşamlarıyla ve düzgün tıraşlarıyla ülkemizin zengin Müslüman kesiminden olduğu intibaı uyandıran kimselerdi. Yaşlı bir amcayla konuşmaları özellikle dikkatimi çekti. Programı sunan kadın ona, oraları sordu. Adam da “Buralar çok güzel.” dedi ve sözleriyle İslamın altın devrinin, peygamber zamanının ve sahabenin hayatının kokusunu aldığını anlatmaya çalıştı. Ardından samimi olarak dedi ki “Allah gelemeyenlere de buralara gelmeyi, görmeyi nasip etsin.”

Birkaç kelam daha konuştuktan sonra bu kez sunucu bayan kaç defa bu topraklara geldiğini sordu yaşlı amcaya. Adam yanındaki ailesine dönerken gülümseyerek ve övünerek mırıldandı “Kaç kez oldu hatırlamıyorum. Çok geldik çok. Neredeyse her fırsatta geliyoruz biz.”

Şimdi size soruyorum. Bu nur yüzlü, namazında niyazında olduğu ve kimseye kötülük yapmak isteyeceğini zannetmediğim ve de kendisini dine adadığı intibaı uyandıran bu amcanın “Allah gelemeyenlere de buralara gelmeyi, görmeyi nasip etsin.” şeklinde ettiği dua ne kadar samimidir?

İnsan kendisi için istediğini başkası için de istiyorsa bunu eyleme dönüştürmeli değil midir? “Allah’ım sen bana verdin, ben de her sene geliyorum. Başkalarına da ver.” demek Allah’a karşı samimi olmak mıdır, yoksa Allah’a ve insanlara karşı ikiyüzlülüğün bir göstergesi midir? Eğer sen her sene, her fırsatta buralara gezmeye geliyorsan, artık gelmeyip başkalarını göndermeyi neden düşünmezsin? Allah’a sözde başkaları için dua ederken, sen de bu duanı dava edinip başkalarının da oraya gelmesi için neden gayret sarf etmezsin? Allah’ım bana ver, dedikten sonra şükrün sadece teşekkür müdür yoksa sana verilenden başkasına da vermek midir?

Her yaz tatilinde Miami’ye, Paris’e gidenler de senin gibi yapmıyorlar mı? Onların içinde de buralar çok güzel, Allah herkese burayı görmeyi nasip etsin diyenler yok mu? Hiç yalan söyleme amca! Sen geziyorsun, lezzet alıyorsun… ve lezzet alırken Allah’ı da memnun ettiğini zannediyor ve bununla huşu duyup övünüyorsun! Oysa Allah senden paylaşmanı bekliyor da görmezden geliyorsun. Senin şükründe vefa yok, senin duanda dava yok, senin nur yüzünde ışık yok. Sadece kandırıyorsun. Hilkat garibesi olsaydın da yüzünde zerre nur olmayıp kalbin nurla dolu olsaydı keşke. İnsanlara güler yüzlü olmasaydın da ellerin başkalarını güldürseydi keşke!  Senin “Allah başkalarına da nasip etsin.” diye ettiğin dua ihtiyaç sahibi birine “Hadi, Allah versin” demeye benziyor. Kırmızı şaraplı kuş sütü eksik olmayan masalarında yemek yerken yarım somun ekmeği fakire vermeyi hatırlayamayanlardan hiçbir farkın yok.

Sana bakınca gözümüz pamuk gibi bir ihtiyar görüyor ama varsa yaptığın iyi amellerin de sanki bu arada boşa gidiyor! Ettiğin duanın kimseye faydası yok! Allah sana “iyiyim” diye verdi zannediyorsun. Bilmiyorsun ki duan sana geri dönüyor! Bilmiyorsun ki Allah sana o kadar merhametli ki, ettiğin duanın karşılığını hep sana geri vererek sana zikri hatırlatıyor. Ama kalbini kilitlemiş anlamıyorsun. Senin her uçak biletinle bir aile iki ay karnını doyuruyor. Sen halinden memnunsun, dünyalık istiyor, dünyayı alıyorsun. Ödülünü burada alıp, öbür tarafa alacak bir şey bırakmıyorsun. Ömrün bitmeden keşke uyanabilsen!

Kalemzade | Cengiz Yardım

6 thoughts on “Pamuk Gibi Bir İhtiyarın Tutarsız Duası

  1. Allah onlara da nasip etsin ama beni karıştırmasın. Çünkü benim okuyup ANLAMADIĞIM Kuran dan çıkarımım bu. Allah’ın dilediğinde doyuracağı kimseleri ben mi doyurayım ?

  2. Söyleyecek söz yok güzel Kardeşim… İmzamı atıyor ve “Allah senden razı olsun.” diyorum. Dileğim bu insanlarımızın yol yakınken Allah’a dönmeleri.
    Selam ve Dua ile,

  3. Yazılarınızı elimden geldiğince okuyorum, bu yazınızda ibret ile dolu. Kur’an emri Salat’ ı yani karşılıksız, menfaatsiz her türlü yardımı bilmeyen kendi cebinden harcar lafa gelincede Allah sizlere de nasip etsin der.
    Yüce Allah zaten nasip etmiş kimilerine bolca vermiş ama Salat’tan uzak insanlar kendi çıkarları için bu nasibi/ paylaşımı yapmıyorlar.
    Sadece dua etmek ile de dua edip temennide bulunmak ile de Müslümanlık olmuyor.
    Saygılarımla.
    Mehmet Altınterim

  4. Başkası için dua etmek demek, “bana değil ona ver” demekle mi oluyor sadece? Bu nasıl mantıktır. İnsan elbette önce kendisi tatmak ister, başkalarını kendisinden sonra düşünür. Bundan doğal ne olabilir? Ben de kendim gidip orada iken başkalarına da nasip olması için dua ederim. Oralara gitmek demek, hayatını çeki düzene sokmak için kendine gelebilmek, dua için kalbini hazırlamak demektir.

    Tamamıyla mantıksız ve anlamsız bir yazı olmuş.

  5. İşte salih amel konusu böyle durumlarda ortaya çıkıyor. Kuranın ana fikri bizden beklenen açıkça ortada Allah bize bilgi sınavı yapmıyor samimiyet sınavı yapıyor. Dil istediği kadar dönsün iş ortaya konmadıkça kıymeti yok.

Bir Cevap Yazın