Bize Yalan Söylediler

Bize yalan söylediler

Bize yalan söylediler… Sen Anlamazsın Dediler…

Bize yalan söylediler. Doğru budur deyip içine binlerce yalan soktular. Okursan anlamadığın dilde okumalısın, o cennet dilidir dediler. Türkçe okursan anlamı bozulur dediler. Kendileri ise hiç okumadılar, hiç anlamadılar, hiç bilmediler. Allah yeminler edip kitabın anlaşılmasını kolaylaştırdığını ayet ayet haykırırken, din namına eksiksiz derken, kendini açıklar derken, bundan sorulacaksınız derken, ayetlerden yüz çevirenler yanlış yoldadır derken hiç dönüp bakmadılar. Ya anlamadıkları dilde ezberlediler, ya duvara astılar, ya da ölülere okudular.

Bize yalan söylediler. Peygamberi seviyorsan şu sözlere de uyacaksın dediler. Kitabın yanına başka başka sözler eklediler. Bir katile dönüştürdüler. Müşrikler gibi büyülendiğini iddia ettiler. Ressamlara düşman ettiler. Müşrik Yahudiler gibi kadınları taşlattılar. Her fırsatta cinsellik anlatan bir adam haline getirdiler. Kadın düşmanı yaptılar. Peygamberin hadisi deyip Ebu Hüreyre’nin yalanlarını elçinin sözü yaptılar. Dokuz eşle bir gecede halvete soktular. Dokuz yaşında kızla evlendirdiler. Asıl kendileri peygamberi hiç bilmediler, sevmediler. Hep iftira ettiler de sonra biz ona uyarız dediler.

Bize yalan söylediler. Allah “elçiyi destekleyin” derken onlar günde yüz defa selavat çekeceksin dediler. Ne destekleyenlerle peygamberin davasını desteklediler, ne peygambere uyup Allah’tan gelene sarıldılar, ne arzuhalini Allah’a sunanlarla kıyam ettiler, ne sadece Allah’a rüku edenlerle rüku ettiler, ne sadece O’na secde edip boyun eğenlerle secde ettiler. Peygamberi ve davasını değil, kendilerini düşünüp, selavatla kendi seslerini Allah’a değil peygambere ulaştırmayı umdular, sandılar, zannettiler. Kendileri peygamberi ve dinini hiç desteklemediler. Konuşmak bile istemediler. Oturup boncuktan tesbihlere sarıldılar.

Bize yalan söylediler. Onu yeme bunu yeme dediler. Haramdır dediler. Günahtır dediler. Kendileri haram günah demeden kimin neyini bulduysa bir rivayet bulup ona uydurarak yediler.

Bize yalan söylediler. Sol elinle olmaz dediler. Sağ ayakla gireceksin dediler. Sağ tarafa yatacaksın dediler. Oysa Allah’ın kuluna zulmetmeyeceğini hiç bilemediler. Yaratılışını hiçe sayıp üç yaşındaki solak bebelere sağ elini kullan diye, yedi yaşındaki çocuklara sağ elinle yazacaksın diye zulmedenler Allah’tan ne zaman af dileyecekler?

Bize yalan söylediler. Zorlaştırdıkça zorlaştırdılar. Önce sünnet sonra farz sonra bi daha sünnet kılacaksın, kılmadığın seneleri kaza edeceksin dediler. Abdest almadan önce teyemmüm edeceksin bile dediler. Şu duayı ezbere bileceksin, üstünden değil altından okuyacaksın dediler. Kendileriyse namazlarında ne yaptıklarını, ne dedikleri hiç bilmediler.

Bize yalan söylediler. Peygamberden şefaat dediler. Yetmedi sahabeden şefaat, ehli beytten şefaat dediler. Yetmedi dedelerden, âlimlerden, hatta tağut zalimlerden şefaat dediler. Yetmedi hocaefendilerinden, cemaatlerinden şefaat dediler. Yetmedi yatırlardan, mezarlardan beklediler. Şefaatin tümünün sahibinin Allah olduğunu hiç görmediler. Şefaati O’ndan hiç beklemediler!!!

Bize yalan söylediler. Mehdi gelecek, İsa inecek dediler. Kendi sapkın âlimlerini İsa, kendi hocaefendilerini, kendi şeyhlerini mehdi ilan ettiler. Yetmedi peygamberi Allah’a eşit saydılar. Yetmedi kendi imamları için Allah vücut buldu dediler. Kendilerini nasıl affettirecekler!!!

Bize yalan söylediler. Kendi mallarını kaybetmemek için “en büyük günah kul hakkıdır” derken ne yetimi doyurdular, ne yemedikleri kul hakkı bıraktılar. Affedilmeyecek tek günahın “tevbe edilmemiş şirk” olduğunu hiç bilmediler.

Bize yalan söylediler. Dayanamayıp su içen on iki yaşında çocuğa 61 gün oruç dayattılar. Bütün gün ahlarla vahlarla sözde oruç tutup, iftar sofrasında yetimi unutup birbirlerine ziyafetler çekip, tıka basa doydular.

Bize yalan söylediler. Vergi memurlarıymış gibi kırkta birdir dediler. Mallarını mülklerini ayırıp, hülle üstüne hülleler kurup, bunlar dâhil değil dediler. İhtiyaçlarının fazlasını vereceklerine, sandıklara yığıp biriktirdiler. Kuzu kapamalar midelerine hazımsızlık yaparken iki torba bulgurla fakiri sözde sevindirip, üstüne bir de böbürlendiler.

Bize yalan söylediler. O kadar çok yalan söylediler, o kadar çok yalan söylediler ki Kuran’a şerik kitaplar, külliyatlar yazdılar. O’nun ayetlerinin her birinin karşısında onlarca yalan rivayet ettiler. Ne bize hakkıyla bir ayet gösterdiler, ne de kendileri kendi yalanlarına doğru dürüst uydular.

Bize yalan söylediler. O kadar çok yalan söylediler ki, şu yazıya sığdırmak ne kelime, bin ciltlik kitap yazsak, biz yazarken uydurulan yenilerini eklemeye mecalimiz de zamanımız da kalmaz.

Bize yalan söylediler. Ama şimdi biz onlara doğruyu söylediğimiz için bize yalancı sapkınlar diyorlar. Biz doğruları haykırdıkça, takıntılarıyla saldırıp, tanımadıkları, yüzlerini bile görmedikleri, yalancı rivayetçilere ve takkeli müşriklere bizden çok güveniyorlar. Derin uykularını böldüğümüz için sinirleniyorlar. Ama olsun… Onlar bize bilerek ya da bilmeyerek yalan söylemeye devam etseler de biz yine hem kendimiz hem de onların iyiliği için doğruları söyleyeceğiz. Biz onların değil Allah’ın emrini ve rızasını gözetiyoruz. Bize Allah yeter.

Ve işte akıl…

Akıl için de bize yalan söylediler. Bu iş akılla olmaz dediler. Bu kadar gelmiş geçmişler yanıldı da sen mi küçücük aklınla doğruyu bulacaksın diye aşağıladılar. Bakalım öyle mi? Bakalım Allah bizim aklımızı kullanmamızı istiyor muymuş istemiyor muymuş?

Bakalım akılla oluyor muymuş olmuyor muymuş!!!.

2 Bakara 13 … ‘Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?’ derler. Bilin ki, gerçekten asıl kendileri düşük-akıllılardırlar; ama bilmezler. 2 Bakara 44 … Yine de akıllanmayacak mısınız? 2 Bakara 73 Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız. 2 Bakara 76 … Hâlâ akıllanmayacak mısınız? 2 Bakara 170 … Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? 2 Bakara 171 … Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. 2 Bakara 179 Ey temiz akıl sahipleri, … 2 Bakara 197 … Ey temiz akıl sahipleri, Benden korkup-sakının. 2 Bakara 242 … İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz. 2 Bakara 269 … Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. 3 Al-i İmran 7 … Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. 3 Al-i İmran 65 … Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? 3 Al-i İmran 118 … Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. 3 Al-i İmran 190 … temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. 5 Maide 58 … Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır. 5 Maide 100 … Ey temiz akıl sahipleri, Allah’tan korkup-sakının. … 5 Maide 103 … Allah’a karşı yalan düzüp-uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdirmez. 6 Enam 32 … Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? 6 Enam 151 … İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz.’ 7 Araf 169 … Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? 8 Enfal 22 Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir. 10 Yunus 16 … Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?’ 10 Yunus 42 … Peki, sağırlara sen mi işittireceksin? Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa! 10 Yunus 100 … Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır. 11 Hud 51 … Akıl erdirmeyecek misiniz? 11 Hud 78 … İçinizde hiç aklı başında olan bir adam yok mu?’ 12 Yusuf 2 Gerçekten biz, akıl erdirirsiniz diye, onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. 12 Yusuf 109 … Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz? 12 Yusuf 111 … Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. … 13 Rad 4 Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. 13 Rad 19  … Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler. 14 İbrahim 52 … ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye … 16 Nahl 12 … Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır. 16 Nahl 67 … Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır. 21 Enbiya 10 … Yine de akıllanmayacak mısınız? 21 Enbiya 67 ‘Yuh size ve Allah’tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız?’ 23 Müminun 80 … Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? 24 Nur 61 … İşte Allah, size ayetleri böyle açıklar, umulur ki aklınızı kullanırsınız. 25 Furkan 44 Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar. 26 Şuara 28  ‘Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, … 28 Kasas 60 … Yine de akıllanmayacak mısınız? 30 Rum 24 … Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. 30 Rum 28 … İşte biz, aklını kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle birer birer açıklarız. 36 YaSin 62 … Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz? 36 Yasin 68 … Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı? 37 Saffat 138 … Yine de akıllanmayacak mısınız? 38 Sad 29 (Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. 38 Sad 43 Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere … 39 Zümer 9 … Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.’ 39 Zümer 18 … İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. 39 Zümer 21 … Şüphesiz bunda, temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders (zikr) vardır. 39 Zümer 43 … De ki: ‘Ya onlar, hiç bir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?’ 40 Mümin 54 (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hidayet rehberi ve bir zikirdir. 40 Mümin 67 … ve belki aklınızı kullanmanız için … 43 Zühruf 3 … Biz onu, belki aklınızı kullanırsınız diye … 45 Casiye 5 … aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır. 49 Hucurat 4 … onların çoğu aklını kullanmıyor. 57 Hadid 17 … Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık. 65 Talak 10 … ey iman eden temiz akıl sahipleri … 67 Mülk 10 … ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık’ derler. 89 Fecr 5 Bunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var, değil mi?

Sadece Allah, sadece O’nun ayetleri dedik diye bize dinden çıktın diyenler bilmediler ki, kendileri dine hiç girmediler. Gelin Kuran’ı anlamak için konuştuğunuz, bildiğiniz dilde okuyun siz de. Hadi aklınızı O’nun kitabını anlamak, üzerinde derin derin düşünmek için kullanın. Hadi kalkın ve uyarmaya siz de katılın. Peygamberin davasını destekleyin. Onun gibi en yakınınızdan başlayın. Sevdiklerinizin dilleri Allah derken gözleri ve dimağları çok tanrılı bir din yaşamasın artık.

Kalemzade | Cengiz Yardım

84 thoughts on “Bize Yalan Söylediler

  1. ALLAH gani gani Razi olsun sizlerden ve bu Yoldan Allahin ipine/Kitabina sıkı sıkı sarılandan. Allah’ın izni ile inşallah bizleride Kalbi Selim olarak iyilerden eder inşallah. Saygı ve Kucak dolusu Sevgilerimle. Ökkes

  2. Biz hiçbir zaman bu yalanlara ne kapıldık ne ardına düştük YARADANIN VERDİĞİ AKLI kullandık ŞÜKÜRLER OLSUN bize doğruyu hakikati gösterenlere aklımızı kullanmamızı öğretenlere IŞIKLAR içinde olsunlar selam olsun o CANLARA..

  3. ALLAH razı olsun kardeşimden.
    ALLAH hem bu dünyada hemde ahirette seni yüzü gülenlerden eylesin.sana ve soyuna erdemlilik versin.
    saygılarımla

  4. Bütünüyle mükemmel bir yazı olmuş. En içten samimiyetimle tebrik ediyorum. Bilhassa Şu cümle: “Sadece Allah, sadece O’nun ayetleri dedik diye bize dinden çıktın diyenler bilmediler ki, kendileri dine hiç girmediler.” beni benden alan en beğendim cümle oldu.

  5. Teşekkür ederim. Mükkemel bir yazı acı ama gerçekler hakikatından uzaklaştirmak için her şey yapilmiş okudukça ne hallerden geçtiğimi görüyorum ve bu halime şükrediyorum.

    • merak ettim acaba kuran-ı ker-im i tam anlamı ile okudunuz mu eğer okusaydınız böyle diyemezdiniz EL-İLAH DİYOR Kİ akıllarınızı kullanın ama siz ne yapıyorsunuz islam dinini bölüyorsunuz kuranda 5 vakit namaz var hemde ayetle ama kimse görmek istemez hatta kıyam ruku bile var ama kimse görmez arasanız hangi ayette oldugunu görürsünüz hiç birinize ayet yazmayacagım burda yeri ve zamanı geldiğinde ihtilafa düşdüğünüz konularda açıklık gelecektir akıl kullanın diyerek ayet cıkaranlar hem akılı övuyor hadislere uyanlara yalancı diyor hemde onları allah yalan mı söyler diye uyarıyor ama başka bir ayeti yalanladıklarının ve çelişdiklerinin farkına var mıyorlar

      daha kuranın ilk gelen ayetinin içinde olan alak nın tam anlamını bilmeden kuran yorumlayanların vay haline bilim gelişdikce alak kelimesinin anlamı her zaman degisir alak anlamını yazalım

      1- sülük dendi 2- yapıskan nesne dendi 3- duvara yapısan dendi 4 kan pıhtısı dendi 5- suanda embrio olarak cevrildi soruyorum alak ın anlamı nedir

      tartısmaya sonverin iki grupda burda metanın peşine düşmüş diğerlerini yalanlamaya kalkarak küçük düşürmeye çalısıyor

      önemli olan kuranın özü nedemek istediği ve allahın insanlara ne vaad ettiğidir kuran daki terk fark tercüme farkıdır

      ve soruyorum size amentü nedir
      cevap basit imandır
      şartları nedir herkes ezbere bilir ama şartlarındaki detayı kimse görmez sorsan
      1- allaha iman der 2- ahirete 3- meleklere 4- nebilere ve resullere (peygamber) 5-kitaplara 6-kadere iman der

      soruyorum size kitaplara iman edenler kaç defa baska kutsal kitapları okudunuz ama sorsanız iman ettik derler ve sonrada derler ki onlar tahrip edildi derler hiçmi bu kitaplarda tahrip edilmemis ayet yok okusaydınız olup olmadıgını görürdünüz

      oyuzden allahın ilk ayeti ıkradır okuyacaksın okuyacaksın ve okuyacaksın herkesi bilgilendirmek için okuyacaksın

      • Arkadasim, siz daha Kur’an yazmasini bilmiyorsunuz ve birde yaziyi elestirmeye kalkiyorsunuz. Önce okuyun ve ögrenin.

  6. Selam 🙂
    Yalnız ,etrafımızdakileri uyarma görevinin sınırları…
    Düzeltici,ıslah edici ameller ;salih ameller …
    Şu ayeti gereği gibi anlıyor muyuz ?

    Ahkaf:15
    Biz insana, ‘anne ve babasına’ iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: ‘Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım.’

    Düzelticem derken…
    Salih amel için gerekli donanıma sahip olma fırsatını kaçırma riskini unutmamalı.
    40 yaş öncesi bilgilenmeli,40 yaş sonrası da artık ilgilenmeli anlamı çıkabilir gibi…
    Selamlar

  7. Selamlar.
    Fevkalede olmuş abi, Rabbim İlmini arttırsın. Tüm meselelerin kalbine hançeri saplamışsın. Fotoğraf seçimini de çok beğendiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Tek başına Ayrı bir makale olabilecek potansiyelde 🙂

  8. Yazıya dökmeden önce zihninde canlandırdığın konu gerçekten günümüze damga vuracak bir konu. Yazıya döküş şekliniz kesinlikle çok harika. Ne diyebilirim ki ; çok güzel ve doyurucu bir yazı olsun . Bu yazıda Allah’ın sen kulu vasıtasıyla bir nimet olduğuna göre teşekkür ederim.

  9. Yazının içeriğinde geçen bütün hususlar msülüman olmaklığın ve İslâm Dini dairesinde bulunmaklığın olamazsa olmaz birer kaidesi veya kuralıdır. muaccib kalem sahibi, sahih ve muteber İslâm adikedini ve inanacını çarpıtarak “Bize yalan söylediler !” hezeyanını serdetmeyi ve aklınca kuşa çevrilmiş modernist ve postmodern bir İslâm inancını öne çıkarmaya çalışmış !
    İşte, sizin neden İslâm Dini ile hiç bir ilginiz ve alâkanız bulunmadığı ve olmadığı bu yazıdaki itiraflarınızdan da kolaylıkla anlaşılmaktadır.
    Hayal ettiğiniz böyle bir din asla indirilmedi !
    Va esefa ! Va esefa !

    • Yazıdaki dini bulamazsın yaşadığın dinde çünkü din diye yaşadığın şey Allahın dini değil kulların sertan çalık …

  10. @Eda, Fatih ve Fehmi kardeşim. Selamlar. Güzel sözleriniz ve katkılarınız için teşekkür ediyorum.

    @Sertan Çalık; Anladığıma göre sizin kabul ettiğiniz dinde şunlar olmazsa olmaz kaideler, kurallar oluyor:

    1. Anlamadığı dilde kitap okumak
    2. Kitabın yanına insanlar tarafından eklenerek Allah’a ve peygambere atfedilen tüm sözler
    3. Büyülenmiş bir peygamber
    4. Ressamların düşman oluşu
    5. Kadınların ikinci sınıf oluşu
    6. Zina eden kadınların taşlanarak öldürülmesi
    7. Sık sık cinsellik anlatan bir peygamber ve onun cinsel hayatı
    8. Dokuz eşle bir gecede halvet
    9. Ebu Hüreyre vb.lerinin tartışılmazlığı
    10. Dokuz yaşında kızla yatağa girmek
    11. Davaya destek olmak yerine tezahürat yapmak
    12. Allah’ın altında peygambere ve sahabeye ve alimlere ve …. de kulluk etmek
    13. Rivayetlere uyarak haramların sayısını artırmak
    14. Solak olduğun halde yaratılışını reddedip sağlak yaşamak
    15. Çocuklara zorla sağ elini kullandırmak
    16. Ne dediğini bilmeden namaz kılmak, dua etmek
    17. Namazlara sürekli zorunlu zamlar yapmak
    18. Abdest almadan önce teyemmüm etmek
    19. Allah’tan başka şefaatçiler edinmek
    20. Hocalardan, mezarlardan, taşlardan yardım beklemek
    21. Şeyhini mehdi ya da İsa edinmek
    22. Kitaba rağmen en büyük günahın “şirk” değil “kul hakkı” olması
    23. 12 yaşında çocuklara 61 gün oruç cezası vermek
    24. Yetim yerine birbirine ziyafet çekmek
    25. Kırkta bir vergi vermek, kalanını hapur hupur yemek
    26. Allah’ın emirlerine karşı hülleler yaparak dilediği hükmü kendine kolaylaştırmak
    27. Kuran’a şerik kitaplar yazıp onları da Allah’ın emri saymak
    28. Aklı değil nakli kullanmak vesaire vesaire…

    Kusura bakma Serkan, benim açtıklarımı boşver de, Allah’ın açtıklarını örtüyorsun, Allah’ın indirdiği kitapta senin dilediğin biçimde bir din yok. Senin dinin buysa sana mubarek olsun, ben senin dininden değilim. Ben sana uymaktan Alemlerin Rabbine sığınırım.

    Anlaşılıyor ki ne sen benim inandığım tek Allah’a ibadet ve onun kitabına itaat edeceksin, ne de ben senin taptıklarına taparım. Ben peygamberim gibi sadece Allah’ın vahyine sarılırım, onun gittiği yolda giderim.
    Hiçbir zaman da senin şefaat beklediklerinden şefaat bekleyecek ve taptıklarına tapacak değilim.
    Senin dinin sana benim dinim bana.

  11. E biz de kısmen dediklerini söyledik zaten ! Yani, siz kendi modernite kafanıza göre uydurmaya çalıştığınız bir din ile İslâm Dininin bir ilgisi yoktur! Devesinin yularını dahi kaybeden bedevilerin onu kuran-ı kerimde araması gibi bir saplantının içinde olmanız dolasıyla da yazdıklarınızın hiç kıymet-i harbiyesi yoktur. Size sıraladığınız yukarıdaki maddeleri çürütecek ve hiç bir ilmi değeri olmadığını ortay koyacak onlarca mehaz ve beyyine getirebiliriz. Ama, bunun dahi bir işe yarayacağını sanmadığımızdan gerek görmüyoruz. Çünkü, siz kendinize henüz usve-i hasene, örnek ve kılavuz edineceğiniz bir bir rehber bulmuş ve edinmiş değilsiniz ! Bize aklımız var ya diyeceksiniz…Bize göre akıl, Rabbimizin rızasını kazanabilmek için, ibadet ve taatlarda yerindelik ve ihlâs hususlarında yardımcı bir nimettir. Bu nimetin seviyesine göre de müslümanlar imanın halavetini elde ederler. Çünkü, herkesteki akıl seviyesi bir olmadığından herkesin her inceliğe kafası basmayabilir. Bizce sizin bu iftira ve buhtanlarınız öte alemde göreceğiniz mukadder elim azab için size seyyie olarak yeter de artar bile….Umarız tez elden vazgeçer, mağfiret sığınağına girmeye çalışırsınız. Yoksa, akıbetinizden korkulur, pek korkulur ! Vesselâm……

  12. Şu hâlde siz veya sizin gibiler, şer,i deliller olarak yalnız kuranı kabul ediyorsunuz ve sünnet, icma ve kıyası asla kabul etmiyosunuz değil mi ?
    Edille-i şeriyyenin 4 olduğuna itikad edip, inanan gelmiş-geçmiş milyarlarca müslüman yanılgı ve bozuk itikad içinde bir hayat
    sürmüş veya sürmekte ve siz sadece kuranı delil olarak kabul ederek kurtulmuşlar fırkasına dahilsiniz öyle mi ?
    Bakın sizi ve sizin gibileri Kuran-ı kerimin Nisâ Sûresi 115. ayeti nasıl tarif ediyor :
    “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygambere muhâlefet eder, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu (o kimseyi)
    döndüğü o yolda bırakırız. (Fakat ahirette) kendisini cehenneme koyarız. O ne kötü bir yerdir.”
    Burada ne buyurmuş RABBİMİZ “…mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse…” buyurmuştur. Şu hâlde siz-sizler, ilk olarak
    Hindistanda Avusturya asıllı İngiliz bir oryantalist olan Dr. Alois Sprenger
    tarafından başaltılan Kuraniyyun (Yalnız Kurnacılık) akımı ile ilk olarak ortaya çıktığı 19. asrın sonu ve 20 asrın başlarına kadar
    yaşamış milyar kere milyar müslümanın yolunu terk edip, kendi başınıza bir yol tutuurduğunuz hakikati bütün çıplaklığı ile
    ortadadır… Bu kadar müslümanın hepsinin bozuk bir inanç taşıdığını ve yanlış inandığını söyleyebilmek için bir insanın çılgınlıktan öte
    keçileri kaçırmış olması gerekğr diye düşnüyoruz! Bu yalnız Kurancılık olan Kuraniyyun akımı ile interntte yeteri kadar bilgi vardır
    ve verilmiştir. Biz sadece bunalrın murted oldukalrına dair Wzher ulemasının fetvasını içeren linki vermekle yetiniyoruz.

    https://plus.google.com/102914953604334779118/posts/QRWgjbrQRvF

    Buyrun söz sizde !

  13. Gelmiş geçmiş bu kadar insan yanıldı da sen mi doğru yolu buldun? Bu klasik ve binlerce yıldır hep benzerlerini işittiğimiz bir sakat mantıktır: Hayır, biz doğru yolu bulmadık. Allah bizi doğru yola iletti. O doğru yolu da başka bir şeyle ya da kişiyle değil Kuran’la bulmuş olduk. İşte cevaplar:

    5-Maide 77 “De ki: “Ey Ehl-i kitap! Dininize ait konularda haksız yere haddi aşmayın. Daha önce gelip geçenlerden hem kendisi sapmış, hem bir çok insanları da saptırmış olan atalarınızın ve şimdiki durumda da doğru yoldan sapan birtakım kimselerin heva ve hevesine uymayın.”

    5-Maide 104 “Kendilerine: “Allah’ın indirdiğine ve Resule (onların hakemliğine) gelin denildiğinde “Atalarımızı ne halde bulmuşsak o bize yeter!” derler. “Ataları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı onlara tabi olacaklar?””

    6-Enam 116 “Eğer dünyada bulunan insanların çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sırf zanna uyarlar ve kafadan atarlar.”

    7-Araf 28 “Onlar kötü bir iş yaptıkları zaman: -Atalarımızı böyle yaparken bulduk, Allah da bunu bize emretti, derler. De ki: -Allah, kötülüğü emretmez. Bilmediğiniz şeyi Allah’a mı atıyorsunuz?”

    7-Araf 71 “İşte! dedi, “üzerinize Rabbinizden bir azap fırtınası ve bir hışım indi. Siz, sizin ve atalarınızın uydurduğu ve zaten tanrılaştırılmalarına dair Allah’ın da hiçbir delil göndermediği birtakım boş isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Gözleyin öyleyse azabın gelişini! Ben de sizinle beraber gözlüyorum.”

    7-Araf (172-173) “Rabbinin Âdem evlatlarından, misak aldığını da düşünün! Rabbin onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onların kendileri hakkında şahitliklerini isteyerek “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurunca onlar da “Elbette!” diye ikrar etmişlerdi. Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu!” yahut: “Ne yapalım, daha önce babalarımız Allah’a şirk koştular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o bâtılı başlatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?” gibi bahaneler ileri sürmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı.”

    11-Hud 62 “”Ey Salih!” dediler, “Sen şimdiye kadar ümit bağladığımız bir kişi idin. Şimdi ne oldu sana. Ne diye bizi atalarımızın taptığı tanrılara tapmaktan vazgeçirmek istiyorsun? Doğrusu, senin çağırdığın bu fikrin doğruluğundan şüphe içindeyiz, kuşkulanıyoruz.””

    11-Hud 109 “Artık o müşriklerin taptıkları şeylerin kendilerini ne feci âkıbete sürükleyeceğinden hiç şüphen olmasın. Daha önce ataları nasıl tapınıyor idiyse bunlar da onları taklid ederek öylece tapınıyorlar. Biz de elbet müstehakları ne ise, eksiksiz tam tamına vereceğiz.”

    12-Yusuf 40 “Sizin Allah’tan başka ibadet ettiğiniz tanrılar, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım boş isimlerden ibarettir. Allah onların tanrı olduklarına dair hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm yetkisi yalnız Allah’ındır. O ise, başkasına değil, yalnız Kendisine ibadet etmemizi emir buyurmuştur. İşte dosdoğru din! Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.””

    12-Yusuf 108 “Ey Resulüm de ki: “İşte benim yolum budur! Ben insanları Allah’ın yoluna, düşünmeksizin, taklit yolu ile değil, delile dayanarak, idrâklerine hitab ederek dâvet ediyorum. Ben de, bana tâbi olanlar da böyleyiz. Allah’ı bütün eksikliklerden tenzih ederim. Ben asla müşriklerden değilim.””

    16-Nahl 35 “Bir de müşrikler dediler ki: “Eğer Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız, Kendisinden başkasına ibadet etmez. Onun emri olmadan hiçbir şeyi haram kılmazdık.”Bunlardan öncekiler de böyle söylemiş, böyle yapmışlardı. O halde, peygamberlere açık bir tebliğden başka bir vazife düşer mi?”

    21-Enbiya 53 “Biz, dediler, atalarımızı bunlara tapar bulduk, biz de onların yaptıklarını yapıyoruz.”

    26-Şuara (74,75,76) “”Yook!” dediler, “ama atalarımızı böyle bir uygulama içinde bulduk, biz de onu benimsedik.” İbrahim dedi ki: “Peki, gerek sizin taptığınız, gerek gelip geçmiş babalarınızın taptığı şeyler hakkında biraz olsun düşünmediniz mi?”

    26-Şuara (136-139) “”Sen” dediler, “Ha böyle nasihat etmiş, ha etmemişsin, bize göre hepsi bir. Bizim tuttuğumuz yol, önceki atalarımızın sürüp gelen âdetlerinden başka bir şey değildir. Biz bundan ötürü de cezalandırılacak değiliz!” Neticede onu yalancı saydılar, Biz de onları imha ettik. Elbette bunda, alınacak ibret var, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.”

    31-Lokman 21 “Kendilerine: “Gelin, Allah’ın indirdiği buyruklara uyun!” denilince:”Hayır, biz babalarımızdan ne görmüşsek onu uygularız, sadece onlara uyarız” derler. Peki şeytan atalarını o alevli ateş azabına çağırmış olsa da mı onların peşinden gidecekler?”

    33-Ahzab 67 “”Ey ulu Rabbimiz!” derler, “sözün doğrusu, biz önderlerimizin ve büyüklerimizin dediklerine uyduk, ama onlar bizi yoldan saptırdılar.””

    37-Saffat 69-73 “Onlar atalarını haktan sapmış durumda buldular. Bunlar da onların izlerinde koşmaya can atıyorlar. Daha önce yaşayan insanların ekserisi de yoldan sapmışlardı. Biz de onları uyarıp gerçeği gösteren peygamberler göndermiştik. İşte bak ve düşün: O uyarılanların âkıbeti nice oldu?”

    “43-Zuhruf 22 “Hayır! Ne bilgileri var, ne kitapları! Sadece şöyle derler:”Biz babalarımızı bir dine bağlanmış gördük. Biz de onların izlerinden gidiyoruz.””

    43-Zuhruf 23 “İşte böylece senden önce, uyarıcı bir resul gönderdiğimiz hiçbir şehir yoktur ki oraların varlıklı kişileri: “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış gördük. Biz de onların izlerine uyduk!” demiş olmasınlar.”

    43-Zuhruf 36-38 “Kim Rahman’ın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur’ân’ı göz ardı ederse, Biz de ona bir şeytan sardırırız; artık o, ona arkadaş olur. Bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar, ama onlar kendilerinin hâlâ doğru yolda olduklarını sanırlar. Ta ki huzurumuza gelinceye kadar böyle devam eder. Huzurumuza çıktığında arkadaşına: “Keşke seninle aramız doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı! Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın!” der.”

    Allah’ın ayetlerinin berisinde, ne geçmiş icma ne geçmiş kıyaslar ne de peygamberime atfedilmiş olsa da doğruluğu yanlışlığı tartışılır birtakım sözler Kuran’ı aşan deliller değildir. Sünnet dediğiniz uygulamaların bir kısmını gerçekten peygamberimiz nafile ibadetler ve kendine has davranışlar olarak ifa etmiş olabilir. Kuran’a uygunluğu ve güzelliği ile bir takım örfi uygulamalar da elbette yapılabilir ama bunlar bile din hükmü olamazlar. Çünkü Allah tek hüküm koyucunun kendisi olduğunu belirtir. Bunun yanında ne Kuraniyyun akımının doğruları olsa da felsefesi ve çıkmazları ne de Ezher ulemasının görüşleri ve sadece Kuran’ı dini hüküm kaynağı kabul edenleri mürted ilan etmesinin de Kuran hükümleri yanında kıymeti yoktur. Bunlar Kuran’ı aşan ya da ona eşdeğer olan deliller değillerdir. Ancak hedefine Kuran’ı rehber edinenleri koyarak geçerli bir delil olarak verdiğiniz ayeti inceleyelim bakalım anladığınız gibi mi?

    4-Nisa 115 “Kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.”

    Soru: “Dosdoğru yol” nedir?

    Cevap: 43-Zühruf 43 Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Gördüğümüz gibi “dosdoğru yol” tabiri “sana vahyedilen” ile yani Kuran ile denkleştiriliyor. Eğer bu cevaptan mutmain olmadıysan bir sonraki ayete bakalım.

    43-Zühruf 44 Ve şüphesiz o (Kur’an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz ondan sorulacaksınız.

    Olmadıysa şu ayetlere de bak. Dosdoğru yol ne ile birlikte kullanılmış incele.

    4-Nisa 174,175 Ey insanlar Rabbinizden size ‘kesin bir kanıt (burhan)’ geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. İşte Allah’a iman edenler ve O’na sarılanlar, onları kendisinden olan bir rahmetin ve bir fazlın içine yerleştirecektir ve onları Kendisine varan dosdoğru bir yola yöneltip-iletecektir.

    Soru: Elçiye muhalefet eden ve başka yollar tutanlar kimlerdir?

    Cevap: 30-Rum 31,32 BAŞKA HERŞEYDEN GEÇEREK O’na tam gönül verin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı hakkıyla ifa edin! Ve asla dinlerini parça parça edip kendileri de öbek öbek olan o müşriklerden olmayın! Öyle ki her hizip, kendi yanındakiyle böbürlenmektedir.

    Elçinin yolu dininde hizip sahibi olanların yolu olmadığına göre sadece aldığı vahiyle öğrendiği yoldur. Mezhep, kelime kökünden de anlaşılacağı gibi hizipleşip fırkalaşılan şeydir. Peygamberin mezhebi olmadığına göre ona muhalefet edip başka başka yollar başka başka hizipler içine girmemek, dinde fırkalaşmamak gerekir. Sıratı müstakim yukarıdaki ayetlerde gösterdiğimiz gibi bellidir. Demek ki diğer tüm mezhepleşmeler elçiye muhalefet edip başka yollar seçmek, dinini parçalamak demektir. Sadece Kuran’ı rehber edinenler bir fırka bir mezhep olmadığına göre ve insanların çoğu hüsranda ve yanılgıda olduğuna göre, insanların çoğuna uyarsak bizi yoldan saptıracağına göre bu hiziplerin Kuran sevdalıları olmadığı kesin. Sence kim bu hizip hizip olup kendi elindeki ile övünenler? Biz değiliz, çünkü biz grubumuzla hizbimizle falan değil sadece Kuran ile övünüyoruz. Kuran ile övünmeyi Allah eleştirir mi dersin? Biz kimseyi kendimize ya da bir başka yaratılmışa değil sadece Kuran’a çağırıyoruz. Ya siz!!!

    İnsanların çoğu hüsranda kardeşim; hizip hizip, mezhep mezhep, cemaat cemaat, dergâh dergâh, tarikat tarikat bölünmüşler ve birbirleriyle acımasız biçimde ve sefalet içinde savaşıyorlar. Yaşadıkları din Kuran’daki İslam değil.

    Dikkat et, Allah’ın sözlerini rehber edinmiş kişiler en çok hangi günahtan kaçarlar? Ya insanların sözlerini rehber edinmiş kişiler en çok hangi günahlardan kaçarlar? Kuran’ı rehber edinmiş kişiye “sapmışsın” diyenler dikkat etsin; eğer sapmışsak bu kendi aleyhimizedir, kendi sebebimizledir. Biz sapmışsak bizi saptıran herhangi bir başka yol gösterici meta ya da insan yoktur. Tamamen kendi hatamızdır. Çünkü en çok kaçtığımız şey şirktir. Bu açıktır. Apaçıktır. Ortadadır. Kuran’ı rehber edinmiş kişi bırak şeyhi, hocayı, risaleyi, peygamberi bile Allah’ın hükmüne ortak görmeme gayretindedir. O da bir insandır. Bu yüzden bizi eleştirmiyor musunuz? Ama yok sapmamış da doğru yolu bulmuşsak bu sadece ve sadece indirilen vahiyler (Kuran) nedeniyledir. Ya siz!!! Biz şirkten kaçıyoruz. Ya siz!!! Biz Allah’a iftira edilmesini hazmedemiyoruz. Ya siz!!! Atalarınıza laf edilmesine, hocalarınıza laf edilmesine, (sözde) alimlerinize laf edilmesine bile katlanamıyorsunuz… Farkında mısınız!!! Sizin ve bizim hangi günahlardan kaçındığımızın!!! Bakın, biz kendimizi Kuran’la sorguluyoruz. Ya siz!!!

    4-Nisa 48 Şu muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder. Kim Allah’a ortak icad ederse müthiş bir iftira etmiş, çok büyük bir günah işlemiştir.

    4-Nisa 116 Şu kesin ki: Allah Kendisine ortak koşulmasını affetmez, ama dilediği kimse hakkında bunun altındaki diğer günahları affeder. Her kim Allah’a şirk koşarsa, haktan çok uzağa sapmış olur.

    Size birisi sorsa “elbette Kuran çok çok önemli” diyeceğinizi biliyoruz. Ama ona önem atfetmek bunu sözle onamak kadar basit değildir. Ona önem atfetmek onu yaşamaktır. Onun dediğinin dışına çıkmamaktır. Onun dediğinden başkasını din saymamaktır. Onun dediğini yapmaktır. Ona önem atfetmek ona iki dudakla “saygılıyım” dedikten sonra “ama şu da var” demek değildir. Ona saygı göstermek ona dağlar gibi saygı göstermektir.

    59-Haşr 21 Şayet biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte biz, belki düşünürler diye, insanlara örnekleri böyle vermekteyiz.

    Biz sadece başına bir iş geldiği ya da namaz kıldığı zaman Allah’ı hatırlayanlar değiliz. Biz Kuran’ı yaşıyor ve ayetlerin delillerini hergün yaşamımızda görüyoruz. Biz Kuran’dan neredeyse dağlar gibi etkilenmişiz…

    Senin getirebileceğin hiçbir misal ya da sözde delil yoktur ki Kuran’da cevapları olmasın. Sen kötü bir insan değilsin. Hadi sen de düşün biraz… Gelmiş geçmişlerin çoğu yanıldı kardeşim. Ama gerçek müminler de hep vardı ve azınlıktaydı.

    Ben biliyorum deme. Bunca senedir dinimi yaşadım, hatta en iyi bilenlerdenim deme. İlmi Allah verir. Gizli kibre düşme. Kendini ve inancını gözden geçir. Kabullenmek çok zor biliyorum. Biz hep o yollardan geçtik. Ama Kuran galip geldi ve tüm zanlarımızı yendi. Senin de şu anda farkında bile olmadığın o zanlarını yenecektir. Dilinle inkar etsen de söylediklerimin mantıklı olduğunun sen de farkındasın, ama gerçekten çok zor biliyorum. Silip atmak geçmişi çok zor. Bunun için takvayla Kuran’a sarılmak gerek. O zaman kolaylaştığını göreceksin. Kurtul zannın esaretinden. Kuran’ı bu gözle bir kez daha oku. Allah sana yardım edecek. Bana değil Kuran’a inan. Bize değil Kuran’a güven. Bizi reddet, ama Kuran’ı hakkıyla oku. Gerçeği fark ettikten sonra ise bana özelden yaz. Yorumlarını ve adını sileyim buradan da ileride kalbine zulüm olmasın. Sende ışık var. O yüzden zaman ayırıp uzun uzun yazdım. Eğer hala direnç gösterecek olursan sen bilirsin. Yine de yayınlarım yorumlarını.

    Allah’a emanet ol. Selamlarımla…

  14. Bismih-i Subhanehu
    Şu bir hakikat ki, asıl sakat mantık bizatihi sizin
    üzerinizde var .Çünkü, örnek olarak vermiş olduğun
    ayetlerde “atalar” olarak geçen tabirle kasd ve ifade
    edilen kesim, doğru yolda olmayan yani, ya putperestliğin yahutta
    İslâm’dan başka herhangi batıl bir dine inananlardır.
    Sizin reddettikleriniz ise, ne müşrik, ne putperest ve ne de bir başka dine
    mensub olan insanlar değil, bizatihi içlerinde maruf ve ehl-i vukuf
    müçtehid , muhaddis ve müfessirlerin bulunduğu
    müslümanlardır. Yani, alıntılafdığınız ayetlerdeki “atalar” tabiriyle beyan edilenlerle
    uzaktan ve yakından hiç bir ilgisi olmayan bir durum söz konusudur.
    İşte, bir insanın akıl ve fehim melekesi dumura uğrarsa
    işte böyle çıkmaz bir sokağa girer ve yolunu da neuzubillâh bir daha
    bulamayacak şekilde şaşırır.
    Başka sözüm yoktur, çünkü Rabbimiz bize saptırdığı ve hidayetten mahrum kıldığı
    kimseleri, hiç kimsenin doğru yola ulaştırmayacağını buyurmaktadır.
    Allahımız kurtarsın !

  15. Sevgili Sertan Çalık;
    Doğru diyorsun biz aklımıza uyup yoldan saptık.
    Bizi artık kimse doğru yola çeviremez.
    Sevgili peygamberimizin sünneti olan Kuran’dan başka hüküm tanımaz olduk.
    Sen kendini kurtar kardeşim, bize bakma, bizim artık Allah’tan başka umudumuz yok.

  16. Sevgili Sertan ÇALIK kardeşim.
    ALLAH bizi doğru yola soksun inşaallah tabiki biz istersek
    BİZİM tek sünnetimiz/kuralımız/ ALLAH’IN sünneti / kuralıdır.biz ona tabi oluyoruz.
    Bizler hesaba çekecek olan ALLAH kendi sünnetinden/kuralından hesaba çekecek
    Güzel kardeşim biz kur’an sünnetine göre kurtulamassak sen kendini kurtar.senin sünnetin neyse ona uy sende kendi sünnetinden hesaba çekileceksin.
    sertan kardeş senin sünnetin asırlardır insan canı almakta bak seyret ırak,suriye,mısır,afkanıstan,suudiler,iranlılar,vs..hep senin sünnetinden olanlar.ne güzel yaşıyorlar değilmi?
    sevgili sertan sünnetler karıştı senin sünnetin kimin sünneti..bu nasıl sünnet insan kıymaktan bıkmadınız.
    bizim sünnet insana değer verir yahudi bile olsan asla hiç bir cana haksız yere kıymaz.
    bizim sünnetimizde zina edenlere 100 sopa vardır.sizin sünnetinizde zina eden sadece kadına kıyım vardır.
    bizim sünnete uyan mücahitler savaşta 15 yaşındaki kızlarımıza tecavüz etmez.
    bizim kızlarımız da sizin kızlarınızda suriyeli kızlarda ıraklı kızlarda hatta yahudi veya hıristiyan kızlarıda ve hatta inancı olmayan kızlarda BİZİM kızlarımızdır.asla ama asla onlara tecavüz etmeyiz.
    sertan kardeşim kısaca bizin sünnet ALLAH’IN koydugu sünnettir.
    bize uymak zorunda değilsin bizde sana uymak zorunda değiliz.
    Güzel sertan seni sünnetinle başbaşa bırakırız.asla senin sünnetine karışmayız.
    saygılarımla

  17. Elbetteki bu sayfada bizi doğrulayacak ve destekleyecek kimse olmayacaktır… Zararı yok ! Biz bunu bilerek görüşlerimizi yazdık. Peygamberine uymayan bir topluluk asla felah bulmaz-bulamaz!
    Hangi isim ve gerekçe altında olursa olsun “Peygambere muhâlefet etmek ve mü’minlerin yolundan ayrılmak haramdır. Müslümanlar yani biz, böyle inanıyoruz.

    • Hiim bak,Suriye;Irak,Iran,Pakistan,Banglades,Afganistan ve daha nice müslüman halk ,her seyleri güllük gülistanlik,ellerinde tespih,kafalarinda takke,kadinlari susturulmus ve patates cuvalina sokulmus,camii,lerinde ön tarafa ALLAH veMuhammed, yan taraflarda Ali,Osman ve daha nicelerinin ismi.
      Bu halklar peygambere uyduklari icin ne güzel felah bulmuslar, hepsi refahin üst seviyelerinde yasiyorlar.
      Türkiye dahil

  18. Biz Hz.Muhammed peygamberimize verilen kitaba uyuyoruz Sertan kardeşim.
    Peki senin peygamberimizin getirdiğinin yanında, uyduğun başka kitapların mı var ?
    Peygambere muhalefet, ona verilen kitaba değil de neyedir ?
    Peygamberimize indirilen, bizim bilmediğimiz başka bir kitap mı var yoksa ?
    Biz nasıl müslümanlar olduk böyle, ne çabuk dönüyoruz !…

  19. Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”28 / KASAS – 85
    Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma.28 / KASAS – 86
    Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma!28 / KASAS – 87
    Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.28 / KASAS – 88
    Rabbinden sana vahyolunana tâbî ol. O’ndan başka ilâh yoktur. Ve müşriklerden yüz çevir.6 / EN’ÂM – 106
    Ve işte böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. Ve lâkin O’nu “nur” kıldık. Kullarımızdan dilediğimizi O’nunla hidayete erdiririz. Ve muhakkak ki sen, mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet ediyorsun .42 / ŞÛRÂ – 52
    Âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.69 / HÂKKA – 43
    Ve eğer, bazı sözleri Bize karşı uydurmuş olsaydı.69 / HÂKKA – 44
    Elbette onu sağından tutup alırdık (yakalardık).69 / HÂKKA – 45
    Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.69 / HÂKKA – 46
    Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.69 / HÂKKA – 47
    Şüphesiz Kur’an, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.69 / HÂKKA – 48
    Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. işte o zaman seni dost edinirlerdi.17 / İSRÂ – 73
    Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.17 / İSRÂ – 74
    İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.17 / İSRÂ – 75
    Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.43 / ZUHRÛF – 44
    Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.50 / KAF – 45
    Yukarıdaki ayetler gibi yüzlercesini uzatabilir…Gerek yok.
    Acaba, Peygamberin uyduğu başka bir sünnet vardı da, biz mi bilmiyoruz…
    Tek sünnet vardır oda Allahın sünneti yani sünnetulah tır…Peygamberin uyduğu sünnetinde bu sünnet olduğunu sanıyorduk, acaba biz mi yanılıyoruz…
    Arkadaşların vermiş olduğu bazı ayetleri tekrardam vermiş olabilirim, bütünlük acısından bunu yapma gereği duydum.
    Tabiki, peygamber veya diğer bütün peygamberler Allahın sevğili kullarıdırlar, onların hayatlarından dersler ve öğütler almalıyız, onların yaşam tarzlarına uyğun yaşamalıyız, lakin bu çok yanlış anlaşılıyor…Adam peygamberin sünneti diye koynuna kadar sakal salıyor, peygamberin giymediği salvarı giyiyor, peygamberin takmadığı sarığı sarıyor vsvsvs, ama son model ciplere-mercedeslere vsvs biniyor…Yahu peygamber deveye biniyordu sende binsene desen zaman bunu gerektiriyor-teknoloji ilerledi-imkanda var son model gavur arabalarına binmekten geri kalmaz…
    yahu Peygamberin sünneti, Allahın ona vahyettiği sünetullahtır-Kurandır…
    Peygamberin sünnetine uyacaksan onun ahlakı ile ahlaklan-onun gibi adil ol-onun gibi sayğılı ol-merhametli ol-dürüst ol-samimi ol-yardım sever ol vsvsvsvs uzatabiliriz…
    Günümüzde, Allahın sünnetini peygamberin sünnetine indirğediler, peygamberin sünnetinide dışsal görünüme indirğedirler.
    Elçi de, ‘Rabbim, halkım Kuran’ı terketti,’ der.–25 / FURKÂN – 30
    Peygambere yaklaşıçaz diye Allahtan ve Kurandan uzaklaşmayalım…
    İman esaslarından biri olan resullere iman ediyoruz ve hiçbirisini diğerinden ayırmıyor ve üstün-alçak görmüyoruz…
    Üstünlüğü verende, bilende ALLAH’tır, bizlere sınıflandırmak-derceler tayin etmek düşmez, bizlere iman etmek ve uymak düşer…
    Hepsi Allahtandır ve hepsine iman edenleriz…
    Deyin ki: Allah’a, bize indirilen kitaba, İbrahîm’e İsmâîl’e, İshak’a, Yakup’a, Yakup’un oğullarına indirilenlere, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık, onların hiçbirini öbüründen ayırt etmeyiz ve biz, Allah’a teslîm olanlarız. 2 / BAKARA – 136
    Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”2 / BAKARA – 285
    Bizde, peygamberi ve diğer peygamberi en çok sevenleriz inşallah ve onların yoluna uymaya çalıanlarız-onlarla birlikte olmaya çalışanlarız ve bunu Allaha ve Allahın öğütü olan kurana uyarak yapmaya çalışıyoruz, çünkü resullerde böyle yapmışlardı…Bizim tek vahyimiz ve ruhumuz Kurandır, çünkü peygamberlerinde böyleydi Allah bunu emrediyor
    Allaha-meleklere-kitaplara ve resullere iman edenleriz…
    ALLAH hepimizi af etsin.

  20. Kalemzade’nin yazılarını okuduğum zaman içimdeki kendime göre bazı doğruların gün ışığına çıktığını yada cevabını veremediğim soruların cevaplarını buluyorum. Bana göre de doğruların öyle olması gerektiğini görmek hoşuma gidiyor, ferahlıyorum.
    Yıllardır arkadaşlarla konuşurken ‘ben mezheplere de inanmıyorum’ dediğimde arkadaşların bana nasıl garip baktığını hatırlıyorum.Her durumda birlik olmamızı,fesat çıkarmamamızı isteyen, sadece bize gönderilen öğüt e uymamızı, Allahımın böyle mezhepleşmeleri de uygun görmeyeceğini düşünürüm.
    Nasıl olur da hepsi birbirinden alim olan 4 mezhebin kurucularının inananları en az 4 farklı gruba ayrılan,neredeyse ayrı camileri olan inananlara dönüştürdüklerine akıl erdiremiyorum.Bunların haricinde kalan kolları hesaba katmıyorum bile.
    3 tane dili tamamen akıcı olarak okuyup yazmama,çeviriler yapmama rağmen hiç bir dili ana dilim olan Türkçe gibi anlayıp hissedemiyorum.
    Durum böyleyken her koşulda bana her şeyi kolaylaştıran,kaldırabileceğimden fazla yükü bana vermeyen Allahımın, bana illaki Kuran’ı Arapça okumamı ve gerçek ana dilim gibi anlamamı istememesine, bunun için hocalara,tarikatlara,şeyhlere veya çok alim olan insanlara beni yönlendirmesine inanamam.Bilirim ki, O, bizi sever ve hiç bir şeyi zorlaştırmaz,bize eziyet etmez,bize öğütleri net ve açıktır.Elçisinin haricinde bunları bize açıklayabilecek olan yoktur.O da görevini yapmış ve dinimiz tamamlanmıştır.
    Sonrası mı ? Senin dinin sana, benim dinim bana.

  21. selamünaleyküm dostlar…
    görüyorum ki Rabbim ilminizi bilginizi gün geçtikçe artırıyor.. nasılsınız?
    Sertan kardeşim….
    “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygambere muhâlefet eder, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu (o kimseyi)
    döndüğü o yolda bırakırız. (Fakat ahirette) kendisini cehenneme koyarız. O ne kötü bir yerdir.”
    Burada ne buyurmuş RABBİMİZ “…mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse…” buyurmuştur. Şu hâlde siz-sizler, ilk olarak Hindistanda Avusturya asıllı İngiliz bir oryantalist olan Dr. Alois Sprenger
    tarafından başaltılan Kuraniyyun (Yalnız Kurnacılık) akımı ile ilk olarak ortaya çıktığı 19. asrın sonu ve 20 asrın başlarına kadar
    yaşamış milyar kere milyar müslümanın yolunu terk edip, kendi başınıza bir yol tutuurduğunuz hakikati bütün çıplaklığı ile
    ortadadır… Bu kadar müslümanın hepsinin bozuk bir inanç taşıdığını ve yanlış inandığını söyleyebilmek için bir insanın çılgınlıktan öte
    keçileri kaçırmış olması gerekğr diye düşnüyoruz!
    yazında bizi çok iyi anlamışsın ama gel gelelim kimse yanlış yolda olduğunu bilmiyor. Kıyamet=aldanıştan uyanacakları gün ‘de öğrenecekler.
    kuranda kıyamet neden aldanıştan uyanılacak gün diye tabir edilmiş hiç düşündün mü?
    Muhammed Resul. devrinde insanları aldanıştan uyandırmak için gönderildi.
    Muhammed resul kendisi aldanıştan uyanmak için kuranı öğrenmedi mi ?
    Muhammed Resulu aldanıştan uyandıran Kuran mıydı yoksa kitap ehli miydi ? yoksa diğer insanlar mıydı?
    Muhmmed resulün uyduğu kurana uymamız bizi resule ve gerçek müminlere muhalefet eder yapmaz aksine onlarla aynı yolda olduğumuzu gösterir…..
    zaten Rahman’ın istediği yol budur!!!!
    bak biraz akıl çalıştıralım ayetler ne diyor….
    43:36 – Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.
    43:37 – Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
    22:4(O şeytanki) hakkında şöyle hüküm verilmiştir: Şüphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve doğruca cehennem azabına götürür.
    ………………………………………….
    hımmmm vay be ayetlere göre kurandan (zikirden= tekrar tekrar anlamını bilerek okumaktan) uzaklaştığım takdirde ben biterim…
    devam edelim ayetlerle………..
    6:114 – Allah, size Kitab’ı (Kur’ân’ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur’ân’ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma.
    6:115 – Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.
    6:116 – Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece “zann”a uyarlar ve saçmalarlar.
    6:117 – Şüphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin saptığını çok iyi bilir. O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
    ……………………………………….
    6:116 ‘da dediği gibi yeryüzündekilerin çoğunluğunun uyduğu din maalesef (kuran ve diğer kitaplar dışında) atalarından duydukları, uydurma hadisler, rivayetler, saçma mezhepler, tarikatlar ve sözde alimlerin uydurduğu kitaplardır….. (büyük bir aldanış içindedirler) dikkat et !!! sadece zanna uyarlar…..
    Rabbim bizim bunlardan şiddetle kaçınmamızı sadece kurana yönelmemizi istiyor. Resullerinin yaptığı gibi gerçek müminleri yaptığı gibi…
    Sertan kardeş acaba islam dininin tek kılavuzu kurana Muhammed resul gibi uyarak hatamı yaptık ??

  22. Kur’ana anladığımız dilde uymak aynı zamanda Peygamberimize de uymak olarak tarifliyorsunuz. İlgimi çekti gerçekten.
    Şöyle bir soru aklıma geldi. Madem Kur’ana uyunca Peygambere uymuş olunuyor niçin Peygamber gönderildi? Kitabın indirildiği kişiye niçin resul dendi. Aracı diyemez miydi Kur’anda?
    Kendi dillerindeki kitabın anlaşılması için o kavme niye bir rehber göndermek ihtiyacı doğdu?
    Ki siz şu zamanda o kitabın Türkçe mealinden herşeyi etraflıca kavrayabiliyor iken ve Peygamberin rehberliğine ayrıca ihtiyaç duymuyorken, o edipliğiyle meşhur arap kavmi niye ihtiyaç duydu?

  23. Faruk Kardeş;

    Acaba siz bizi resul Muhammed düşmanı olarak mı algılıyorsunuz ?

    Ben yıllarca bize anlatılan ezberletilen söylenen ve yazılan hatta çok çok çok sahih gözüken size göre kurandan daha öteye geçebilen hadislerin rivayetlerin Muhammed resula atılmış birer iftiralar dizi olduğunu söylesem hatta ispat etsem. Belki bizim Muhammed resula ve diğer resullere nasıl değer verdiğimizi anlarsın.

    Konudaki ayetlerin bize söylediği gibi birazcık aklımızı çalıştıralım:

    Eğer Muhammed bazı sözler uydurup bize iftira edecek olsaydı, onun şah damarını koparırdım. Sizden kimse de buna mani olamazdı. Şüphesiz o müttakiler için bir irşaddır.” (Hakka, 69/44-48)

    Bu ayetin vermiş olduğu son derece ağır bir yük ve o ruh hali varken nasıl oluyor da yüzbinlerce hadis ve rivayet söyleyebiliyor bu hadislerden mezhepler tarikatlar türetiliyor. Hadislerin kuranla bağdaşmadığını biliyoruz. Bu ayet varken Muhammed resulun hadisleri söylediğine veya sonrakilere emir vererek yazdırdığına inanıyormusun?

    yüzbinlerece sözü geçtim bir kelime bile söyleseydi onu öldürürdük diyor Rahman!!

    Muahmmed (resul = elçi= aracı) kuran dışında asla söz söylemedi. Görevi sadece kuranı tebliğ etmekti.

    Muhammed Resule iftira atmadan o güzel insanın ve diğer resullerin gittiği yoldan giderek hata mı yapıyoruz?

    Konudaki ayetler hep akıldan bahsediyor. Hadi bir düşün bakalım uydurma olan sayısı belli olmayan hadislere rivayetlere ve onlaradan türetilmiş tarikatlara mı uymak kolay iyi güzel.. yoksa Allah’ın sözlerine mi ??

    Devam ederiz yine.

  24. Sorduğum soru gayet net ama cevabı Sizin verdiğiniz cevap değil;
    Madem peygamberin tek söylediği Kur’andan ibaretti. Arapça olan kitabı arap bir kavim okumak için niye rehbere ihtiyaç duydu? Niye O’nu kendilerine emir kabul etti. “Biz zaten okuyoruz anlıyoruz ihtiyacımız yok” niye demediler?

    Bu soruyu sormamın amacı şu ki; Sizin inandığınız Peygamber sadece elçi vazifesi olan bir şahsiyet. “Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. ” ﴾Kehf Suresi – 54-56﴿
    Ayette uyarıcı olarak geçiyor yanlış bilmiyorsam. Ama sizin kabul ettiğiniz peygamberin bir uyarısı yok.
    Uyarıları Kur’anda olanlar sadece diyorsunuz. Ve Kur’anı şu anda türkçe çevirisinden tam olarak anladığınızı düşünüyorsunuz.
    Ama Kur’andaki anlamak manasını dahi eksik anlıyorsunuz kanımca.
    “Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. ﴾Araf – 179﴿
    Ayetten baktığımızda anlamak için kalp kullanıyor. Akıl kullanılmıyor burada. O zaman düşünmek lazım, kıyaslamak lazım orada akıl geçerken burada niye kalp geçti. Yani yalnızca akıl yeterli değildir anlamak için. Kalp vardır. Ayet bunu beyan eder. Halbuki siz sürekli ve bu cevapta dahi aklı ön plana alıyorsunuz. Kalbinizle anlamaya başlamadıkça Kur’anı tam olarak anlayamazsınız.
    Sizin cevabınıza baktığımda da sorum başka birşey olsaydı da aynı cevabı verecektiniz. Önceki örneklerde görüldüğü gibi. Çünkü ciddi bir telkin içindesiniz. Hep aynı cümlelerle karşılık vererek belli bir algı oluşturmaya çalışıyorsunuz. Buna ihtiyaç duyuyorsunuz çünkü tek yönlü bakış açınız var. Başka açılardan bakılmaya yönlendirildiğinde aynı cevaplarla kendizi tatmin etmeye çalışıyorsunuz.
    Ben size peygamberi reddediyorsunuz demedim. Hadisleri savunmadım. Ve hatta tarikatlar mevzuuna hiç girmedim.
    Ama siz hep size söylenen yalanlar olduğuna inanmak istediniz. Yüzyıllardır sadece sizin keşfettiğiniz bir gerçek olduğuna inanmak istiyorsunuz.
    Konusu gelmişken kütüb-i sitte’deki hadisleri inceleyelim. İçinde birbirine taban tabana zıt hadiler mutlaka bulabiliriz. Anlamak için daha teferruatlı inceleyerek anın, dönemin, halin şartlarını sorgulamamız lazım.
    Bir de Kur’an süzgecinden geçirirken Kur’anda var mı diye sormak değil de Kur’ana aykırı mı değil mi diye sorgulamak yerinde olacaktır. Kur’anın çizdiği sınırlarda olduğu sürece Kur’anda olmayan bir laf Kur’ana aykırıdır diyemeyiz değil mi?

  25. Arap olması veya olmaması farketmez. Dünya geneli düşünelim. Allah’ın bizlere sözlerini bize tebliğ etmesi için yine içimizden bir insanı görevlendirmesinin neyi yanlış geldi sana anlamadım.

    Araplarda senin gibi Muhammed resula bu sorularla geldiler.

    Allah gökten gözlerin göreceği bir kitap mı indirseydi. O kitapla beraber melek mi indirseydi. Dikkat et kuranda geçtiği gibi bunlar olsaydı iş bitirilmiş olurdu.

    İçinizden bir uyarıcı geldiğine Şaştınız mı?

    …………………………………………………………………………………………….

    acaba diyorum Muhammed resul kendisiyle tek başbaşa kaldığı zaman aklını mı çalıştırıyordu yoksa kalbini mi?

    Acaba diyorum İbrahim resul Göklerin melekutunu anlamaya çalışırken aklını mı çalıştırıyordu. Kalbini mi?

    ve diğer resuller….

    bu resuller çevresindekileri uyarmak için kendilerine inen ayetleri gerçekleri tekrar tekrar tebliğ ederek halkın kafasına aklına mı işlediler yoksa kalplerine mi?

    Elbette kuran meallerinde eksiklik olabilir sana katılıyorum. Ama bunu akılla mı anlayacaksın yoksa kalbinle mi?

    Biz bişey keşfetmedik Ademden beri varolan şey sana verilen ve sınanan aklını kullanmak. Bir say bakalım akılla ilgili ayet sayısını ve kalp ile ilgili ayet sayısını ve kalp ile geçen ayetlerde neden bahsediyor. Akılla geçen ayetlerde neden bahsediliyor.

    Neden bahsediliyor biliyor musun?

    Aklını doğru kullananın kurtulacağından bahsesdiyor.

  26. Hz. Muhammed’in peygamber olması ve Kur’anı Onun diliyle insanlığa tebliğinde bir sıkıntı yok. Onu kastederek sormadım sorumu.

    Peygamber son vahiyi indirdikten sonra da Peygamberliği devam etti mi? Görevi yalnızca kur’anı bildirmek olsa görevi bitti mi o zaman. Diğer yaptıkları işlerin bir hürmeti yok muydu?

    O zaman görevi yalnızca tebliğ olan Peygamber, Kur’anın nüzulü bitince peygamberliği de bitirecek mi? Yoksa o Peygamberlik hala devam mı ediyor…

    Bunu niçin soruyorum. Çünkü Sizin tariflediğiniz peygamber algınızdan bunu anlıyorum.

    Akıl ile ilgili konuda ise akıl yerine kalp olması lazım gibi bir kastım olmadı zaten. Akıl ve kalp tercih edilecek iki uzuv değildir. Anlamak için ikisine de hakim olabilmek lazım. Hatta ruh ile de.

    İşin teorisini bilmek, ilmen bilmek akılla doğrudan alakalı. İşin pratiğini bilmek de kalple alakalı. O işte artık usta olmak ve herşeyini o işle işletmek de ruhla alakalı.

    Aklı doğru kullanmayı nasıl anlıyoruz bilmiyorum ama benim anladığım kısım; yerine, vaktine, zamanına uygun şekilde konuları anlamakla alakalı. Yoksa sadece aklını kullanmak demek değildir. Diğer şartları göz ardı ederek aklını kullanmak değildir.

    Bir örnekle şu sorulabilir; Ayette niçin “peygamberin evinde kısa oturun niçin geçer” sorusu sorulabilir. Yani o kadar mesele bitti de bu mu kaldı sorusunu duyabilirsiniz. Dahası birçok soru böyle gelebilir.

    Bu sorular Kur’ana , Allah’a isyankar olanların sorularıdır. Bunları soruyorlar ki Dinin algısını hafifletmeye , Kur’anın mevkisini düşürmeye, Peygamberin görevlerini zayıflatmaya çalışıyorlar.

    Ve malesef sizinle aynı tarzı izliyorlar. Onlar da alıyorlar Türkçesini Kur’anın, kendilerine uygun yerler çıkartmaya çalışıyorlar. Kendi mesleklerine uygun şeyler.

    Ben isterim ki sizin asıl savaş ilan edeceğiniz kısım bu olmalı. Onların bu sorularına cevap vererek Kur’anın değerini korumak, Peygamberi korumak. Yoksa onların ekmeğine yağ sürmek gibi algılanıyor bu tarz. Buna dikkat etmek gerekir…

    ( cevaplarınız için şağ olun. Eksiklikleri gidermek ve ilim paylaşımı yapmak güzel. Böyle devam eder umarım)

  27. Peygamber son vahiyi indirdikten sonra da Peygamberliği devam etti mi? Görevi yalnızca kur’anı bildirmek olsa görevi bitti mi o zaman. Diğer yaptıkları işlerin bir hürmeti yok muydu?

    O zaman görevi yalnızca tebliğ olan Peygamber, Kur’anın nüzulü bitince peygamberliği de bitirecek mi? Yoksa o Peygamberlik hala devam mı ediyor…

    Bunu niçin soruyorum. Çünkü Sizin tariflediğiniz peygamber algınızdan bunu anlıyorum.
    ……………………………………………………….

    Muhammed resul diğer resullerle beraber kendilerine tebliğ edilen ve hatta özellikle yazıyorum kendilerinden Allah tarafından kesin söz alınarak islamı öğrendikleri gibi yaşamaya ve yaşatmaya çalışmışlarıdır. Daha öncesinden hiçbirşey bilmiyorlardı. Hayatları boyunca Allah’a verdikleri sözün ağırlığını son nefeslerine kadar taşıdılar.

    Diğer yaptıkları işler derken acaba Allah’a verdikleri sözün dışında olmasını istediğimiz yeryüzünde çoğunluğun uyduğu benimsediği herkesin bir yol tuttuğu işler mi?

    Bizim tariflediğimiz resuller O sözü asla bozmadılar en kötü şartlarda ve en iyi şartlarda bile. O söz üzere kendilerine tebliğden başkasını insanlara tebliğ etmediler.

    Hayır Hayır resullükleri doğar doğmaz başlamadı ki biz kitap indirildikten sonra bitirelim.

    ………………………………………………………….

    Aklı doğru kullanmayı nasıl anlıyoruz bilmiyorum ama benim anladığım kısım; yerine, vaktine, zamanına uygun şekilde konuları anlamakla alakalı. Yoksa sadece aklını kullanmak demek değildir. Diğer şartları göz ardı ederek aklını kullanmak değildir
    …………………………………………………………….

    Diğer yaptıkları işler ve diğer şartları açman lazım…… Bizim anlatmaya çalıştığımız başkasının aklını değil özellikle ve özellikle kendi aklını dediğin gibi yerinde, zamanında kullanman lazım.

    Peki sana soruyorum. Bu alimler bilginler ciltllerle kitap yazanlar mezhep ve tarikat uyduranlar. Hadisleri din olarak dayatanlar ve bunlara izin veren diyanet neden hep bir ağızla sadece doğru yol kuran yoludur Muhammed resulde bu yolda gitti. diğer yolları terk edin parçalara ayrılmayın aklınızı kullanacak olursanız bu sizin için daha hayırlıdır demiyorlar.?

    Acaba din olgusunu zayıflatan Kuranın mevkisini düşüren. Resullerin görevini zayıflatan bizmiyiz yoksa onlar mı ?

    Biz kuranı bütün olarak ele alıyoruz parça parça etmiyoruz. Kitap ehli gibi bir kısmına inanıp bir kısmından vaz geçmiyoruz. Veya bir kısmını saklamıyoruz.

    ikinci yazında tek yönlü bakış açınız var demiştin. Allah bize tek yol kuranı indirmişken çok yönlü olmak çok yol uygulamak aklımızı kullancak olursak sakıncalı bence.

  28. Sorduğun soruda sözüne ettiğin diğer yönlerin hiçbiri kendilerini Kur’andan farklı saymadılar ki.

    Bunları aynı üniversitenin farklı bölümleri olarak değerlendirmek lazım. Farklı ilim alanları.
    Tıp fakültesindekiler iyi olup veterinerlikler kötü müdür.
    Mühendislik gibi gerçek hayatta birebir uygulamaları olan meslek sahibi fizik bölümündekileri küçük görebilir mi?

    Yalnız tek yol doğrudur demek sapkınlık. Başkaları görememek. Tek yönlü bakış açısı olarak da bunu kastediyorum zaten.

    Kur’an varken başka yollara girmeye gerek var mı? Yok zaten. Ki diğerleri olarak gördükleriniz de Kur’an ışığında iş işliyorlar. Mesela zikir. Kur’anda zikir yok mu? Aynı surede yalancılarla ilgili cümle niçin sürekli tekrarlanıyor. İlkinde anlayamadık da mı tekrar tekrar aynı cümle hiç değişmeden yer alıyor. 114 sefer besmele tekrar ediliyor. Belli cümle kalıpları da sürekli tekrar ediyor. Bunların yanında hurufu mukatta… Sadece harfler. Kelime yok. Anlamı ne. Niçin geçmiş Kur’anda? (Bunu bir kafir çok güzel kullanır. Madem Kur’anda herşey akıl ile açıklanıyor. Bu harflarin akla mantığa sığan yanı var mı? – Haşa- )

    Kur’anı bir bütün olarak almıyorsunuz aslında. Eğer bir bütün olarak bakarsak Kur’anda hem akla, hem kalbe, hem ruha verdiği şeyler vardır.
    Yalnız tek yolun doğru diğerlerinin yanlış olduğunu iddia etmek de bunlar yüzünden sakıncalı. Risale-i Nurda “yalnız benim yolum güzeldir demeyiniz” der. Çünkü o zaman diğerlerini dalalette olduğunu iddia edersiniz. Benim yolum en güzeldir demek iyidir. Hatta yapılması gerekir ki o yolda ilerleme kaydedilebilsin.

    Peygamber inancına dönersek, peygamberlik gelmeden önce hiçbirşey bilmiyorlardı demek hatalı gibi biraz. Muhammed-ül Emin’di. Yusuf rüyaları yorumlardı. Süleyman liderdi. Ve daha fazlaca örnekle. Zaten hepsi temiz ahlak üzerineydi…

    Allah’a verdikleri sözleri Kur’anda geçen kısımlar olarak mı değerlendiriyoruz?

    Kur’anda genel çerçeveler çizilmiştir değil mi. Geçen aylarda Caner Taslaman bi programda anlatırken de bahsetmişti. Demokrasi Kur’anda geçmez. Ama Kur’ana aykırı değildir. O zaman her şeyi sorgularken Kur’anda var mı. Ayette geçiyor mu diye sormadan Kur’ana uygun mu diye bakmak lazımdır.

    Kur’ana uygun olup Kur’anda sarih olarak kelimesiyle geçmeyen çok işi olmuştur de mi Peygamberin. Mesela savaşta düşmanla nasıl savaşılacağı? Kur’anda düşmanı pusuya düşürmek geçiyor mu? Hendek kazmak geçiyor mu? Peygamberimiz niye hendek kazdırdı?

    Kur’anda Allah’a ve Peygamber’e itaatden bahsedilir. İmanın rükünlerinde Allah’a, Kitaplara, Peygamberlere iman vardır. Peygamber için Allah’ın kelamı olan Kur’andan başka itaat edilecek nokta yoksa Kur’anda niçin defalarca “Allah’a ve Peygamber’e itaat” şeklinde geçmiştir?

  29. Sorduğun soruda sözüne ettiğin diğer yönlerin hiçbiri kendilerini Kur’andan farklı saymadılar ki.

    Emin misin?

    mezhepler tarikatlar hadiscilik rivayetcilik.. sence farklı ilimler mi ? yoksa hurafeler zanlar adetler atalarından duydukları batıl inançlar mı?

    Bunlar için bir delil indirmiş mi Rahman!!

    Şimdi Risaleyi mi baz alacaz yoksa kuranı mı ?

    Dikkat et kuranın mevkisi düşmesin..

    Rahman tek yol benim yolumdur derken bizde buna aklen doğruları görüp uymuşken başka yol görmek gitmek uygulamak sapıklık değil mi?

    Yazılarında her paragrafın diğer paragraflarla çelişiyor. bir söylediğin diğerine uymuyor. son yazında daha belirgin.

    ……………………………………………………

    ”Rahmanın katında din islamdır”

    Acaba Şuan Rahmanın katında olanlar için hangi resulunun hadisleri rivayetleri geçerli hangi tarikat hangi mezhep geçerli herkes orada farklı bir yol mu tutmuş. orada kimin risalesi geçerli. yoksa sadece Rahman’ın sözleri mi geçerli ??

    Acaba ahiret hayatında da şu yazdıklarımın hangisi geçerli olacak.

    İnsanların büyük bir aldanış içinde olduklarını görmüyor musun?

  30. Farklı konulardan hepberaber bahsedildiği için paragraflar farklı konular içeriyor. Ama ben çelişki göremedim 🙂

    Paragraflarda yönelttiğim soruların hepsi yine havada kalıyor. Tekrar ediyim; hurufu mukatta niçin var Kur’anda. Anlamı ne? Madem herşeyi akıl ile anlıyorsunuz Türkçesinden bunu da açıklamanız lazım. Yoksa Kur’anı tam olarak anlamıyorsunuz demektir.
    Kur’andaki sürekli tekrarların ne gereği var? İlkinde anlaşılmıyor mu da defalarca aynı cümle kalıbı tekrar ediliyor?
    Kur’anda savaşta hendek kazmak var mıydı da (Kur’andan başka sünneti olmayan olarak tanımladığınız) Peygamber hendek kazdı savaşta? Dayanağı var mı?

    Risale ile Kur’anı kıyaslamak biraz saçma değil mi Sence de. Kur’anla hiçbir kitap kıyaslanır mı?

    Keza bunların hiçbiri Kur’ana kıyasla yazılmadı. Risaleden örnek vermek Kur’anı arka plana mı itmek demek oluyor. Veya risaleden alıntıladığım kısım yanlış mı.

    Tek yol ile gitmek konusuna giriyor konu. Tek yol İslam. Tamamdır. Bunda Tarikatlar da, Risaleler de, biz de hemfikiriz.

    Tarikatlara, Cemaatlere aldanış içinde olmak demek, onların ilim olarak yaptıklarını hurafe olarak tanımlamak çok ciddi bir iddia. Ve bunların tümünü dinden gayri, yani başka deyişle kafir göstermek…

    Bunların hepsini tek tek bilmeniz lazım ve hepsinin tek tek Kur’ana aykırı yanlarını göstermeniz lazım. Kur’an dşındaki yönleri demiyorum bakın. Kur’ana karşı yönleri. Yoksa Kur’anda olmayıp da güzel olan işler de yanlıştır demek çok büyük hata olur.

  31. Tarikatlara, Cemaatlere aldanış içinde olmak demek, onların ilim olarak yaptıklarını hurafe olarak tanımlamak çok ciddi bir iddia. Ve bunların tümünü dinden gayri, yani başka deyişle kafir göstermek…
    …………………………………………..

    malesef Aynen öyle…. Kıyamet gününde= aldanıştan uyanılacak günde öğrenecekler.

    Allah’ım sen şahitsin.

    Sana uyan resullerin hangisi tarikat, cemaat ve mezhep kurdu.
    …….
    söyle bana muahmmed resul hangi mezhepten hangi tarikattan hangi cemaattendi ?

  32. Bu mezhepler, tarikatlar , cemaatler ihtiyaca binaen şekillendi. Şöyle ki;
    Peygamberimiz döneminde dini konularla ilgili peygamberimize soruldu. Öyle ya yeni bir din ve temiz ahlak söz konusu. Acaba şunu yapmam günah mı? Acaba bunu yapmam haram mı? En hayırlı kimdir? gibi sorular. Diyeceksiniz Kur’andan alıyorlardı cevabını. Ama herkes Kur’anı tam bilerek, kabul ederek müslüman olmadı. Kur’an kaç senede nüzulü tamamlandı. İlk müslümanlar tek ayetle müslüman olanlar elbette danıştılar Peygamberimize. Kur’anın hepsi inmeden peygamberimiz nasıl cevap verdi peki? İlla ki temiz ahlakından, ince belagatından… Zaten bunlar Hadis oluyor ya. Neyse.
    Peygamberimze gelen bu soru cevaplarla oluşan topluluğa Ehl-i Sünnet Vel-Cemaat denir.

    Peygamberimiz vefat etti. Sonraki dönemlerde birçok akla gelen yeni sorular oldu. Amel ile alakalı. İtikad ile alakalı. Zaten daha geniş coğrafyalara yayılmıştı İslam. Ve bambaşka kavimlerin bambaşka soruları olabiliyordu. Mesela göçebe türklerin soruları bambaşkadır, Afrikalıların soruları bambaşka. Her dönemde ki insanların algı şekilleri, yaşayışları vs. hepsi farklıydı. Yine farklı bölgelerde yaşayan insanların algı şekillerinin hepsi farklıydı. Bunların farklılıklarını gözardı ederek mezheplerin farklılaşmalarını yorumlayamayız. Bu farklılaşmaları göz ardı etmek de insanlık adına zulüm olur.
    Şimdi denebilir ki insanlar niçin başkalarına sorma ihtiyacı duydu. Ortada değil mi kitap. Çünkü herkes sizin gibi okuma yazma bilmiyordu. Kur’ana ulaşamıyorlardı her zaman. Bunların yanında yeni gelişen şeylerle yeni sorular çıkabiliyordu. Onlar da Kur’ani kaynaklara danışabiliyorlardı. Yani bu konuda ilim sahibi olanlara. Onlar da Kur’ana zıt olmayacak şekilde sorulara cevaplar verdi. Ehl-i Sünnet’den uzaklaşmadan. (Tabi Kur’ana aykırı olanlar da olmadı diyemeyiz. Bunlar tek tek incelenip bulunup çıkartılabilir. Genel hatları çizmek için böyle tanımlıyorum) Bunun da tekniği belliydi. İcma ve kıyas.

    Her yörenin farklı soruları olduğu için de mezhepler yörelerin sorularına göre şekillenmiş. Daha sonra insanlar günahlardan korunmak için desteğe ihtiyaç duymuş. Herkes Sizler gibi günahlardan korunmak konusunda bu kadar başarılı olmayabiliyor. Aynı şekilde ibadetleri yapmak konusunda. İnsanda ilim ne kadar fazla olsa da takva zayıf olabiliyor. Bunu güçlendirmek için yöntemler geliştirmeye çalışmışlar. Bunları da yine Ehl-i Sünnetten ve Kur’andan ayrılmadan yapmaya çalıştılar. (yine ayrılanlar olmuştur tabi ki) Bunlar da tarikatları oluşturdu.

    Yine insanlar biraraya gelerek birbirine destek olmanın faydalarını gördü. İlim sahibi zatların etrafında şekillenen gruplarla ortak programlar yapıldı. Yine bunların en önemli mihenk taşı Kur’an ve ehl-i sünnet oldu. Böylece de cemaatler şekillendi.

    Mesela burada da Kalemzade Kamil bey kendini bu işe adamış ve yazılar yazıyor. Siz de okuyorsunuz, takip ediyorsunuz birbirinize destek veriyorsunuz. Siz de aslında bir cemaat oluşturuyorsunuz. Hatta sizin cemaatin bir adı da var. Bilirsiniz. Kuraniyyun diye bir akım. Sizinle aynı görüşle ortaya çıkmış bir akım. Ben şimdi size Kuraniyyuncular desem, Siz Kur’andan, Peygamberden ayrı bir cemaatsiniz demek mi olur?

    Bir de Peygmberimiz niçin kitap yazmadı diye soru vardır. Peygamber yazma gereği duymadı da sonraki gelenler buna niçin gerek duydu?
    o dönemde Kur’an dahi kitaplaşmaya ihtiyaç duyulmadı. O zaman şimdi kitaplaşmış Kur’an da olmamalı mı? Herkes ezberlesin o zaman.
    Peygamberimiz döneminden sonra Kur’an kitaplaştığı gibi Peygamberimizin sözleri de kitaplaştı. (Burada hadislerin içindeki tereddütlü olabilecek, birbiriyle çelişen hadisler olabilir. Onlar ayrıca değerlendirilir.)

  33. Güzel Kardeşim.

    bak o dediklerini (mezhepcilik, cemaatcilik, tarikatcilik, hadiscilik, rivayetcilik, kitapcıklar) muhammed resul yapmadı.

    bizler neden yapıyoruz. Allah a.c. akıllarda soru işareti bırakmayacak kadar kolay bir kitap ve onu tebliğ eden resul göndermişken neden farklı arayışlar içindeyiz. takva yı ilmi bilgiyi islamı biz Yaradandan ve resulunden daha mı iyi biliyoruz.?

    Allah a.c. sayısız ümmet yaratmışken acaba İslamı parçalara ayırmayı bilmiyor muydu?

    Ya güzel Rabbim kainatı kusursuz yaratmışken kendi Dinini yaratırken hata mı yaptı ? eksik mi bıraktı ? anlaşılmaz mı yaptı ? ki bizler açıklamaya veya eklemeye çalışıyoruz.

    Bak ne biliyor musun ? Anlatıkların hep rivayet üzere resulun dönemindeki olayların içinde miydin? yazdıklarınla ilgili inen bir ayet mi var?

    işte biz bunları kabul etmiyoruz. Bizlere yıllarca hep rivayet, atalarından duydukları ve başkalarının aklını düşüncesini anllattılar. bu anlatılanları mezhep, tarikat, cemaat yaptılar. kuran ne güzel diyor.

    Onlar doğru yolda değilidiyseler !!!

    Kuranda dediği gibi geçmiştekilerin yaptıklarından sen sorumlu değilsin!! Onların yaptıkları kendi kazancına senin yaptığın kendi kazancına..

    “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.”

    Aklımızı çalıştıralım…. Ayete bak Resul Muhammed varken bile kuranı terkediyorlar. Kuran dışında o saydıklarına yöneliyorlar. Bunu Resul Muhammed diyor. Kuranı terketmeyin başka yollara yönelmeyin. Bundan büyük delil var mı?

    Artık kurandan sonra hangi söze inanacaklar!!!

  34. Dini bölmek de yok bu sayılanların içinde dinin eksik olduğu düşüncesiyle tamamlamaya çalışmak da.

    Bunlar dinden uzak olup dine çamur atmak isteyenlerin cümleleri. Sizlerden duymak beni üzdü.

    Peygamber efendimiz döneminde sen de yaşamadın ben de. Ben diyorum hadisler var, ihtiyatlı yaklaşarak hadisler bir şeyleri gösterebilir. Sen diyorsun Peygamberin herşeyi yalnızca Kur’andı. Ayetlerden başka yaptığı olmadı.

    Peki soruyorum savaşta Hendek kazmak hangi ayette geçiyor? Peygamber efendimiz yaptırdı bunu.
    Ya Hendek hadisesini reddedeceksin, veya Senin inandığın peygamber ile benim inandığım peygamber aynı değil…

    Veya ,Kur’anın ayetlerinden işari manalarla “hendek kazılabilir” manasını çıkartacaksın, ki benim dediğim de bu zamana kadar yapılanlar da budur.

    Bir cevabınız var mı? Aynı zamanda üstlerdeki huruf-u mukatta ve tekrarat-ı kuraniyye hakkında da bir cevabınız var mı?

  35. “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.”

    bu ayetin neresini anlamadın. senin düşüncene ve demene göre dinden üzak olup çamur atmak isteyen bir resul var !!

    Halen diyorsun ya hadisler var;

    bende diyorum ayetler var: mevki bakımından hangisi yüksek hangisi delil hangisi gerçek hangisi doğru ???

    Ya Allah a.c.’den daha doğru sözlü kim olabilir.?

    sen yine hadisler var dersin.

  36. Faruk Bey;Kuranda hendek kazmanın geçtiği bir bölüm bulamadım,aynı şekilde eroin kullanmak,viski,rakı içmek,internet üzerinden online kumar oynamak,internet üzerinden başkalarının bilgilerini çalıp ellerindekini almak gibi,yada yine internet üzerinden insanlara iftira atmak gibi! Üstelik bu saydığım kelimeler hakkında herhangi bir hadis te duymadım, sizce ne yapmam gerekiyor?

    Basit bir akıl sahibi olarak bunların bana ve başkalarına zarar vereceğini düşünüp yukarda saydıklarımın Kurana tamamen aykırı olduğunu mu düşünmem gerekir yoksa bu kadar aptalca bir sorunun cevabını bulmak için başka Arapça kelimeleri/isimleri sürekli olarak konulara/konuşmalara ekleyen ALİMLERE mi danışmam gerekir?

    Hepimiz Türkçeyi bildiğimiz halde neden okuma yazma öğrendikten sonra dersleri öğrenmek için öğretmene ihtiyacımız var sorusunun cevabını bulursanız ‘….Madem peygamberin tek söylediği Kur’andan ibaretti. Arapça olan kitabı arap bir kavim okumak için niye rehbere ihtiyaç duydu? Niye O’nu kendilerine emir kabul etti. “Biz zaten okuyoruz anlıyoruz ihtiyacımız yok” niye demediler? ‘ sorusunun da cevabını bulabilirsiniz.

    Basit bir benzetmeyle; eğitiminiz tamamlandıktan sonra,sizden sonra gelecek nesillerin, zamanında Faruk’un hocası böyle demişti,şöyle yapmıştı ya da Faruk şöyle yapmıştı,böyle yapmıştı demesi, onların, sizin esasını okuduğunuz / öğrendiğiniz kitaba yönelmemesinden daha vahim sonuçlar doğurabilir, tıpkı mezhepler, tarikatlar vs gibi. Ve sonuçta, ilerde, sizin orjinalinden öğrendiklerinize,yaptıklarınızla birebir örtüşmeyen,orjinaline taban tabana zıt olabilen düşünceler ve davranışlar da size mal edilir.

    Doğruya ulaşabilmek için fikirleri paylaşmak her zaman iyidir…

  37. Kaan bey yanlış anlaşılmasın Kur’an ayetleri ile hadisler kıyaslanmıyor burada – haşa -.

    Paylaştığınız ayete aykırı düşüncem de yok.

    Benim demek istediğim Kur’ana aykırı olmadan Peygamber efendimizin hadislerinin de varlığı. Hendek kazma sorusunu bu yüzden soruyorum. Kur’anda lafzen geçmese de Kur’ana aykırı olmayan hal ve hareketleri vardı Peygamberimizin. Bu dinden uzak olan ve Kur’ana aykırı bir peygamber algısı değil. Bu örnek teşkil eden bir insan algısı. Örnek olmasının sebebi de Kur’an ve birçok yerinde geçen Allah’a ve Peygamberine itaat edin mealindeki ayetleri.

    Allah c.c. sözlerinden daha doğru hiçbir söz olamaz zaten. Hadisler O’nun sözlerinden daha doğru değildir. O’nun sözlerini tasdik eden sözlerdir. Tabi hadisleri ihtiyatla ve dikkatle ele almak gerekir ki müteşabih hadislere bağlanıp Kur’anın aleminden sıyrılmamak gerek.

    Biliyorum ki senin tavrın bunlara. İçinde aykırı sözlerin olduğu zaman hiçbir hadisi kabul etmiyorsun. Ama hiçbirini kabul etmemek ciddi bir sav-dır. Bütün hadislerin aykırılığını ispat etmeyi gerektirir.

    Benim demek istediğim ise hadisler vardır ama hiçbiri Kur’ana aykırı olamaz…

    “Aptalca sorular” diyen birisini muhatap kabul etmem. Ama bu tutumu sorunun yanlış anlaşılmasına veriyorum kaldı ki eroinle ilgili örnekle peygamberin yaptığı bir tutulduğundan anlaşılıyor anlaşılmadığı.

    Ama cevapların içindeki ilmi kısımları ayırt ederim. Peygamberimiz muallim olarak kabul ediyorsak zaten sorun yok.
    Peygamberimize olan saygı ve onu araştırma isteği de ilminden kaynaklıdır zaten. Yani Kur’andan, Allah kelamından…
    Kaan beyin önceki cevaplarda dediği birşey vardı. Peygamberler peygamberlik gelmeden önce cahillerdi diye. Ufak düzeltmeyle aynı görüşü şimdi ekleyim. Peygamberlik gelmeden önce Allah’ın kelamına karşı cahillerdi. Onları değerli kılan mutlaka bu ilim oldu…
    Peygamberimiz akla geldiğinde dolaylı olmadan doğrudan doğruya Allah c.c. akla gelir. Ve hem kulu hem resulü böyle okuruz.

    Basit örnek verilmesini de garipsedim. Kur’an eksik mi de basit örneklerle açıklıyoruz!… (tariz içerir)
    Tabi ki değil. Örnek vermenin de Kur’anın eksik olduğu anlamına gelmeyeceğini örneklendirmek için böyle dedim.

    O zaman muallim kitabın konuları daha iyi anlaşılması için farklı örnekler verebilir. Bu kitabın eksik olduğu anlamına gelmez. Kitabın eksiksiz oluşu da bu örneklerin gereksiz olduğu anlamına gelmez. O zaman bu asıl muallimin örneklerini bilmek kitabın derin mevzularını anlayabilmek için gerekli diyemez miyiz? Muallimi araştırırken de kitaptaki şu konuyu şöyle örnekle açıklar demez miyiz?

  38. Faruk hocam;

    (Bliyorum ki senin tavrın bunlara. İçinde aykırı sözlerin olduğu zaman hiçbir hadisi kabul etmiyorsun.
    Benim demek istediğim ise hadisler vardır ama hiçbiri Kur’ana aykırı olamaz…)

    Hadislerin içinde aykırı sözlerin olduğunu kabul ediyorsun!! sonra ki cümlende

    hadisler vardır ama hiçbiri Kur’ana aykırı olamaz… diyorsun.

    Bu şekilde bir yorum yapman ciddi bir sav-dır.

    Hiçbiri dediğin yani tüm hadislerin hem kurana aykırı hemde kurana uygun olmasını hangi akıl onaylayabilir ?

    Muhammed resul mu?

    Yoksa kalben mi inanmak lazım.

  39. Hadis literatürünü araştırmak, hadislerin biraraya getiriliş süreçlerini araştırmak, ve hadis olarak belirtilen her kelamın tek tek incelenmesi gerek (dönemin deyimlerini ve mecazlı kullanımların farkında olarak). Mevzu hadisleri de iyi tetkik etmek ve onlara karşı bilgili olmak lazım.

    Hadis olarak insanların arasına yayılmış ama mevzu hadis olduğu kabul edilmiş sözler var. Kastettiğim ve Senin de belirttiğin “hadislerin içinde aykırı sözler” bunlardır.

    Ama hadisler bir iki tane değildir ve olamaz da zaten. Hatta bu mevzu hadisleri yalanlayan hadisler de mevcuttur.

    Hadislerin arasından hangilerini mevzu hangilerini sahih kabul etmek ayrı bir mevzudur. Ama ondan önce sahih hadislerin var olduğunu kabul etmemiz lazım.

    Şüphesiz ki Peygamberimiz bizden daha iyi anladı Kur’anı. Kur’anı daha iyi anlayabilmek için muallimin sözlerine de kulak kabartmak lazım.

    Benim kanaatim bu yöndedir Kaan Hocam.

  40. Anladım faruk hocam seni ikna edemedik.

    Ben dipsiz bir kuyuya düşmek istemiyorum. çıkmaz sokaklarla dolu hadis ve uzantılarını istemiyorum. Öğretmenlerin öğretmeni Rahmanın kitabı bana yeter resulude bu yönde tebliğini yapmışken.

  41. Hadis yoktur demek de ayrıdır, hadisleri karmaşık olduğunu düşünerek hadislerle kafa yormamayı tercih etmek ayrıdır.
    Birşeyleri inkar etmek mesuliyet gerektirir. Benim dikkat çekmek istediğim nokta bu mesuliyetlere dikkat etmek.

    Yoksa belki ikimizin arasında yaşantıda, dini meseleleri anlamakta fark olmayabilir. Bu sitedeki yazılara ve görüşlere baktığımda da bazı noktalar var farklılaşan.

    Diğer bütün ortak noktaları bir kenara bırakarak biz farklıyız demek yerine, farklılaşan görüşlerimizi bilmekle birlikte hepimiz Müslümanız demeliyiz.
    Böyle bakınca farklılaşan noktaları karşılıklı tartışmamız da bir çatışmadan ziyade zevkli bir dini sohbete dönebilir.

  42. Müslüman olup olmamak, hadislerin var olup olmaması bizim görüşlerimize göre belirlenmedi ki. Resullerin görüşlerine görede belirlenmedi.
    bunu belirlereyen Allah. Allah kurallarını belirttiği kitaba uyarsan sorun yok. başka yola saparsan ha işte sorun orada başlıyor.
    başka yollar uyduran her alimin de hadislerden kaynaklı müslüman kriteri var……. dipsiz kuyu dedim ya az bile karadelik gibi düşersen çıkamıyorsun!!!

    hangi alimin müslüman kriterine uyacaksın… diğerine uymayan bir yönün olsa dinden mi çıkmış sayılacaksın !!

    Allah a.c. belirlediği kurallardan başka doğru yok…. ……

    5 Maide 103 … Allah’a karşı yalan düzüp-uyduruyorlar. Onların çoğu akıl erdirmez.

  43. (Maide 103-104)
    Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”, ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat, inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Zaten çoklarının aklı da ermez. ﴾103﴿Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? ﴾104﴿ – diyanet meali

    Bahîre, Sâibe, Vasîle, Hâm Müslümanlık öncesi arapların taptığı putlarla ilgili terimler. Akıllarını kullanmamaktan ziyade ayetteki murad akıllarının yetmeyeceği. Ayet de başından itibaren ve bağlantılı sonraki ayete bakıldığında ilk mana İslamiyet öncesindeki dinlere inananları tasvir eder. İşari manalarında da Allah’a kulluktan başka yönlere eğilerek dine batıl inançlar ve adetler sokanlar düşünülebilir. Ama Allah’a kulluk vazifesini doğru şekilde eda eden ve Allah’a ibadetlerini zenginleştirmeye çalışanları içermez kanaatindeyim.

    Müslüman olup olmayacağı Allah ile kul arasındaki mevzu. Birilerinin müslüman olmadığını iddia etmek doğru değil bence. Peygamberimiz bile münafık olduğunu bildiği kişileri ifşa etmedikten sonra, şu dinden çıktı bu dinden çıktı demek ne kadar doğru olur. Benim müslümanlıktan kastım müslümanım diyen herkes idi.

  44. çok güzel bir yazı. “bize yalan söylediler” kitabınıza da yeni başladım. çok güzel yazmışsınız. Allah razı olsun sizden. Allah, ilminizi hidayetinizi artırsın, dilinizdeki bağı çözsün ki söyledikleriniz anlaşılsın. maşallah.

  45. KUR’ÂNİYYÛN

    (القرآنيّون)

    Seyyid Ahmed Han’ın düşünceleri etrafında Abdullah Çekrâlevî tarafından Hindistan’da oluşturulan cemaat.

    İslâm dünyasında “ehl-i Kur’ân” ve “Kur’âniyyûn” olarak bilinen bu ekol XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmıştır. Sünneti tamamen reddederek sadece Kur’an’ı benimseme anlayışı ilk defa II. (VIII.) yüzyılda tartışma konusu olmuş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür (İmam Şâfiî ile yapılan bir tartışma için bk. el-Üm, VII, 250-254).

    Kur’âniyyûn hareketini ayrıntılara inildiğinde farklı görüşlere sahip şahsiyetler temsil etmiş olsa da bunların hepsi Kur’an’da nesih olmadığını ileri sürmüş, hadislerle ve ictihadla amel etmeyi şirk saymıştır.

    Kur’âniyyûn içerisinde ibadetler hususunda da farklı değerlendirme ve uygulamalar vardır. Özellikle Çekrâlevî’den sonra namaz vakitleri, rek‘at sayısı, kılınış âdâb ve erkânı ile diğer bazı konularda değişiklikler yapılmıştır. Çekrâlevî günde beş vakit namazdan söz ederken (Burhânü’l-furķān, s. 89-93) Ahmedüddin sadece iki vakit namazın farz olduğunu ileri sürmüştür (Beyân li’n-nâs, I, 56-124)

    Orucun herhangi bir ayda tutulabileceği, oruç müddetinin sadece dokuz gün olacağı gibi bazı görüşler de ileri sürülmüştür (Hâdim Hüseyin İlâhîbahş, s. 396-401)

    Hint alt kıtasında Kur’âniyyûn hareketine dair ekserisi reddiye olmak üzere çok sayıda kitap, risâle ve makale yazılmıştır.

    [Diyanet Ansiklopedisi,K mad. KUR’ANİYYÛN]

  46. Yanlız kuran diyenlere cevaptır.

    Yalnız Kur’an” diyenler Müslüman değildir.
    İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:

    “Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:

    – Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.

    İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:

    – Sen Kur’anı okudun mu?

    – Evet.

    – Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekat olduğuna rastladın mı?

    – Hayır.

    – Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekat düştüğüne rastladın mı?

    – Hayır.

    – Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi defa tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?

    – Hayır.

    – Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı? (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

    Hz. İmran daha sonra buyurur ki: Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır.”

    Bir âyet-i kerime meali: (Size, âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir resul gönderdik.) [Bekara 151]

    İmam-ı Şafii hazretleri, (Bu âyetteki hikmetten maksat, Resulullahın sünnetidir. Önce Kur’an zikredilmiş, peşinden hikmet bildirilmiştir) buyuruyor.

    Kur’an-ı kerim açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir. İki ayet meali şöyledir:

    (Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

    (Biz bu Kitabı, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64]

    Bu âyet-i kerimeler, açıklamayı gerektiren âyetlerin bulunduğunu gösterdiği gibi, bunu açıklamaya Resulullah efendimizin yetkisi olduğunu da göstermektedir. Kur’an-ı kerimde her bilgi açık değildir. Peygamber efendimiz bunları vahiy ile öğrenmiş ve ümmetine bildirmiştir. İki hadis-i şerif meali de şöyledir:

    (Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed]

    (Cebrail aleyhisselam, Kur’an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi]

    İmam-ı Şarani diyor ki:

    Ma’lûmdur ki, Sünnet Kitâb üzere kaziyedir. Aksi değildir. Zira sünnet, Kur’ân-ı kerîmdeki icmallerin açıklanmasıdır. Müctehid imamlar, sünnetteki icmalleri bize açıklıyan âlimler olduğu gibi, onlara uyan âlimler de, onların sözlerindeki icmalleri bize açıklarlar ve bu kıyamete kadar böyle devam eder.Üstadım Aliyyülhavas’dan (rahimehullah) duydum. Buyurdu: Sünnet bize Kur’ândaki icmalleri bildirmeseydi, âlimlerden hiçbiri, fıkıhdaki sular ve abdest bahislerindeki hükümleri çıkaramaz, sabahnamazının farzının iki, öğle, ikindi ve yatsının farzlarının dört, akşam namazının farzının üç olduğunu, bilemezdi. Aynı şekilde hiçbir kimse kıbleye dönüldükte yapılan düâda, iftitahda ne söyleneceğini bilemezdi. Tekbîrin nasıl olduğunu, rükû’ ve sücûd tesbihlerini, ta’dili erkânı, teşehhüde oturdukta ne okunacağını bilemezdi. Aynı şekilde bayram namazlarının nasıl kılınacağını, ay ve güneş tutulması namazlarını, cenaze, yağmur duası namazları gibi daha çok şeyleri kimse bilemezdi. Bunun gibi, zekâtın nisabını, orucun ve haccın şartlarını, alış veriş, nikâh, yaralama, kadılık ve fıkhın diğer bâblarının hüküm ve esaslarını bilen olmazdı. İmrân bin Husayn’e bir kimse, bizimle yalnız Kur’ânla konuş dedikte, İmrân ona: (Sen tam ahmaksın. Kur’ân-ı kerîmde farzların rek’atlarının sayısı açık olarak var mı? Yahud bunda sesli okuyun, diğerinde sessiz deniyor mu?) buyurdu. O kimse hayır dedi. İmrân bu sözü ile onu susturdu.Yine Beyhakî Sünen’inde Müsâfir namazı bölümünde, hazreti Ömerden (radıyallahü anh) bildirir: Hazret-i Ömere yolculukta namazın kasr edilmesi, ya’nî dört rek’atlı farzları iki rek’ât olarak kılmaktan soruldu ve: «Biz, azîz kitabda korku namazını buluyoruz, fakat seferî namazı bulamıyoruz» denildi. Sorana: «Ey kardeşimin oğlu [yeğenim], Allahü teâlâ bize Muhammed aleyhisselâmı gönderdi. Biz bir şey bilmeyiz. Ancak biz, Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) yaptığını gördüğümüz şeyi yaparız. O, seferde, 4 rekatlı farzları iki kılardı. Onu teşrî’ eden Resûlullahdır (sallallahü aleyhi ve sellem)» buyurdu. Bu sözü iyi düşün. Çünkü çok güzeldir.

    İmam-ı Süyuti diyor ki:

    “Şunu bilesiniz ki, usül ilminde maruf olan şartları taşıyan -kavlî olsun fiilî olsun- hadisler hüccetdir. Resulullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hadislerini inkar eden kimse küfre girer ve İslam dairesinden çıkar, yahudilerle, hıristiyanlarla veya Allahü teâlânın murad ettiği diğer kâfir fırkalarla beraber haşrolunur.” (Miftahu’l-cenne, s.18)

    Mehazlar:

    1. İmam-ı Süyuti, Miftahu’l-cenne fi’l-ihticac bi’s-sunne (Sünnetin İslamdaki Yeri), Rağbet Yayınları, İst. (Tercüme: Doç Dr. Enbiya Yıldırım)
    2. İmam-ı Şarani, Mizan-ül Kübra (Dört Hak Mezhebin Büyük Fıkıh Kitabı), Berekat Yayınevi, İst. (Tercüme: A. Faruk Meyan).

    Hazırlayan: Murat Yazıcı
    (alıntıdır)

    • Eğer hadisler olmsaydı namaz vakitlerini,rekatlarını bilemezdik öyle mi?
      [Bu şu anlama gelir: Maide Suresinin 3. ayetinde Allah DİN TAMAMLANMAMIŞTIR diyecek sen yok EKSİK diyeceksin?]

      Abdest konusunda Maide 6 da dört organın yıkanmasının yeterli olduğu yazar.Gusül abdestini nelerin gerektirdiği yazar.

      Kuran secde,ruku,kıyam,namazda kuran okumak gibi temel unsurlardan bahseder.
      Namaz “ameli mütevatir” olarak 1400 senedir kılınan bir ibadettir.Hadisler olmasaydı anadan-babaya geçerek namazlar kılınamayacakmıydı?
      Hadisler hicri 150-200 yılından sonra yazıldı. Bundan önce hadisler yazılmadan namazlar kılınamıyormuydu?
      Kuranda binek üstünde yada yürüyerek NAMAZI kılmamız dahi yazıyor!
      [Ama sen şimdi Kuran eksik deyip ayağımda patenlerle namaz kılmam yazmıyor Kuran eksik dersen ben sana ne diyeyim!]

      Namaz ibadeti tüm ibrahimi dinlerde vardır.
      [Yahudilerde,(manastırdaki) hristiyanlarda günümüzde namaz kılar.YOUTUBEden izle. Tevratta namaz rekatları geçmediği halde bu adamlar nasıl namaz kılıyor?]
      https://www.youtube.com/watch?v=Bk5h99Hu-sE
      https://www.youtube.com/watch?v=iNG07eYGsYw

      Zekat konusunda illaki bir sayıya gerek yok.
      “….Ve yine sana hangi şeyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “İhtiyacınızdan geri kalanı (verin).” Allah size mesajlarını böylece açıklıyor ki düşünüp ders alasınız.” Bakara 219

      Hac konusunaki 7 tavaf mevzuu kuranda olmayınca kuran eksik mi oluyor?[Yoksa bizi düşünen Allah bu konuda SERBEST mi bıraktı bizi?]
      Ben tavafı 2 kere yapsam veya 15 kere yapsam Haccım kabul olmaz mı?[Niye sayılara takılıyorsunuz.]

      Oruç Bakara suresinde gayet güzel açılanır! Açıp Kuranı okumazsan eksik dersin tabi.[Bakara 183-185]

      Kusüf,husuf,bayram,duha,evvabin,bayram namazı yok diye “Kuran eksik mi” bırakıldı yoksa Allah bu konularda SERBEST mi bıraktı bizleri?
      Bayram namazı,husuf namazı kılmasak İslam dininde hiç bir eksiklik olmaz 🙂
      Kandiller,nafile namazlar VS. VS. Kuranda yazmıyor diye EKSİK Görmek tam bir saçmalıktır.
      Yağmur yağmayınca hangi duayı okuyacağımız yazmıyorsa KURAN eksik mi oluyor?[ Aç ellerini TÜRKÇE Allah’a yalvar! ]

      Sizler hazır çorba yaparken arka taraftaki YETERLİ bilgilerle yetinmeyip:
      Tencere ne kadar büyükte olacak bu tarif eksik!
      Kaşığın büyüklüğü ne kadar olacak bu tarif eksik!
      İçine fazladan baharat koyacağım ama yazmıyor bu tarif eksik!
      Doğal gaz yerine tüp veya korda çorbayı pişireceğim yazmıyor bu tarif eksik!
      Çorba piştikten sonra kaselerin boyutu ne kadar olacak yazmıyor bu tarif eksik!
      vs. vs. vs.

      Allah’ın serbest bıraktığı konularda haddi aşmayın.
      Yahudilerin Bakara Suresindeki Gereksiz ayrıntılarla İneği zor kesmeleri gibi DİNİ Zorlaştırmayın.
      Allah Maide 3te dini TAMAMLADIM diyor.
      Tüm Mü’minler kardeştir! (Kurancı,Sunni-Şii dahil!)

  47. “Sadece Allah, sadece O’nun ayetleri dedik diye bize dinden çıktın diyenler bilmediler ki, kendileri dine hiç girmediler. “demişsiniz.

    Şimdi şu var.Biz hem kurana hemde sünnete yani hadislere inanıyoruz.Nasıl dinden çıkmış oluyoruz?Eksiklik sizde bizde değil ki?

    “Gelin Kuran’ı anlamak için konuştuğunuz, bildiğiniz dilde okuyun siz de. Hadi aklınızı O’nun kitabını anlamak, üzerinde derin derin düşünmek için kullanın. Hadi kalkın ve uyarmaya siz de katılın. Peygamberin davasını destekleyin. “demişsiniz.

    Burada katılıyorum size.Evet kuranı kerim mealide okunmalı ve anlanmalıdır.Bizde bunun için çalışmalar yaptık.Mealleri sürekli ekliyor ve okunmasını söylüyoruz.

    “Onun gibi en yakınınızdan başlayın. Sevdiklerinizin dilleri Allah derken gözleri ve dimağları çok tanrılı bir din yaşamasın artık.”

    Biz kuran ve sünnet ayırmıyoruz.Allah ve Resülünün(s.a.v) yolundan gitmeye uğraşıyoruz.Hadis alimlerimiz çok değerlidir.Akılları,zekaları ise herkez tarafından biliniyordu.

    Örnek:
    “İmam Buharî, eserini 600 bin hadis arasından tasnif etmiştir. Bir rivayete göre Buharî, 100 bin sahih, 200 bin de zayıf olmak üzere 300 bin hadisi ezbere bilir. Bu da onun nasıl bir hadis dehası olduğunu göstermektedir. Sahih-i Buharî’de 22 adet ‘sülâsî’ yani üç râvi ile doğrudan Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) ulaşan hadis bulunur.

    Sahih-i Buharî’nin en sahih hadis kitabı olma özelliğini kazandıran husus, İmam Buharî’nin hadisleri seçmekte gösterdiği titizlikten kaynaklanır. Buharî’nin hadis seçimini Ebul-Heysem el-Küşmeyhenî, Buharî’nin öğrencisi Firebrî’den şöyle nakleder: “Kitabu´s-Sahih’in içine, önce yıkanıp iki rekât namaz kılmadıkça hiçbir hadis koymadım. El-Camiu’s-Sahîh’i 600 bin hadis içinden seçip on altı senede tasnif ettim ve bunu kendim ile Allah arasında bir hüccet [şahit] kıldım. El-Câmiu’s-Sahîh kitabına sahih olduğunu gerçekten bildikten sonra iki rekât namaz kılıp, bir de Allah´a istihâre etmedikçe hiçbir hadis koymadım. Bu kitabıma sırf sahih olan hadisleri koydum, sahih hadislerden bir kısmını da kitap uzamasın diye bıraktım.”


    • Maalesef Parelel Tanrıdan Parelel Peygambere isnad edilen Parelel Vahiyler[Hadisler] yoluyla Parelel bir İslam oluşturuldu.(Allahı ve Rasülünü tenzih ederim!)

      Peygamberin ağzından [parelel vahiy olarak] 4.000-6.000 söz çıktı/toplandı ise 600bin yada toplamda 1milyon hadisi nasıl izah edeceğiz?
      Muhaddisler 600bin yada 1milyon hadisten 4.000-6.000 hadisi seçilmişse; Muhaddisler Rasülün sözlerinden[yani parelel vahiyden] bir kısmını seçip bir kısmını çöpe mi atıyor?! Bu hadis[parelel vahiy] seçme YETKİSİNİ [Parelel] Tanrı mı verdi?
      Toplamda 1Milyon hadisten 4.000-6.000 hadis seçildiyse geriye kalan %99 hadislerin tümü uydurmamıydı? Yani insanların muhaddislere hadis diye rivayet ettiklerinin %99u YALAN ise biz bu hadislere[parelel vahiylere] nasıl güveneceğiz!
      Kuran,akıl ve iç tutarlılıktan geçirmek yeterli iken 2 rekat namaz,uyku,istihare namazı ile hadisler seçmek tam bir saçmalıktır.(Uykuda vahiy ile te'yid edilecek sanki!)
      [Muslim Buhari çatışması varken! ]

      Muhaddislerin Attıkları hadisler sahih olabilir,aldığı mevzu/zayıf olabilir.
      [Hadisler kuran dışı vahiydir ve hadisler kuran/vahiy gibi %100 doğru derseniz bu muhaddislerin hadis[parelel vahiy] seçme YETKİSİNİ -HAŞA- Allah vermiş olmuyor mu?]

      Buharinin Talebesi Müslimdir.
      Müslim Buharinin 400ravisini güvelinmezdir diyor
      Buhari de Müslimin 600ravisini güvenilmez diyor.
      Eeeee ne oldu şimdi?

      Biz peygamberin söylediği KESİN olan sözleri inkar/red etmiyoruz; Allah rasülüne isnad eden iftiraları,uydurmaları,yalanları kabul etmiyoruz. [İmamı Azam Ebu Hanife metodu! ]
      Allah, [parelel vahyi]hadisleri toplama/eleme görevini Peygamberin ölümünden 150-200 yıl sonra herhalde Buhari,Muslim,Tirmizi vs. gibi İNSANLARA mı verdi?
      [Parelel] Tanrının beşinci kutsal kitabı[parelel vahyi] ve Ehli Sünnetin İkinci Kutsal Kitabından[parelel Vahyinden] Alıntılar vericem :


      Benden kuran dışında hiçbirşey yazmayın.Kim benden Kuran dışında Bir şey yazmışsa onu imha etsin.
      [Kütübü Sitte-Muslim,Buhari,Hanbel,Müsned]

      Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik,bize izin vermedi
      [Tirmizi]

      1) Muhammed Peygamber sifa niyetine deve sidigi içermis – içtirirmis. (Buhari, Tirmizi)

      2) Bulasici hastalik yoktur. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Mecmau’z-zevaid)

      3) Tarihteki ilk Mushaf olusturulmadan önce aç bir keçi, Aise annemizin karyolasinin altindaki bir sayfada yazili olan recm ayetini yiyip, Kur’an’i eksiltmis. (Ibn-i Mace, Hanbel)

      4) Alti yasindaki Aise annemiz ile elli küsür yasindaki Muhammed Peygamberimiz evlenmisler ancak üç yil sonra gerdege girmisler

      yani Aise annemiz dokuz yasinda iken. (Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud)

      5) Allah’in kendisi zamandir. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Muvatta)

      6) Evde üçten fazla yatak olmamalidir zira dördüncü yatak seytanadir. (Müslim, Nesai, Ebu Davud)

      7) Etin kokusmasinin nedeni Israilogullari’dir. (Buhari, Müslim)

      8) Kur’an’in yedi farkli okunusu mevcuttur (, dolayisiyla yedi farkli Kur’an mevcuttur). (Buhari)

      9) Sema ile arz arasi, bes yüz yillik yürüme mesafesindedir. (Tirmizi)

      10) Süleyman Peygamber; Allah’in yolunda cihat edecek bir erkek çocuk dogurtabilmek adina, bir gecede doksan tane zevcesi ile birlikte

      olmus. (Buhari, Nesai)

      11) Mushaf’taki Beyyine Suresi eksiktir. (Tirmizi)

      12) Içki içen bir kisi ilk seferde dövülmeli, ikinci seferde de dövülmeli, üçüncü seferde de dövülmeli, dördüncü seferde de dövülmeli

      ancak besinci seferde katledilmelidir. (Nesai, Tirmizi, Ebu Davud, Ibn-i Mace)

      13) Kisi bir ortamda oturacagi vakit islak, pis, kokulu vs. olmasina aldiris etmeden ayakkabisini çikarip oturdugu yerde sol tarafina

      koymalidir. (Ebu Davud)

      14) Kirmizi renkli elbise giymek, harama yakin yasaktir. (Tirmizi, Ebu Davud)

      15) Kisinin saç veya sakalinin beyazlamasi, Allah tarafindan bir lekelenmedir. (Müslim)

      16) Iki yöneticiye birden onay verilirse, içinden birisi katledilmelidir. (Müslim)

      17) Istanbul fethedilince dünyanin sonu gelecek. (Tirmizi)

      18) Iki kisinin ayni anda helâya gidip, avret yerleri açikken beraberce hacet gidermesinde bir sakinca yoktur ancak o vaziyette

      konusmalari günahtir. (Ebu Davud)

      19) Muhammed Peygamber’in dokuz tane zevcesi oldugu hâlde, tek bir gecede kadinlarin hepsi üzerine dolasirmis. (Buhari)

      20) Kadin kendisine haram olmasi için, yetiskin bir erkegi emzirebilir. (Müslim, Ibn-i Mace)

      21) Seytan helâda insanlarin makatlariyla oynar. (Ebu Davud)

      22) Aise annemiz hayizli iken, Muhammed Peygamber tenini O’nun tenine dokundururmus.(Buhari)

      23) Mushaf’taki Bakara Suresi’nin 238. Ayeti eksiktir. (Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud)

      24) Kisi sabahleyin yedi tane acve hurmasi yerse, ardindan kilolarca zehir dahi içse ölmez. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

      25) Namaz için çagri yapildigi vakit, seytan zart-zurt osurarak uzaklasir. (Buhari, Müslim)

      26) Kertenkele katleden bir kisiye, kaç vurusta katlettigi dikkate alinarak Allah tarafindan sevap yazilir. (Müslim)

      27) Kisi dinini degistirirse katledilmelidir. (Buhari, Nesai, Muvatta)

      28) Günes, seytanin iki boynuzu arasinda dogar. (Buhari)

      29) Kisi ishâlden ölürse, sehit olur. (Nesai, Ebu Davud, Muvatta)

      30) Ibrahim Peygamber seksen yasinda, keserle sünnet olmus. (Buhari, Müslim)

      31) Günes ve Ay, Kiyamet Günü’nde dürülüp, sarilarak atese atilmis iki öküzdür. (Buhari)

      32) Kizlar sünnet edilmelidir lâkin derin kesilmemelidir zira bu, cinsel iliskide kadina daha çok haz verir; kocasi için de daha

      makbûldür. (Ebu Davud)

      33) Ugursuzluk; kadinda, evde ve attadir. (Buhari)

      34) Bir saat düsünmek, altmis sene ibadetten daha hayirlidir. (Ebu es-Seyh)

      35) Muhammed Peygamber ihrama girerken saçina bal sürermis. (Ebu Davud)

      36) Musa Peygamber, canini almaya gelen ölüm melegine tokat atmis ve melegin gözü çikmis.(Buhari)

      37) Kisi gurbette ölürse, sehit olur. (Ibn-i Mace)

      38) Cahiliye devrinde birgün maymunlar, zina eden bir maymunu recm etmis. (Buhari)

      39) Köpekler katledilmelidir. (Müslim)

      40) Güvercin seytanedir. (Ebu Davud, Ibn-i Mace)

      41) Hayatinda üç kez tövbe etmis bir kisi, o dakikadan sonra ne kadar günah islerse islesin Allah tarafindan affedilir. (Buhari, Müslim)

      42) Resim yapan bir kisi cehennemliktir. (Buhari, Nesai, Tirmizi)

      43) Içerisinde köpek lesleri, kadin hayiz bezleri ve insan pislikleri olan kuyudan su içilebilir. (Nesai, Tirmizi, Ebu Davud)

      44) Dünya bir baligin üzerindedir; bu balik, basini sallayinca dünyada depremler olur. (Ibn-i Kesir)

      45) Allah ahirette Peygamberlere kimligini kanitlamak için, bacagini açip, baldirini gösterir. (Buhari, Müslim)

      46) Muhammed Peygamber, nerede güzel bir kadin görse, hemen eve gelir ve zevceleriyle ihtiyacini giderirmis. (Buhari)

      47) Deniz tutmasi sebebiyle kusan bir kisiye Allah tarafindan sehit sevabi yazilir. (Ebu Davud)

      48) Allah, Muhammed Peygamber ile görüsmüs ve el sikismis. (Hanbel)

      49) Ölünün dünyadaki yakinlari kendisi için aglarsa, kendisine Allah tarafindan azap edilir. (Buhari)

      50) Birgün Muhammed Peygamber, bir Yahudî tarafindan büyülenmis ve suursuz bir biçimde günlerce ortalikta dolasmis. (Buhari, Hanbel)

      51) Mushaf’taki Leyl Suresi’nin 3. Ayeti’nde fazladan bir kelime vardir. (Buhari)

      52) Yilan, karga ve akrep fasiktir. (Ibn-i Mace)

      53) Birgün Aise annemiz; kendisine namahrem iki erkege, bir perdenin arkasindan uygulamali olarak cünüplükten nasil kurtulunabilecegi hususunda gusûl abdesti almayi tarif etmis. (Buhari, Müslim)

      54) Muhammed Peygamber’in on bir tane zevcesi varmis ve kendisine otuz tane erkegin cinsel gücü Allah tarafindan verilmis . (Buhari, Nesai)

      55) Müsriklerin yaslilari katledilmelidir. (Tirmizi, Ebu Davud)

      56) Mushaf’taki Kehf Suresi’nin 79. Ayeti’nde hatali yazilan bir kelime vardir. (Buhari)

      57) Birgün Aise annemiz; kendisine misafir olan namahrem bir erkege, ertesi sabah, elbisesine bulasan menileri nasil temizlemesi gerektigini sözlü olarak tarif etmis. (Müslim)

      58) Muhammed Peygamber vefat etmeden önce kendisine, dünyadaki bütün kadinlarla evlenebilmek Allah tarafindan helâl kilinmis .

      (Nesai, Tirmizi)

      59) Fare, Israilogullari’nin kaybolan bir ümmetidir. (Müslim)

      60) Horoz öterse, Melek görmüs demektir; merkep anirirsa, seytan görmüs demektir. (Müslim)

      61) Sâir seytandir. (Müslim)

      62) Mehdi, Meryemoglu Isa’nin ta kendisidir. (Ibn-i Mace)

      63) Sari renkli elbise giymek günahtir. (Müslim, Nesai, Ebu Davud)

      64) Namaz kilan bir erkegin önünden esek, kara köpek veya kadin geçerse, namazi bozulur.(Buhari, Hanbel)

      65) Zina suçu sabit olan dul ya da evli bir kisi, göbegine kadar topraga diri diri gömülmeli ve taslanarak hunharca katledilmelidir.

      (Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud, Ibn-i Mace, Muvatta, Hanbel)

      66) Erkege zevcesini neden dövdügü sorulmaz. (Ebu Davud)

      67) Din Günü’nde bütün Peygamberler korku içerisinde canlarinin derdinde iken, sadece Muhammed Peygamber ümmetini düsünecek.

      (Buhari)

      68) Savasta çocuklarin ve kadinlarin katledilmesinde bir sakinca yoktur. (Buhari, Ebu Davud)

      69) Muhammed Peygamber; zevcelerinin hayiz dönemlerinde mübaserette bulunmak isterse, onlara izar (bir çesit örtü) giymelerini

      emreder ve sonra da sine ve gögüslerine iltizamda (temasta) bulunurmus. (Nesai)

      70) Deve seytandir. (Tirmizi, Ebu Davud)

      71) Birgün Muhammed Peygamber’in bir zevcesi bir cariyesini azat edip, durumu Muhammed Peygamber’e izah edince, Muhammed

      Peygamber kendisine söyle demis: Neden azat ettin ki? Keske dayilarina verseydin; böylelikle senin için daha hayirli olurdu. (Buhari,

      Müslim, Ebu Davud)

      72) Tasvirciler cehennemliktir. (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud)

      73) Cuma namazi; köle, kadin, çocuk ve hastalara vacip degildir. (Ebu Davud)

      74) Saban veya zirâat aleti olan eve Allah mutlaka zillet sokar. (Buhari)

      75) Kiyamet Günü’nde hesaba çekilecek bir kisi, mutlaka helâk olmus demektir. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

      76) Karga, çaylak, akrep, siçan ve yirtici köpek fasiktir; binaenaleyh katledilmelidir. (Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi, Muvatta)

      77) Muhammed Peygamber oruçluyken, zevceleri ile mübaserette bulunurmus. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Muvatta)

      78) Kadin parmagi kesen bir kisi; bir parmak için on deve, iki parmak için yirmi deve, üç parmak için otuz deve, dört parmak için yirmi

      (20) deve fidye vermelidir. (Muvatta, Hanbel)

      79) Muhammed Peygamber’in izni ile ihramdan çikan bazi Sahabeler, zekerlerinden (erkeklik organlarindan) meni damlaya damlaya

      Mina’da bulunan zevcelerine yönelmis. (Buhari, Müslim)

      80) Kisi, bekâr olan cariyesinin, kölesinin ve ücretlisinin avret yerlerine bakabilir. (Ebu Davud)

      81) Öldügünde Muhammed Peygamber’in zirhi, birkaç kilo arpa karsiliginda bir Yahudî’nin yaninda rehin duruyormus. (Buhari, Hanbel)

      82) Içerisinde köpek ve suret bulunan eve Melekler girmez. (Buhari)

      83) Eti biçakla keserek yemek, harama yakin yasaktir. (Ebu Davud)

      84) Güzel kadinin yüzüne veya yesillige bakmak görmeyi artirir. (Ebu Nuaym)

      85) Kim bir hadis söyler de, onun yaninda aksirilirsa, o hadis haktir. (Taberâni)

      86) Sözün en dogrusu, yaninda hapsurulandir. (Taberâni)

      87) Örümcek seytandir ama Allah onun seklini degistirmistir; binaenaleyh katledilmelidir. (Suyuti)

      88) Kimin çocugu olur da, bereket talebiyle ona “Muhammed” ismini verirse, kendisi de çocuk da cennetliktir. (Ibn Bukeyr)

      89) Yiyecek ya da içecek kabina sinek düser de bir kanadi içine banarsa eger, diger kanadi da bandirilmalidir zira onun bir kanadinda hastalik, digerinde sifa vardir. (Buhari, Nesai, Ebu Davud, Ibn-i Mace)

      90) Cinsel iliski aninda kadinla pek fazla konusulmamalidir zira bu, dilsizlik ve kekelemeye neden olur. (Ibn Asâkir)

      91) Cinsel organa bakmak körlüge neden olur. (Ibn Asâkir)

      92) Kocasinin vücudu irinle kapli olsa da kadin tüm irini diliyle yalâyarak temizlese, yine de kocasinin hakkini ödemis olmaz. (Hanbel)

      93) Kadina yazi ögretilmemelidir; dikis ve Nur Suresi ögretilmelidir. (Ibnü’l Cevzi)

      94) Cehennemde en siddetli azaba ressamlar ugratilacak. (Buhari)

      95) Dünya öküzün ve baligin üzerindedir. (Suyuti)

      96) Yemekten sonra eller, dille yalânmadan ya da birisine yalâtilmadan mendile silinmemelidir.(Buhari, Müslim, Ebu Davud)

      97) Kadinlar arasinda iyi kadin, yüz tane karga arasinda alaca bir karga gibidir. (Buhari)

      98) Kadin, kocasi kendisinden razi oldugu hâlde ölürse cennetliktir. (Riyaz’üs)

      99) Muhammed Peygamber’in döneminde mescidlere köpekler girer çikarmis ve hattâ isermis ama Sahabeler temizlemek için iseklerin

      üzerine su bile dökmezmis. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

      100) Bir gaza dönüsü Muhammed Peygamber su konusmayi yapmis etrafindaki Sahabelere: …Medine’ye varinca, zevcelerinizle cinsel

      iliskiye girmeye bakin. (Müslim)

      101) Birgün Musa Peygamber yikanirken elbiselerini çikarip, bir tasin üzerine koymus ama tas elbiselerini alip kaçmis. Bunun üzerine

      Musa Peygamber tasi kovalamaya baslamis ve Israilogullari’ndan bir grup, O’nu bu vaziyette (anadan dogma, çirilçiplak) görmüs.

      Bilâhare Musa Peygamber tasi yakalamis ve alti yedi kere dövmüs. (Buhari)

      102) Tek yolcu seytandir. Iki yolcu seytandir. Üç yolcu ise cemâattir. (Tirmizi, Ebu Davud, Muvatta)

      103) Bir atli bir seytandir. Iki atli iki seytandir. Üç atli bir gruptur. (Tirmizi, Ebu Davud, Muvatta)

      104) Kisi hastayken ölürse, sehit olur; kabir azabindan kurtulmus olur ve sabah aksam cennetten Allah tarafindan riziklandirilir. (Ibn-i

      Mace)

      105) Topraga diri diri gömülüp, katledilen bir çocuk cehennemliktir. (Ebu Davud)

      106) Varise, vasiyet yoktur. (Buhari)

      107) Katil de maktûl de cehennemliktir. (Müslim)

      108) Kalp, Allah’in evidir. (Suyuti)

      109) Kadina danisilmali ve ne derse, tam tersi yapilmalidir. (Suyuti)

      110) Boyaci ve kuyumcular insanlarin en yalancisidir. (Ibn-i Mace)

      111) Zenginler koyun, fakirler tavuk beslemelidir. (Ibn-i Mace)

      112) Veled-i zina (zina sonucu dogan) bir kisi cehennemliktir. (Ebu’l Ferec)

      113) Alimin uykusu ibadettir. (Rabbani)

      114) Burunda tüy bitmesi, cüzzama karsi bir güvencedir. (Suyuti)

      115) Eski hurma ile yeni hurma birlikte yenmelidir zira seytan buna kizar. (Ibn-i Mace)

      116) Fâtiha Suresi hangi niyetle okunursa okunsun, o niyet kesinlikle gerçeklesir. (Sehavi)

      117) Her bid’at sapikliktir lâkin ibadetteki bid’at müstesna. (Ibn Arrak)

      118) Hamr (içki / sarhos edici) kullaniminin günah derecesi ile sirk’in günah derecesi esittir. (Nesai)

      119) Insanlardan en hayirlisi, borcunu en iyi ödeyendir. (Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi)

      120) Kisi muhtaç durumdaki bir köre kirk adim yol gösterirse, Allah, o kisinin gelmis geçmis, gelecek tüm günahlarini bagislar. (Ebu

      Nuaym)

      121) Dünya islerinde saskinliga düsüldügünde, hemen kabir ehlinden yardim dilenmelidir. (Aclûni)

      122) Mescidde oturmak, okumadan da olsa Mushaf’a bakmak ve alimin yüzüne bakmak ibadettir.(Deylemi)

      123) Muhammed Peygamber’in gömlegi, zeytinyagci gömlegi gibiymis. (Iraki)

      124) Deve eti yemek abdesti bozar. (Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud)

      125) Ateste isinmis bir seyi yiyip içmek abdesti bozar. (Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud, Ibn-i Mace)

      126) Hacca ya da umreye gitmek ya da Allah’in yolunda cihat etmek gibi sebeplerin disinda, deniz tasitina binmek günahtir zira denizin

      altinda ates, atesin altinda da deniz vardir. (Ebu Davud)

      127) Esegin ve eti yenen hayvanin sidiginden zarar gelmez. (Hatib)

      128) Güneste su isitmak, sedef hastaligina neden olur. (Ebu Nuaym)

      129) Dünyanin son gününde her yer helâk olup gidecek ancak mescidler bundan müstesna. Zira onlarin bazisi bazisina eklenecek. (Ibn Adiy)

      130) Kisi, Allah’in evlerinden bir ev süpürürse, Allah sanki ona dört yüz kez haccetmis, dört yüz tane insan azat etmis, dört yüz gün oruç tutmus ve dört yüz kez gazveye çikmis gibi sevap yazar.(Deylemi)

      131) Kisi cuma günü ölürse, kendisine Allah tarafindan sehit sevabi yazilir ve kabir azabindan da korunur. (Sehavî)

      132) Pirinç, insan olsaydi, halim selim bir adam olurdu. (Cevzi)

      133) Kisi çarsiya gider de “La ilahe illallahu vahdehu la serîkeleh lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu yuhyî ve yumît ve huve hayyun la yemut, biyedihi’l-hayr ve hüve ala kulli seyin kadîr.” diye dua okursa, Allah ona bir milyon tane sevap yazar, bir milyon tane günahini siler ve derecesini bir milyon derece yükseltir. (Tirmizi)

      134) Kisi aksam namazindan sonra, arada hiç konusmaksizin alti rekât namaz kilarsa, bu, onun için on iki yillik ibadet yerine geçer.

      (Tirmizi)

      135) Dünyanin ömrü yedi bin yildir. (Ali B. Hüsameddin)

      136) Arefe günü tutulan oruç; iki bin tane köle azat etmeye, iki bin tane deve kurban kesmeye ve Allah’in yolunda cihat için verilen iki

      bin tane ata bedeldir. (T. Gâfilin)

      137) Arefe günü tutulan oruç, geçmis ve gelecek yilin günahlarina kefaret olur. (Müslim)

      138) Kisi arefe günü oruç tutarsa, Adem babamizdan Sur’a üfürülünceye kadar yasamis bütün insanlarin sayisinin iki katinca, kendisine

      Allah tarafindan sevap yazilir . (R. Nasihin)

      139) Muhammed Peygamber’in ümmetinin ihtilâfi rahmettir. (Suyuti)

      140) Muhammed Peygamber’i rüyasinda gören bir kisi cehenneme girmez. (Ibn Asâkir)

      141) Kisi cuma günü anne ve / veya babasinin kabrine gider de Yâsîn Suresi okursa, tüm günahlari Allah tarafindan bagislanir. (Taberâni)

      142) Ömer Hâlife, çevresindeki insanlardan utanmasa imis bir sekilde ortadan kaybolan recm ayetini tekrar yazip, Mushaf’a ekleyecek

      imis yani Ömer Hâlife, çevresindeki insanlardan utandigindan ötürü Mushaf eksik kalmis. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Muvatta)

      143) Namazda Besmele okumak bir bid’attir. (Nesai, Tirmizi)

      144) Amel defterinde yedi yüz tane Besmele bulunan bir kisiyi Allah cehennemden çikarir.(Muhammed B. Ahmed Zâhid)

      145) Kisi Besmele ile bir ise baslarsa, tüm günahlari Allah tarafindan affedilir. (I. Rafii)

      146) Kisi yemegi Besmele ile yiyip, yemegin sonunda da “Elhamdülillâh” derse, daha sofradan kalkmadan tüm günahlari Allah tarafindan affedilir. (Taberâni)

      147) Kisi bin tane Besmele okursa, dört bin tane büyük günahi Allah tarafindan affedilir.(Muhammed B. Ahmed Zâhid)

      148) Besmele yazili bir kâgidi yerden kaldiran bir kisi Allah tarafindan siddiklardan yazilir.(Muhammed B. Ahmed Zâhid)

      149) Hocasi, bir çocuga Besmele okur da çocuk da bunu tekrarlarsa; hocanin, çocugun, çocugun annesinin ve çocugun babasinin cehenneme girmemesi için Allah tarafindan senet yazdirilir. (S. Ebediyye)

      150) Muhammed Peygamber, Ebu Bekir Hâlife, Ömer Hâlife ve Osman Hâlife namazda Besmele okumazmis. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Muvatta)

      151) Su kisiler cennette Muhammed Peygamber’in zevcesi olacak: Imrankizi Meryem, Firavun’un zevcesi Asiye ve Musa Peygamber’in kiz kardesi Gülsüm. (Ibn-i Mace, Taberâni)

      ….Allah, pisliği, aklını kullanmayanlarüzerine bırakır. Yunus 100

      Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? Bakara 170

      Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar.” Furkan 30

      Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? İşte bunlar, Rablerine sunulacaklar. Ve şahitler de: “Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır” diyecekler. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. Hud 18

      ….Bugün sizin için dininizi OLGUNLAŞTIRDIM [KEMALE erderdim], size ni’metimi tamamladım ve size din olarak İslâm’a râzı oldum…. Maide 3

      Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi HADİSE (söze) inanacaklar? Mürselat 50

      İşte şunlar, Allâh’ın âyetleridir, onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi HADİSE(söze) inanacaklar? Casiye 6

  48. kurt 26… Selam….”Biz hem kurana hemde sünnete yani hadislere inanıyoruz.Nasıl dinden çıkmış oluyoruz?Eksiklik sizde bizde değil ki?” demişsiniz ya hadi bunu biraz daha ileri götürelim. Sizin mantığınıza göre din diye ileri sürülen her şeye inanırsak ancak tamam oluruz. Mesela Kabala’yı, İncile eklenen kilise ve Pavlus mektup ve hikayelerini, hinduizmi, budizmi, japon ve çin felsefe dinlerini, zerdüştlüğü, ateşe taparlığı, yaşayan kabile dinlerinin öğretilerini ve hatta paganist kayıtları da ekleyin inanç sisteminize ki tam olsun eksik olmasın inancınız!!! Olur mu böyle bir inanç kurt kardeş 🙂 Zaten mesele de budur ki Allah “ortak koşmayın” diyor. Ortak koşmaktan sizin anladığınız sadece tahtadan taştan putların önünde eğilmek ya da Allah’ı reddetmek mi, yoksa Allah’a inanırken Allah adına başkalarını da hüküm verir kabul etmek mi? düşün kardeşim, kalbin doğruyu bulacak.

  49. Önceki mesaj biraz hatalı gitti 2 kere kopyalama olmuş kusura bakmayın.

    Aleyküm selam.
    “Sizin mantığınıza göre din diye ileri sürülen her şeye inanırsak ancak tamam oluruz.”demişsiniz.
    Hayır hadisler hadis alimleri tarafından incelenmiştir.Sahih olanlar bellidir.Tümden red etmek doğru değildir.Sahih-i Buharî’yi örnek verdik.

    Çok basit bir örnek verelim.

    “Kulunu (Muhammed’i) gecenin bir anında Mescid-i Haram’dan alıp civarını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Ona âyetlerimizden nicelerini gösterelim diye böyle yaptık. Şüphesiz ki Allah işitendir, görendir.” (İsrâ: 1)

    “Kuluna iki yay kadar, yahut daha da yakın oldu. O anda kuluna vahyedeceğini vahyetti. Gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.” (Necm: 9-10-11)

    “O dem ki, Sidre’yi bürüyen bürüyordu. (Peygamber’in) gözü kaymadı ve aldanmadı. Andolsun ki o, Rabb’inin âyetlerinden en büyüğünü gördü.” (Necm: 16-17-18)

    Bir hadis ekleyelim.

    1858 “İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “miraç sırasında İbrahim (aleyhisselam)’le karşılaştım. Bana: “Ey Muhammed, ümmetine benden selam söyle. Ve haber ver ki: Cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhanallah, velhamdülillah, ve lailahe illallah, vallahu ekber cümlesidir.”
    Tirmizi, Daavat 60, (3458).

    Evet şimdi miraç mucizesini yanlız kuranı kerime bakarak ne kadar anlayabileceksiniz?Peygamber Efendimiz(s.a.v) miraç mucizesini ne güzel anlatmıştır.

    Peygamber Efendimiz(s.a.v) birçok ayeti açıklamıştır.

    Örnek

    60. Hani sana demiştik ki: “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır.” Sana gösterdiğimiz o rüyâyı ve Kur’an’da lânetlenen ağacı sadece insanlar için bir imtihan kıldık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu korkutmamız onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şeyi artırmıyor.

    Hadis
    676 “İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), “…Sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kur’an’da lanetlenmiş ağaçla sadece insanları denedik…” (İsra, 60) mealindeki ayette geçen “rüya” için şu açıklamayı yaptı: “Bu, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Miraç gecesinde Beytu’l-Makdis’e götürüldüğü zaman gözüyle görmesidir. “Kur’an’da lanetlenmiş ağaç” da zakkum ağacıdır.”
    Buhari, Menakibu’l-Ensar 42, Tefsir, Benû İsrail 9, Kader 10; Tirmizi, Tefsir, Benû İsrail, (3133).

    Örnek
    439
    Adiyy İbnu Hatim (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “(fatiha’da geçen) el-mağdûb aleyhim (Allah’ın gazabına uğrayanlar) Yahudilerdir, ed-dallin (sapıtanlar) da Hıristiyanlar’dır”.
    Tirmizi, Tefsir 2, (2957).

    Şimdi bir kez daha ayetlere bakalım.

    44. O peygamberleri açık delillerle ve kitaplarla gönderdik. Resulüm! Biz sana bu Zikr’i (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünürler!

    64. Resulüm! Biz bu Kitab’ı sana, sırf anlaşmazlığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman ve iman eden bir topluluğa da hidayet ve rahmet olması için indirdik.

    Anlamamız gereken
    “Kur’an-ı kerim açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir.”

    Peygamber Efendimiz birçok ayeti açıklamıştır.Örnek daha eklerim isterseniz.

    Âlemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber Hazret-i Muhammed -s.a.v- Efendimiz’in hayat-ı saâdetleri bütün safhaları ile en ince teferruatına kadar tesbit edilmiş, sağlam senetlerle günümüze kadar ulaşmıştır.

    Peygamber Efendimizin hayatı hakkında birçok eserler yazılmıştır.

    İlk Müslümanların isimleri kuranı kerimde var mı?

    Hazret-i Hatice -R. Anhâ-:
    Hazret-i Ali -R. Anh-:
    Hazret-i Zeyd -R. Anh-:
    Hazret-i Ebu Bekir -R. Anh-:
    Bilâl-i Habeşî -R. Anh-:
    Zübeyr bin Avvam -R. Anh-:
    Osman bin Affan -R. Anh-:

    Sonuç
    Uydurma hadisler vardır fakat islam alimleri tarafından titizlikle bunun önüne geçilmiştir.Bir bir sahte hadisler tespih edilmiştir.Belirli kurallar ve ilimlerle hadislerin sahih oluşuları bildirilmiştir.
    Kuran ve sünneti ayırmaya kimsenin gücü yetmeyeceği gibi,islamıda kimse değiştiremeyecektir.Çünkü koruyucusu Allahtır.

  50. KURT26 Hocam;

    Sonuç
    Uydurma hadisler vardır fakat islam alimleri tarafından titizlikle bunun önüne geçilmiştir.Bir bir sahte hadisler tespih edilmiştir.Belirli kurallar ve ilimlerle hadislerin sahih oluşuları bildirilmiştir.
    Kuran ve sünneti ayırmaya kimsenin gücü yetmeyeceği gibi,islamıda kimse değiştiremeyecektir.Çünkü koruyucusu Allahtır.

    Dediğin cümleyi tekrar tekrar oku istersen o çelişkiyi gör. Ama siz göremediğiniz için bu hatalara düşüyorsunuz..

    kurana hadislerle beraber hem uydurma hurafe sözler türeten hemde yön veren temizleyen yanlışları tespit edip uzak tutan alimler mi koruyor kuranı yoksa Allah’mı??

    Sahih dediğin hadislerin de sahihliğinden emin misin?

    Alimlere bak ya!!

    Hem uyduruyorlar Hem de temizliyorlar.. Çok titizlermiş.Çok sahihlermiş.. Onlara sorsan biz bozguncu değiliz derler!!!!

    Hatasız, yanlışsız, çelişkisiz, eksiksiz, İçinde İslamı tamamiyle anlatan, ya en önemlisi ALLAH’ın sözleri dururken…

    İçinde hatalar hurafeler rivayetler olduğunu kabul edip, hataların hurafelerin rivayetlerin tekrar olma ihtimalini düşünmeden Hangi kurala ve hangi ilme göre temizlendiği sahihleştirldiği bilinmeyen sözleri (hadisleri) kabul eden bir aklı anlayamıyorum……

  51. Namaz kısmını herkes ayrı yorumladı Hocam. Ben de ona baktım ama gelen yorumlarla çok şaşırdım açıkçası…

    Bunun haricinde iki taraflı ele alarak kimseye dinden çıkma yaftasını yapmadan, müşrik imasında bulunmadan öğrenmeye çalışmak lazım… Her iki taraf için de…

  52. Benden kuran dışında hiçbirşey yazmayın.Kim benden Kuran dışında Bir şey yazmışsa onu imha etsin.
    [Kütübü Sitte-Muslim,Buhari,Hanbel,Müsned]

    Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik,bize izin vermedi
    [Tirmizi]

    Allah’ın “Kuran dışı vahyi” olan Beşinci kutsal kitap olarak görülen Kütübü sittedeki tüm hadisler Kuran kadar %100 doğrudur diyen Ehli Sünnet mü’min KARDEŞLERİM bu iki hadise göre yapılması gereken nedir?

    Peygamberimiz, 4 halife ve tabiin zamanında YAZILMAYIP yada YAZDIRILMAYIP Hicri 150 yılından sonra peygamberimizin adı kullanılarak yüzlerce uydurma sözler katılarak yazılan hadisleri Kurana ortak koşanların vay haline! Her bir hadisin peygamberimize ait olduğunu Hadis toplayıcıları(Buhari,Muslim vs.) vahiy ile destek alıpda mı kitaplarına koydularda hadislerin hepsi %100 doğrudur diyorsunuz!
    Ayrıca mantık açısından Hz. Ebubekir,Ali,Osman,Ömer,Bilal vs. gibi sahabelerden EN ÇOOOK hadis rivayet etmesini beklerken bu 4 sahabebenin naklettiği hadislerin toplamından daha çok hadis rivayet eden “Ebu Hureyre”ye ne demek lazım?
    İslamın Pavlus’u “Ebu Hureyre” olsa gerek!

    İmam-ı Azam Ebu Hanife neden öldürüldü bir araştırın bakalım! Hatta Buhari’nin onun hakkında ne dediklerini araştırın! ( Uydurma hadislere onay vermediği için olabilir mi?)

    Kuranda HzPeygamber ve Hz.İbrahim için “Üsvetül Hasene/Güzel Örnek” vardır diyor. Acaba Hz.İbrahimin hadislerini/sünnetini Rabbimiz unuttu mu? Yoksa onun örnekliği Kuran kıssalarında mı?

    Mezheplerde birinin “Haram” dediğine öteki mekruh bile demiyor “Helal” diyorsa sizce bu normal mi? (Hemde 100-150 farklı konuda helal-haram listesi var.)
    Herhalde mezhepler istedikleri hadisleri alıyor,istemediklerini almıyor. Biz böyle yaparak Kuranda anlatılan yahudi ve hristiyanların din adamlarını RAB edindikleri gibi bizde uydurulmuş hadislerle hüküm veren mezhep imamlarımızı/müçtehidlerimizi RAB edinmiş olmuyormuyuz?

    Rasül bir hüküm verecek ve BİZLER uymayacağız! Bir müslüman için olacak şey değildir. Allah Rasülü ne derse başımızın üstündedir.
    Fakat hadislerin peygamberden geldiğine %100 kani değiliz! Ayrıca Allah’ın “Peygamberin sözlerini toplayın ben onları koruyacağım” diye bir vaadi YOK!
    [Sözlerimi yazmayın dediği Ehli Sünnetin en güvenilir hadis kaynaklarındaki(Kütübü Sittedeki) hadisler ortadayken!]

    Ehli sünnet akidesinde “—uydurma— Hadisler Kuranı neshedebilir/kaldırabilir” anlayışını benimseyenler ahirette Allah’a nasıl hesap vereceksiniz!

    Ayrıca “Hadisler boşa toplanmış hepsini çöpe atalım” anlayışına da sıcak bakmıyorum. Elimizde içinde çürükler bulunan bir malzeme var bunun hepsini neden çöpe atalım? Kütübü Sitte ve Kütübü Tisa’daki hadisleri Kurana uygunluk,Akla uygunluk ve kendi iç tutarlılklarını sağlama açısından ELEKTEN/SÜZGEÇTEN geçirelim. Bu süzgeçten geçirildikten sonra hiçbir müslüman hadisleri eleştirmez ve kabul eder.

    Hadisler İslamın ikinci kutsal kitabı( hatta Allah’ın beşinci kutsal kitabı) olarak bakılmamalı ama SÖZLÜ KÜLTÜR eserleri olarak bakılmalıdır. Çünkü hadislerin %100 peygamberimizden olduğu zannidir. Zan ile hüküm olmaz. Allah dininde hiç bir ortağı/şeriki kabul etmez.
    (Şia’nın hadis kitapları da aynı şekilde Kuran,akıl ve iç tutarlılık süzgecinden geçirilmelidir.)

    Sünni müslümanlar peygamberimizi putlaştırdılar,Şia müslümanları ise HzAli ve ehli beyti putlaştırdılar. Peygamberimize Hristiyanlar gibi Allah’ın oğlu demedik ama ondan BETER ettik! (Sidiğini,kanını içeni cennete soktuğu, terinin gül gibi koktuğu VS. VS. VS.)

    Allah Kuranda “müslüman” isminden başka isim ile anılmamızı istemiyor oysa bizler kendimizi hanefi,şafi,sünni-şii,selefi,maliki,isna aşera,caferi gibi bir çok yan isimleri kendimize benimsemişiz.
    “Mü’minler ancak kardeştir” dediği halde MEZHEP SAVAŞLARI da ne demek oluyor?
    Bir mü’mini bilerek öldürmenin cezası Kurana göre nedir?
    Allah bölük-bölük,parça-parça,hizib-hizib olmayın dediği halde müslüman kardeşlerimizin bir kulağından girip ötekinden çıkmış herhalde!

    Mezhebi,meşrebi ne olursa olsun tüm müslümanlar “KARDEŞTİR!” anlayışını Kuran va’z ediyorken müslüman ülkelerin bu hali nedir?
    Allah aklını kullanmayanları PİSLİK içinde bırakır!

    Sünni ve Şia’nın uydurma hadisleri yüzünden “İslam buysa ben yokum arkadaş!” diyerek dinden çıkan insanların hesabını kim verecek!
    Mezhep savaşları yüzünden ehli kitap ve gayri müslim insanlar “İslam buysa ben yokum arkadaş!” görüşünü benimseyenlerin hesabını kim verecek!

    “Sadece Kurana uyan sapıtmıştır!” cümlesindeki ÇELİŞKİYİ bulmak zor olmasa gerek!
    Elçi de, ‘Rabbim, halkım KURAN’ı terketti,’ der. ( FURKÂN – 30 )

    Esselamü aleyküm!

  53. ‘Cebrail bana bir tencereyle geldi. Ondan yedim; bunun üzerine bana kırk erkek gücü verildi.’ (Hasais) 

    Enes (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte de Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Ben insanlar üzerine dört şeyde; cömertlik, cesaret, çok cimâ[cinsel ilişki] ve güçlü yakalayış hususlarında üstün kılındım.” (Taberânî, el-Mu‛cemü’l-Evsat, Heysemî, Mecma‛u’z-zevâid, 8/269; Kādî Iyâz, eş-Şifâ, no:152, sh:135; Süyûtî, el-Menâhil, no:149)

    (Abdullâh ibni Amr) (Radıyallâhu Anhüm)dan rivayet ettiği: “Güçlü yakalayış ve cimâ husûsunda bana kırk kişinin kuvveti verildi” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat, no:567, 1/178; Ebû Nu‘aym, Hilyetü’l-Evliyâ, 8/376)

    Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in en yakın hizmetçisi olan Enes (Radıyallâhu Anh): “Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gece veya gündüzün bir saatinde on bir hanımıyla cimâ ederdi.
    Biz aramızda Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e otuz erkek gücü verildiğini konuşuyorduk” demiştir. (Buhârî, Ğusül:12, no:265, 1/105; Nesâî, ‘Aşratü’n-nisâ:36, no:9033, 5/328; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no:14141, 3/291)  

    Buharî’de de –saltanattan uzaklaştırılmayla ilişkilendirilmeden- Hz. Süleyman (as)’ın: “Yemin olsun ki, ben bu gece yetmiş veya doksan (Buharî’nin tercihi doksan rivayetidir) kadınla / hanımıyla birlikte olacağını, onlardan her birisinin Allah yolunda cihad edecek bir savaşçıya gebe olacağını" söylemiş, arkadaşı “inşallah” demişse de, Hz. Süleyman (as) onu söylemeyi ihmal etmişti. Bu yüzden söz konusu doksan kadından yalnız bir tanesi gebe kalmıştı.(Buharî, Enbiya, 40).


    İslama saldıran Ateistlere,müsteşriklere,oryantalistlere,Salman Rüştüye,Turan Dursuna kızmaya hakkımız yok!
    Bizim rivayet/hadis kültürümüz zaten İSLAMI yerle bir etmiştir.

    Kuran atalarımızın dinini tekrar gözden geçirmemizi,AKLImızı çalıştırmamızı söylediği halde bizler Kurandaki bu kıssaları hikaye olarak görmüşüz ki müşrikler gibi “Bu hadisler Kuran gibi %100 doğrudur.Biz atamızı böyle gördük!” diyerek en büyük iftirayı Allah’a,dinine ve Rasülüne atıyoruz!

    Hadis Metinlerini tenkid etmek/inkar etmek yerine “şu sahabe/şu ravi yalan söylemez” deyip Hz.Peygambere yalanlar isnad edip adeta onu “SAPIK/ABAZAN” yapan EHLİ SÜNNET Hadisleridir.
    Şöyle demelisiniz “Bu hadisler Hz.Peygambere APAÇIK iftiradır. Bunları rivayet edenler yalancıdır”!
    Tevrattaki Hz.Süleymanın yüzlerce kadına sahip olduğu doğrultusunda atılan iftiraları İsraliyyat yoluyla İSLAMDAKİ hadislere geçmiştir.[Tevratı okuyan bilir!]
    Peygamberleri cinsel yönden iftiralar yoluyla adeta yarıştırıyorlar. [Bizim peygamberimiz en üstün peygamberdir Hz.Süleymandan geri kalamaz çünkü!]
    HzPeygamber HzSüleymandan aşağı olamaz deyip HzPeygamberin özel hayatına dair bir sürü hadis uydurulmuş. [HzSüleyman’a da iftiralar edildiği açık!]
    Tevratı okuyan herkes bilirki papazlar,hahamlar Allahın Peygamberlerini kendi şehvetleri,istekleri için içki içen,zina eden SAPIKLAR haline sokmuşlardır.[Hz.Lut -haşa- kızlarıyla içki içip zina ediyor! ]

    Alemlere rahmet olan ve yüce bir ahlak üzere olan Kurandaki HzPeygamber nerde uydurma hadislerle “sidiğini,kanını içeni cennete yolluyan,günün bir kısmında 11 hanımla cima[cinsel ilişki] yapan,namazda yere tüküren,köpekler şeytandır öldürün diyen,kadınların dini ve aklı eksiktir diyen” Peygamber nerde?

    Kurancıları sapık ilan eden ehli sünnet uydurma hadislerle Hz.Peygamberi -haşa- ABAZAN/ŞEHVET DÜŞKÜNÜ yapmıştır! [Açık ve net söylüyorum!]
    YAZIKLAR OLSUN SİZE ki Ateistlere,ehli kitaba Peygamberimizi şehvet düşkünü olarak tanıttınız!!!
    “İslam buysa ben yokum arkadaş” diyen belkide müslüman iken kafir olanların yada başka dine geçenlerin hesabını kim verecek!
    Hadisleri Kuran,akıl ve kendi iç tutarlılılarından geçirelim ondan sonra SAHİH diyelim. Uydurmaları Allah’ın dini olan İSLAM’a sokmayalım.

    Dinin tek kaynağı Kurandır. Hadisler İslam dininin “Sözlü kültür eserleridir”.[Hadisler Allah’ın Beşinci KUTSAL Kitabı değildir.]
    İslam alemi/alimleri ateistlerden,oryantalistlerden,müsteşriklerden önce kendini HESABA çekmeli,ÖZ ELEŞTİRİSİNİ yapmalıdır.

    Esselamü aleyküm!

  54. Pingback: ALLAH’IN HARAMLARI DIŞINDAKİ HARAMLARI REDDEDİYORUM | Halit Can Dündar

  55. Pingback: Bize Yalan Söylediler – kalemzade.net | Düşünceli Yazılar

  56. 20 doğruyun içine 1 yanlışı sokmakta çok ustasının Kuran yeter Peygambere ne gerek var dersiniz kelime oyunları ile sahabe ve islama canını feda etmiş alimleri kötülersiniz rivayet lere gerek yok Kuran var deyip boy kitaplarınızı satmaya çalışırsınız
    Neden bu kadar peygambere düşmansınız?

    • Allah var Ali… Allah var. İyi ki din günü var. Sen ve senin gibiler, ben ve benim gibilerin bu zanlarınızla göğsümüzü daraltıyorsunuz ya… Buna rağmen biz sizi affediyoruz ya… Hadi benden kurtuldunuz. Sizden o yüce makamda davacı olmayacağım. Peki işlediğiniz diğer kötülükler ve diğer günahlarınız için sizi kim affedecek!!! O gün peygambere kim dost, kim arkadaş, kim düşman olmuş apaçık göreceksiniz. Allah var Ali.. Allah var. Beni de seni de, benim ne yaptığımı da, senin ne yaptığını da görüyor. Allah’a dön Ali.
      Ve şahit ol Ya Rab!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir