Nisa 3 | Çok Eşlilik

“Yemin|Sağ El” Bahsi | 2.Bölüm

Şimdi geldik çok tartışılan bir ayete. Hani içinde hem yemin hem çok eşlilik geçen. Acaba gerçekten asıl mesele cinsellik mi!… Birileri çok eşlilik ruhsattır diyor, isteyen dört kadınla evlenebilir!!! Bu iddianın bir kısmı bana göre doğru bir kısmı ise yanlış. Evet dört eşle evlenmek bir erkek için ilk bakışta ruhsat gibi duruyor. Ama her isteyen evlenemez. Silah almak için ilçenizdeki emniyete başvurun bakalım. Size silah ruhsatı verecekler mi? Bakın bakalım size kaç tane şart koşacaklar? Neden silah istediğiniz sorulacak en başta? Hasmınız mı var, başınıza ne geldi, tehdit mi edildiniz, taşıyacak mısınız yoksa evde mi bulunduracaksınız? Ve saire ve saire… Peki Allah dört eşe ruhsat veriyor da şart koşmuyor mu? Okuyalım…

4 Nisa 3 Şayet yetimler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alınız. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, bir tane alınız; yahut ellerinizin altında bulunanlarla yetininiz. Zulüm ve haksızlık etmemeniz için en uygun olan budur.

Belki de bazılarımız ilk defa ayeti dikkatle ve yavaş yavaş okudukları için yukarıdaki ana şartı ve diğer şartları da ilk defa gördü!!! İkişer, üçer, dörder kadınla nikahlanabilmek için demek ki elinizin altında yetimler olması gerekiyor, gördük mü!!!

İsterseniz baştan sayalım şartları… İkişer, üçer, dörder kadınla evlenebilmek için en başta adaleti gözetmek ve Allah’a verdiği sözün dışında bir şeyler hedeflememek gerekiyor. Ayetin ortasındaki dört sayısını görüp atlayanlardan olmamak gerekiyor yani. Sonra bir kez daha bakın, elinizin altında yetimLER olması gerekiyor. Hedefinizin cinsellik değil “bu yetimlere nasıl bakarım” olması gerekiyor. O da yetmiyor, bu yetimlerin arasında adaletli davranabilmekten korkar hale gelmek gerekiyor. O da yetmiyor, bir yetmezse iki, sonra yetmezse üç, yine de yetmezse en fazla dört kadınla nikâhlanmak gerekiyor. Bu kadınlarla nikâh ahdi yapılmasının nedeni yetimlerin korunup gözetlenmeleri, bakımlarının sağlanmasıdır. Her akşam başka bir hanımla yatmak değildir maksat!!! O da yetmiyor, evlendiğiniz kadınların arasında eğer adaletli olmaktan korkarsanız yine de bir tane ile yetinmek gerekiyor. Kimseye zulmetmemek ve haksızlık yapmamak gerekiyor. Kendinde bu takvayı, bu malı mülkü ve bu cesareti gören varsa sözüm yok. Buyursun alsın istediği miktarda eşi!!! Ruhsat var. Geçen de geçmiştir, ona da eyvallah…

Şu ayetteki asıl maksadın cinsellik olmadığını, infak, zekât, sadaka, yoksula yardım, yetimi kucaklama olduğunu görmeyenlerin beni anlayacaklarını zannetmiyorum. Çokları zannediyor ki Kuran’daki nikâh kavramı sadece bildiğimiz anlamda evlilikle ilgilidir! Ondan sonra deisti, ateisti peygambere vuruyor, müslümanım diyeni rivayetlerden ruhsat üstüne ruhsat çıkarıyor. Kimse yetimi ve yoksulluktan sürüneni aklına bile getirmiyor. Çoğu şehveti peşinde, kendince harem kurma peşinde. Cebinde üç kuruşu yok, ağzında Nisa 3 ayetinin ortasındaki bir cümle. Dört kadınla evlenebilirmiş!!! Kaç yetime baktın, kaç tane yoksula babalık ettin, ne kadar infak ettin bu güne kadar!!! Çoğu evleneceğinden de değil ya! İçindeki hastalığın dışa yansıma biçimi. Git evlen! Evlen de önce yayığında bir yudum ayran salla, sonra tahtırevanla gidersin gideceğin yere!!!

Yok Kalemzade, öyle değil. Burada asıl maksat infak falan değil diyorsanız hala, açın Kuran’ı, önceki ve sonraki ayetlere de bakın. Nisa 1’de akrabalık bağlarını koparmamaktan, Nisa 2’de yetimlerin mallarını yemenin ne büyük bir günah olduğundan, Nisa 4’te kadınların mihrini vermekten, Nisa 5’te aklı ermeyenleri rızıklandırıp, giydirmekten, Nisa 6’da kimsesiz ama malı olan yetimlerin mallarını onlara iade etmekten, Nisa 7’de ana babadan kalan mirasın erkek ve kadınlara eşit pay edilmesinden, Nisa 8’de mirastan yakınların ve yoksulların da rızıklandırılmasından, Nisa 9’da korunmaya muhtaç çocuklardan, Nisa 10’da yetimlerin mallarını yiyenlerin karnını ateşle doldurduklarından bahseder ve böylece devam eder gider. Şimdi siz kalkıp bu ayetlerin ortasında olan Nisa 3’deki dört eşe, ayetin tamamını bile okuyup anlamadan takılıp orada cinsellikten mi bahsedildiğini söylüyorsunuz!!! Hadi her satırımı yok sayın ama ayete dönüp bir daha bakın, çok eşlilik için hiç bir şart yok mu!!!

Nikah deyince aklımıza sadece cinsellik mi geliyor!!! Niçin bu kadar çok kadınla nikâhlanma ruhsatı verildi peygambere ve müminlere anlamıyor muyuz? Allah başka bir şey anlatıyor, biz başka şeyler arıyoruz. Onlar zulüm gören ve ölüm tehdidiyle burun buruna yaşayan, savaşlarda katledilen ve erkeklerinin genç yaşta ölenleri çok olan müminlerdi. Üstelik yaşadıkları kültür ve örfte, insanlar köle olarak kullanılabiliyordu. Böyle bir yaşam tarzında yaşayan ve modern çağın gereklerinden habersiz bir toplumda doğup yaşadığı için bazı şeyleri modern çağa göre farklı ve olağan görmeleri gayet normaldir. Ve Allah bu insanlar hakkında hüküm verirken adaletli olacaktır. Onları bugünkü toplumun ulaştığı medeniyet seviyesine göre değerlendirmeyecektir. Allah burada infaktan ve yetim haklarından bahsediyor, biz kim kimle cinsel ilişkiye girecek diye bakıyoruz!!! Fazla kadınla nikâhlanma bir ihtiyaçmış ki bu ruhsat verilmiş. Ama ihtiyaç erkeğin şehvet ihtiyacı değil, yetimin karnını doyurma ihtiyacıdır. Hem de örfün gerektirdiğine tedricen müsaade. Anlayana…

3.Bölüm | Yemini Altında Olanlarla Yetinmek

“Yemin/Sağ El” Bahsi Tüm Bölümler

25 thoughts on “Nisa 3 | Çok Eşlilik

  1. Gönlüne, emeğine, ilmine sağlık Kamil Kardeşim. Allah razı olsun. Çoğunluk tarafından bu yazının anlaşılabileceğini hiç sanmıyorum. Bu konuda Allah’ın ayetini bir kenara koymuşuz ve bizlerin önceliği hep uçkur ve gösteriş olmuştur.
    Selam ve Dua ile,

  2. 33/52
    1. lâ yahıllu : helâl olmaz
    2. leke : sana, senin için
    3. en nisâu : kadınlar
    4. min ba’du : sonradan, bundan sonra
    5. ve lâ : ve yok, olmaz, değildir
    6. en tebeddele : (bedel ile) değiştirmek
    7. bi-hinne : onlar ile
    8. min ezvâcin : zevcelerden, eşlerden
    9. ve lev : ve şâyet, eğer, ise, olsa bile
    10. a’cebe-ke : senin hoşuna gitti
    11. husnu-hunne : onların güzelliği
    12. illâ : ancak, hariç
    13. mâ meleket : malik olduğu şey
    14. yemînu-ke : senin ellerin
    15. mâ meleket yemînu-ke : elinin altında olan şey
    16. ve kânallâhu (ve kâne allâhu) : ve Allah ….. oldu, Allah (dır)
    17. alâ : üzerine, … e
    18. kulli şey’in : herşey
    19. rakîben : murakebe ederek, denetleyerek

    Ahzâb 50-52’de sözü edilen
    mâ meleket yemînuh;
    nebinin yemini kimlere sahipse onlar.

    Iki soru:

    1:”Yemini kimlere sahipse onlar”la nebinin nikahsiz iliskide bulunmasi helal miydi? Dolaysiyla müminlerin “yeminleri kimlere shipse onlar”la nikahsiz iliskide bulunmalari helal midir?

    2.Allah Ahzâb 52’de “Bundan sonra kadinlar sana helal degil; onlari güzel bulsan bile eslerinle degistirmen de helal degil!” diyerek es üstüne es almayi yasakliyor.

    Bu yasagi getiren Allah’a inat
    nebi
    “yemini kimlere sahipse onlar”i
    eslerinin üzerine es aldi mi?

    Ahzâb 50

    Ey nebi,
    sana su kadinlari helal kildik:

    1.kendilerine mehir vererek edindigin eslerin,
    2.Allah’in sana savasta verdiklerinden senin yeminin kimlere sahipse onlar,
    3.akrabalarinin seninle göç eden kizlari,
    4.nebinin de nikahina almayi istemesi sartiyla kendisini nebiye hibe eden inanmis kadin…

    a.efâallâh… Allah’in savasta verdikleri, “esireler”dir.
    b.mimmâ… nebinin yemini kendisine verilen esirelerden yalnizca bir kismina sahiptir, hepsine degil.
    c.ahlelna… “helal kidik” bu dört sinif kadinin hesini kapsiyor.

    Yani nebinin mehir ödeyerek edindigi esleri elbet ona nikahli olduklari için ona helal idiler.

    Tipki
    bunun gibi

    nebiyle göç eden akraba kizlari da ona nikahli olmalari sartiyla ona helal idiler,
    ve nebinin yemini kimlere sahipse onlar nebiye nikahli olmalari sartiyla ona helal idiler.

    Çünkü
    “helal kildik” hepsini kapsiyor.

    “Helal” kadin
    nikah ile
    edinilendir.

    Nebi nikasiz iliskide bulunmadi.

    Ahzâb 52’den sonra ise
    asla
    eş ustune eş almadı ???

  3. Hayatın içinde YETİMler ne zaman çoğalır ? SAVAŞ zamanı değilmi ?
    O topluma ve Kuranın anlattığı ELÇİ nin hayatına bakalım. Savaşlar ve savaşlar ve savaşlar ( uhud,bedir,hendek vs.) Ataerkil yaşayan ve ekonomisi egemen erkek olan bu toplumlarda kadına İŞ SAHALARI yoktur ve TIP gelişmediği için kadınlarda çocuk doğurma bol olduğu gibi korunma yoktu r. Allah ne verdise mantığı vardır. Yusufun 11 kardeşi örneğindeki gibi. İşte bu toplumlarda Hayatın gerçeği SAVAŞlar var ve kocası kardeşi yada babası ölen yüzlerce binlerce mağdur kalmış kadın var o toplumda ne yapacaklar ? İş sahaları yok ama hayatın gerçeği hayat devam ediyor etraflarında yüzlerce kadın ve binlerce genç kız ve YETİMler çoğalmış. Hayatın devamı için ya fuhuş yapacak ya hırsızlık yapacak yada hayat yaşanmaz deyip intiharı seçecek. İşte Bu ŞARTLARDA verilen RUHSAT = Yani SAVAŞ zamanı yani yetimlerin çoğaldığı bu toplumda yapılacak iş mağdur kadınları NİKAHlarına alıp Sahip çıkmak.
    Ayet YETİMler hakkında diye başlar iken günümüzde bile milletvekili bile olmuş bazı insanların YETİM olmadığı halde ikinci EŞ alması hangi ayete uymaktadır. Efendim İSLAMda 4 eşe cevaz verilmiş diyen prof.lerimiz bile var. Hele bazı profler efendim İSLAM gelmeden evvel erkekler 10-20 eş alıyormuş islam gelmiş eş almayı 4 e indirmiş miş. Peh.. Ahirette bakacağız bakalım ayet anlaşılırmı anlaşılmazmı ?

  4. servisoglu67 kardeşimede nacizane ahzab 50 ayetinin maalesef (siyak-sibak) denerek çok büyük bir hata yapılarak yanlış çevirildiğini yada anlaşıldığını iddia ediyorum.
    Ayetin hiç bir yerinde sen AKRABA kızlarını alabilirsin ifadesi ASLA yoktur.
    Yukarıda SAVAŞ zamanı alabileceği eşler helal kılınmış cariyeler helal kılınmış ve birde denerek ( Hani sen hicret ediyordun senin yanındaki akraba kızlarının yanında bir MÜMİN kadın vardı işte o mümin kadın seni kendisine MEHİR (yani ücret almadan nikahlanmak istiyordu) SANA mahsus olarak onu nikahlayabilirsin diyor yani diğer MÜMİNlerde Kadınları korumak amaçlı MEHİR varya seni görüpte seni örnek almasın diye SANA MAHSUS ifadesi konmuştur. Ayet ASLA ve ASLA akraba kızlarını (sana mahsus)alabilirsin demiyor . ÖRNEK vereyim ayetle kıyaslayın ORİJİNALi le farkedeceksiniz.
    ÖRNEKTİR: Ben diyorumki ahmet kardeşim ben evleniyorum ahmette bana diyorki kim bu talihli kız ? bende ona hatırlatma amacı ile hani sen otobüsle amca kızın ve dayın kızı ile balıkesire gidiyordun ya hani onların yanında mavi gözlü kumral bir kız vardı işte ben onunla evleniyorum. LAKİN bakın (SİYAK-sibak) diyerek nasıl ÇEVİRİ yapıyorlar :
    Ahmet kardeşim ben evleniyorum . ahmette bana diyorki kim bu şanslı kız. Ahmet kardeşim hani sen otobüsle balıkesire gidiyordun ya akraba kızları ve bir de onları yanında mavi gözlü kız vardı işte ben onların hepsini yani senin akraba kızlarını ve o mavi gözlü kızı alıyorum.!!!
    Mekkeden Medineye hicret ederken akraba kızları ile onların yanındaki MÜMİN kadını anlatıyor ayet ama bu kadın zaten NEBİ nin karısı olmuş. yani ayet karılarından örneğin zehra diyebilirdi. Lakin Kuranın geneline bakın MERYEM harici kadın ismi zikredlmez. MERYEM ide İSA babasız olduğu için bu TEYİT edilsin diye meryem oğlu İSA der. çünki erkekler baba yada ata ismi ile zikredilir yani anne adı ile zikretmek yoktur.İşte isim vermediği için NEBİsine hatırlatma yaparak (ayete iyi bakın ) sen HİCRET ediyordun diyor. Ayet karılarını anlatacak olsa neden HİCRETten bahsetsin diye sorgulamıyormusunuz ? Sen akraba kızları ile hicret ediyordun onların yanında bir mümin kadın vardı deniyor. Yani AMAÇ = O MEHİR ödenmeden alınan Eş yani MÜMİN kadını tarif edilmesi ve NEBİ ye özel ONA MAHSUS o kadını MEHİR ödemeden almasıdır. Bu kadar basit bir ayet ne hale sokulmuş inanın aklım almıyor.

    • “Cariyeler helal kılınmış.” demişsiniz. İslam’da cariye/kölecilik yoktur. Bu olay dümdüz şirktir. Abd= köle , Sahip = Rab’dir. Abdullah da Allah’ın kulu/kölesi demektir zaten. Meallerde yanlış çeviri var. Ayrıntılı bilgi için : http://19.org/tr/cariye/

  5. BU AYETE VERİLEN MANA YANLIŞTIR. nisa 3. ayet bir öncesinde 2. ayetle birlikte okunduğunda 3. ayetteki ‘nisa’ kelimesi belirlilik takısıyla yani ‘el’ takısıyla gelmiştir. bundan dolayı ‘nisa’ kelimesindeki ‘el’ 2. ayetteki ‘yetama’ kelimesinin bedelidir. tamlama oluşturarak yetim kadınlar(savaşta kocası ölmüş bakıma muhtaç çocukları olan) anlamını verir. dolayısıyla doğru anlam bir önceki ayette allahu teala yetimin mallarını yemeyin bu büyük bir günahtır, ikazını yaptıktan sonra 4. ayette eğer bu yetimlere karşı sorumluluğunuzu yeterince yerine getirmekten korkarsanız o zaman o kadınlardan …dörder evlenin, yine aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir kadınla evlenin, yahut milki yemininizde bulunan ile evlenin diye emrediyor. kamu eliyle ortaya çıkan bu yetim kadınların mağdur olmamaları için bu emre göre gerekeni yapması gerekiyor.

  6. Kalemzade Kamil Kardeşim,

    Bu satırları yazmamın nedeni açıklamaya çalıştığınız konu ile ilgili olarak hüsrana uğramam!.. Yok yok… Sizden kaynaklanmıyor. 4-5 gündür bekliyorum yazan olmadı!..

    Şu an itibariyle İki binli telaffuz edilen takipçin var. Bu sayının, sizin gibi çok değerli bir kalemin, onbinler, yüzbinler, çok çok daha üstü olması en büyük dileğim.

    Konunun “kadın” olduğu bir yazıda, yüzlerce “kadın” takipçinden SES ÇIKMAMASI!.. Onların kendileri hakkında Kur’an’da geçen konulardaki görüşlerini beyan etmemeleri… Ayetin adı Nisa Suresi. Yani “KADINLAR”… Hayal kırıklığım budur.

    Kur’an’ı gerçek anlamda anlamamız açısından bu konunun çok ama çok önemli olduğunu, onların yorumlarının çok çok değerli olacağını düşünüyorum..

    Selam ve Dua ,ile,

  7. Fikret abi, bence de bayan arkadaşların yorumları çok değerli. Mutlaka okuyorlar ancak yorum yapmaktan kaçınıyorlar gibi. Kabahatin bir kısmı benim diye düşünüyorum. Sanıyorum yorumlara yeterince cevap verecek zaman bulamadığımdan kaynaklanıyor bu durum. Cevap alamayacaklarını düşünüyor olabilirler. Oysa her yoruma cevap vermesem de ziyaretçiler burada karşılıklı yorumlarını yapabilirler. Ben, kötü söz ve hakaret içermedikçe hemen hemen her yorumu onaylıyorum.
    Selam ve saygılar abi, görüşmek üzere.

  8. Seninle ilgili bir şey olduğunu sanmıyorum Kamil Kardeşim. Bu konuda kendini suçlama! Hani, kadınlarımızın başörtüleri, giyimleri v.b konularda çoğu kararları erkekler veriyor ya, kadınlarımız bundan böyle “bizim adımıza nasıl karar verirler?” diye feryat ederlerse aldırmayacağım.

    Selam ve Dua ile,

  9. Pingback: Sağ Ellerin Malik Oldukları | kalemzade.net

  10. Pingback: Yeminini Bahane Edinmek | kalemzade.net

  11. Yetimler hakkinda adaleti yerine getireyemecegini dusundugu icin bir erkek bir es daha isteyebilir.

    Ama burda asil yetki sahibi olan bence kadindir. Ayetin devaminda,
    o kadinlar arasinda adaleti saglamak zorunda oldugu icin, ilk olarak kadinlarda bu durumu kabullenmesi gerekli degilmi?

  12. Allah hepimizden razi olsun. Bizi dosdogru yola iletsin ve o yoldan ayirmasin insallah.

    Yazilarinizi cok severek okuyorum, bir daha ki yazinisinda gorusmek dilegimle, Allaha emanet olun.

  13. RUHSAT AYETLER ve FARKLI YORUMLAR :
    ÇOK EŞLİLİK (gerçekten VAR mı ? )

    Allah zorluk değil kolaylık istiyor insanlık için.
    Kuranda yüzlerce yıldır farkedilmemiş yada çokça saptırılmıştır
    RUHSAT AYETLER konusu.
    Allahın sünnetinde asla değişim olmaz diyor ayetlerinde.
    Yani bir HÜKÜM veriliyorsa o HÜKÜM den dönüş yoktur lakin
    öyle zamanlar ve hayatın gerçekleri olurki bu durumlarda izin verilmesi gerekmektedir. Yani normal hayat şartlarında yapılmaması
    gereken bazı durumlar olağan üstü hallerde ne yapılması, nereye kadar izin verileceği açıklanmasıdır RUHSAT AYETlerin.
    Bir kaç örnek verelim konunun anlaşılması için.
    1=) Normal şartlarda abdest almak yada boy abdesti almak SU ile olur. Lakin çöl şartlarında ,yolculukta suyunuz kalmadı lakin abdest almanız,temizlenmeniz gerekiyor ne yapacaksınız ? .Su yoktu yapamadım dememeniz için çözüm gerekli = Teyemmüm edersiniz.
    Yani normal şart ve hallerde ve su olan yerlerde teyemmüm edemessiniz. Su olmadığı yerde TEYEMMÜM edebileceğinizin ruhsat ayetini göndermiştir Kuranda.

    Nisa Suresi 43 Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız müstesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla TEYEMMÜM edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv’dür, günahları affeder, Gafûr’dur, hataları bağışlar.

    Maide Suresi 6 Ey iman sahipleri! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin/yahut yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin! Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla TEYEMMÜM edin: Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

    2=) Domuz eti ,kan ve ölü eti haramdır normal hayat şartlarında
    lakin aç yada naçar kaldınız ve hayatta kalmanız için bir şeyler yemeniz gerekmektedir. Bu anormal durum kalkasıya kadar aç kalmamak ve ölmemek için yiyebilirsiniz. Bir Uçak kazasında dağın tepesine düşen bir uçakta ölü eti yiyerek hayatta kalan insanları gazete haberlerinde bir kaç kez okumuşuzdur.

    Bakara Suresi =173 Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna-buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

    Nahl Suresi 115 O size ancak şunları haram kılmıştır: Ölü, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen hayvan. Bununla birlikte, zorda kalan, başkasının hakkına tecavüz etmemek, sınırı da aşmamak şartıyla bunlardan yerse, Allah bağışlayacak, merhamet edecektir.

    3=) ”Bir MASUM u öldürmek bütün insanlığı öldürmekle eş değerdir ”
    Lakin Kuranda bazı hallerde bir yada bir çok insanın öldürülmesine dair RUHSAT AYETler vardır. Kısas,savaş,kaza,nefsi müdafaa gibi hallerde yani olağan üstü hallerde izin verilmiştir.
    memleketinizde SAVAŞ çıktı ne yapacaksınız sizin vatanınıza sizi öldürmek için gelene teslim olamıyacağınıza göre savaşacakınız.
    Arabanızla giderken elinizde olmayan sebeblerle kaza oluştu ve
    çarptığınız arabada bir yada bir kaç insan öldü ne yapacaksınız.
    Evinize sizi öldürmeye yada gaspa geldiler ve nefsi müdafa yaptınız ve çıkan arbedede adam öldü ne olacak ? İşte Allah bu gibi kaza ve nefsi müdafaa ve savaş durumlarında insanı ( kasıt olmaması şartı ile ) sorumlu tutmamaktadır. Bunu için bir kaç ayetinde bu konularda RUHSAT AEYETler göndermiştir.

    Bakara Suresi 178 Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazılmıştır…….
    KISAS = Denki ile ceza verme sistemidir. Siz adam öldürmüşünüzdür. Geri dönüşü olmayan bir suç işlediğiniz için sizede
    geri dönüşü olmayan CEZA verilir ve KATİL öldürülür. Lakin nefsi müdafamıdır,kazamıdır bakılır, mahkeme edilir.. Bu durumlarda sadece başka ceza yöntemine gidilir ve adam öldürülmez.

    4=) Gelelim ÇOK EŞLİLİK sanılan ve çok saptırılan ve yüzyıllardır hala YANLIŞ anlaşılmış NİSA 3 ayetine. RUHSAT kime ve neye ?
    Öncelikle Kuranın bütünlüğüne ve Tarihe ve olaylara bakacağız.
    İlk yaratılışa bakıyoruz FITRAT nasıldır ? Bir erkek ve eşi yaratılmıştır. Yani dünyada üremeye çoğalmaya en çok söz sahibi
    ADEM e bile TEK EŞ verilmiştir.
    Öncelikle İSLAM tek DİN olduğunu bilmemiz ve Ademden Muhammede kadar olan peygamberlik silsilesi olduğunu ve her gelen ELÇİ nin kendinden önce geleni tasdiklediğidir.
    BU pencereden baktığımız zaman Kuranda hz. Muhammed haricinde hiç bir peygamberin birden fazla eşi olduğuna ve cariyesi olduğunun anlatıldığı ayete rastgelmiyoruz.
    Nuhun karısını anlatırken Nuhun karılarından yada cariyelerinden biri demiyor KARISI diyor. Lutun karısından bahsediyor lakin Lutun karılarından yada cariyelerinden demiyor. En önemlisi ise Zekeriya peygamber ÇOCUK aşkı ile yanıp tutuşuyor ve üstüne üstlük bahanesi var karısı KISIRdır. Böyle bir gerekçesi olduğu halde ne ikinci bir kadın yada cariye alarak çocuk yapma yönüne gider. Peki neden ?
    Çünki Normal şartlarda Allahın FITRAT a koyduğu tek eşliliktir.
    Anca karınızı boşarsanız başka bir kadın alabilirsiniz lakin ya ondanda çocuk olmassa ne olacak ? Hata sizin bedeninizdemi yoksa karınızın bedenindemidir ? O dönem bunları TIPben cevaplamak imkanızdır.
    Kuranın hiç bir ayetinde Hz Muhammed hariç başka bir peygamberin birden fazla eşi oluğuna hatta cariyesi olduğuna dair tek AYET yoktur. Peki o zaman neden hz Muhammed de bu uygulama konmuştur ? NEDİR nisa 3 ÜN anlatmak istediği ?
    Önce ayeti asalım ve üzerine konuşalım :
    NİSA 3 : Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.

    Ayet YETİM ler hakkında diye başlıyor. Dünya üzerinde ne zaman YETİMLER çoğalır ? SAVAŞ zamanı değilmi ? Kuranda peygamberimiz zamanındaki savaşların bir kımını anlatmakta ve TARİHe baktığımızda bedir,uhud,hendek vs. savaşları okumaktayız ve biliyoruzki o TOPLUM ATAERKİL yaşamakatadır. Yani Toplumun yapısı şöyledir. kadına iş sahaları yoktur, kadın doğurgandır ve TIP olmadığı için ve günah korkusu ile KORUNMA yapılamamakta ve kadınlar allah ne verdise doğurdukları için 7-8-10 ve fazlası ( yusufun kardeşleri örneğindeki gibi ) doğurmakta ve evde hem ev işleri hem çocuk hem yemek konusunda çalışmaktadırlar.
    Erkekler ise evin nafakası için çalışmakta ve askerlik görevi
    yani korunma işlerinde bulunmaktadırlar. yani normal yaşantı budur lakin hayatın gerçeği ve yüzyıllardır varolan SAVAŞ durumları vardır.
    Kadın çocukları ile iş sahaları olmadığı için birde böyle CAN pazarı olan bir zaman diliminde SAVAŞta kocası ,abisi,babası ölen kadınlar nasıl geçinecek ne yapacaklardır ? şayet bir Toplumsal dayanışma olmassa ya çalacak, ya zinaya ve fuhşa yönelecek yada hayat yaşanmaz deyip İntihara sürükleneceklerdir. 1 ve 2. Dünya savaşlarında hristiyan yada yahudi kadınların böyle bir RUHSAT tan haberi olmayan ,uygulamayan binlerce kadının hırsızlığa,fuhuşa ve intihara sürüklendiğini biliyormu idiniz ?
    İşte Hz. Muhammed zamanında SAVAŞlar vardır ve toplumsal dayanışma olarak sadece bu ZORLU SAVAŞ durumlarında geçerli olmak üzere RUHSAT AYET olarak NİSA 3 inmiştir. Lakin zaman içinde yüzyıllardır savaşların devamı ile ve Cahil DİN adamlarının bu RUHSAT ayeti açıklamadıklarından dolayı olay GELENEKSELLEŞMİŞ ve olağan hale getirilmiştir.
    Kuranın bütünlüğü çerçevesinde bu RUHSAT AYETLER açıklanmalı peygamberler ÖRNEK alınmalı ve bazı sorular cevabını bulmalıdır. Kuranda ASLA ve ASLA ÇOK EŞLİLİK yoktur sadece SAVAŞ ve gerekli durumlarda ( kadınlara iş sahası olmadığı toplumlarda) RUHSAT verilerek kadınların korunması amaçlanmıştır.

  14. Allahtan korkmak aslında bir emir ve takva göstergesidir dolayısıyla = yollar bir eşe çıkarken nefs’ine hakim olamayan .. maalesef yanılıyor diye düşünüyorum iyi akşamlar.

  15. Kur’an’da erkeğin kişisel ihtiyaçları doğrultusunda dörde kadar eş alma ruhsatı ve sınırsız sayıda cariyeyle beraber olmaya müsaade bulunmuyor. Rasul’un vefatından sonraki yıllarda, Emevi yönetiminin cahiliye dönemi Arap adetlerinin hortlatmasıyla, Kur’an ayetlerine yüzlerce yıldan beri getirilen Arabesk bakış açısından kaynaklanan yanlış yorumlamalar söz konusu sadece.

    http://www.sonsuzlukkulesi.com/kuranda-cok-eslilik-cariye-kavrami/

  16. Peygamberin bütün evlilikleri yukarıdaki ayetle birebir örtüşmektedir. Peygamber, ikinci evliliğini yapmadan önce ilk eşi Hatice ölmüştür. Yani peygamberin ortada kalmış yetim çocukları vardır. Dolayısıyla peygamberin evlilikleri ile yukarıda açıkladığınız ayet çok net bir şekilde örtüşmektedir.

  17. Nisa suresi Ey insanlar diye başlar, hitap tüm insanlaradır.Evrenseldir. Ayetin indiği toplumdaki mevcut çok eşliliği sınırladığı ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olsaydı, yüce Allah açık ve net olarak en fazla dört kadınla evlenin buyururdu. Ayette ikişer, üçer,dörder deniyor. Bu ifadeler sayı bildirmez, üleştirme sıfatıdırlar. Biraz matematik ve dilbilgisi bilen birisi dörder’in en fazla dört taneyi anlatmadığını bilir. Siz alış-veriş yaparken satıcıya dörder kilo elma istiyorum derseniz satıcı sizin en fazla dört kilo elma almak istediğinizi anlamaz. Mevcut elma cinslerinin her birinden dörder kilo almak istediğinizi anlar.Ayette savaş sonrası durumundan bahsedildiğini belirten hiç bir ifade de yok. Allah’ın ayetleri keyfe göre, zanna göre, hayal gücüne göre yorumlanmaz. Üstelik savaşta ölenler şehittirler ve şehitlik makamı İslam dininde en yüce makamlardan biridir. Şehit olan birinin sevdiğini, biricik eşini, sırf geçim sıkıntısı nedeniyle birinin ikinci, üçüncü,dördüncü karısı, kuması yapmak bırakın İslam’ı hiçbir anlayışa, akıla sığmaz. Ülkemizde yaklaşık 40.000 şehit var, çoğu yoksul, sıkıyorsa birine ikinci, üçüncü veya dördüncü karı olmayı teklif edin bakalım, haliniz nice olur? Şehit kutsaldır ve onların emanetleri de hem dinimizde hem de örfümüzde, geleneğimizde kutsaldır. Bazı sapık köpeklerin, şehvetlerini mazur göstermek için İslam’ı kullanmalarına asla izin vermeyiz.
    Dünyanın hiç bir yerinde savaş nedeniyle birinin ikinci, üçüncü veya dördüncü karısı olan kadın hiç duyulmamıştır. Kendi sapık emellerini gizlemek için bu iddiayı sunanlar hemen ikinci dünya savaşı sonrası Almanya’yı örnek verirler,oysa Almanya’da savaş sonrası kadın nüfusunun arttığını gösteren hiçbir istatistiki veri yoktur. Oysa 1927 yılı nüfus sayımı ilahi adaleti gözler önüne serer, kadın ve erkek nüfusu neredeyse eşittir. Allah (cc) İslam’a iftira atanları, onu değersiz ve ahlaksız göstermeye çalışanları elbette lanetleyecektir. Bizim de lanetimiz İslam’a iftira atanların üzerine olsun. Yüce İslam dininin kutsal kitabı olan indirilen Kur’an İslam’ında bunlar asla yoktur.
    İslam, bütün insanî ilişkileri, insan onuruna yaraşır düzeyde tanzim eder. Yüce Allah insana özel bir şeref lütfetmiş, onu diğer canlılardan üstün tutmuştur. Bu nedenle insan onurunu zedeleyen her genel algı ve davranışın sonu, toplumun inancı ne olursa olsun, insanlık suçudur.

  18. Kutsal kitabımızın ayeti (4/3), bazı sapıklarca, zorlanarak en sonunda ruhsata indiriliyor. “ İslam’da çok evlilik yok, ama ruhsat (izin) var” deniyor. Oysa ruhsat, fıkıhta, geçerli bir hükmün belli özel ve zorunlu durumlarda geçici olarak terk edilmesini ya da askıya alınmasını sağlayan izindir. Öyleyse, çok eşlilik ruhsat alanına giremez, çünkü evlilik geçici olarak yapılacak bir akit değildir. Ayrıca, ruhsatın olabilmesi için, insanın, yasak olan bir şeyi yapmadığı takdirde öleceği veya ölüme yaklaşacağı bir sınıra gelmiş olması gerekir. Çok eşlilikte böyle bir durum asla söz konusu değildir.
    Allah (c.c.) insanları kendi fıtratlarına uygun davranmaya dâvet ediyor. Bu fıtrat da Allah’ın insanlara gönderdiği İslâm’a inanıp ona uygun yaşamaktır. İslâm, insanların temiz fıtratlarına uygun hareket etmelerini istiyor. Kısaca fıtrat, Fâtır olan Allah’ın insanlara ve varlıklara yoktan var ederek verdiği kabiliyet, onlara ait programdır. Allah’ı tanıma ve O’na ibadet etme eğilimi, ruh temizliği, olumlu yetenekler ve benzeri şeylerdir. Pek çok ayeti kerimede, yüce Allah, insanları nasıl bir fıtratta yarattığını açıkça anlatmaktadır. “Tutkunluk derecesinde isteseniz de kadınlar arasında adaleti sağlamaya asla güç yetiremezsiniz. O halde tam bir eğilimle bir yana yönelip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın. Barışı esas alıp sakınırsanız, ALLAH çok affedici, çok merhametli olacaktır”. (Nur 129). Ayet dikkatli okunursa, Rabbimiz, çok istense de birden fazla eş arasında adaletin asla sağlanamayacağını söylüyor. Bu ayette, yüce Allah insan fıtratını bildiriyor. Ayrıca, buradan da anlaşılıyor ki, adaletin sağlanmaması yani adaletsizlik Rabbim’in istemediği bir durumdur, bunun örnekleri Kuran-ı Kerim’de çoktur. Yani, böyle bir durum istenilen, hoş olan, kabul edilebilir bir durum değildir. Böyle yapanlar uyarılıyor ve ne yapmaları gerektiği açıklanıyor.

  19. Türkiye’de, yayınlanan bir raporun sonuçlarına göre, yaklaşık 187.000 kadının çok eşli evlilik yaptığı belirtilmektedir. Çok eşlilik, özellikle ikinci eşlerin dini veya kültürel törenlerle evlendirildiği ve bu nedenle yasal korumanın az olduğu Kürt güneydoğusunda yaygın olarak yer almaktadır. Türkiye’deki çok eşlilik eğilimi insan haklarını ihlal etmekte ve Ankara’nın Avrupa hedefleri için “ciddi bir kaygı” oluşturmaktadır. Elbette ki insani olanın belirlenmesinde sadece Avrupa hedefleri yer almaz. İtiraz Avrupa hedeflerine uyulmaması değil, konunun insani olmaktan uzak olmasıdır. Kuran ayetlerine göre gerçek bir inanan hiçbir durumda ahlaklı ve erdemli davranmaktan ödün vermemeli ve her şartta nefsine hâkim olabilmelidir.

    Çok eşlilik tüm dünyada kadının korkulu rüyasıdır. Kadınların büyük kısmı, yoksulluk ve çaresizlikten dolayı böyle bir evliliği kabul etmektedir. Güneydoğu’da yaygın olan çok eşlilik konusunda bir araştırma yapıldı. Uzmanlar, “kuma” olgusunun kadınların ruh sağlığını bozduğunu ve kadınların pek çok psikolojik sorun yaşadıklarını bildirdi.

    Aynı araştırmada erkeğin eşlere eşit davranmaması, eşlere ayrılan zaman, maddi olanaklar, ilginin eşit dağıtılmaması, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmak, diğer eşin gördüğü şiddete tanık olmak ve hatta kadınların birbirine şiddet uygulaması istismar çeşitleri olarak tanımlanmıştır. Bedevi Arap toplumunda yapılan çalışmada poligamik evliliklerde aile içi şiddeti daha yüksek oranda saptanmıştır. Kuran-ı Kerimde bu durumun pratikte sorunlara yol açacağını Nisa 129. ayette açıkça belirtilmiştir. Çünkü Allah güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize emretmez. Allah, dini, insan aklına ve yaratılışına uygun şekilde gönderir. Ancak Allah’ın göndermiş olduğu halis din, zaman içinde insanlar tarafından yapılan eksiltme ve ilaveler ile saptırılarak çeşitli menfaatler uğruna sömürülmeye başlanır. Öyle ki bu durum önceki dinlerde, Allah’ın vahyinde tahrifat yapıp dinde hiç olmayan şeyleri Allah’ın vahyine sokmaya, kelimelerin anlamlarını kaydırmaya, yapılarını bozmaya, gerçeği gizlemeye, kısacası Allah adına konuşarak peygamberler üzerinden uydurmaya kadar varmıştır.
    İslam’da çok eşliliği savunanlar din düşmanı, sapıklardır.

    Yüce Allah’ın vahyine, kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’e iftira atılmasına asla izin vermeyelim.

    Bir kadının üzerine bir başka kadınla evlilik yapıldığında eşler arasındaki karşılıklı sevgi ve şefkatin yerini nefret, kıskançlık, kin ve intikam duyguları alır. Poligamik yapıya geçişle birlikte ekonomik olanaklar kısıtlanır, kocasının ilgi ve desteği azalır, kalabalık bir aile yapısına geçilir. Kadınlar arasında kıskançlık, rekabet, öfke yaşanabilir. Bazen bu sorunların üzerine aile içi şiddet eklenebilir. Bütün bunlar üst üste eklendiğinde somatizasyon (stresin ya da duygusal sorunların fiziksel yakınmalarla ifade edilmesi) ve depresyon başta olmak üzere ruhsal rahatsızlıklar ve belirtiler, evlilik ve yaşam doyumunda azalma, düşük benlik saygısı poligamik evliliklerdeki kadınlarda daha sık görülmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir