İzni Olmaksızın Şefaat

Mantıksal Çıkarımlarla Kuran’daki Şefaat Kavramı | 3.Bölüm

Eğer peygamberin örnekliğini arıyorsak başta “De ki” diye başlayan ayetler olmak üzere Kuran’da istediğimiz kadar örnekliğini buluyoruz. Demek ki peygamberimiz ve ona vahyedilenler “Allah’ın rahmeti” olarak âlemlere gönderilmiştir. Anlamamız gereken budur. Yoksa peygamberi kendinden rahmet sahibi olarak görüp ilahlaştırmak değil. Çünkü ilk çıkarımımız buna mani oluyor.

Çıkarım 1: Peygamberler ve melekler Rab edinilmeyecek, Sadece Rabbimize ait özellikler onlara verilmeyecek…

Gelelim Bakara 255’e…

2 Bakara 255 Allah… O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, kâimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

Burada Allah açık açık meydan okumuyor mu? Siz kim oluyorsunuz da ben varken birilerini, kendinize şefaatçiler ediniyorsunuz demiyor mu? Bu sözü işittikten sonra biz hangi cesaretle “peygamber bize şefaat edecek” diyebiliriz!!! Hıristiyanlar da aynı hataya düştüler. İsa’nın onları kurtaracağını iddia ettiler. Mekke’li müşrikler de melekleri ileri sürmüştü. Şimdi “müslümanların” büyük kısmı sadece peygamberin de değil, sıralı sırasız birçok zatın da şefaat edeceğini umuyorlar. Allah aşkına, kim kimi, kimin azabından kurtarıyor!!!

Fakat bu ayette geçen “izni olmaksızın” sözünü nasıl açıklayabiliriz? Ya “ben izin vermem kimseye” diyor ya da “izin vereceklerim var ama siz bilmezsiniz” diyor. Veyahut “siz birilerinin şefaat edeceğini iddia ediyorsunuz, bunu reddediyorum” demesini böyle açıklıyor. Hiçbiri değilse de burada Allah’ın bir gerçeği sözkonusu. Biz bulsak da bulmasak da. Yine de günümüzde çokça dile getirilen şu çıkarımı devre dışı bırakmayalım biz.

Çıkarım 4: Allah izin vermedikçe kimse şefaat edemez. Eğer Allah izin verirse birilerinin şefaati söz konusu olabilir.

Daha önceki çıkarımlarla bu çıkarım bir çelişki oluşturuyor mu sizce? Ayrıca bunlar yani “önlerindeki ve arkalarındakiler” kimler? Eğer “izin verilecekse” bunlar nasıl bir şefaatte bulunabilirler? Benzer ayetlere bakalım.

10 Yunus 3 Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren Allah’tır. Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O’na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?

Benzer bir ayet ama önemli bir açıklama getirmiş. Şefaat bahsinden sonra “Rabbiniz Allah’a kulluk edin, öğüt alıp düşünmeyecek misiniz” diyor. O halde birileri bir ihtimal ve bir şekilde şefaat edecekse bile bizim görevimiz, Allah’a ait olan bu yetkiyi başkasından beklememektir. Birilerini, bir şeyleri vesile etse bile “işleri evirip çeviren” O’dur.

Çıkarım 5: Allah birilerine izin verecek olsa bile şefaat O’ndan başkasından istenemez.

21 Enbiya 28 O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O’nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.

21 Enbiya 29 Onlardan her kim: ‘Gerçekten ben, O’nun dışında bir ilahım’ diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.

Önlerdeki ve arkadakiler… Hoşnut olunanlar… İçi titremekte olanlar… Ben de ayrıca bir ilahım diyemeyenler… Kim bunlar sizce?

19 Meryem 87 Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.

20 Taha 109 O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman’ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna.

Ahid, söz almışlar… İzin verilenler… Sözünden hoşnut olunanlar kimler? Düşünelim ve devam edelim.

34 Sebe 23 O’nun katında şefaat yarar sağlamaz; ancak izin verdiği hariç. Nihayet, yüreklerindeki korkuları giderilince, ‘Rabbiniz ne dedi?’ derler. ‘Gerçeği söyledi’ derler. O En Yücedir, En Büyüktür.

Acaba birbirlerine mi soruyorlar, yoksa birileri inkârcılara mı soruyor? İzin verilenler, bir takım şefaatçiler mi yoksa Allah’ın şefaatine nail olanlar mı? Soruları hafızamızın bir kenara yazarken devam edelim. Çok çok önemli ve yeni bir çıkarım yapabileceğimiz bir ayet geliyor şimdi.

10 Yunus 18 Allah’ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: ‘Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir’ derler. De ki: ‘Siz, Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir.’

Daha önceki çıkarımları zihnimizden geçirelim ve “ başka …lara kulluk ederler” ile “bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir derler” bağlantısını kurmaya çalışalım. Her Fatiha’da “yalnız O’na kulluk edeceğimizi” söylediğimizi ve Allah’ın bizi sadece kendisine kulluk edelim diye yaratmış olduğunu hatırlayalım. İşte bu ayette “kulluk” ve “şefaatçi edinme” kavramları özdeşleştiriliyor. Allah’ın çizdiği sınırları aşmayalım. Yani şefaatçi edindiklerimize kul olmuş oluyoruz. Oysa sadece Allah’a kul olmalıydık. Demek ki şefaatçi edinmek (onların bir şefaat yetkisi olsa da olmasa da) Allah’a şirk koşmaktır. Birilerini şefaatçi edinmekle, Allah’a bilmediğini öğretmek bile eş sayılıyor dikkat ettiyseniz. Çıkarım şu oluyor.

Çıkarım 6: Allah’ın katında kendisine başka şefaatçiler edinmek açık şirktir. Onlara kul olmaktır.

Yukarıdaki bazı soruların hala hatırınızda olduğunun farkındayım. Diğer ayetleri okudukça onlara da cevaplarınızı bulacaksınız.

6 Enam 51 Rablerine (götürülüp) toplanacaklarından korkanları onunla (Kur’an’la) uyarıp-korkut; onların ondan başka ne velileri vardır ne şefaatçileri. Umulur ki korkup-sakınırlar.

Şu ayetten sonra “tamam da hani izin verilenler vs gibi ifadeler vardı ayetlerde” diye düşünerek şefaatçiler edinmeye hala mecaliniz kaldı mı? Varsayalım ki olsun!!! Edinmek de ne! Bu kadar ikazdan sonra nasıl şefaatçimiz diye birilerine sıfat verebiliriz. Bu kadar ikazdan sonra nasıl olur da Allah’tan başkasından şefaat bekleriz!

Yine de içimizde hala soru kırıntıları varsa onları cevaplayacak ayetler var. Önlerdeki ve arkadakiler… İçi titremekte olanlar… Ben de ayrıca bir ilahım diyemeyenler… Ahid, söz almışlar… İzin verilenler… Sözünden hoşnut olunanlar kimler? Ve anladığımız anlamda mı bir şefaat bu? Yoksa birileri sadece vazifelerini mi yapacak? İnşallah göreceğiz.

4.Bölüm | Ateşte Olanı Sen mi Kurtaracaksın?

Kalemzade | Cengiz Yardım

2 thoughts on “İzni Olmaksızın Şefaat

  1. Pingback: Kimsenin Kimse Adına Bir Şey Ödeyemeyeceği Gün | kalemzade.net

  2. Selam Cengiz kardesim, abicim

    “Izin” kelimesi gercekten birine yetki vermekmi yoksa Allahin otoritesinin sinirsizligini ve butun insiyatif onun elinde oldugunumu vurgulamakta?

    Mesela
    O’nun “izni” olmaksızın yerkürenin üstüne düşmemesi için göğü O tutuyor”
    Hac 65

    Yani mutlak guc ve yetki onun.

Bir Cevap Yazın