Lodos Etkisi

paris love lodos kadın

Kim Daha Kirli?

Üç gün kesintisiz sürmüş ve evlerin aralarına kadar girip dolaşmış, her köşe bucakta sağlamlaştırılmamış her nesneyi arayıp bularak, oraların altını üstüne getirmişti lodos fırtınası. İnsanlar şu rüzgâr artık bir kesilse de alıştığımız normal hayatımıza dönsek diyordu. İşte şimdi lodos etkisini kaybetmiş ve yerini soğuk kuzey rüzgârlarına bırakmış durumda. Ama şimdi lodos kadar sert olmamasına ve hatta kıyaslanamayacak kadar yumuşak esmesine rağmen hava buz kesiyor…

Gecenin on iki buçuğu… Sahil yolunda uzun ara önümdeki arabayla uyumlu bir hızda giderken aniden dörtlülerini yakıp sağa yanaştığını gördüm. Kaldırım üzerinde bulunan uzun boylu iki kadından biri yaklaşarak arabanın sağ ön camına 90 derece açıyla eğilip, kollarını açık cam girişine sabitledi ve sürücü ile konuşmaya başladı. Kadınların giyiminden ve tavrından o saatte orada ne için bulundukları anlaşılıyordu. Yanlarından geçip yoluma devam ediyordum ki, çok az ileride sağ taraftaki çimlerin arasındaki bodur bir ağacın arkasında birisi daha olduğu dikkatimi çekti. Bir adam bir eli deri ceketinin cebinde dikkatle onları izliyorken elinde sigara olan diğer eliyle kadınlara “tamam” der gibi işaret etti. Dikiz aynasından baktığımda az önce konuşmakta olan kadının o arabaya bindiğini, diğer kadının ise geriye çekilip üşümemek için iki kolunu kavuşturup beklemeye devam ettiğini gördüm. Belli ki üçü de beraber çalışıyorlardı.

O kadınların yaptığının ne kadar yanlış ve temiz olmayan bir iş olduğunu düşündüm. Acaba dedim mazeretleri, yaptıkları işin kirliliğinin üstünde olabilir mi? Sonra çimlerin arasındaki adam aklıma geldi. Onların yaptıkları kirli işin getirisi olan kirli paraya ortak olan adam… Acaba o kadınlar mı daha kirliydi, yoksa onların etini pazarlayıp yiyen ve onlara asalak gibi yapışarak iyi kazandığını zanneden bu adam mı? Acaba dedim bu adamın getireceği herhangi bir mazeret yaptığının kirini temizleyebilir mi?

Fakat daha olayın en başında sağa yanaşıp duran adamın pisliğini ve mazeretini ilk etapta hiç önemsememiştim!!! Sık sık “pislik” kelimesi içinde bolca bulunan bu düşünceler beynimde gidip gelirken konudan uzak gibi görünse de hatırıma “Müşrikler birer pisliktir” ayeti geldi.

9 Tevbe 28 Ey iman edenler, MÜŞRİKLER ANCAK BİRER PİSLİKTİRLER; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. EĞER İHTİYAÇ İÇİNDE KALMAKTAN KORKARSANIZ, ALLAH DİLERSE SİZİ KENDİ FAZLINDAN ZENGİN KILAR. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Düşündüm… Ben oradaki bu insanları içten içe kınarken aslında ne kadar merhametsiz ve ikiyüzlü olduğumu eve gelip iki tane mandalina yedikten sonra kitabı açınca fark ettim. Çünkü Allah kitaptaki bir önceki ayetinde “dilediği kimsenin tevbesini de kabul edeceğini” söylüyordu.

9 Tevbe 27 Sonra ALLAH, DİLEDİĞİ KİMSEDEN TEVBESİNİ KABUL EDER. ALLAH, BAĞIŞLAYANDIR, ESİRGEYENDİR.

Ya ben! Onları görünce aklıma pislikten ve nefisten başka bir şey gelmemişti. Çünkü işin ne tür bir iş olduğunu biliyor ve iğrenti duyuyordum. Oysa yaptıkları şirk değil, fahiş bir günahtı sadece. Ama tüm bu iğrentinin içinde şeytanın nefsimize süslü gösterdiği şeyler de yok muydu! İğrendiğimi söylediğim şeyden, işin içinde olsaydı gerçekten iğrenir miydi nefsim? Demek ki asıl kınanması gereken başkalarından çok kendi nefsimizdi. Allah’ın koruması olmasaydı, bizim nefsimiz çok mu temizdi! Aklımıza gelen ayetlere “bla bla” diyerek geçici bir süre duymazdan gelmeye, bir dörtlü yakmaya, frene basmaya, sağa yanaşmaya ve ufak bir nakit avansa bakardı, pis gördüğümüz şeyi süslü görmek!!!

Hangisi kendisini daha kolay temizler? Elleri kirlenmiş birisi ellerini yıkayınca kiri akıp gider. Foseptik çukuruna bile düşsek, en fazla bir hafta kokar, yıkana yıkana temizleniriz. İnsanların çoğu en büyük pisliği zina zannediyor… Hele hele başkasının zinasını daha da kötü zannederler. Onların da bir kısmı kendi zinasından kolaylıkla kurtulduklarını düşünürler. Gerçekten de öyle midir?

Bir hayat kadınının temizlenmesi bir iddet döneminden ne kadar fazla olabilir? Onların adı çıkmış. Ya kendisine “hayat erkeği” lakabı konulmamış, zinası elinin kiri olmuş adamcıklar!!! Ya her ikisinden olmayıp da günahlardan korunduğunu zanneden bizler!!! Sokakta gördüğümüz o günahkârların hiç temizlenemeyeceğini ve Allah’ın onları asla lütfuna nail etmeyeceğini zanneden bizler, acaba içine düştüğümüz şirk foseptiğinden ne kadar kolayca yıkanıp temizlenebiliriz!

4 Nisa 116 Hiç şüphesiz, ALLAH KENDİSİNE ŞİRK KOŞANLARI BAĞIŞLAMAZ. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini/dileyeni bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır.

Bir hayat kadını, ister Müslüman olsun ister dinsiz, çoğunlukla yaptığı işin doğru olmadığını bilir. Buna rağmen kendince mazeretleriyle devam eder. Eğer yaptığı işten vazgeçerse ve pişman olup bir daha yapmazsa ve de belki de elinden bir tutan olursa temizlenir elbette. Hele ki tevbe edip Allah’ın kitabına dönerse diğerlerinden bile daha temiz olur. Allah mümin kullarının günahlarını örter.

Peki şirki, yani Allah’a ortak koşmayı din zannedip, bütün hayatını o şirkle bulanmış olarak yaşayan ve dosdoğru yolda olduğunu zanneden bir insan o kadar kolay temizlenebilir mi? Yanlış yaptığını bilen hayat kadını yaptığı yanlıştan dönerken, yanlış yapmadığını düşünen müşrik hayat adamı yanlışından nasıl döner? Hangisinin kiri Allah katında katmer katmerdir.

4 Nisa 48 Gerçekten, ALLAH KENDİSİNE ORTAK KOŞULMASINI BAĞIŞLAMAZ. BUNUN DIŞINDA KALANI İSE, DİLEDİĞİNİ BAĞIŞLAR. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.

Her fırsatta zina eden bir adamla, her fırsatta şirk koşan adamı yan yana getirdiğinizde, emin olun ki zina eden daha temizdir. Her gün fuhuş yapan hayat kadını ile hayatının her anında şirki din diye yaşayan kadını yan yana getirdiğinizde emin olun, hayat kadını diğerine göre daha temizdir. Yok öyle olmaz, diyorsanız; Allah’ın her türlü günahı dilerse affedebileceğini söylerken neden şirki affetmediğini söylediğini bana daha iyi açıklamanız gerekir.

4 Nisa 49 Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; ALLAH DİLEDİĞİNİ TEMİZLEYİP YÜCELTİR. Onlar, ‘bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar’ bile haksızlığa uğratılmazlar.

Allah boşu boşuna ve laf olsun diye söz söylemez. Eğer Allah “müşrikler birer pisliktir” demişse pisliktirler. Temizlenmesi arınması gerekir. Onu temizleyebilmek için önce onun farkında olması gerekir. Pis olduğunu düşünmeyen yıkanmaz. Pislik içinde olduğunu görmeyen temizlenmeye gerek duymaz. Şirki ne abdest temizler, ne hamam. Kırk tane kiremidi suyun altında eritecek kadar gusletseniz de, sadece Allah’a yönelmedikçe, şirk pisliğinizi temizleyemezsiniz. Onu temizleyecek olan akıl ile anlamak üzere okunan Kuran’dır. Bizi kötülüklerden koruyacak olan, o kitaptan ve yaratılmışlarda gördüğümüz yansıyan ayetlerden öğrendiğimiz ve boyun eğdiğimiz salâtı hayata ikame etmemizdir.

Fuhuş elbette ki insanlık onuruyla bağdaşmıyor. Buna rağmen Allah dilerse onu affediyor. Ya şirk!!! Ya Allah’tan başkasına yöneliş!!! Başkalarının da Allah gibi hüküm koyma yetkisi olduğuna dair bir gafil hayat!!! Başkalarına da Allah’ı sever gibi sevmek ve hatta daha güçlü bir bağlılıkla bağlanmak!!! İnsanlık onuruyla hiç bağdaşıyor mu?

Sadece Kuran da değil… Her yer ayetlerle dolu. Başkasının nefsini görünce lodos etkisi yapıyor. Günah kavramını az çok bilene doğal olarak fazla ve fahiş geliyor. Ama kendi nefsimiz alıştığımız kuzey rüzgârları gibi. Kuvvetli lodos, sokakların ve evlerimizin arasında gezip, elimizle kurduğumuz şeyleri arayıp, bulup, yıkıp, dağıtıp bize haddimizi bildirdi ve uyardı. Ama çaktırmadan esen soğuk rüzgârlar iliğimize kadar işleyip bizi hasta etmeye devam ediyor. Buna rağmen her türlü ilacını da vereni görmezden gelmek ne büyük gafillik…

O soğuk havada… ambalaj üstüne ambalajlara bürüyüp… şifa dolu bir suyu ikramlık paketler halinde dilim dilim mandalinanın içine koyarak… bize servis eden Allah’ı apaçık göremedikçe… o aptal ve küçük nefsimizi şişirip şişirip bir şey zannederiz… ve ilaç olan Kuran’ın ne dediğini de asla anlayamayız. Allah en koruyucudur… Allah en merhametlidir… Allah en affedicidir… Nefsini övmeyip, merhameti isteyene ve affını dileyene…

Kalemzáde Kãmil | kalemzade.net

3 thoughts on “Lodos Etkisi

  1. Çalan-soyan-kandıran ve bunları yaparken de Allah’ı yaptıklarına alet eden yaratıklarla, yol kenarlarında fuhuş için bekleyen tipleri kıyasladığımda, hayat kadınları çok daha masum geliyor bana. Hesap günü denen olaya, çoğu müslüman inanmıyor. Sadece müslüman bir toplumda doğdukları için müslüman bu adamlar. Allah nazarında ne kadar makbul bu durum, göreceğiz elbette günü gelince. Yada diyorum ki bazen insanların çoğu sırf var olmak için var, maksat kalabalık olsun 🙂 Sınavda olan insan sayısı çok az. Yada belkide ne bileyim: bu sadece benim sınavım mı ?

  2. O “arabayı kullanan kişi dörtlülerini yakıp sağa yanaşmasa” o çimlerin arasındaki adamında” bu işten cıkarı olmazdı. Hayat kadınının hayat kadını olmasının sonucu, o arabayı kullanan kişinin sağa yanaşmasıyla oluyor.

    Şirktede her zaman birileri bişeylerden cıkarı olduğundan şirke bulaşmıyormu?

  3. her fahiş bir günahın altında zaten şirk yok mu?kendimiz üzerinden onları sanki masum göstermiş gibi oluyoruz.ancak,bu tip günah olan işlerin nasıl olup bittiği ve öncesiyle sonrasıyla neler olduklarıyla ilgili ne sadece kuran diyenlerin ne de atalar kültü üzerinden müslümanım diyenlerin hiç bir çalışması,çalışmamız ya da projemiz yok…bu konularda çok suçluyuz.gerek şirkle gerekse şirkaltı şirki gizleme yolıuyla yapılan büyük günahlarla ilgili çözüm üretme,proje yazma oluşturma veya başkaca nevarsa hepbir olup beraber olup biraraya gelip çözüm odaklı birliktelik bile oluşturamıyoruz.sadece klevyeden böylece yazarak çözümler oda çözüm olsa…sözde sunuyoruz.haydin harakete geçelim,tık yok.duvarda tık var bizde yok.müşrikler bile bizler ıslahedicileriz diyebilirken bizler bu söze bile yabancı kalmışız.
    ne soyal olaylarla alakalı,ne de ekonomik olaylarla alakalı ve ne de üretime dayalı insanların mutluluk ve refahı-dünyanın ıslahı ile alakalı hiçbirimizin bir Kuran eksenli ne bir projemiz,ne düşüncemiz,alternatif yönetyim biçim tarzımız,uygulanabilir bir yaşam biçimimiz maalesef yoktur….işte bu noktaya yoğunlaşıp,aynı duygu ve düşüncelere sahip,kuranı hayatına hakim kılma noktasında hayat dinine çevirme noktasında düşüncxesi olanların artık bir ve beraberolup,birşeyler yapıp harekete aksiyona geçmesi lazım değil mi?selam ve dua ile….

Bir Cevap Yazın