On dokuz ve Tevbe Suresinin Son Ayetleri

Özetçe…

Korunan kitap değil, zikirdir.

Kuran’da 19 delili vardır… Büyük bir delildir. Görünürdür. İnkarı mümkün değildir.

Ancak bu olağanüstü sistem, delillendirilen tarafları yanında, tek formüle indirgenememiş, henüz tam olarak açıklanamamış, ve tüm kitabı kapsayıcılığı net biçimde gösterilememiş biçimde argümanlar da içermektedir.

Tevbe son iki ayetleri de bu sistemin delilidir. Bu ayetler aynı zamanda kendi içinde 19 sisteminin bir benzerini taşımaktadır.

Hem 19’u içeren büyük Kuran hem de Tevbe son iki ayeti insan sözü değildir.

Bunun yanında Kuran’da 19’a göre daha alt seviyede başka sayısal olağanüstülükler de mevcuttur.

Daha önceki uzun paylaşım yeni çalışmalarım ile güncellenmek ve bu sayfada yayınlanmak üzere askıdadır. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Cengiz Yardım

13 thoughts on “On dokuz ve Tevbe Suresinin Son Ayetleri

  1. selamün aleyküm.. Bu güzel yazı için Kamil kardeşime teşekkür ederim…

    Kuranın koruyucusu biziz diyor Rabbim. Buna en güzel delilde aşağıda yazdığım ayetlerdir.

    69:43 – O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

    69:44 – O, bize isnâden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı,

    69:45 – Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık.

    69:46 – Sonra da onun şah damarını keser atardık.

    69:47 – O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız

    ”Bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı”. Bakın yapma fiilinden bahsetmiyor yapmayı düşünmesi halinde diyor..

    Resul muhammed kurana bırakın bir A harfini eklemeyi, bu A harfini eklemeyi düşünmesi halinde, aklından geçirmesi halinde bile Rabbim onu öldürürdük diyor.

    Resulune böyle katı bir kural getiren Rabbimizin tevbe süresine iki ayet ekleyenlere izin vereceğini hiç ama hiç sanmıyorum. eklemeyi düşünmeleri halinde bile başlarına ne geleceğini az çok tahmin ediyorum.

    ayetler sonradan eklenmiş olsa idi Rabbim kendi sözüyle ”kuranın koruyucusu biziz” çelişkiye düşerdi. Oysa Allah’ın sözlerinde bir çelişki bulamazsın…

    19 evet var ama yanlış düşünüyorlar. Rabbimiz kuranı korumak için 19 sistemini getirmemiştir yada bu sistemi kullanmamıştır. Direkt olarak Kendisi koruyacağını söylemiş ve kendisi korumaktadır….
    …………………………………………………………………………………………………….
    eğer Kurana ekleme veya çıkarma yapılarak tahrif edilmeye kalkışsalardı, bunu sadece tevbe süresinde değil bütün sürelerde görebilirdik. kelime kelime her cümleyi tahrif ederlerdi. çünkü yüz binlere varan hadis ve rivayetler uyduran o zatlar kesinlikle ama kesinlikle kurana dokunurlardı. ilk de fatiha süresinden başlarlardı……..

    kuran 19 sistemi ile korunuyor olsa idi resul Muhammed’den öğretilerek bir gelenek halinde günümüze kadar gelir kurana hiçbir ekleme yapılamazdı. oysa tevbe süresine iki ayet eklenmiş diyorlar.

    ayette dediği gibi Kuran’ı koruyan bizzat Rabbimiz’dir.

  2. Selamlar abi,
    ‘’On dokuz fitnesi’’ yazını okudum, öncelikle Kuran’da ayet saymayan saymayı düşünmeyen arapça bilmeyen bir mealci 🙂 olan ben, küçük birkaç delil görerek ve yine bu konu ile Kurandan aldığım cevaplar neticesinde 19 un mucize, fitne, imtihan olduğuna inanan biriyim.

    ‘’Bilip bilmeden ve hiçbir harf/kelime saymadan zanna tabi olur gibi 19’u direkt kabul edenler veya hiçbir şeye tanık olmadığı halde baştan reddedenler gibi olmaktan da Allah’a sığınırım. Şahsen 19’un bilinen tüm işlevlerine değil ama bir kısmına tanık oldum. Ama bazen kelime ve harf saymayı kitaba ihanet ve saygısızlık gibi algıladığımı da itiraf etmek isterim. Allah kalplerimizi biliyor. Bu kadar delilden sonra sen hala kelimeleri mi sayıyorsun diye bir soru soracak olursa ileride bana, ben o Allah’a nasıl bir cevap verebilirim hala kalbi mutmainle bulabilmiş değilim.’’

    Ancak bu paragrafından biraz da alınarak 🙂 şunları söylemek istiyorum. Bu 19 mucizesi matematik bilimi, dili şeklinde rasyonel deliller kullanılarak verilen bir mucize olduğundan ve geçmiş tarihte yaşanmış bir olay gibi rivayetle değil isteyen herkesin gayret ederse şahit olabileceği bir mucize olduğundan dolayı, burada kişi sayılarına itibar etmenin diğer itibarlar gibi tam anlamıyla bir taassub içermediğini düşünüyorum. Özellikle de inanan biriysek. Neticede o kadar derin sayımlar var ki, işin açıkçası ben de vakit kaybı görüyorum o kadar derinlemesine incelemeye. Neticede küçük birkaç delil yeterlidir diye düşünüyorum. Umarım gereksiz bir alınganlık yapmışımdır. 🙂

    Yazını da oldukça bütünleştirici ve verimli buldum abi, bazı karanlık noktalarımı aydınlattı. Allah ilmini cesaretini arttırsın.

    “Kimileri diyecektir ki “hem 19 mucizesini kabul ediyor, hem de o iki ayeti Kuran’dan sayıyorsun. Bu bir çelişkidir. Çünkü o iki ayet mucizenin önemli bir bölümünü ortadan kaldırıyor!”
    Hayır! İstisnalar kaideyi bozmaz. Bu sayının fitnesidir. Daha doğrusu fitnenin göstergesidir.”

    Genel sorunumuzun bu soru ve bu soruya verilen ya da verilemeyen cevap olduğu da aşikar, senin savını oldukça makul buldum abi ama sadece bir istisnadan fazlası olması gerekiyor diye düşünüyorum. Ya da bu istisnanın başkasının Kuran’a müdahalesi ile değil de bizzat Allah tarafından yapılmış olması gerektiğini düşünüyorum.

    Bence de bu sorunun cevabı hayır! Hem Mucizeyi kabul edip hem de bu iki ayeti Kuran’dan kabul edebiliriz ancak; bu mucizenin keşfedildiği 1974 yılına kadar. Bu mucizeyle, delille, Allah dinamik ve yaşayan kitap olan Kuran’da yani zikrinde ufak bir değişiklik yapmıştır ama bu sadece kelime harf sayısı olarak ufaktır anlam bakımından ve delil bakımından büyüklerden bir tanesidir.

    Konuyu daha fazla dağıtmadan diyorum ki abi, kimse değiştiremezse Allah’ta mı değiştiremez? Benim şahsi kanaatim şudur ki abi, Zaten anlam bakımından Kuran’dan farkı olmayan iki ayeti Allah’u Teala 19 sistemiyle zikrinden çıkarıyor.

    129. Ayet zaten dediğin gibi birçok yerde bire bir aynı anlamı taşıyan ayetlerle sabit.
    128. Ayette ise orada Rabbimiz Muhammed nebiye salat ediyor. Dikkat edilirse Nebinin saygınlığını, otoritesini manevi yönden pekiştirme söz konusu o ayette İnsanlara duygusal bir telkinle nebiye daha bir gönülden itaate teşvik var. Ama artık bu ayet özellikle nebiye candan saygı duyanlar için şeytan ve hizbi tarafından kullanılan bir ayet haline geliyor. Zaten nebi aramızda olmadığı için bu ayet tam fonksiyonunu yerine getirmiyor.

    6:115 Rabbinin kelimeleri doğruluk ve adaletle tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, İşitendir, Bilendir.

    Şu anda Allah’ın zikri diye elimizde bulunan Mushaflar varsa bunun doğru olduğuna ve korunduğuna güvenmekten başka çaremiz yok çünkü peygamber aramızda olmadığına göre zikri temsil eden başka kaynak da yok.

    Eğer Edip’in iddia ettiği gibi Kuran’a sonradan ekleme durumu söz konusu ise Allah zikrini korumamış demektir ki bu düşünülemez özellikle Kuran için çünkü Kuran son ve kıyamete kadar geçerli kitap. Kaan’da güzel açıklama yapmış elçisi böyle bir şeye niyetlenirse nasıl cezalandırılacağını söylüyor değil ki başka bir insanın ekleme yapması. Münferit bazı ekleme çıkarmalar olsa bile itibar görüp zikrin evrensel formunu değiştiremeyeceğini düşünüyorum çünkü bu denli büyük bir işi Allah’tan başka kimse yapamaz.

    Hicr:9 ayetine ve devamına bakıldığında ’’sana zikri biz indirdik biz koruyacağız öncekilere de biz indirmiştik’’ diyor Rabbimiz öncekilere de tabii ki zikir indirildi. Buradan da anlıyoruz ki zikir sadece Kuran değil. Tevrat’ın üstüne İncil’i onun üstüne de Kuran’ı da göndermesi de Rabbin zikrini korumasıdır diye düşünüyorum ve yine aynı şekilde 19 mucizesinin keşfi ile de zikrini korumaya devam ediyor… Bütün bu koruma aşamalarında ortak olan bir şey var abi, tevhid anlayışının bozulması ve bütün bu zikirlerde ortak olan şey de Allah’tan başkasına kul olmamamız ki bu tevhidin kendisi.

    Burada özellikle Muhammed nebiyi öven ayetler devre dışı bırakılarak müşrikler için fitne oluştururken iyi niyetli olan insanların sevgi ve saygısının suistimalini engellemiş oluyor Rabbimiz.

    Bununla beraber Kuran sadece 19 ile korunmuştur gibi bir iddia çok zayıf bir iddia tabiyki.

    Allah’ın zikrini korumasına tek bir metod biçip o metoddan başka ihtimaller olmadığını savunmak bizim haddimize değil zaten Allah’ta nasıl koruyacağına dair bir metod bildirmiyor.

    İster belirli zamanlarda revizyon yaparak korur, ister melekleri ile korur, ister şeytan ile korur (Duvara astırır hiç ellettirmez), ister insanları ile korur, ister diğer mahlûkatları ile korur. Vs… Önemli olan zikri esas koruyanın Allah olduğunu bilip, hiçbir şeyi, hiç kimseyi, ya da kimseleri putlaştırmamak. Allah’ın hüneri üzerinden kimseye gereğinden fazla minnet duyup Allah’a nankörlük etmemek.

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ın değil mi?

    19 ise şimdiye kadar korunduğunun kanıtı ve şimdiden sonra koruyacak bir delil, mucize ve metodlardan bir tanesi olabilir. Ayrıca bozulan tevhid anlayışını zikri revize ederek onaran bir mucize olabilir.

    19 Mucizesini sunuşta önemli bir problem var abi, eğer Allah’a bir acziyet izafe edilirse bütün inananlar ve kendini muvahhid tanımlayanlar bile ne kadar makul mucizelerde görseler buna temkinli yaklaşacak belki de reddedecektir. Ve işte o zaman inanalar için de bir fitne olacaktır ki oluyor senin de dediğin gibi.

    Hâlbuki inkarcılar için fitne olup küfre sapanları da şaşırtması gerekiyor… Bizi değil. Eğer edip bu sunuştan vazgeçerse müşrik kafada olanları değil ama muvahhid olup da çekimser kalanları tatmin edebilecek.

    Özellikle sondan bir önceki paragrafın bu düşüncemi daha da pekiştirdi, 19 u bilen bir insanın yazması gerekiyor son iki ayeti.

    Ama bir sonraki paragrafın ilk kelimesine de minik bir eleştiri getireyim ne bakiye bırakan ne de eksilten anlamlarını Kuran’a yüklemişsin sanırım abi, ben de yanlış anlamış olabilirim ayette sekar için bahsediyor.

    Nasih-mensuh meselesine biraz benziyor ama abi tam olarak bunu kastetmiyorum. Kurandaki din sitesinde kesinlikle karşı çıkan bir tutum var özellikle Ayet ve Ayat kelimelerinin anlamları ve nerelerde nasıl kullanıldığından çıkarımlar yapılmış. İşin açıkçası beni hiç tatmin etmedi. Diğer karşıt görüşte ise aynı kitap içinde bile nesih olayı savunuluyor bu tam saçmalık zaten.

    Sanırım bahsettiğim şeyin onların bahsettiği şey olmamasından dolayı da olabilir. 🙂

    Neyse kafanı şişirmedik umarım Selametle kal Allah’a emanet ol abi.

    En iyisini Yüce Rabbimiz bilir. Hepimizi dosdoğru yoluna iletsin ve sabitlesin inşAllah.

  3. Şeytanı küçümsemeyin derim. Zat milyon belkide milyar yıldir var ve Allah katında da bulunmuş iki ayeti kabak gibi oraya monteleyecek degildi, diye dusunuyorum. Yada daha farklı yaklaşıyım muhteşem başlayan bir Osmanlı şeytanla nasıl kanka oldu. N.Hatipoğlu gibi okumuş birisi nasıl şeytanın yolunda (o veya baskası icin bu cumle kullaniliyor) seytanin ahdi var dosdogru yol uzerine oturacak. Yüce Allah iyiler olarak canımız alsn selam

  4. on ve dokuz toplam ondokuz…rakam olarak 1 0 ve 9 bana ilk olarak telefonu ve kumandayı çağrıştırıyor.sonuçta tüm sayısal sistem 0 ile 9 arasındaki rakamlardan oluşmaktadır.belki 9 tane on yani 90 demekte olabilir.sakar kelimesi sigara ve bağımlılığı anımsatıyor.sanki telefon ve televizyon sigara gibi bağımlılık yapan ve ışınlarıyla deriyi ve insanı yıpratan iki levha gibi.yani günümüzde bu açılımlara uyan bir işaret de var ama evet kalp muymain olmuyor.çünkü açıklama haksa muhatabı vurur.

  5. SELam üzerine olsun yazının tamamını katılmasamda genel anlamda beğendiğimi söyleye bilirim şimdi küçük bir eleştirim olacak yazının bir yerinde ALLAH Kur’an da bazı elçilerini över bu normaldir demişsin asla katılmıyorum övgü/hamd kelimesi aşağıdaki kişinin kendinden yukarıda olanı yüceltmesi/ululaması anlamına gelir ki ALLAH hiçbir varlığı övmez ancak takdir edebilir bu peygamber olsa dahi duru değişmez fatiha suresinin ayetini hatırlatmam gerekiyor bütün övgü alemlerin efendisi olan ALLAH a dır yani ALLAH Muhammed peygamberi övmedi aksine Muhammed peygamber Rabbini övdü zaten Muhammed kelimesinin anlamı çok öven /hamd eden anlamındadır selam ve dua ile…

  6. Musa nin denizi yardigi hususu sikintili. Musa denizi yarsaydi israilogullari filistine girmek icin 40 yil sinayi dolasmazlardi. Dusunsene denizi yarmisim. Oyle bir olayda neden musa girelim demesine ragmen korktular? Sen korkarmiydin? Arkadas adam denizi yarmis. Yahu ne dese yaparsin. o olay gel git ile alakali olabilir. Bastonu ile derinlik ölcem ölce gectiler. su cekildi ve akabinde tsunami etkisi yapip firavuna kustu.

    Neden bir mucize pesindesiniz? Dunya da olup bitenler mucize sayilmaz mi? Dağ demissin. Belli ki volkanik patlama. Allah kendini ispatlamak zorunda olsaydi herkes musluman olurdu. Bizlerin sikintisi bu olsa gerek mucize pesinde olmak. Agacin ustunde Allah yaziyor. Yok bebegin kolunda gozuktu demeler. 19 olayini bilmiyorum. pesin hukumde bulunmak istemem

  7. Edip Yüksel ve Reşad Halife Bozuk,Hurafe İslam anlayışını düzeltmek uğrunda çok çaba harcadılar,harcıyorlar ( haklarını yememek lazım) fakat 19 kodu yüzünden HADLERİNİ aştılar. (Tevbe Suresi ve Kalem Suresi konusunda…)

    19 büyük bir fitnedir.
    19 sayısı Bahailik dininin temel iskeletini oluşturur.
    19 kodu yüzünden “Son Rasül(Hatemül-Rasül) Benim” diyen Reşad Halife peygamberliğini/rasüllüğünü ilan etti.
    (Gördüğü Rüyalar yüzünden Miraca çıktığını Allahın kendisini görevlendiğini iddia etti.En sonunda katledilip öldürüldü.)

    Elekt. Mühendisi ve İlahiyatçı Halis Aydemirin Edip Yüksel ile kapışmasını izlediyseniz; Edip Yükselin/Reşad Halifenin keyfi kelime seçimlerini gözler önüne seriyor ve Edipin/Reşadın kirli çamaşırlarını ortaya çıkarıyor.
    Ayrıca aslen kendisi Mühendis olan Halis Aydemirin bulduğu SİMETRİK KURAN mucizesinin videosunu izleyince hayretler içinde kalmamak elde değil. Simetrik Kuran mucizesi yanında 19 kodu düşük seviyede kalıyor.
    “Simetrik Kuran” mucizesi Kuranın Korunduğunu dair en büyük delildir.[ Tevbe suresi dahil! ]

    http://www.youtube.com/watch?v=UgxWhM2cnI0
    http://www.dailymotion.com/video/xaiec6_kur-an-da-simetri-mucizesi_news

    Esselamü aleyküm…

  8. İyi çalışmalar diliyorum. Yazılarınızı ilgi ve beğeni ile takip ediyorum. Son 1 yıldır Kuran mealini bir çok kaynaktan okumaya devam ediyorum Kuran’ı incelemeye devam ediyorum ve dinimi sadece Kuran merkezli Allah’a özgüleyerek yaşamaya çalışan birisiyim. 19 mucizesini ise hala araştırmaktayım. Tevbe suresinin son iki ayeti ile ilgili görüşlerim şöyledir. 128. ayet ile ilgili olarak Allah Kuran da Rahim sıfatını sadece kendisi için kullanırken bu ayette Peygamber içinde kullanıyor. Kuran ın en büyük tefsircisi yine kendisidir ilkesinden hareketle Allah ın bu sıfatı Peygamber için başka bir ayet de daha kullanması gerekirdi diye düşünüyorum. Kuran boyunca peygamber için bir kez kullanılması düşündürücüdür. 129. ayet de ise bir paradoks görüyorum. ” Yüz çevirirlerse deki Allah bana yeter” peki yüz çevirmezlerse nasıl bir durum ortaya çıkacak. Sanki Peygamber Allah ile insanlar arasında bir tercih yapma ile baş başa bırakılmış gibi görünüyor. Tabi ki en doğrusunu Allah bilir. Saygılarımı sunuyorum. görüşlerinizi bekliyorum.

    • RAHİM kelimesi kadınların bir organının da adıdır..aynı zamanda Rahim isim olarak insanlara da verilebilmektedir..hem de hepsi erkek..ama örneğin Rahman Allah tan başka hiçkimseye ve hiçbir şeye isim olarak verilmez..sonuçta peygambere rahim sıfatı verilmesi sorun oluşturmamalıdır..ancak eğer rahman denseydi o şirk olurdu.konu aslında bu kadar basit..

  9. Ben de şunu sormak istiyorum.Diyorsunuz ki tevbe suresi olsa da olmasa da Allah bu lafsını diğer surelerde de söylüyor deyip bu son iki ayet hakkında söylenenleri normalleştirmek ne derece doğru?O zaman Allah biz anlayalım diye ayetlerde kaç defa aynı şeyleri öğütlüyor bunlarda neden sorun olmuyor?19 mucizesi ni kuran a uydurmaya mı çalışıyoruz yoksa inandığımız kuran dan böle bir mucize mi çıkarıyoruz bu sorunun cevabını kendimize vermeliyiz.Herşeyi akli bir şekilde açıklayacaksak Allah kitabını koruyacağını bildirirken biz eklemeler var deyip aynı zamanda 19 mucisesini söyleyen kişiye inanmalı mıyız(!)?Benim bilgim çok azdır ben anladığım kadarıyla sormak istedim eğer cevap verirseniz memnun olurum

  10. Tevbe 128 ve 129’un ekleme olmadıklarını Tevbe suresi bizzat kendi içinde gösteriyor. Tevbe 61 ve 128 arasındaki benzerliğe dikkat edin.
    Tevbe 61: ‘Onlardan bazıları da Nebi’yi incitirler ve: ‘O her söyleneni dinleyen bir kulaktır’ derler. De ki: ‘O, sizin için bir hayır kulağıdır. Allah’a inanır, mü’minlere inanır. İçinizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın resulünü incitenlere acıklı bir azap vardır.’ Tevbe 128: ‘Size içinizden, sıkıntıya düşmeniz kendisine ağır gelen, size düşkün, mü’minlere karşı şefkatli ve merhametli olan bir elçi gelmiştir.’ Tevbe 129: ‘Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: “Bana Allah yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O’dur.”
    Tevbe 61 ve 128’de anlatım aynı Peygamberin müminlere olan sevgisi anlatılıyor. Kuranın hiçbir ayetinde tevbe 128’e bu kadar yakın başka bir ifade bulamazsınız. Kuran ilmi olanlar bilirler ki Kuran ayetleri mesanidir (Zümer 23) yani tekrarlanır. Mesânî (مثَانِي) ikişer anlamına gelen mesnâ (مثَنى)’nın çoğuludur. Kur’ân âyetleri birbirine benzer ikişerli kümelerden oluşmaktadır. Bu, bir âyetin bir çok âyetle benzeştiğini ve ikili ilişki içinde olduğunu gösterir. Ekleme gibi iddialara konu olan Tevbe 128 Tevbe 61’in mesanisidir. 19 gibi bir sayı sistemi ve benzerleri Kuran’da bulunabilir ama Kuranın içeriği şu eksik bu fazla gibi saçma sapan iddialara konu olamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir