Sağ Ellerin Malik Oldukları

zihniyet

“Yemin/Sağ El” Bahsi | 1.Bölüm

Bu yazımda yeminlerin bağlayıcılığı, adetler, çok eşlilik, kölelik, cariyelik, nikâh, evlilik, cinsellik, sağ elinin malik oldukları veya yeminlerin altında bulunanlar ve benzeri olarak üzerinde tartışması bol bazı konulara değineceğim. Kuran’da geçen ve birebir bağlantılı olduğu “yemin” konulu ayetler kapsamında bazı çıkarımlarımla bana düşündürdüklerini açıklamaya çalışacağım.

Bu günlerde “Kuran her çağa hitap eder” anlayışını bahane edinerek dünü unutup hep bugüne uyarlama gibi bir sıkıntı var. Oysa “her çağa hitap eder” demek dünü de kapsıyor demektir. Bu anlayış Kuran’daki birçok ayetin indiği döneme de hitap ettiği gerçeğinin önüne geçmemelidir. Eğer ayetler bugün İstanbul’a inseydi bugünkü İstanbul’un da kültürel veya örfi öğelerini taşıyacaktı. Bu gerçek hiç unutulmamalıdır. Çünkü bugünkü inananlar Kuran’daki Arap örfünü fark ettikleri zaman ders almak yerine uygulamadıkları halde çeşitli hükümlere varıp diğer insanlarla ayrılığa düşüyorlar ya da “bu örf bize uymuyor” diyerek Kuran hakkında sui zanlar güdüyorlar. Oysa Kuran bir öğüttür, bir hatırlatmadır. Bizim görmemiz gereken anlatılanların içerdiği derstir. Bu yüzden Kuran’da anlatılan dönemin Arap örfünü ve Allah’ın bu husustaki merhametini de Kuran’dan görmeye çalışmak gerek. “Sağ elinizin malik oldukları” ve benzeri tabirler “yemin, söz, sözleşme, ahit ile haneniz içinde ya da yönetiminiz altında bulunanlar” gibi açıklamalar da bu kapsama giriyor. Bugünkü tabirle çekirdek ve yakın aileniz dışında “bakmakla yükümlü olduklarınız/edindikleriniz” diyorum ben bu tabire.

Bunlar yetim çocuklar, fakirler, kimsesizler, hizmet işi verdikleriniz, engelliler vb olabileceği gibi size hizmet etsinler ya da etmesinler, kendinizi bakmakla yükümlü kıldığınız bekâr ya da dul kadın ve erkekler de olabilir. Gerek Allah’ın emrine (Kuran’a) göre ona söz vermemiz gereği, gerek kendi kendimize verdiğimiz karar gereği, gerekse başkalarıyla yaptığımız anlaşmalar gereği bir söze, sözleşmeye (yemine) girmiş ve bazı insanları hanemize almış olabiliriz. Bugün bu olasılık bizler için düşük belki ama peygamberimizin yaşadığı ve müminlerin savaşlarla katledildiği bir dönemde çok olası bir durum. Sağ elinizin malik oldukları, yemininiz altında olanlar veya bakmakla yükümlü olduklarınız tabirlerini düşünürseniz birbirine çok da uzak olmayan kavramlar olarak görürsünüz. Ama tek bir şartla!!! Kalbimizdeki hastalıklardan sıyrılacağız. Allah illa ki burada cinsellikten bahsediyor diye düşünmeyeceğiz. Yani bakış açımızı değiştireceğiz ve ders almaya bakacağız.

Eğer böyle yaparsak göreceğiz ki ayetlerde anlatılan mesele cinsellik değil. Ona Allah nazikçe “dokunmak” diyor, abdest ayetlerindeki gibi. Kadınlar ve erkekler olarak birbirimize her an cinsel gözlüklerle bakmayı ve baktırmayı bırakalım. Konu cinsellik olduğunda bile mesele fotoğrafta ortaya çıkan zihniyeti sorgulayıp en doğruyu bulmak olmalı. Hastalıklı kalplerimizi söküp atıp, ayetleri saf bir gözle okuyalım. Allah ayetlerin üzerinde kocaman kocaman “infak edin, yetime bakın, koruyun, gözetin” diyor, biz erkekler hastalıklı kalplerimizle kalkıp “kaç tane kadın alırım”ı, hatta “kimlerle düşüp kalkabilirim”i anlıyoruz!!! Şahsına münhasır bazı kadınlar da seviyesiz biçimde “o zaman ben de çok koca alayım, seks kölesi edineyim” diye çirkin ve ayete karşı çıkar tavırlara giriyorlar. Allah zekâttan, iyilikten, infaktan, nikâhlanmaktan ve gerekçelerinden bahsediyor. Biz ise hastalıklı zihniyetimizle cinsel ilişkiden bahsediyor zannediyoruz. Neyse… Bizi koruyan, gözeten, merhametini eksik etmeyen Allah’ın adını anın ve buyurun zihnimizi açacak ve inşa edecek o ayetlerden bazılarına.

li eymânikum | yeminleriniz için, yeminlerinize

2-Bakara 224 Yeminlerinizi bahane ederek; iyilik yapmanız, sakınmanız ve insanların arasını düzeltmenize Allah’ı engel kılmayın. Allah işitendir, bilendir.

Demek ki birileri Allah adına yemin ederek veya Allah’ın daha önce indirdiğini öne sürerek bazı iyi şeyler yapmaktan ya da bazı kötü şeylerden sakındırmaktan insanları alıkoyuyormuş. Bu elbette bir değildir, iki değildir. Demek ki birçok hurafe Allah’a mal edilerek bu devirde olduğu gibi o dönemde de insanların önüne sürülmüş. Yoksa Allah, bilmeden, farkına varmadan ettiğimiz yeminlerden bahsetmiyor. Kendi sözleşmesine verdiğimiz garantiden ve kalplerimizle onayladığımız yeminlerimizden bahsediyor burada. Bunu neren anlıyorum? Elbette peşi sıra gelen ayetlerden…

2-Bakara 225 Allah, düşünmeden, rastgele yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz; ama kalplerinizin eylemlerinden sorumlu tutar. Allah, çok affedicidir; yumuşak davranandır.

Ve ardından bir örnek vererek ne gibi şeyleri kast ettiğini ve nasıl affedici olduğunu ve yumuşak davrandığını açıklıyor. Allah adına edilmiş yeminlere bir nevi kefaret getirerek, daha sonra doğabilecek sorunların önüne geçiyor. Merhamet ediyor.

2-Bakara 226 Kadınlarından uzaklaşmaya yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde eşlerine) dönerlerse, şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Demek ki Allah adına yemin etmek öyle çocuk oyuncağı bir iş değil. Anlayana…

ve eymânihim | ve yeminlerini

3-Ali İmran 77 Allah’ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar… İşte onlar; onlar için ahirette hiç bir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır.

İçinde yemin geçen ayetlerden bazılarını sıralıyorum. Çünkü bunlarda hem yemin kelimesi ile kast edilenlerin neler olduğu, hem de bir zihin inşası söz konusu. Kitap bize hem kelimelerin anlamlarını hem de alınacak dersleri belli bir tertil ile gösteriyor. Umuyorum yazının sonunda bu temaya döneceğiz ve siz de anlatmak istediğimi göreceksiniz. Bu ayette de yeminden kast edilen Allah’a verilmiş olan söz. Onun bizimle yaptığı sözleşme, ahit, kitap. Onu ve ayetlerini az bir pahaya değişenler de sizin çok iyi bildikleriniz. Bu ayetin önüne bakarsanız yine bir hurafenin, Allah adına uydurulmuş bir kabulün yerle bir edildiğini görürsünüz. Kitap ehlinden birilerinin kendilerini Allah’ın has kulu gördüklerini, diğer insanların önemi olmadığını ileri sürdüklerini ve onlara infak etmenin gerekmediğini… Onları kandırarak mallarını yemenin mübah olduğunu ileri sürmelerini… Bu devirde olduğu gibi o dönemde de Allah adına yalan söyleyenler var. Temel bozucu unsur mal, mülk sevdasıdır. Yeminlerini, ahidlerini, Allah’ın kitabını ileri sürerek bu sevdaya kilitlenenlerle başka ayetlerde de çokça karşılaşıyoruz. Bugün de günlük hayatta önümüze çokça çıkıyor zaten.

2.Bölüm |
Çok Eşlilik Üzerine

“Yemin/Sağ El” Bahsi Tüm Bölümler

0 thoughts on “Sağ Ellerin Malik Oldukları

  1. Pingback: Yeminini Bahane Edinmek | kalemzade.net

Bir Cevap Yazın