Riba | Karşılıksız Kazanç

mortgage

“Riba, Faiz, Rant, Ticaret Meselesi”

Size bugün ehli olmadığım bir konudan, hiç yapmadığım bir işten, ticaretten yola çıkarak bir şeyler anlatmak istedim. Halihazır toplumdaki ticarete ancak bir tüketici olarak tanık oluyorum. Her ne kadar ekonometride yüksek lisans yapmış birisi olsam da kitapta yazanlarla ve tezlerle “ben bu işten az çok anlarım” diyerek ticarete atılsam, sokakta beni tefe koyabileceklerinin ve cebimdeki üç kuruşa kadar soyabileceklerinin farkındayım. Çünkü sokakta ve şehirde ahlaka, helal kazanca dayalı bir ticaret ve esnaflık anlayışı maalesef yok. Helali haramı gözeterek esnaflık ve tüccarlık yapanlar bile kendilerini korumak için bin türlü tedbir alarak bu işi yapıp evlerine helal ekmek götürmeye çalışıyorlar, farkındayım. İşte bu kapsamda riba’dan bahsedeceğim. Kuran’da riba’dan şiddetle kaçınılması öğütlenir. Ama nedense “riba” bu güne kadar anlam daralmasıyla sadece “faiz” olarak anlatılagelmiş. Bu durum toplumdaki birçok ahlaksız ticaretin mübah zannedilmesine yol açmış durumda.

2-Bakara 278 Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve eğer inanmışsanız, ribadan artakalanı bırakın.

Riba sadece bildiğimiz anlamda faiz değildir. Riba; artma, şişme, fazlalaşma, yükselme gibi manalara geliyor. Ama bu artış terim olarak kullanıldığında KARŞILIKSIZ bir artış, karşılıksız bir kazanç olarak anlamlanıyor. Yani adil bir ticaretten doğan kâr etme buna dâhil değil. Ve en az bunun kadar önemli olan bir diğer husus ise; riba sadece para ile ilgili bir kavram da değil. Kuran’daki mal kavramı hem parayı, hem eşyayı, hem taşınırı, hem taşınmazı içerir.

4-Nisa 29,30 Ey iman edenler, mallarınızı, sizden karşılıklı anlaşmadan (doğan) bir ticaretten başka haksız ‘nedenler ve yollarla’ (batılca) yemeyin. Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin. Şüphesiz, Allah, sizi çok esirgeyendir. Kim haddi aşarak ve zulmederek böyle yaparsa, biz onu ateşe göndeririz. Bu Allah için pek kolaydır.

İster para olsun isterse bir eşya KARŞILIKSIZ olarak arttırılarak alınıp satılıyorsa hepsi riba kavramının ta içine giriyor. Ribayı ve alışverişi birbirine benzeterek ikisini de helal, ya da tam tersine ikisini de haram ilan edenler ayetleri dikkate almış değillerdir. Alışveriş faiz değildir, riba değildir. Alışverişte karşılık vardır. Karşılığı olan bir malı veya hizmeti almak vermek alışveriştir. Ama alış var veriş yoksa, yani karşılığı yoksa ona alışveriş denmez. İnfak edilmesi müstesna, haksız ve batıl yollardan başkasının malını yemektir o.

2-Bakara 275 Riba yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: ‘Alım-satım da ancak faiz gibidir’ demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (ribaya) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah’a aittir. Kim (ribaya) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

Daha anlaşılır olması için şöyle de açıklayabiliriz: Alışverişte karşılığı olan, halkın ya da muhatabın ihtiyacını karşılamak üzere bir hizmetten ötürü bir kar sağlanıyorsa burada bir sıkıntı yok. Örneğin; hâlden sebzeyi alıp pazara müşterinin ayağına kadar getiriyorsanız bir hizmet yapıyor, hem maliyet hem de emek sarf ediyorsunuz demektir. Gayet makul bir kazançtır. Ama pazarda o tezgâhtan aldığınız sebzeyi iki tezgâh ötede daha pahalıya satıyorsanız hem müşteriyi, hem kendinizi kandırıyor, hem de Allah’ı kandırdığınızı zannediyorsunuz demektir. Alın size riba, alın size faiz, alın size KARŞILIĞI olmayan bir kazanç. Faizin, ribanın her türlüsü var. Eğer poşete attığın çürük domatesleri de kiloya dâhil ediyorsan karşılıksız bir kazanç. Eğer bile bile ilk kullanıldığında kırılacak çakma aleti iyi bir mal diye satıyorsan karşılıksız.

Daha büyükçe bir örnek vereyim. Bir belediyede bir hizmetiniz karşılığında maaş alıyorsanız gayet makul bir kazançtır. Ama o belediyede adı var kendi yok olan bir makamı işgal ederek ayda bir iki defa uğrayarak idare ediyor ve “bu bizdendir” diye size maaş veriliyorsa durum nedir!!! Dışarıda işsiz gezen bir sürü insan çırpınırken bu ribanın ta kendisi değil midir?

Örneği biraz daha büyüteyim. Birisine arabanızı satmanızdan dolayı edindiğiniz kâr gayet makuldür ya da fabrikadan araba getirip sergileyip satabilirsiniz. Ya da bir araba alır tamir eder ya da daha iyi bir hale getirir satarsınız, bence bunda da sorun yok. Ama arabaya ihtiyacınız olmadığı halde araba alıp ertesi gün onu satmanız, böylece araba alıp satmayı alış veriş zannederek meslek haline getirmeniz piyasada sahte bir talep ve dolayısıyla talebe karşılık azalan mal karşılığı fiyat yükselişi demektir. Bu fiyat yükselişinden kazandığınız KARŞILIKSIZ kâr ribanın ta kendisi değil midir? Sadece soruyorum…

11-Hud 85 ‘Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp- eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.’

İnsan başına gelmeyince bazı gerçekleri görmekte zorlanıyor. Ama Allah ayetleri anlaması için insanın karşısına birer birer çıkartıyor. Sözgelimi İstanbul’da en az 600.000 boş konuttan söz ediliyor. Buna rağmen bir sürü aile ev satın almak ya da kiralamak için bütçesine uygun ev bulamıyor. Fiyatlar çok yüksek. Oysa bu kadar boş konut varsa, mal çoklandığı için talep aşağıda kalmalı ve dolayısıyla fiyat düşmeliydi. Ama piyasadaki gerçek nedense bu değil. Öyle saçma bir mantık ki hem talep çok, hem de boş ev çok. 3+1 evler cadde üstlerinde 300.000’den, sıfırsa 400.000’den başlıyor. Kiralar ise 1000 ile 2000 arasında. Azıcık mahalle arasına girseniz bile belirgin bir düşüş yok. Peki talepleri ve dolaylı olarak fiyatları bu kadar şişiren nedir? Elbette sahte talepler başı çekiyor. Demek ki parasından para kazanmak isteyen birileri, araba örneğinde olduğu gibi aldığı evi tamir etmeden, hiç dokunmadan hemen akabinde satıyor, KARŞILIKSIZ olarak ev alıp satmayı meslek haline getiriyor. Taşınmaz malı müşterinin ayağına sanki taşıyormuş gibi alıp satmaya alışmışlar. Oysa bu sahte talep olmasa, arz fazla olduğu için ihtiyaç sahibi aileler bütçelerine uygun ev bulabilecekler. Ama mevcut durumda ceplerindeki para gereksiz yere (para yığmak uğruna) alınıp satılan mal karşılığında değersizleşiyor.

26-Şuara 183 İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.

Daha da büyüteyim. Birilerine bir yerlerin değerinin bir takım ekonomi ya da şehircilik politikaları ile yükseleceğini önceden bildiği için oraları önceden parselliyor ve oradaki yerleşik hak sahiplerine küçük rakamlar ödeyerek ardından büyük rakamları kazanıyorlarsa bu da ribanın, rantın ta kendisi değil midir? O birileri daire başına en fazla 60.000 lira harcayarak inşa ettikleri evleri 660.000 liraya satıyorlarsa burada ticaret ahlakı nerede? Kayalara harika evler yontanlarla, İstanbul’a muhteşem gökdelenler, plazalar dikenler arasında çok mu fark var? Dağın bir başına TOKİ evleri dikerek mortgage faiziyle fakirin maaşına da ambargo koyulması faizin, ribanın ta kendisi değil mi!!! Bir gün mortgeyçler mortu çekerse kredileri verenler mi batacak zannediyorsunuz!!! O kayıplar yine kimden çıkacak zannediyorsunuz!!! Gerçekte depremden korunmanın amaç gösterildiği kentsel dönüşümü ranta, ribaya çeviren ve depremden korunmayı bile vatandaşa satan anlayış nedir? Malın iyisi, değerlisi ve taşınırın taşınmazın zenginlerin elinde dolaşıp durması nedir? Sadece soruyorum…

59-Haşr 7 Allah’ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü’ne verdiği fey, Allah’a, Resûl’e, (ve Resûl’e) yakın akrabalığı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet (güç) olmasın. Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır.

“Elçi size neyi verirse onu alın” ayetlerindeki gerçek manayı “hadisler de ayetler gibidir” diyerek gafilce es geçenler bu gerçekleri göremezler. Bu rantçılık, bu faizcilik, bu ribacılık, alışverişte bu “her yol mübah” esnaflığı ve tüccarlığı, bu haksız ve karşılıksız para kazanma hevesi, kahvehanede oturan adamdan tepede hükümler veren adama kadar hemen herkesi sarmış durumda. “Faiz”i sadece tefecilik zanneden ve “faiz haramdır”ı sadece bankadaki üç kuruşundan yıllık yüzde beşbuçuk kazanmak olduğu ile sınırlı sanan anlayış, rantın, faizin, ribanın içinde gafilce yüzüyor ama kendini hala doğru yolda zannediyor.

Garibim yıllarca biriktirmiş 50 lira, bunu bankaya koyarsam harama girerim diyor ama o 50 liranın üstüne 150 lira düşük faizli kredi alıp borç ödemeye devam etmeyi doğru zannediyor. Depremden korunma anlayışı, bankaları kazandırmaya dönüşmüş. Kendi dindar devleti bile vatandaşına faizle ev almasını tavsiye eder, hatta zorlarmış meğer!!! Nerede kaldı hani o senin özlemini duyduğun, bankaları ve faizi yasaklayacak şeriat devletin ey sofi? Bir yerlerde hata yaptığını biliyorsun ama anlamak için kimseyi dinleyesin yok. Çünkü farkındasın ki işine gelmiyor. Yutmuşsun afyonu. Oturduğun evin ederinin yükselmesi, üçe alıp onüçe satabiliyor olman, hoşuna gidiyor, aynen sana o eskiden aynısını yapmış olanlar gibi. Çünkü betonlar arasında o eski çayırı görememenin burukluğu burnunu sızlatsa da, üç kuruşluk alışverişinden memnunsun. Çünkü alışveriş yaparken kalbin parayla öyle haşır neşir ki Allah’ın ne dediği aklına bile gelmiyor.

3-Ali İmran 130,131 Ey iman edenler, ribayı kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah’tan sakının, umulur ki kurtulursunuz. Kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.

Eğer ete su şırınga ediyorsan, eğer sabahki demliği öğleden sonra bardağa koyup satıyorsan, eğer patatesi et fiyatına dürüme doldurup satıyorsan, eğer baraj suyunu kaynak suyu diye şişeliyorsan, eğer adın var diye öylesine kitap yazıyorsan, eğer zorla tıklatmak için reklam koyuyorsan, eğer saati doldurmak için ders anlatıyormuş gibi yapıyorsan, eğer kopyalayıp yapıştırıp benim diyorsan, eğer başkasının bestesini çalıyorsan, eğer mecliste ayda bir el kaldırmayı vekillik zannediyorsan karşılığı yok. Karşılığı olmayan kazanç ribanın ta kendisi değil midir? Sadece soruyorum… Hüküm koymuyorum. Tüm bunları düşünelim diye soruyorum ve ayetleri bu yüzden hatırlatıyorum.

11-Hud 86 ‘Eğer mü’minseniz, Allah’ın bıraktığı (helal işlerden olan kazanç) sizin için daha hayırlıdır. Ben üzerinizde bir gözetleyici değilim.’

Bu kapsamda ülkemizi ve ekonomimizi yönetenler ve onları denetlemekle sorumlu muhalefet ederler için “99 koyun kıssası” en güzel yol gösterici örneklerden biridir (38:23). Eğer onların kurduğu hatalı düzenler 99 koyun sahibini 1 koyun sahibi karşısında haklı çıkartıyorsa, eğer bankanın koyduğu hesap işletim ücretinin 0,1 kuruşu kapanmadı diye birkaç yıl sonra vatandaş kanunen kocaman bir borç ödemek zorunda kalıyorsa, eğer halkın uğradığı ekonomik zulümleri engelleyecek kanunlar çıkartılamıyorsa, çıkartılan kanunlar mahkemelere muhtaç ediyorsa, iktidar sahipleri de Davut gibi pişman olup malı olanın malına, fakirin elindeki son malı da katmasına haklı nedenler üreten hatalı icraatlarından vazgeçmelidirler. Tabi eğer ayetlerin onlar için de bir anlamı, bir izdüşümü olabileceği akıllarına geliyorsa!!!

7 thoughts on “Riba | Karşılıksız Kazanç

  1. “ömrümde haram para yemedim” sözünün zerre inandırıcılığı kalmadığı bir zaman diliminde yaşıyoruz bu beni çok ürkütüyor. asla hakkım olmayan şeyi alıp yememeye çalışsam da aldığım maaş faiz sisteminden geliyorsa ” boğazımdan haram lokma geçmedi” söyleyecek lükse sahip değilim!

    İyi-kötü,doğru-yanlış o derece bir birine karışmış ki artık büyük çoğunluk dinden uzaklaştığını fark edemiyor bile. Hep diyorum müslüman olduğunu söyleyenler güvenemiyorsak biz çoktan uçuruma düşmüşüz de çıkmaya çalışmak yerine çukurumuzu iyice derinleştirmekle meşgulüz!
    Aynı denize bakan aynı evlerden biri 300 bin lirayken diğeri binlerce dolar… Peki neden? Ya da günde 12 saat çalışan bir işçi asgari ücret alırken onun emeğiyle para kazananın yemek parası bile o işçinin maaşından bile fazla,peki neden?

    İnsanlar neden düşünmüyor çok iyi anlıyorum. Çünkü düşünmek yoruyor, üzüyor ve bazen de size haksızlıklar karşısında acziyetinizi gösteriyor…düşünmek fark ettiriyor bu da çoğu kişinin işine gelmiyor maalesef!

    Faiz haksız kazanç olduğuna göre olay öyle büyük ve yaygın ki herkesin yediği lokmasını uzun uzun sorgulaması lazım vesselam…

  2. Kamil Bey kardeşim, yazılarını gerçekten severek ve isteyerek okurum.Genel olarak fikirleriniz ve açıklamalarınız düşündürücü ve ileriye yönelik araştırma hissi doğurur bende.

    Yalnız bugünkü yazınız sanki biraz maksadı aşmış gibi geldi.Örneğin, oto galerisi olan bir kişinin kazancını helal sayarken, ihtiyacı olmayıp ta günlük araba alıp satan kişinin kazancının haram olduğunu düşünmek bence kitaba uyan bir yorum olmamış.(Hiç Arapça bilmememe rağmen.)

    Yine sebze satmak örneğinde de yaptığınız benzetme bence uygun değil.
    Ticarette asıl olan; karaborsa yapıp suni fiat artışı yapmamak,verilen söze / anlaşmaya uymak,eksik tartmamak,çürük / kusurlu malı satmamak yada ona göre değer biçmektir. Bu durumların olmadığı bütün alış verişler, her iki tarafın rızası olduğu müddetçe,anlaşılan satış bedelinin üzerine ilave / gecikme zammı yapılmadığı sürece bence helaldir.

    Dünyanın nüfusu günde yaklaşık 140.000 kişi artıyor ve üretim aynı hızda gitmiyor dolayısı ile talep her gün artıyor ve buna eşdeğer olarak ta fiatlar yükseliyor.Böyle bir ortamda insanların para kazanmak için (yukarda bahsettiğim durumlar hariç) dilediği gibi, istediği fiattan satarak ticaret yapmasının bir sakıncası olduğunu zannetmiyorum.

    Ha toptancıdan alıp markette suyu tanesi 50 kuruştan satmışsınız ya da toptancıdan alıp sahile götürüp tanesini 1.5 Liradan satmışsınız ben arada ticari olarak bir fark göremiyorum.

    Tabi herşeyin doğrusu Allahımz bilir.

    Selamlar.

  3. Konur; Değerli kardeşim, kısmen hak veriyorum. Makul bir yorum olarak görüyorum. Verdiğim örnekler maksadı aşmış olabilir. Hiçbir şeyi haram ilan ettiğim yok aslında. Tek söylemek istediğim kazancın karşılıksız olmaması gerektiğidir. Teşekkürlerimle…

  4. Pazar tezgahının görünen yüzündeki domatesle, eve getirdiği poşetten aynı domates çıkmıyorsa bu memlekette kimse islamdan bahsetmesin

  5. Konuyu biraz açabiliriz sanırım. Riba karşılıksız kazanç sağlamak, yani fazlalık elde etmek. Yani Riba karşılıksız alınan anlamına da çıkabilir, ama infak ise karşılıksız verilen yani Allah rızası için paylaşılan manasında ele alınabilir. Münafık ile infakı gerçekleştirmeyen yani harcamayan, yani iki yüzlü olan insan inanmış gibi gözüküp, kalp ile tasdik etmeyen. Peki günümüzde de münafıklık yok mudur ? En güzel şey paylaşmak iken, Allah rızasını kazanabilmek iken paylaşarak (sadakalar artarken) insan niye hile ile batıl olan şeyler ile başkalarının rızkını haksız yere almaya çalışsın ? Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapmamalısın işte her şey yine niyette bitiyor. Eğer ki Allah’a ve din gününe iman eden bir müslüman ise, peygamber ile bize tebliğ ettiği Kuran’ın da bize söylediği gibi ribadan arta kalanı bırakır, gerçek sahibine teslim eder yani ana paran, malın artık ne ise yine senindir…

    Lakin banka konusunda insanların biraz sömürüldüğünü düşünüyorum. Çünkü paranın işletilmesi ile sana enflasyon oranının altında paranın değer kaybetmemesi için verilen bir fazlalık var. Para kendi başına değil borsaya göre değer kazanan veya kaybeden bir malzeme…Bir alım değeri var ve piyasada bugün 10 lira olan ürün bir daha ki sene 11 lira değere alınabiliyor. Buradaki 1 liralık mal üzerindeki borsaya endeksli artışın tüketiciyi etkilememesi için tüketicinin elindeki sermayeninde aynı oranda artabilmesi gerekmekte değil midir ? Kar payı adı altında benzer bir uygulamayı finans kurumları yaparken, bankaların bunu farklı ve yanlış kurumlarda yaptığını söyleyerek bankaları kötülemek değil midir ? Ya bankalar paranızı iyi yerde değerlendiriyorsa ? Bunu hiçbir zaman bilemeyiz ki …Bir şirketten hisse alırız, ama o şirketin kötü işleri de olabilir ama biz bunu bilmiyoruzdur sadece görüntüyü görmüşüzdür, peki bundan sorumlu olur muyuz ?

    Bankada verilen vadeli hesaba faiz ile anlatılan riba aynı şeyler midir ? Döviz alım satım ve kar elde etmek doğru bir kazanç mıdır ? Kazanılan paranın kullanım amacı da önemli midir ? İnsanın kalbindeki niyet onun kazancının şekillenmesine etki eder mi ? Para bir araç mı yoksa bir amaç mı ?

    Aslında hepimiz düşünmeliyiz ve doğruya yaklaşmaya çalışmalıyız, Kuran aklını kullanmayanın üzerine pisliğin geleceğini söylüyor.

    En doğrusunu yüce Allah bilir.

    Selamlar

  6. Peki helal yoldan bir malı ya da hizmeti satmak istersek karımız ne yapmalıyız ki biz adil olalım ve ribaya düşmeyelim? Bunun bir standardı mı var? İki tezgah ötedeki adam %100, ben de %20 kar ile satıyorum diyelim, bunların hangisi en doğru, ya da ne bileyim %40 mı en adil olan kar. Bunu belirleyen mekanizma nedir (bence piyasa degil) ve neye göre çalışır/çalışmalı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir