Yeminini Bahane Edinmek

işid

“Yemin/Sağ El” Bahsi | 5.Bölüm

Maide 53’te yine yeminden bahsediliyor. Bu ayetin önü ve arkası incelendiğinde var gücüyle yemin eden münafıkların cahiliye hükümlerini ayakta tutmak isteyenler ve daha önceki kutsal metinleri öne sürerek Allah adına yalan uydurucular olduğu hatırlatılıyor. Maide 89’da yemin bahsi ve kefareti daha geniş açıklanıyor.

fî eymânikum | yeminlerinizdeki

5-Maide 89 Allah sizi, yeminlerinizdeki ‘rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden’ dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) kefareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkân) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz.

Yine bu ayetin kendisi, önü ve arkası incelendiğinde hep infaktan bahsedildiği anlaşılır. Yine Maide 108’de yemin kelimesi geçer ve bir önceki ayetle (5:107) birlikte vasiyette şahitlik ve mal paylaşımından bahsedildiği görülür. Enam 109’da ise ayetler, gelirse inanacaklarına dair kuvvetle yemin edenlerin önlerindeki ayetleri göremediği anlatılır. Aynen çok eşlilikle ilgili İsra 3 ayetinin en önemli şartının görülememesi gibi. Bu durumu Enam 110 çok iyi açıklıyor.

6-Enam 110 Onların kalplerini ve gözlerini, ilkin inanmadıkları gibi tersine çeviririz ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terkederiz.

Birçok insan çokeşlilik ve kimlerle evlilik diye şaşkın şaşkın çözüm bulamadan dolaşıp duruyor. Allah neyi murat etmiş diye uğraşıp duruyor da Allah’ın “infak edin” emrini göremiyor.

an eymânihim | sağlarından

Bazı ayetlerde kelime sağ taraf anlamında da kullanılmış. Bunu da ihmal etmeyelim. Ama yine de sağın temsil ettiği, Allah’ın doğrusu olsa gerek.

7-Araf 17 ‘Sonra muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın.’

nekesû eymânehum | antlaşmalarını bozdular

Sadece eski ahid ve yeni ahid ya da Kuran değil insanlar arası antlaşmalarda da aynı kelime kullanılıyor.

9-Tevbe 12 Ve eğer antlaşmalardan sonra, yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize hınç besleyip-saldırırlarsa, bu durumda küfrün önderleriyle çarpışın. Çünkü onlar, yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar.

9-Tevbe 13 Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır.

Nahl 38’de Allah adına ileri sürdükleri iddiaları hakkında yine olanca gücü ile yemin ettiği halde insanların çoğunun Allah’ın gerçeklerinden bihaber olduğu açıklanır. Nahl 71’de yine yeminleri altında bulunanlar geçer ve yine onlara infak ve onları rızıklandırma öğütlenir.

16-Nahl 71 Allah rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip-verici değildirler. Şimdi Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

Bir kez daha yeri gelmişken; üstün kılmak bir konuda avantaj vermektir ve bunun elbette sorumluluğu vardır. Bu nedenle erkeklerin kadınlar üzerinde Allah’ın emrettiği sorumluluğu vardır. Kadının da kendi yönlerinden avantajları ve bu yönde sorumlulukları vardır. Bu bir işbölümüdür. O yüzden nikâh yapıyoruz. Birbirimizi yönetmek için değil, birbirimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek ve gözetmek için. Bu ayetten sonraki ayetlerde de hep rızıktan öğütler verilir.

Yine Nahl suresi 91, 92 ve 94’üncü ayetlerde yemin lafzı geçer ve çok ciddi uyarılar verilir. Önüyle arkasıyla bakalım.

16-Nahl 90 Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.

Gördüğünüz gibi yine infaktan, vermekten, adaletten bahis var. Daha sonra ise bir milletin bir diğerinden bazı konularda iyi durumda olmasının bir imtihan vesilesi olduğu anlatılıyor.

16-Nahl 91 Ahidleştiğiniz zaman, Allah’ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın; çünkü Allah’ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.

16-Nahl 92 Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup-çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

16-Nahl 93 Eğer Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız.

Ve ardından çok çok ciddi bir uyarı geliyor. Dikkatli okuyalım.

16-Nahl 94 Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah’ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir.

Allah korusun. Eğer Allah’a verdiğimiz sözlerden ve kitabımızdan ötürü bozgunculuğa destek verir isek imandan sonra ayağımızın kayması söz konusu. Din adına zulmedenlere ses çıkarmayanlar veya “Allahu Ekber” diyerek kelle kesip adam öldürenler geliyor gözümün önüne. Onlar da aynı kitaba inandıklarını söylüyorlar maalesef. Öyleyse…

16-Nahl 98 Öyleyse Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

Müminun 5,6,7 ve Mearic 29,30,31 ayetleri yine ihtilafa düşülen hususları kapsıyor. Sağ ellerinin malik olduklarına karşı ırzı koruyup korumama meselesi. Bu hususta tarihsel bakışa hak vermiyor değilim. Ancak tarihe bakarken ayetleri tarihe gömüp hükmü kalkmış muamelesi yapamayız. Bu durumda birileri beğenmediği her hükmü tarihsel diyerek çöpe atmaya kalkabilir. Dersi görebilmek gerek. Aksi takdirde bu ayetlerdeki öğüdü göremeyip işimize geldiği gibi hüküm çıkarmaya kalkarsak bugünkü toplumun düzenini tehdit eden çok yakışıksız sonuçlara varabiliriz.

Bu ayetlerin verdiği hükümler o günkü örfi sın
ırlar içerisinde değerlendirilmelidir. Allah’ın kınamadığını biz kınayacak değiliz. Bugüne ayetleri izdüşürdüğümüzde bugün yaşadığımız toplumdaki örfi değerleri yok saymadan Allah’ın sınırlarını gözeterek ve toplumda bozgunculuk çıkarmayacak şekilde hareket etmeliyiz. Üstelik bu ayetlerin önünde ve arkasında aslında bir müminin salatını nasıl huşu içerisinde ikame edeceğinden bahsedilir. Zevcler özgür eşler, sağ elin malik oldukları özgürleştirilen eşlerdir. Toplum onları, bu kadınlar mı diye kınasa da Allah bu konuda kınamıyor. Her ikisi için de nikâh söz konusudur. Nisa 25 de bunu işledik. O ayetten bağımsız olarak sadece bu ayetler göz önüne alınırsa hata yaparız. Bu kadınlardan bazıları evlendikleri halde hizmete devam ederler ve dolayısıyla tam özgür değildirler… Anlayana…

Ayrıca Nur 31-33, Rum 28, Ahzab 50-55, Mücadile 3, 16 gibi ayetlerin satır aralarında da benzer durumlar söz konusudur.

ittehazû eymânehum cunneten | yeminlerinin arkasına gizlenmek

Birçok ayette yeminlerinin ardına gizlenen, onları siper edinen, bize böyle öğretildi diyen, hatta kitabımızda böyle yazıyor diyerek dilediği hükmü alıp esas dersi es geçenler eleştiriliyor. Münafikun 1,2 de böyle bir durum vardır. Sen Allah’ın elçisisin diyerek şehadet eden bir takım kimselerin bunu kalkan edinerek insanları Allah’ın yolundan alıkoyduklarından bahsedilir. Söylenen söz kitaptan ya da değildir ama anlatılanın Allah’ın öğüdüyle alakası yoktur. Niyet farklıdır. Ayetlerin devamında bu durum açıklanır.

63-Münafikun 1,2,3,4 Münafıklar sana geldikleri zaman: ‘Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’ın elçisisin’ dediler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder. Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah’ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar. Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar. Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.

Kendilerine “devletül islamiye” diyen ve yeminlerini (Allah’ın kullarıyla sözleşmesi olan ayetleri) bahane ederek yeryüzünde bozgunculuk çıkaran IŞİD, El Kaide, Taliban ve benzeri çeteler kadar onlara ve onların kurucu zihniyetine yeterince karşı çıkmayan ve sessiz kalmayı yeğleyen devletleri ve devlet adamlarını da bu arada Allah’a havale ediyorum.

Hiçbir ayeti bölünme gerekçesi yapmayalım ve şu ve benzeri ayetleri aklımızdan çıkarmayalım. Allah ihtilafa düşmeyelim diye kitap gönderirken biz tutup onu bölünme ve bozgunculuk gerekçesi haline getirmeyelim.

42-Şura 14 Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki ‘tecavüz ve haksızlık’ dolayısıyla ayrılığa düştüler…

3-Ali İmran 19 … Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ‘kıskançlık ve hakka başkaldırma’ yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.

2-Bakara 213 İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan ‘azgınlık ve kıskançlıkları’ yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (Kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir.

10-Yunus 19  İnsanlar, tek bir ümmetten başka değildi; sonra anlaşmazlığa düştüler…

Yemin kitaptır, yemin verdiğimiz sözdür, yemin ahidir, yemin sahip olduklarımıza ait sorumluluklarımızdır. Yemin kelimesi hepsini kapsar. En büyük yemin ise Allah’a ortak koşmayacağımıza dair yeminimizdir. Alınacak dersi almak ve mutmain olduğumuz doğruları anlatmak yerine detaylarda boğulup hizipleşmeye gerek yok. Yeminini bilenlerden, ahdine vefa gösterenlerden, Allah’ın ayetlerini değiştirmeye kalkmayanlardan, aklını kullananlardan, rehber edindiği kitabı kendine göre eğip bükmeyenlerden, bölünüp hizipleşmeyenlerden, ondan ders alanlardan, bu yolda makbul ve güzel işler yapanlardan ve Allah’a verdiği sözünden dönmeyenlerden olmamız dileğiyle.

Kalemzáde Kãmil

kalemzade.net | @kalemzade

“Yemin/Sağ El” Bahsi Tüm Bölümler

1.Bölüm | Sağ Ellerin Malik Oldukları

2.Bölüm | Nisa 3 | Çok Eşlilik

3.Bölüm | Yemin Altında Olanlarla Yetinmek

4.Bölüm | Erkek Üstün müdür?

5.Bölüm | Yeminini Bahane Edinmek

2 thoughts on “Yeminini Bahane Edinmek

  1. Pingback: Erkek Üstün müdür? | kalemzade.net

  2. Merhaba Cengiz Bey.
    Paylaşımlarınızı gerçekten farkındalıklar edinerek okuyorum, çok teşekkür ederim.
    Sormak istediğim bir şey var.
    Bazen kendime sözler verip, yeminler ediyorum ama nefsime yenik düşerek bozabiliyorum. Allah’a sığınıyorum, af diliyorum ama gene de kendimi yeminimi bozduğum için suçlu hissediyorum. Mesela Allah şahidim olsun ki bir daha sigara içmeyeceğim gibi, ya da şu kişiden uzak duracağım gibi; ama bir süre sonra yapmam dediklerimi yapıyorum. Bir daha böyle konularda yemin etmemeye karar versem de eski bozduğum yeminlerle lgili çelişkilerdeyim.
    Kur’an’ı okuduğumda bununla ilgili bir şey algılayamadım. Sizin bir izdüşümünüz var mı?
    Saygılar ve sevgiler..

Bir Cevap Yazın