TaHrikat

Bu Yazı Sana Yazıldı

Sen Musa’yı hiç sevmedin. Ona indirilene de, ondan sonra indirilenlere de dönüp bakmadın. “Yahudiler gibi olmayalım” diyenler, bütün Yahudi adetlerini sana din diye yutturdular. Onlar gibi kıyafetler giyip, onlar gibi sakal bırakıp, onlar gibi takke taktın. Aynen onlar gibi, manadan hep uzaktın. Kuran’ı zaten okumadığın için Hakk’ın fosfor gibi parlayan zikrini ne Tevrat’ta ne de Davut’un Zebur’unda aramadın. O ağzınla iman ettiğin ama gerçekte iman etmediğin kitapları hiç görmedin bile. Kuran’ı ise darağacına götürür gibi idam gömleklerine sarıp, duvara asıp bıraktın. Sadece sözde hocaların, kürsülerden ve minberlerden, mikrofonu sonuna kadar açılmış tiz sesleriyle haykırdığı hikâyelere inandın. Kuran’ın öğütleriyle alakası bile olmayan telli fırçalı nasihatlerine kandın. Ama bilmedin ki o hikâyelerin bir kısmı Tevrat’ın içine de atılan, dışında da uydurulan haham masalları ya da türevleriydi…

Sen İsa’yı da hiç sevmedin. Sevseydin Allah’ın ona da iman edin dediği İncil’e güvenemiyor olsan da en azından bir göz gezdirirdin. Ama sen bunu yapmak yerine “tahrif edilmiştir” diyen insan sözlerine atfen ondan yüz çevirdin. Adını ananı misyonerlikle suçlamayı yeğledin. İsa’dan bahsedeni bile “gâvur musun” ya da “Hıristiyan mısın” diye kınadın. Sen düşünen, araştıran insanların konuşmasına fırsat bile vermedin. Ama kiliselerin İncil’e ilave ettikleri uyduruk rivayetleri peygamber hadisi adı altında sorgusuz sualsiz kabullendin. Hadi İncil de senin kitabın değildi diyelim. Ama sen Kuran’ı da okumadın ki!

Sen İbrahim’i de hiç sevmedin. Sen Yakup’u, Yusuf’u, Lut’u ve Nuh’u da sevmedin. Hatta sen kendin gibi önüne gelene kanmayan hiç kimseyi sevmedin. Hepsi için uydurulmuş tüm rivayetlere, tüm iftiralara sorgusuz sualsiz inanırken, Kuran’da anlatıldığı şekliyle onları hiç tanımadın, hiç bilmedin. Hiç anlamadın. Hatta Allah’ın emrine rağmen peygamberler arasında şu daha büyüktür şu daha küçüktür, şu öbüründen daha düşüncelidir, şunlar ümmetini değil nefisini kurtarma peşindedir diye ayrım yaptın.

Hele ki sen, Muhammed’i hiç mi hiç sevmedin. Hiç mi hiç tanımadın. Sevdiğini ZANnettin. Onun duygularını, yaşadıklarını, kendi hayatında hiç hissetmedin, hiç yaşamadın ve onun yaşadıklarının bir benzerine hiç tanık olmadın. Çünkü onunla gelen vahye hiç sarılmadın. Dilin salavat getirirken göz kapakların gösteriş yapar biçimde kapanıp açılıyordu. Tahiyatta gösterişle kalkan şehadet parmağın tevhid diyorken, dilin illa ki ilave peşindeydi. Cebrail de Allah’ın birinci kademeden kulu ve elçisiydi, onu neden unuttun!!! Bak Hıristiyanlar unutmamış!!! …Anlamadın dimi!!! Devam et. Sen Allah’ı birlemen gerekirken, Hıristiyanlara inat Hıristiyanlara, üçte iki oranında uydun da farkına bile varmadın.

Sen menfaatini sevdin kardeş. Uydurulmuş menfaatlerini sevdin. Kandırılmaya hazırdın. Seve seve kandırıldın. Sen torpile alışmış, torpille iş görmeyi hak sayan anlayışınla öte dünyada da torpille kurtulacağını umdun. Sen Allah’tan “sadece” korkup,  zalim(!) Allah’a karşı merhametli peygamberden torpil bekledin. Allah’a karşı Muhammed’den yardım ve şefaat diledin. Madem şefaat arıyordun şefaatin tümünün sahibi olan Allah’a yönelip “Şefaat et Allah’ım” diyeceğine açık açık “Şefaat Ya Resulullah” diyerek Allah yerine ve Allah’ın cezasından kurtulmaya atfen Muhammed’e yalvarıp apaçık bir şirk işledin.

Sonra birisi çıkıp peygamberi adıyla andı diye “niye Muhammed diyorsun, hani hazretler, niye salavat getirmiyorsun” diye kınadın. Oysa kınadığın kişilerin Allah’ın adı anılırken kalbi titriyorken, sen “Allah” deyip umursamadan geçiyor, Muhammed denildiğinde ise elini göğsüne götürüp çoğunlukla ne dediğini bile bilmeden gösterişli bir salavat getiriyordun. Demek ki sen, o tanımadığın peygambere Allah’tan daha çok tanrılık biçiyordun. Hiç öyle değil, böyledir deme. Azıcık düşünmedin. Seni uyaranları nasıl tekfir edeceğini düşünmek yerine doğruyu ve gerçeği düşünmeye çalışabilirdin!!!

Senin Muhammed anlayışının içi batılla dolu. Senin peygamber anlayışın dokuz yaşında kızla yatağa girmeyi, dokuz eşle bir gecede birleşmeyi normal görebilecek kadar. Senin peygamber anlayışın suçundan dolayı bir topluluğun tümünün kolunu bacağını kesip, gözlerini oyacak ve çölde susuzluğa terk etmeyi hak görecek kadar. Senin Muhammed anlayışın sağ elini kullanamayan adama “yiyemez ol” diye beddua edebilecek bir Muhammed anlayışı. Senin Muhammed anlayışın kadınları taşlayarak öldürebilecek, erkeklerin koyun gibi boğazını kesebilecek bir anlayış. Sen dilinle salavat getirip, sahaya inmeyip sadece tezahürat yaparak destekledin Kuran peygamberini. Sana anlatılan Muhammed Kuran’da anlatılan peygamber değil. Senin peygamber anlayışın asla gerçek bir peygamber anlayışı da değil. Çünkü sen peygambere gönderilene değil, peygamber adına uydurulana iman ettin. Kuran’a hiç bakmadın. Bakanı, sen anlayamazsın diye aşağıladın, o da olmadı tekfir ettin.

Senin Muhammed denince anladığın bir sürü dedikodu, bir sürü cinsel tema, bir sürü saçmalıktı. Sen dinini öğrendiğini zannederken peygamber hakkındaki tüm iftiraları gönül hoşluğuyla dinliyor, utanmadan ailesinin içinde sözde konuşulmuş, sözde yaşanmış olan ne var ne yoksa meraklı gözlerle, ağzın açık yutuyor ve üstüne salavat getiriyordun. Allah’ın belli maksatlarla kitapta işaret ettikleri müstesna olmak üzere; sana neydi peygamberin özel hayatından!!! Hele ki sana neydi peygamberin cinsel hayatından!!! Sen kendi cinsel hayatındaki takıntılarını, kendi aile hayatındaki korkularını, kendi cinsel hayatındaki kıskançlıklarını, aslında kendine yokken eşine yönelttiğin güvensizliklerini, kendi kafandaki cinsel pisliklerini temizlemeliydin. Sen kendi hayatındaki, kendi özelindeki hususları en yakınından bile gizlerken sana neydi Muhammed’in hareminden!!!

Başkasının özelini araştırmayacaktın hani! Başkasının gıybetini, dedikodusunu yapmayacaktın hani! Sen peygamberin bile özelinin peşindeyken başkasının özelini haydi haydi araştırırdın oysa. Başkasının karısının kızının başındaki örtüden, bacağındaki eteğinden başka salatın yok mu senin!!! Senin dinin cinsel organlara mı merkezli!!! Hiç mi utanmıyorsun!!! Çıkar artık dinini iç çamaşırlarından! Üstelik sayısı ve seviyesi sürekli artırılıp kadınların en son gözlerine kadar bile varıp örtülecek olan sözde avret yerlerinin görünmesinden daha büyük olası günahın yok mu senin!!! Hiç mi akıllanmayacaksın!!! Allah’ın elçisi Muhammed’in özeli hakkında, taa nerelerin öpülebileceğinden, pozisyonlarına varana kadar yazdı ilmihallerin. Hadisler türetildi Muhammed’in yatak odasından taharet maşrapasına kadar. Hocaanneler Ayşe’nin iç çamaşırlarına, hocaefendiler sahabenin menilerine varıncaya kadar utanmadan anlattı. Sen de hiç utanmadan, yuh bile demeden, yazıklar olsun bile demeden din diye dinledin en olmadık dedikoduları.

Zengin olduğunda yetimi hiç düşünmüyor, eline ne geçerse kendi hakkın sanıyor, fakiri doyurmuyor, borçluyu özgürleştirmiyorsun. Fakir düşenlerden isen de, efendilerin ne istiyorsa onu yapıyor, bilmeden onlara kulluk ediyorsun. Çünkü şirkinin (ortak koşuşunun) ahlakını da bozduğunu göremeyecek kadar kör ve sağırsın. Nerede bir itiraz duysan aleyhine zannediyorsun. Seni senden çok düşüneni düşman ediniyorsun. Ayetlerle öğüt verenleri ise hiç sevmiyorsun.

Allah aşkına ne zaman okuyacaksın Allah’ın sana söylediklerini? Allah aşkına hiç mi merak etmiyor da anlamını bilmediğin Arapçayla okuyup duruyorsun? Allah aşkına, hiç ölmeyeceğini ve hiç sana soru sorulmayacağını mı zannediyorsun? Ne zaman Kuran’da anlatılan gerçek İsa’dan, gerçek Musa’dan, gerçek İbrahim’den ve gerçek Muhammed’den ders alacaksın!!! İlk emri “oku” ise, ilk sorgusu ne olur bu kitabın!!! Hiç mi tahmin edemiyorsun?

Hayır! Sen gerçek Muhammed’i sevmiyorsun. Allah’ı ise zaten sevmediğin ve zaten güvenmediğin için uydurulmuş bir Muhammed’e sığınıyorsun. Senin benimsediğin, benimsettirildiğin din bu! Senin, Allah’ın söylediği doğru dürüst hiçbir şeyden haberin bile yok! Evet, sen Rabbini de gerçekte hiç sevmiyorsun. Sen O’ndan hep korktun. O’ndan hep kaçtın. Başına bir felaket ya da sıkıntı gelmedikçe af dilemedin O’ndan ve hatta manasal olarak hiç yönelmedin O’na. Tevbe etmiyorsun gafilliğinden. İndirdiği ipe sarılabilsen Allah’ı gerçekten sevmeye başlayacak, O’nun da seni sevdiğini fark edeceksin oysa. Allah aşkına daha hangi davulu çalmak gerekir uyanman için!!! Gün batıyor artık… Allah aşkına, ne zaman uyanacaksın!!!  Ne zaman şeyhini, hocanı, ölmüşleri ve sairlerini de rab edinmekten vazgeçeceksin?

Allah’ın dininin yerine insanların uydurduğu din, hain bir kurt olmuş parçalamakta seni. Sense tüm yaralarına, tüm acılarına rağmen hala Allah’tan değil de sana saldıranlardan yardım bekliyorsun. Taşıma artık bu yükü. At sırtından babaanne kılığına girmiş şu hain kurtları. Şeytanın hilesi zayıftır. Tevhide yönel de özgürleş artık.

Kızıyorsun belki de ama merak etme kardeş, önemli olan “bu hayatta” arınmaktır. Tevbe edip bir daha o batıllara yaklaşmamaktır. Bu dünyada yıkanıp arınmaktır mesele olan, öbür tarafta ise, iyi de olsak kötü de olsak, zaten bu dünyadaki kötülüklerimizden arınıp, doğruyu söylemek zorunda kalacağız. İşte onu şimdi yapmak gerek. Ben de biz de az ya da çok o eleştirdiğimiz sen gibilerdik bir zamanlar. Kitap nedir iman nedir bilmeyenlerden, çoğunluğa uymuş da kendimize az ya da çok dindar diyerek ya da çok da umursamayarak yaşayıp gidenlerdendik. Allah lütfetti de uçurumun kenarından bizi kurtarıp “sen de kalk, uyar” dedi ki, şu satırları yazabiliyor ya da sevdiklerimizin ve diğer insanların da uyanmalarına anlatıp tebliğ ederek vesile olmaya çalışabiliyoruz. İlmi veren Allah sana da versin diye, seni uyarmaya, senin de hak etmene çabalıyoruz. İşte bu yazıyı bu yüzden “sen” dilinde yazdım ki o şaşkın ve kızgın ifadenle de olsa buraya kadar oku da bir tebliğ formuna dönüşsün.

Hala anlamayıp da bu yazıdaki “sen” kim mi diyorsun? Bu yazı kime mi yazıldı diye soruyorsun? Seni tanımıyorum ama eğer azıcık üzerine alınmış gibi hissediyorsan aynen anladığın gibi sana özel. Tarikatıma katılma (çünkü tarikatım, hizbim, fırkam yok) ama taHrikatıma kaPıl. Seni anladığın dilde Kuran’ı okumaya tahrik ediyorum. Hadi bana inat, git oku kitabını. Sen doğrusunu öğren. Yanlışlarımı vur yüzüme. Bana inat git benden daha iyi öğren kitabını. Kuran’ı anlayacağın şekilde, anlayacağın dilde ve ayetlerin üzerinde derin derin düşünerek ve de hiç acele etmeden bir oku. Gerginliğin ilahi bir heyecana dönüşsün. Bugüne kadar nasıl kandırıldığını anla da, Allah’ın yol göstermesiyle gerçeği fark edip, tüylerin ürpersin senin de. Günü gelip de “oku denmişti sana, okudun mu” diye sorulduğunda “okudum” de “en güzel biçimde okudum” diyerek övünçle ver cevabını. İdrak etmiş olarak yönel sadece Allah’a. Beni bırak ne dersem diyeyim, kendi okuduğundan mutmain ol, sen gir O’nun cennetine.

Kalemzade | Cengiz Yardım

41 thoughts on “TaHrikat

  1. İyi ki yayınlamaya karar vermişsiniz. Doğrular gün ışığına çıkmalı, asırlardır yalanların hüküm sürdüğü yetmez mi?
    Bence de sizce: “İnsanların kınamasından değil Allah’ın kınamasından çekin.”

  2. Rab’bim seni hiç bunaltmasın sevgili Kardeşim… “İnandım” diyen ama Kur’an ile ilgisi olmayan insanlarımızın ufkunu açıyorsun. Allah razı olsun. Allah ilmini arttırsın. O kadar güzel yazmışsın ki, şu satırlarından sonra hala Kitab’ı okumayıp sapkınlıkta kalanlar varsa zorlamamak lazım. Tıpkı Allah’ın, elçisini Abese suresinde uyardığı gibi…

    Selam ve Dua ile,

  3. “sahici bir sarsıntı, sahte bir dengeden iyidir.” inşallah bu yazı bazılarını vicdanıyla sorgulamaya itecektir. eline sağlık

  4. çok güzel bir yazı akıllara deprem veriyor.sallanmayan veya hasar görmeyen kişiler kendilerini sorgulamalıdır
    teşekkürler sayın yazar

  5. yazınız güzel ama bir itirazım var. Şefaat ve şirk konusu…
    Zaten Allah’a, bizi yaratana, Rabbimize dua ediyoruz günahlarımızın affı ve şefaat için, ancak onun Peygamberini yol gösterici kabul ederek, onun yardımı ve duası ile de Rabbin şefaatine nail olmaya çalışmak şirk mi?
    O zaman anneler ve babalar da evlatlarına dua etmesin mesela. Gerek yok o zaman kimsenin duasını almaya. Evlatlar kendilerine dua ederler öyle mi?
    Bu şefaat konusuna ve insanların kalbinden geçene şu açıdan bakmak şart; Birinden, senden daha fazla takva sahibi olduğuna inandığın ve hatta üzerinde hakkı olduğuna inandığın birinden ve hatta bir Peygamberden dua almak çok önemli. Dua çok büyük bir güç. Biz de Peygamber efendimizden duasını istiyoruz Allah’ın bizleri affetmesi için.

  6. Sayın Talhaerhan, Allah’ın bizi affetmesi için, peygamber efendimizin duasını istemenin, Kuran’ın şefaatle ilgili ayetlerine göre şirk olduğunu düşünüyorum. Allah bize can damarımızdan daha yakın değil mi ?
    Ben oğluma kendimden bir parça olduğu için ve kendi menfaatim adına dua ediyorum. Oğlumun Allah’ın sevgisini kazanabilmesi için dua ediyorum. Ancak oğlum aksi yönde davranırsa, onu benim dualarım kurtarmaz ki. Peygamberimizin duası da bizi kurtarmaz, Allah’tan başka şefaatçi/kurtarıcı yok ki.
    Hakkını helal et, selamlar.

  7. Talha selamlar kardeşim… Hepimiz birbirimizin affı için Allah’a yalvarabiliriz. Peygamber de Allah’ın elçisi olarak kendi döneminde sevdiklerine dua etmiştir. Buraya kadar bir sorun yok. Ama o günden kalkıp bugünkü insanlar için affa vesile olacak bir peygamber algısında sakatlık var. Bugün siz benim ben sizin için Allah’a dua edebiliriz. Ne güzel de olur. Burada da sorun yok. Sorun Allah yerine başkasına yönelmekte, başkasından din namına şefaat ve/veya af beklemekte. Allah’a emanet olun.

  8. B.Bilal bey, Helal olsun hakkım ne demek. Hak konusu değil. Konuşup herkesin kendi süzgecinden geçirip alacağı ile doğru ne ona karar vermesini sağlamak amaç. Örnekler baba oğul vs gidiyor ama basite indirgemek için böyle kullanıyoruz elbet yanlış anlaşılmasın.

    Siz oğlunuza kızdığınız ve yanlış yaptığını gördüğünüz zaman, çok sevdiğiniz Annesi size oğlunuzu getirse ve dese “Affet Bey..” biraz daha yumuşamaz mısınız? Yumuşarsınız. Bunun gibi bir ihtiyaç Peygamber Efendimize yaklaşımımız ve duamız. Yoksa bir başka insanın süper güçleri ile affetme veya affettirme özelliği vs değil.

    Kalemzade Kamil Bey, “o günden kalkıp” dediğiniz Peygamber efendimiz öldü gitti bitti mi? Allah’ın en sevdiği ve Peygamber olarak şereflendirdiğinin ve miraçta Allah’ın huzuruna çıktığında dahi biz İslam yolunda olanlar aklına gelen Peygamberden yardım istemek aciz kullar için neden sakat olsun. Sakat olan bence acizlikte üst seviyede olan biz kulların yardım istemeden biz her şeyi hallederiz demesi olur. Elbette her işimizde Bismillahirrahmanirrahim diyerek Allahı anıyoruz. Ama her işimizde Kur’anda öğrendiklerimizin yanına sünnetleri de koyuyoruz. Sünnetleri de takip etmeyelim mi o zaman? Burada siz sanırım dua etmeyi veya şefaat etme talebini Yaratıcıya yapılan dua gibi algılıyorsunuz. Bu bambaşka bir yardım talebi. Dua yine Allah’a yapılıyor.

    Dediğim gibi burada Allah’tan başkasına yönelme yok. Burada farklılaşıyoruz. Tek istikamet Kâbe. tek Rab var, Allah var. Ancak güzel ahlak ile donattığı ve Kur’anın yaşayan hali olan Peygamberi unutmak, örnek almamak, onun için dua etmemek ve ondan kıyamet gününde Allahın rızasını kazanabilmek için yardım istememek olmaz. ki bu hiç de sakat bir şey değil. Bence tabi.

  9. Talha kardeşim; Söylediklerine katılmam maalesef mümkün değil. Buna neden olan şey de Allah’ın vahyini içinde barındıran ortak kitabımız Kuran. Ben kendimi ona uymakla sorumlu hissediyorum. Senin nazik yaklaşımına karşı tutup senin istediğin cevapları vermiyor olmam benim nefsimden kaynaklanan bir şey değil. Allah’ın kitabında okuyup öğrendiklerime aykırı bir şeyi sırf seni mutlu etmek için söylersem yarın Allah’a ben nasıl cevap veririm. Bu yüzden lafı çok da uzatmadan sana Kuran’dan Zümer suresini baştan sona ve üzerinde düşünerek okumanı öneriyorum. Cevaplarını orada bulabilirsin. Aşağıya da o sureden birkaç ayeti örnek olarak alıntılıyorum. Allah’a emanet ol. Selamlarımla…

    39-Zümer 29 Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah’ındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar.

    39-Zümer 36 Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.

    39-Zümer 38 Andolsun, onlara: ‘Gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye soracak olsan, elbette ‘Allah’ diyecekler. De ki: ‘Gördünüz mü-haber verin; Allah’tan başka taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, rahmetini tutup-önleyebilecekler mi’ De ki: ‘Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O’na tevekkül etsinler.’

    39-Zümer 43 Yoksa Allah’tan başka şefaat ediciler mi edindiler? De ki: ‘Ya onlar, hiç bir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?’

    39-Zümer 44 De ki: ‘ŞEFAATİN TÜMÜ ALLAH’INDIR. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.’

    39-Zümer 45 Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O’ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

    39-Zümer 62 Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerine vekildir.

    39-Zümer 64 De ki: ‘Ey cahiller, bana Allah’ın dışında bir başkasına mı kulluk etmemi emrediyorsunuz?’

    39-Zümer 65 Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): ‘Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.

  10. Talhaerhan Kardeşim,

    Son yorumunuzda dikkatimi çeken cümlenizi yazıyorum.

    “Peygamberden yardım istemek aciz kullar için neden sakat olsun.”

    Allah’ın Kitab’ına inanan, hergün kıldığımız beş vakit namazda kırk kez “FATİHA”yı okuyup Rab’bine “YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ” diyen bizler, nasıl olur da Peygamberimiz dahi olsa bir başkasından yardım dileriz? Yoksa, “Yalnız senden yardım dileriz” diyerek Allah’ı mı kandırıyoruz? Bu söylediğin, ŞİRK’tir.

    Selam ve Dua ile,

  11. ZEBUR
    BÖLÜM 50

    Ama Tanrı kötüye şöyle diyor:

    “Kurallarımı ezbere okumaya ( Anlamını bilmeden )

    Ya da antlaşmamı ağzına almaya ne hakkın var?

    17 Çünkü yola getirilmekten nefret ediyor,

    Sözlerimi arkana atıyorsun.

    18 Bir hırsız görünce onunla dost oluyorsun,

    Zina edenlere ortak oluyorsun.

    19 Ağzını kötülük için kullanıyor,

    Dilini yalana koşuyorsun.

    20 Oturup kardeşine karşı konuşur,

    Ananın oğluna kara çalarsın.

    21 Sen bunları yaptın, ben sustum,

    Beni kendin gibi sandın.

    Seni azarlıyorum,

    Suçlarını gözünün önüne seriyorum.

    22 Dikkate alın bunu, ey Tanrı’yı unutan sizler!

    Yoksa parçalarım sizi, kurtaran olmaz.

    23 Kim şükran kurbanı sunarsa beni yüceltir;

    Yolunu düzeltene kurtarışımı göstereceğim.”

  12. Tekrar merhaba,
    Bakın burada bahsettiğimiz şefaat olayı da zaten Yüce Allah’ın kendi izni ve merhametiyle ile olacak veya olmayacak. Yani Allah’a şirk koşmak kesinlikle yok. Kimse demiyor haşa bir Allah daha var ona koşun o affedecek.. Böyle bir şey yok. Diğer anlaşamadığımız nokta ise uzun bir mesele, buraya yetmeyecek. Ancak lütfen şirk demeyin. Çünkü değil.
    Sizler paylaştınız ben de paylaşayım.
    (İhtilaflı bir işin hükmünü Allah’tan [Kur’andan] ve Resulünden [Sünnetten] anlayın!) [Nisa 59]
    (Aralarındaki anlaşmazlıkta seni hakem tayin edip, verdiğin hükmü tereddütsüz kabullenmedikçe, iman etmiş olmazlar.) [Nisa 65]
    (Allah’a ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!) [Araf 158]
    (Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20] Bu şirk değil.
    Sabırla dinleyip, fikir alışverişi yaptığınız için teşekkür ederim.

  13. @talhaerhan Ey iman etmiş kimseler! Allah’a itaat edin, Elçi’ye ve sizden olan emir sahiplerine/ anayöneticiye itaat edin. Sonra, eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah’a ve âhiret gününe inanan kimseler iseniz, onu Allah ve Elçi’ye havale edin. Bu, daha iyidir ve en uygun çözümü bulmak bakımından daha güzeldir.(NİSA-59) Burdan Allahın sünnetini demediğin açık,resulullah ın sünneti yani hadisleri nerden çıkardın bir sormak istedim.YADA İnsanların aralarındaki çekişmeli işlerinde resullahın verdiği hükümün kendi keyfine göre verdiğini?Oysaki şimdi sünnet denilince sünnetullah değilde otomatikman resulullahın sünneti ve tabiki binlerce hadis derlemeleri akla geliyor.Neden kitabullah yetmiyorda yanına ekler aranıyor?

  14. talhaerhan kardeşimin yazdıkları, bana bir zamanlar içinde bulunduğum o karmakarışık kafa ve inanç karmaşası haleti ruhiyesini hatırlattı. Hani o zamanlar bende çok dini kitaplar, Kur’an ve hadis okurdum. Kur’an dışındaki hadisleri “Acaba Kur’anla bir çelişkisi var mı?” diye hiç ayetlerle karşılaştırmazdım. “O hadisleri kesinlikle peygamber söylemiştir” diye de çok emin bir durumdaydım. Ama ne zaman ki Kur’anı sadece takvalı olmak için okumaya başladım. Gördüm ki; Kur’an:
    -Kapıyı çalarak odaya girmeyi,
    -Konuşurken ses tonumuzun ayarını,
    -Yürürken bile nasıl yürümemiz gerektiğini,
    -Dua ederken kimden isteyeceğimizi,
    -Peygamberler arasında ayrım yapmamamız gerektiğini,
    – Peygambere itaatin, getirdiği vahyi kabul ve itaat olduğunu,
    -Salavat getirmenin “Allah ve melekler O’nu tastik edip destekliyor, Ey inananlar sizde o’nu tastik ve destekleyin” demek olduğunu,
    -Taşlayarak insanları recm etmenin Kur’an da olmadığını,
    -Din adamlarını körükörüne takip etmenin onları “Rab edinmeyin” ayetiyle yasaklandığını,
    -Hristiyanlar özenerek peygamberimizi “YARI TANRI” yaptığımızı,
    -Kalemzade kardeşimin anlatığı gibi “Allah’tan kaçıp, korkup Peygamberin şefkatli kucağına” sığındığımızın ve dolayısıyla hangisinin daha şefkatli ve yanıbaşımızda olduğunun gafletini,
    Evet bunları anlayabilmem için uzun süre yalnız Kur’anı okuyup anlamam gerekiyordu. Hamd olsun Allah’a…. Selam yolumu aydınlatmak için çırpınan temiz kullarına…..

  15. de ki ben peygamberlerin ilki değilim, kendime de size de ne yapılacağını asla bilmiyorum, ben sadece bana vahyedileni izlerim ve ben sadece vahyi olduğu gibi beyan eden bir uyarıcıyım. ahkaf-9 Bu ayet yeterli bir cevaptır düşünen akıl sahipleri için

  16. Yine çok iyi ifade etmişsiniz ağziniza sağlık..Sanirim bazi kardeşlerimiz şefaat konusunu yanliş anliyorlar.Şöyle ki;dua makami sadece Allahtir O na yalvarir O’ndan bekleriz ve bizi uyarmiştir “ölülere işittiremezsiniz”Peygamberimiz şerefli görevini tamamlamış ahirete göçmüştür.Şikayeti de Kuranı terketmemizdir.Kuran dan bîhaber yaşamakta günümüz insanları.Şimdi bu durumda” ben müslümanim,Muhammed de dinimin peygamberi olduğuna göre bana şefaat eder”diye bir beklenti içine girmek fazlaca hazircilik olmuyormu?Bu düşünce o güzel salih insanların çektikleri zorluklara haksizlik olmuyor mu?

  17. Arkadaşlar okudum yazılardan şunu anladım belki yanlış anladım…Benim gibi çok cahil insan vardır; umarım yanlış anlamışımdır. Yorum ve yazılardan anladığım şu Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) itibarsızlaştırmaya çalıştığınız.

  18. Kur’anı okuyun,Kur’anı okuyun..Tek bildiğiniz şey bu..Kuran dediğimiz yüce kitap 600 sayfadan oluşan küçük bir kitaptır ama mucizesi o kadar büyük ki taaa kıyamete kadar insanlığın ihtiyacı olan herşeyi içine sığdırmıştır..buda arapçanın çok anlamlılığından kaynaklanmaktadır…hangi kelimenin hangi anlama geldiği bir önceki cümlenin konusuna bağlı olarak değişmektedir..o yüzden çok iyi derecede arapça bilmeyen sıradan bir kişinin Kuranı tefsir etmesi ve hakkıyla anlaması güç bir konudur..işte burada Resulullahın yaşantısı ve hadisleri,devreye girmektedir..çünkü Onun yaşam tarzı bir anlamda Kuranı tefsirdir..Kuranı layıkıyle anlamak Resulullahın hadislerine ve yaşam tarzına vakıf olmaktan geçer..

    E efendim tefsir alimleri Kuranı açıklamışlar,açın onlardan okuyun..iyide birincisi onlarda bunu Resulullahın yaşantısından ve hadislerinden örnek alarak yapmışlardır..bir ikinciside her tefsir aliminin yorumu başka başkadır..biz hangisini kabul edip hangisinin tefsirini okuyacağız..bir araştırın bakın..diyanetin tefsiri farklı,yaşar nurinin farklı elmalının farklıdır..herkes kendi fikrine ve mantığına uygun tefsircinin kitabını tavsiye etmektedir..bu yüzden Resulullahın yaşam tarzını örnek almak en mantıklısıdır diye düşünüyorum..

    Şefaat konusuna gelince ; görünen alem görünmeyen alemin bir nevi aynasıdır..yaşadığımız hayata bir bakalım..birisinden bir iş yada bir yardım isterken o yardımını istediğimiz kişinin sevdiği yada saygı gösterdiği birisini aracı koymazmıyız ?..hatta o kişi ölmüş bile olsa..mesela diyelımki bir kimsenin dedesi çok hayırsever,sağlığında çok yararlı işler yapmış ve herkes tarafından sevilen birisiyse o kişi birisinden yardım isterken ben falancanın torunuyum dese işleri daha çabuk hallolmaz mı ?..o ölen kişinin hatırına onun torununun işi.daha kolay yürümez mi..bunda bir sakıncada olmaması gerekir..bu bağlamda bir şeyi direk Resulullahtan yada herhangi bir alimden istemek tabiki şirktir bunda kimsenin fikir ayrılığı yoktur ama ”Allahım Resulullahın hürmetine,yada sevdiğin kişiler hürmetine benim şu sıkıntımı gider demekte ne beis olabilir anlamıyorum..Yüce Allah kullarıyla direk ilgilenecek olsaydı araya aracılar koymazdı..melekleri yaratmazdı,peygamberler göndermezdi,kitaplar indirmezdi..herşeyi direk kullarıyla görüşür kendisi anlatırdı istediği şeyi..günahları sevapları kendisi kaydeder,canları direk kendisi alırdı..buna gücü yetmezmiydi??..elbette yeterdi..ama O herşeyi bir sebebe bağlamayı tercih etti..aracılarla kullarına ulaşma yolunu seçti..ozaman bizimde Allahın sevdiği kullarının aracılığıyla Ona ulaşmaya çalışmamızın,temiz insanların sayesinde günahlarımızı affettirmeye yada bir işimizi hallettirmeye gayret sarfetmemizin ne sakıncası olabilirki..?????

  19. @fahrettin: Doğru söylüyorsunuz. Tek söylediğim Kuran’ı anladığınız dilde okuyun demek. Sadece Allah’a ve onun kitabına çağırıyorum. Benim tek derdim bu.

    Bir de… Bir iş yada bir yardım isterken o yardımını istediğimiz kişinin sevdiği yada saygı gösterdiği birisini aracı koymaz mıyız demişsiniz ya!!! Güldüm, itiraf edeyim. Size şunu söylemem yeterli sanıyorum: Ben öyle yapmıyorum. Aramızdaki fark işte bu.

  20. demek tek yapabildiğiniz gülmek olmuş..yazımın bir tek satırına bile cvp veremediğinize göre gerisini okuyucuların taktirine bırakıyorum artık..haa şunuda söyleyeyim..sen öyle yapmıyorsan senin birilerinin saygı gösteripte onun hatırına sana yardımcı olabileceği kimsen yok demektir..ama duam odur ki herşeye rağmen bu dünyada çok umursamadığın Resulullah ahirette yardımcın olur inşallah..

  21. 🙂 Ne diyeyim size fahrettin kardeşim! İlk defa karşılaşmıyorum bu sözlerle. Sözleriniz hep birbirine benziyor. Yorumunuzda belirttiğiniz hususların hepsinin cevabını bu sitede defalarca yazdım ve bunlara cevaplarla dolu makalelerim. Tekrar tekrar aynı şeyleri söylemektense size yazıları gözden geçirip okumanızı tavsiye etmem yeterli sanıyorum. Allah’ın elçisini umursamadığımı söylüyorsunuz ya siz kararınızı vermişsiniz zaten. Beni tekfir etmektense fikri inceleyip biraz anlamaya çalışsanız daha iyi olmaz mı? Selamlarımla… Allah’a emanet olun.

  22. Peygamberimizin görevi bizlere Allah’ın varlığını,birliğini,emirlerini vb. iletmekle seçilmiştir. Kul ile Allah arasında torpil yapmakla değil. Birçoğumuz bu dünyada olduğu gibi Diğer tarafta da hep hazırcılık peşinde.

  23. Fahrettin bey,

    Şu sözler size ait :

    “Ona ulaşmaya çalışmamızın,temiz insanların sayesinde günahlarımızı affettirmeye yada bir işimizi hallettirmeye gayret sarfetmemizin ne sakıncası olabilirki..?????”

    Bir iş başvurusu için genel müdüre yakın birinden torpil istemek veya devletteki bir işi milletvekili tanıdığıyla çözmek gibi birşey bu dediğiniz… Siz dünyadaki bu tip şeylerle, Allah’tan af dilemeyi eşleştirmekte bir gariplik görmüyorsanız diyecek birşey yok.

    Kullarıyla Allah arasında perde yoktur, dualarınız niyetlerinizle birleşir ve Allah’a ulaşır. Günahlarınızı kime karşı işlemişseniz, affı da O’ndan dileyiniz. Dilekçe yazmaya da gerek yok üstelik, yürekten bir pişmanlık yeter.

    Sevgiler.

  24. Şunu göremiyor musunuz?Peygamberler de dahil her kul kendi hesabini kendi verecek.Peygamberin görevi kulluk+tebliğ.Yapti mi hesabini Allah a verecek.Bununla beraber senin hesabini vermeyecek seni de kurtaramayacak.Senin hesabin da senden sorulacak hükmü Allah verecek.Muhammed peygamber “bana da size de ne yapilacağini ben bilemem “demişken neden böyle bir sorumluluk yüklersiniz ?Neden araci yaparsiniz?O bile kurtarilacağina emin olamamişken siz nasil eminsiniz Allahin hükmünden?

  25. Şimde yukarıda isimleri geçen herkes herşeyi anladı bir biz anlamadık. Herkesten bunu artık anlayın havası var Allah’ı hakkıyla anladım diyen şirkin en büyüğündedir zaten. Kendinize bakın Resullahı nasıl küçültsek diğer peygamberlerle bir hizaya ve sıradan bir insan haline getirsek derdindesiniz. Ben bu kendini beğenmiş işi çözmüş başkalarını da kurtarma ??? derdinde olanları anlamış değilim kendilerince Allah a hizmet dine hizmet ediyorlar. Putunuzun adını Allah koyunca Allah olmuyor kızlar. Anlamak öyle çocuk oyuncağı değil. Yorumumu Yayınlanlamazsanız korkaksınız, bu kadarsınız diyip ebedi çekileceğim. Yayınlarsanız samimi olduğunuzu görüp devam edeceğim yazmaya
    İstanbul da bir İsveçli 1996 yılında Allah kabul ederse müslüman oldum

  26. 2-Bakara 285 Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minler de. Tümü, Allah’a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. O’NUN ELÇİLERİ ARASINDA HİÇBİRİNİ DİĞERİNDEN AYIRT ETMEYİZ. İŞİTTİK VE İTAAT ETTİK. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana’dır’ dediler.

    39-Zümer 67 ONLAR, ALLAH’IN KADRİNİ HAKKIYLA TAKDİR EDEMEDİLER. Oysa kıyamet günü yer, bütünüyle O’nun avucu (kabzası)ndadır; gökler de sağ eliyle dürülüp-bükülmüştür. O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.

    41-Fussilet 44 Onu yabancı dilde bir Kuran kılsaydık, “Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?” diyeceklerdi. İSTER YABANCI DİL İSTER ARAPÇA OLSUN, de ki, “O İNANANLAR İÇİN (dilleri sözkonusu olmaksızın) BİR REHBER VE ŞİFADIR. İnanmıyanların ise kulaklarında ağırlık vardır. ONLARA SANKİ UZAK BİR YERDEN SESLENİLİYOR GİBİ ONLARA KAPALIDIR.”

    74-Müddessir 1-2 Ey örtüsüne bürünen, KALK (ve) bundan böyle UYAR.

  27. AKL’IN,TEFEKKÜR ün ,olmadıgı yerde DİN de olmaz…1600 yıllarından sonra,,,İslam Aleminde,,Akıl,Düşünce,, Bilinmeyen topraklara hicret etmiştir..İşte İslam Aleminin bu günki Halinin sonuçları ortada..Önce Aklın, düşünce Şuur ve .İrade nin avdet etmesi gerek diye düşünürüz…
    .

  28. Selam !
    Esteuzubillah
    De ki ; bende sizin gibi beşerim , ancak bana şöyle vahy olunuyor ; ” ilâhınız ancak tek bir ilahtır . Onun için kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse , sâlih amel işlesin ve (Rabbine ) ibadetlerine hiç bir şirk karıştırmasın !” ( kehf 110 . )
    ………….
    Her kim , Allah’ın kendisine dünya ve ahirette asla ( doğrudan , direkt ) yardım etmeyeceğini düşünüyorsa , bir sebebe tutunup göğe uzanıversin ve ( Allah dışında yalvardıklarıyla ilişkiyi ) kessin , daha sonra görsün bu tedbiri kendisini öfkelendiren şeyin kökünü kazıyacak mı ? ( kazımayacak mı ? ( hacc 15.) ( bu ayetin tefsiri okunursa “sebep” ne demek , öfkelendiren şey ne ? Sorun kendiliğinden çözülür sanıyorum …burada bahsedilen tip ; ” uzak Allah ” düşüncesini benimsemiş ve bu yüzden Allah’a aracısız kulluk edilebileceği fikrine alışamıyor . Tabii bu görüşe sahip biri Allahın direk yardım edeceğinede zor inanır …ve kafası karışır öfkelenir …Öfkesini dindirmenin en iyi yolu ” Allah bize şahdamarımızdan daha yakındır ” ayetine şeksiz şüphesiz imân etmesinden geçiyor . Allah muhafaza eğer bunu anlamazsa küfre düşebilir … Benim anladığım bu )

    merhametin kaynağı Allahtır ( Erhamürrahimin )
    Allah cümlemizi razı olduğu kullarından eylesin … Allaha emanetiz . Selamlar .

  29. SElamun Aleykum …Bismillâhirrâhmânirrâhîm ,…Allâhumme Salli Alâ Muhammedin ve Alâ Âli Muhammed… “Kalpler Allahın Elindedir” Arkadaşlar ,bütün yorumları okudum ,herkes kendince Kur an dan Ayet lerle örnekler getirmiş.Bu güzel..Fakat arapça ,öyle sadece bir meal ile tam anlamıyla açıklanamaz …Kalemzade ve onun gibi düşünen arkadaşlar ,okuduğunuz meal mi,tefsir mi.? Sonra kimin ,tefsiri , bunlar önemli ,kendi sapıtmış bir kişinin yazdığı tefsiri okuyan kişilerinde tabiki kafalarında karışıklık olacak ,mubah olan bir hususu şirk olarak değerlendirip ,başkalarınında kafalarında tahrîbat yapmak için uğraşacaklardır , ve kusura bakmayın üstelik ; kendi yanlışların doğru diye başkalarınada kabul ettirmek için yaptıkları uğraşıyıda şeytan onlara Allah için diye süsleyerek gösterecekki ;vazgeçmesinler bu yanlışlarından.Burda detaylı şekilde aktaramıyorum ,ama Kur an ın “OKU “emrinden yola çıkarak yapmaya çalışıyorsunuz Tahribatınızı sayın Kalemzâde;sizde okuyun ,lütfen.! Bilmiyorum sizin için Sahabe nin yeri kalbinizde nasıldır ,ama İslam Tarihini okuyun ,Sahabe Hayatını Okuyun , Rasulullahın Siyer i Nebî sini Okuyun ,Hadis İlmini Okuyun ,Kur an ı Bunları okumadan şimdiki zamanda birer satır okuduğunuz meallerle ,Rasulullahı devreden çıkararak ,anlamaya çalışırsanız “küfür “noktasına varmanızdan korkulur,Rasulullahın Mubârek Hadis lerine (sahih)inanıyorsanız ki ,aynı zamanda rabbimizde Ayette Kendine Yaklaşmamız için Vesileler aramamızı buyuruyor.yine Kur an da Bakara suresinde Rasulullaha Tâbi olarak Kur anı Yaşayabileceğimizi Söylüyor Rabbimiz Bu dünya hayatını rabbimiz sebeblere bağlamıştır Buda Rabbimizin Yaratması ve Muradıdır …Bunu çokca örneklendirebiliriz.Ama burda anlayan için bir kaç örnek verebiliriz ..Meselâ;hastalanınca niye doktara gidiyoruz…Herkes iman eden herkes, biliyorki Şifa Allah tandır,ama doktora verdiği ilim ve akıl ile teşhisi doktor koyuyor ve uygun ilacı reçeteye yazıyor.Rabbimde “Vesile “ediyor.Doktoruda ilacıda…Yağmur ,meselâ.rabbimiz isteseydi birçok etkileşimden sonra yağdırmazdı ,yağmurları karları doluları değilmi.!Ama bunların hepsi “Vesilelerdir”tıpkı Bizim Kur an ı daha iyi yaşayabilmemiz için yolgösterici olarak Rasulullahın ,Hayatını ve Hadislerini anlamaya ,onlarıda en güzel şekilde anlayabilmemiz için yol gösterici öğretmenlere ihtiyacımız olduğu gibi. Yardım ancak ve ancak Allah a Mahsus tur .Ancak “O”na Kulluk eder ancak ,”Ondan “yardım dileniriz …Fafat ,sayın Kalemzâde ;Rabbimize Niyâz ederken “Muhammedinin “hürmetine diyede Vesile ederiz Rasulullâhı ….!Bu Şirk Değildir…Sevdiklerin hürmetine Sevdiklerine İhsanından bizlerede ver Allahım Deriz…..Bunun Şirk Neresinde,sizin karıştırdığınız Nokta burada çok ince hassas bir nokta,bu anlaşılmıyor sanırsam.yardımı Rabbimizden diliyor,SEN onlara olan sevginden dolayı bizide mahrum etme Allahım Diyoruz .Takıldığınız şey sizin Hrıstiyanların günah çıkarma sapıklığıyla takıntınız.Bizim bu anlatmaya çalıştığımız Vesile meselesiyle hiçbir bağlantısı yok.Biliyorsunuz hrıstiyanların üç lü tanrı inancı vardır .Onlar İsa a.s. mı Tanrı laştırdılar …Neden israrla bu benzetmeyi Mü minlerin Rasulullâha olan muhabbetleriyle eş tutuyorsunuz.Samimi Mü minlerin hepsinin kul hakkına giriyorsunuz uyarayım.Neden Okunan Salatlar Selamlar sizi rahatsız ediyor .üstelik Ayet i Kerimede Açıkca ;Selam ;ibaresi varken değişik anlam yükleyip insanların ,( okumayan )kafalarında karışıklık yapıp Salat ve Selâm ı sanki şirk meselesiymiş gibi ifadelendiriyorsunuz ….Eğer ki İmanınızda samimi iseniz ,bende sizi Tevbe ye ,sonrada Sağlam ve Güvenilir Kaynaklardan Tekrar Kur an ın Tefsirini Ve Rasulullah ın hayatını “OKU” maya davet ediyorum ….Duâ ile …..Allah Her Şeyi Hakkıyla Bilendir..Haydır Kayyumdur Sübhandır Eksik ve Noksanlıktan Münezzehdir.Muhakkakki Allah Nerede Olursak olalım Her An Bizimle Beraberdir Bize En Yakn Olandır.Her Yaptığımızdan Gizli Aşikar,Haberdar Olandır… Eşhedü Enlâ İlâhe İllallâh ,Ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhu Ve Rasûluh…!!!

  30. Insanlarin Ömrü geçiyor perdeler yavaş yavaş kalkiyor. Ölümün her an bir adım gerisindeyiz. uyanmaya/farketmeye yönelik yazılar için Allah razı olsun. Hayatta herkes Amakı hayal kitabindaki Raci gibi. Allah , cumlemizi bulanlardan ve olanlardan eylesin.

  31. @talhaerhan arkadaşım, emin ol, sorularını Allah cevaplıyor. Mealden korkma ve birkaç Meal oku. Mesela, biz aciz kullar, peygamberden neden yardım istemeyelim demişsin.
    Tek aciz olmayan Allah’tır. Bu sorunu şöyle cevaplamış bence.

    22:73 : Ey insanlar! Size bir örnek verildi; onu dinleyin. O Allah’ın yanında yakarıp durduklarınız var ya, hepsi bir araya toplansalar bir sinek bile yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu bile ondan geri alamazlar. İsteyen de âciz, istenen de…

    • Muhyettin çelim kardeşim siz kuranı okurken düşüne düşüne hiç okumamışınız galiba bir ayette müsrikler biz bu kuranı dinlettirmemeliyiz bunu başaramazsak kuranı tahrif etmeliyiz derlerken siz bu ayetten hiçbir mesaj alamadınızmı bence kuranı tekrar tekrar okumanızı okumamızı istiyorum dünün o müsrikleri o müsrikler herdaim vardı hatta ashabı kiram dedigimiz kisilerin ićindede vardı durum böyle iken peygamberimizin vefatından sonra o müşriklerin bos durdugunumu düşünüyosunuz asıl açık kapıyı ozaman gördüler ve peygamberimizin azındanmış gibi kendi istediklerini ufak ufak işlediler gelinen durum ortada müslüman oldugunu sanan toplulukların hepsi birbirine düşmüş halde niye biliyomusun çünkü kuranı terkettikte ondan

  32. kelemzede senin bildiğin sana kalsın o kadar sahabeyi harcadın alimi harcadın evliyayı alimi harcadın bi senmi doğrusun, kuran gerçek ve hakikattır sünnette hakikattır, bu yola Allah için baş koymuş alimler var hocalar var hepsini abuk sabuk konuşarak fetva verir gibi devreden çıkarma, kendini düzelt önce bence, zaten dinimizi yaşamakta eksiklikleri olan halkımızı hepten dinden imandan alimden hocadan koparma vesselam

  33. Cengiz kardeşim Allah razı olur inşallah senden ben sünnilik dinini bırakalı 3 sene kadar oldu.kuran okumayı başlayınca onca hadisin sünnetin mezhebin hacı hoca seyh gavs kutub vesairenin saptırıcı olduğunu anladım.sizin gibi arkadaşların bulundugunu görmek beni umutlandırıyor.Bu arada Hakkı Yılmaz abimizi takip ediyormusunuz fikrinuz nedir onun çalışmaları hakkında.Allah ilminizi artırdın inşallah.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir