Salâtı İkame | Islahat

Salât’a Yürüyüş | 5.Bölüm

Salâtı ikamenin, yani “vahyi hayata bağlama”nın veya “sorumluluğunu yerine getirme”nin veya “Allah’ın ulaştırılmasını istediği şeyi ulaştırma”nın veya “Allah’la bağlantıyı koparmadan yaşamanın” iki ana unsuru vardır. Birey ve toplum… İkame fiilli ayetler tamamını içermekle beraber birkaç ayetiyle bireyseli de, ritüeli de içerir. Her iki “salâtı ikame”nin gerçekleştireceği şeyin adı ise Kuran’da “ıslah” (salah)tır. Birey hem kendisini hem de toplumu ıslah için çalışır. Islah “sulh” kökünden gelir. Islah olmuş kimseye ise “salih” denir.

Sıkça “Ellezine amenü ve amilis salihati” cümlesinde ifade edilen şey, (emin biçimde) iman edip (ıslaha yönelik işler) salih ameller yapanlardır. Salih kişilerin yaptığı işlere “salihat”, salata yönelik işlerin hepsine birden de “ıslahat” diyoruz. Islahat “yenileşme, iyileşme, reform, inkılâp” gibi anlamlara geliyor. Sadece toplumu değil iki kişinin, iki grubun arasını düzeltmeye de ıslah denir. Vahiy de hem bireyde hem toplumda bir iyileşme, bir düzeltme için geldiğine göre “salât hareketleri” bir anlamda “reform hareketleri”dir. Birileri de elbette bu reformlara, iyileştirmelere işlerine gelmediği için karşı çıkacaktır. Islah’ın zıddı ise “bozgunculuk”tur. Bu anlamda “salâtı ikame” ıslahat içindir. Kısacası “ıslahat” için didinilmeyen “salât”, ikame edilmeyen salâttır.

Asr suresinde “zamana andolsun ki insanların çoğu hüsrandadır” dendikten sonra istisna olarak müminler anlatılır. O iman eden ve salih işler (ıslahata dair güzel işler) yapanlar, doğruyu yapan ve işte o doğruyu ikame etmek için sabırla (azimle) çalışanlardır.

Sabahlara kadar ayet okuyup ertesi gün okuduklarımızdan hiçbirini hayata aktarmaya çalışmıyorsak, bir davamız yok demektir. Davamız yoksa değerimiz de yoktur. Ben öğrendim, bana yeter demektir ki, bu da ikame edilmeyen salâtla yüzyüzeyiz demektir. Sabahtan akşama kadar Kuran’ı ve vahyi konuşmak ya da namaz kılıp ders yapmak “salâtı ikame” değildir. Bakın Şuayb “salât”ın tanımını nasıl yapıyor…

11 Hud 88 …Benim istediğim gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir.

7 Araf 85 …”Ey kavmim, Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun. İnsanların eşyasını değerinden düşürüp eksiltmeyin ve düzene (ISLAHA) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız.”

İstediğimiz kadar Kuran dersi yapalım ya da istediğimiz kadar namaz kılalım, hayatın içine girip kötülükle mücadele edemiyorsak, iyileştirmeye yönelik bir şeyler yapamıyorsak salâtı ikame ettiğimizi hiç boşu boşuna iddia etmeyelim.

74 tane salâtı ikame ayetini, bilmem kaç tane salât ayetini, birçok infak ayetini, salli, salla, musalla geçer ve sair ayeti okuyup okuyup anladım demek nereye kadar? Kuran’da namazı aradığımız kadar toplumda salâtı ikame etmeyi arasaydık bu duruma gelir miydi bu coğrafya? Her gün ayetleri okuyan, anlamaya çalışan, tartışıp doğruyu öğrenen, namaz kılan, oruç tutan, şu doğruymuş bu yanlışmış diyen ama dünya hayatına kendi her türlü birikimiyle, canıyla malıyla olabilecek tüm gücüyle tatbik etmeyenler olarak, kıyam gününde buluştuğumuzu düşünün. İçimizden bazılarımız hala kaybedenler olarak şok olursa eminim ki şöyle diyeceğiz:

“Biz sizinle beraber değil miydik? Biz neden kaybettik?”

Sanıyorum ki diğer bir kısmımız da şöyle cevap verecek:

“Evet, siz bizimle beraberdiniz ama yok namazdı, yok on dokuz vardı yoktu, yok başörtüsüydü, yok üç vakitti beş vakitti, yok Musa denizi yardı yarmadı diye dalanlarla dalıp gittiniz de salât edenlerden (vahyi hayata bağlayanlardan, Allah’la bağlantıyı koparmadan yaşayanlardan) olmadınız.”

Sonra kaybedenlerimiz olarak şunu diyeceğiz:

“Doğru. Biz salât edenlerden değildik. Dalanlarla dalıp giderdik. Vahyi hayata “bağlamadığımız” ve Allah’la bağlantımızı kopardığımız için bu ateşe “bağlandık” da ileri gidenlerden değil geri kalanlardan olduk.”

O halde iki üç tane ikame ayetinde geçen “bireysel” salat’a bu kadar odaklanırken en az 70 ikame ayetinde geçen ve Kuran’ın tamamına yayılmış “toplumsal” salattan nasıl böyle yüz çevirebiliyoruz!!! Dini anlat anlat nereye kadar! O zaman yarın bir gün hepimizi “falanca görüşe sahip bir cemaat”ten öte anmayacaklar ve “topluma hiçbir şey kazandırmadılar, insanlarla mezhebinden ötürü alay edip edip, sonra kendileri de kavgaya tutuşup gittiler.” diyeceklerdir.

Benden söylemesi… Hem size, hem kendime…

Ayrıca, her zaman söylediğim gibi; bölünüp fırkalaşmak en ciddi fitnelerimizden biridir. Bu geçmiş kavimlerde de böyle olmuştur, Mekkede de. Eğer bugün bu topraklarda bir vahye dönüşü benim gibi siz de seziyorsanız, bugün aynı şeylerin yaşandığını da görebiliyor olmalısınız. Allah’ın sünneti budur. Ne zaman bir kavme kitap indirilse o kitap üzerinde ihtilaflar oluşmuş ve Allah’ın rahmeti insanların elinin tersiyle itilip bölünmeler de başlamıştır. Allah’ın affetmeyeceği en büyük suç şirk ise, sadece açıkça şirk işleyenlerden uzak duralım. Eğer bugüne izdüşürdüğünüzde bu rahmetin bu kez bu topraklara da inmekte olduğunu göremiyorsanız buyurun siz de bölünüp parçalanın ve Allah’ın rahmetine yüz çevirin.

Allah’ın üzerimize verdiği bu ağır yükü omuzlarınızda hissetmiyorsanız sokakta ya da facebook sayfalarında birleştirici hareketler yerine başörtüsünü ve namazı ve 19’u ve bilmem hangi ihtilafı sayfalarca tartışmaya devam edin! Ama eğer o ağır yükü alıp kabul etmişsek gereğini yapalım. Yanılmışlıklarımızı, küçük hatalarımızı Allah inşallah affedecektir. Ama bu sorumluluk altındayken bölünüp parçalanmamızı zannetmiyorum ki affetsin. Namaz var yok, başörtüsü var yok, oruç şöyle böyle, kıssalarda şu denmiş bu denmiş ve sair diye kavga etmeye devam edeceksek Allah’ın elimize veriği altın yumurtlayan tavuğu keseceğiz demektir. Elbette hepimiz fikirlerimizi söyleyelim, ister başörtüsü olsun ister namaz, ister 19, ister başka bir şey, doğruyu bulmaya çalışalım. Ama toplumsal salata yönelik işlerimizi, hayata vahyi tatbik etmemizi, bir araya gelmemizi engelliyorsa “DENENİYORUZ” demektir. Bu denenme neticesinde başarısız olursak Ad kavminin Lut kavminin Nuh kavminin başına gelenlerin bir benzerinin ve belki de daha kötüsünün başımıza kopabileceğini de bilmeliyiz.

Allah “birleştirin” diyor, ayrışın ayrıştırın demiyor, rükû edenlerle rükû edeceksek birleştirip edeceğiz. O halde… Kıblede ve kabulde birleştir… Rükûda ve boyun bükmede birleştir… Secdede ve boyun eğişte birleştir… Kıyamda ve duruşta birleştir… Okumada ve uyarmada birleştir… Selamda ve barışta birleştir… İhtilafta ve içtihatta birleştir… Tesbihte ve anmada birleştir… Namazda ve vahyi hayata tabik etmede birleştir… Öğrenmede ve öğretmede birleştir… Zikirde ve hatırlatmada birleştir… Tekte ve çiftte birleştir… Ruhta ve bedende birleştir… Ritüelde ve manada birleştir… Duada ve davada birleştir… Tapınmada ama tek ilaha tapmada birleştir… Kul ol ama tek Yaratana kul olmada birleştir… İşitmede ve itaat etmede birleştir… Sabah ile akşamda birleştir… İkisi arasında birleştir… Yerde ve gökte birleştir… Kürtte ve Türkte birleştir… Zekâtta ve arınmada birleştir… Tavafta ve yeryüzünü gezmede birleştir… “Safa Merve arasında gidip gelmenizde sorun yok”ta birleştir… Oruçta, ruhla bedeni terbiyede birleştir… Şefaatte ama Sadece Allah’tan beklemede birleştir… Peygambere itaatte, ama onun itaat ettiğinde birleştir… Vahiyde ve faydalı örfte ve kanunda birleştir… Hiçbir düşüncede soru gereksiz olmamakla beraber “şirk hariç” hiçbir ihtilafta ayrışma gerekli değildir.

Her konuyu tartışalım, doğruyu bulmaya çalışalım ama ne olur ihtilaflarımız için Allah’ı hakem tayin edelim. Anlaşamıyorsak bırakalım kararı o versin. O bizim hakkımızda en doğru kararı verecek olandır. Biz makbul ve güzel işleri hayatımıza tatbik edelim. Birbirimizin bireysel tercihlerini aynılaştırmaya değil, toplumu bir araya getirmeye çalışalım. Biz bir araya gelemezsek toplumdan bunu nasıl bekleriz! Allah bir kısmımızı bir kısmımızla DENİYOR. Kuran’da birleştikleri halde birbirleriyle Kuran hakkında kavga eden ve tekfirleşenlerin durumu; Allah’ın gökten indirmiş olduğu ipe sarılmış olanların birbirini tekmeleyip düşürmeye çalışmalarına benziyor.

6.Bölüm | Sorulara Cevaplar 

Kalemzade | Cengiz Yardım

11 thoughts on “Salâtı İkame | Islahat

  1. Pingback: Salâtı İkame | Yükünme | kalemzade.net | Kalemzade Kamil

  2. gelenek nedir? gelene ek yapılmasıdır. Muhammed resulallah zamanında da, Allah’a inanılıyordu. ama, tek ilaha, ek ilahlar eklenmişti. resulallah’ın ve Allah’ın amacı ne idi? bu ekleri, uydurulmuşları törpülemek, silmekti.

    siz de diyorsunuz ki, salat hakkında kim ne diyorsa hepsini yapalım, böylece doğruyu da aynı zamanda yapmış oluruz. ama, şunu da yapmış oluruz: “Allah’ın dediklerini yapıyorken, başkalarının dediklerini de yapıyor oluruz.”. mazallah, bu şirk değil midir?

    Allah’ın yasakladığı 4 et çeşidi varken, biz bunu 50ye çıkarırsak, Allah’ın yeme dediklerini yememiş oluruz, ama, ekstradan başka şeyleri de kendimize yasaklamış oluruz. bu şirk değil midir?

    belirli vakitlerde yapılması gereken salatın örnekleri, illa ki Kuran’da vardır. bu örneklere bakarak, belirli vakitlerde bu örnekteki gibi salat etmek gerekmez mi? Allah’ın bizden istediği bu değil midir? neden bu salata bir de kuranda örneği gösterilmeyen namaz ekleniyor? yere kapananlar, belirli vakitlerde mi kapanmalılar?

    sizin, bilginizi kullanarak, eklenenleri silmeniz, nur topu gibi, ilk günkü gibi bir salat ortaya çıkarmanız lazım değil mi? insanların kirlettiği salatı, temizlemeye çalışmanız lazım değil mi? ama kolaya kaçıp diyorsunuz ki, hepsini de yapalım. e o zaman kurana ne gerek var? yığınlarca kitapta yazanların hepsini de yapalım. o kitaplarda, kuran öğretimi de var. ama, kuran dışında, rabıta da var, düzenli şekilde iki kere yere kapanma da var, son oturuş da var, kimine göre elini bağlamak da var, kimine göre elini salmak da var. siz diyorsunuz ki, “elini bir rekatta sal, diğerinde bağla. noolacak. yap işte bir şeyler. uğraştırma beni diyorsunuz anladığım kadarıyla.”. birbirimizi kırmayalımmış. bizi kandırdılar, sağdan yaklaştılar ve elimizden kuran dersini alıp namaz kıldırdılar. artık, Allah’ın bizden ne yapmamızı istediğini bilmiyoruz. cübbelilere soruyoruz, onlar da kendilerini düşündürüp rabıta yaptırıyorlar. bunun sorumlusu, “belirli vakitlerde yapılması gereken şey namazdır. ” diyen kişidir bence. ona olan öfkem dinmeyecek. benim, teyzelerimin, tanıdıklarımın kuran cahili olmasında, “kuran oku” dediğimde “hadi oradan, kuranı anlamak kim ben kim” demelerinde sorumlu kişi, “namaz ritüelini çıkartan kişi”dir. tanıdıklarım, bu ritüel hoşlarına gitmiş olacak ki, dört elle sarılıyorlar namaza. kuran meali okumak şöyle dursun, ayet meali dinlemeye tahammülleri yok. bunun en büyük sorumlusu, namaz ritüelini çıkartandır bence. namaz ritüelinin belirli vakitlerde yapılması gerektiği yalanını ortaya çıkarana lanet olsun diyorum. lütfen siz de namaz ritüelini savunmayın.

    size sorum; belirli vakitlerde yapmam gereken nedir? kuranda belirli vakitlerde yapılan salata verilen örnekler nelerdir? kuranda, belirli vakitlerde yapılan salata dair hangi kıssalar vardır?

    şu yazıda, secdenin, yere kapanmak olmadığı, teslim olmak olduğu apaçık kanıtlanıyor. buna rağmen inat etmeyin lütfen:
    https://www.facebook.com/notes/recep-yeni/toplama-namaz-nasil-yapilir/10153364557654554

    şu yazıda da, salat örneklerinden birkaçı var:
    https://www.facebook.com/notes/recep-yeni/kuranda-bir-farz-eksik-mi-ha%C5%9Fa/10153373137024554

    • @recinilt,
      Koydugunuz iki facebook lilnki de canli degil.
      Lutfen linklerin icerigini text olarak veya link olarak tekrar post edebilir misiniz?
      Tesekkurler..

  3. Güzel kardeşim selamlar… Siz sanıyorum ki ne demek istediğimi anlamamışsınız. Benim dışarıdan şunu da ekleyelim dediğim ne gördünüz Allah’ınızı severseniz? Bir sonraki bölümde bazı sorulara verdiğim yanıtlar var, henüz yayınlamadım, bu yazılar okunsun diye bekletiyorum. Onu da ve 7.son bölümü de yayınladığımda okuyun isterseniz. Bence siz “bazı konulara” karşı çok da haklı olarak kızgınlık ve öfke halindesiniz. O bahsettiğiniz çevre hususlarla ilgili olarak birçoğumuz aynı durumdayız. Bu nedenle “namaz” kelimesine karşı da duyarlılık oluşturmuşsunuz. Ben adına “namaz” dedim ama geleneksel anlamayın diye belirttim de. Hatta sorumluluklardan sadece bir tanesidir, bundan çok daha fazla şey var dedim. Dersi de inkar etmedim. Kuran’da apaçık göründüğü belli zaten okuma senaslarının. ayet gruplarını görmedim mi zannediyorsunnuz? Hatta öztürkçeye gidip “yükünç” dedim. Anladığım kadarıyla anlatmaya çalıştım. Ama ben Kuran’da namazı aramadım, Allah ne söylüyor diye sordum ve bunları gördüm. Taraf olmamaya gayret ettim ve hala da değilim. Sonunu bekleyin bence. Gidip Cübbeli cemaati gibi namaz kılın demedim ben kimseye. Hatta istiyorsanız kılmayın, beni ilgilendirmez dedim. Belki siz farklı görüyor ve öyle anlıyorsunuz, olabilir. En doğrusunu Allah bilir. Ama benim Kuran’da gördüğümü nasıl reddetmemi isteyebilirsiniz. Düşünün lütfen. Manen dopdolu bir namaz şirk midir? Yapmayın. Üstelik benim anlattığım konu başka bir şey. Özellikle bu bölümün bütün makalenin teması olduğunu gösteremedim mi? Ne olur biraz daha anlayış gösterin. Size zorla namaz kıl diyen anlayışta mı zannettiniz beni. Lütfen. Selamlarımla…

  4. bence, hristiyanların ruhbanlığı uydurması gibi, biz de bunu uydurmuşuz. bunu yaparken, şirk koşmuz olmayız belki.
    ama, cemaatle yapılması çok anlamsız değil mi? baştaki kişi yat diyor, yatıyoruz, kalk diyor, kalkıyoruz. nedir bu yaa? secde mi etmiş olduk şimdi? ya ben aşka gelmişsem ve secdede kalmak istiyorsam?
    şimdiki camilerde kılınan namaz, evlerde tek başına kılınabilir bence. ve de bunun ne rekat sayısı olur, ne belirli vakitleri ne de belirli şekilleri.

    kuran eğitimi alan kişinin, tarikata girmesi imkansızdır. bu namaz ritüeli yüzünden, Allah’ın salat emrini yerine getirdiğini sanarak rahat rahat dolaşan bir çok akrabam var. bazıları, tarikatlara girerek müslümanlıkta ileri gittiğini ballandıra ballandıra anlatıyorlar.
    bunlar öldüklerinde, ben nasıl hayır dua okuyabilirim müşrikliklerini tescil etmelerine rağmen? birçok da vefat eden akrabam var tarikata bulaşmış olan. bunlara “Allah rahmet eylesin” diyemeyişimin sebebi, günde 5 vakit yapılan namaz ritüelidir.
    bu 5 vakit yapılan namaz ritüeli, onlar için 5 para etmedi, şeyhlerini rabıta yaparak, müşrik olarak ölüp gittiler.
    bunlar, belirli vakitlerde kuran eğitimi alsalardı, belki de çok farklı olacaktı her şey. eğitim alan, eğitildiği şeyleri yapar. en azından tarikatlar yerle bir olur. bölük pörçük, mezheplere ayrılmış bir din olmaz.

    rabbim ilmimizi hidayetimizi artırsın inşallah. namaz, cemaatle kılınan bir şey değildir kardeşim. namaz ile salat birbirinden çok çok farklı şeylerdir.

    namazı (duayı?) anlatan şu 3 videoya bakınız:

    “namaz, destek, salavat, …” gibi birsürü anlamlar yüklenen salat kelimesini, ayetlerle açıklayan şu 7 videoya bakınız. (bu videolardaki her denilene katılmıyorum şuan için)

  5. videolar yanlı oldu galiba.

    dua, namaz anlatan şu 3 videoya bakınız:
    http://www.you tube.com/watch?v=cJuBLWF5yvE&index=53&list=PLzuPsekljGMPF5tlhTRBkP62M0QfUkt–

    “namaz, destek, salavat, …” gibi birsürü anlamlar yüklenen salat kelimesini, ayetlerle açıklayan şu 7 videoya bakınız.
    http://www.you tube.com/watch?v=kWdzcpQ5KdM&list=PLzuPsekljGMPF5tlhTRBkP62M0QfUkt–&index=45

  6. Selam.
    Sn.Recinilt, her namaz kılanı şirkle suçladınız ya, pes.
    Namazda Allah’la içten içe konuşmak, dertleşmek şirk değil.
    Bu arada fiziksel, ayetli jimnastik hareketlerimizi de yapmış oluyoruz işte, fena mı 🙂
    Bugünkü geleneksel namaz da bir salattır.
    Ben camiye giderek, cemaatin arasına karışıp birlikte namaz kılmakla salatımı yerine getiriyorum.
    En azından , ben de sizdenim, sizin de benim de rabbim olan Allah’tan istiyorum, biz biriz demiş oluyorum.
    Bu yaptığım ritüel de salat değil mi ?
    Ama safta yanımda dikilen, şeyhini hayal ediyormuş, bana ne !.
    Ben Allah’ı ve onun evine gitmeyi seviyorum.
    Söylediklerim şahsi alınmasın lütfen.
    Yazarın burada yapmaya çalıştığı da bir salattır.

  7. Selam. Salat ın lugatte “Kuran dersi” gibi bir anlamı yok. Namaz kelimesi uydurmaysa, Kuran dersi de uydurma zaten. Kuran ın hiçbiryerinde de böyle tarif yada işaret bile yoktur! Vakitli salat, Kuran da “destek” anlamında, lugat anlamıyla kullanılmıştır.

  8. Buradan da anlıyoruz ki okuduğun kadar değil okuyup ağladığını tatbik ettiğin kadar iyi insansın. İslam aslında pragmatisttir diyebiliriz. Kur’an’dan akan lezzetli suyu içmiyorsak, onda yıkanıp temizlenmiyorsak dediğiniz gibi “su akar Türk bakar.” sözündeki gibi sadece suyu görme yetisiyle kalmışız demektir.

  9. “bu 5 vakit yapılan namaz ritüeli, onlar için 5 para etmedi, şeyhlerini rabıta yaparak, müşrik olarak ölüp gittiler.”

    Heee. Siz böyle namaz kılmıyorsunuz ya. Ölmeyeceksiniz zaten 😀

    Okuyan varsa kusura bakmasın ciddiyetimi koruyamıyorum. Peygamberimizin önderliğinde 5 vakit ve cemaatle kılınan namaz hakkında böyle deyip kötü olarak betimlediği şeylerin sorumluluğunu da O’na yükleyen bir kişinin karşısında ciddi olarak konuşamam…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir