İsra | Gece Yürüyüşü

isra1

Musa mı? | Muhammed mi?

Geçtiğimiz haftalarda değerli bir arkadaşımın dikkatimi çekmesi üzerine, peygamberimize atfedilen Miraç hadisesi için Kuran’da delil gösterilen tek ayet olan İsra suresi 1.ayeti bu uyarı ile tekrar incelemeye başladım. Bu kapsamda bağlantılı olduğunu düşündüğüm başka ayetlere de baktım ve kendisi ile benzer bir sonuca ulaştım. Maalesef ön koşullu çeviriler ve meallendirmeler bizi yanlış sonuçlara ulaştırıyor. Bu ayette miraç hadisesi gibi bir olaydan bahsedilmediğine zaten kaniydim ama bu çalışmadan sonra ben de gördüm ki İsra 1’de anlatılan olayın peygamberimiz Muhammed ile yakından uzaktan bir alakası olmadığı gibi, bahsekonu gece yürüyüşünün Kâbe, Mekke ve Kudüs’le de bir alakası yok. Ve çoklarınca miraç zannedilen bu gece yürüyüşü Musa peygambere ait.

Dolayısıyla Kuran’dan başka mucize uyduranların son kalesi de zihnimde tamamen yerle bir oldu. Arkadaşımızın uyardığı gibi taraflı ve kültürel ön kabullerden sıyrılmış olarak bu ayete, devamına ve bağlılarına baktığımda gerçeği gördüğümü düşünüyorum. Her yönüyle benim gibi düşünüp düşünmediğini anlayacak kadar uzun konuşmadık ama ufkumu açtığı için kendisine buradan teşekkür ediyorum. İlgili ayetleri aşağıya yazacağım. Lütfen dikkatle inceleyin ve eğer yanılıyorsam yanıldığımı bana bildirin. Bundan rahatsız değil bilakis memnun olacağımı bilin.

17 İsra 1 Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten O (Allah) yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.

“Bir kısım ayetler (ayat), kul, gece, mescidi haram, yürütülmek, mübarek kılınmak, mescidi aksa” tabirlerini unutmayalım.

17 İsra 2 Ve Musa’ya kitap verdik ve ‘Benden başka vekil edinmeyin’ diye onu İsrailoğullarına hidayetçi kıldık.

Dikkat ettiyseniz ikinci ayet “ve” diye başlıyor. Birçok mealde buradaki “vav” harfi atlanmış durumda. Bu “vav” harfi bize ikinci ayetin birinci ayetle bağını göstermiyor mu? Bu ayette Musa’nın İsrailoğullarına hidayetçi olarak (elçilikle) görevlendirildiği belirtilmiyor mu?

17 İsra 3 Nuh ile birlikte taşıttığımız kimselerin soyu; o şükreden bir kuldu.

Gördüğünüz gibi bu ayetteki “kul” kelimesi de Musa için kullanılıyor.

17 İsra 4 Ve kitapta İsrailoğullarına şu hükmü verdik: ‘Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir azgınlıkla kibirlenip yükseleceksiniz.

İsra 4’ten itibaren İsrailoğulları ile ilgili kıssa anlatılmaya devam ediliyor. Bu kavmin iki defa bozgun çıkaracakları önceden bildiriliyor. Birçok mealde bu ayetin başındaki “vav” da atlanmış.

17 İsra 5 Nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. Ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.

Mealde “barınak araları” diye çevrilen tamlama “hilal ed-diyar” yani o memleketinizin hilali, diyarınızın sokakları, yurdunuzun içleri gibi bir anlama geliyor. Bahsedilen şey bir bölge. Bildiğimiz kadarıyla da Mısır olsa gerek.

17 İsra 6 Sonra onlara karşı size tekrar ‘güç ve kuvvet verdik’, size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık.

Birinci vaat yerine geldikten sonra kavim ve yaşadığı bölge bir kez daha Allah tarafından destekleniyor. Gelelim 7. Ayete…

17 İsra 7 Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da aleyhinizedir. Sonunda vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi ‘kötü duruma soksunlar’, birincisinde girdikleri gibi o mescide girsinler ve ele geçirdiklerini ‘darmadağın edip mahvetsinler.’

Gördüğünüz gibi bu ayette de yine İsra 1’deki gibi bir mescidden (mevkiden, memleketten, yerden) bahsediliyor. Şimdi Musa ile ilgili Neml suresindeki bölüme bakalım…

27 Neml 7 Hani Musa ailesine: ‘Şüphesiz ben bir ateş gördüm’ demişti. ‘Size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim.’

Musa’nın bu gece yürüyüşünü hatırladınız sanıyorum. Ve Musa ateşe doğru yaklaşır… Âlemlerin Rabbi olan Allah Kuran’da başka hiçbir yerle irtibatı olmayan ve çözülemeyen bir İsra 1 ayeti gönderip ve de oradaki gece yürüyüşünü eksik ve açıklamaksızın bırakır mı?

27 Neml 8 Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!

“Ateşin bulunduğu yer ve çevresindekilerin mübarek kılınması” tabirini İsra 1 ile bağdaştıramaz mıyız, ne dersiniz? İsra 1’de “mübarek kılınan” yerle burası aynı değil mi!!!

27 Neml 9 ‘Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım.’

Musa peygamberlikle görevlendiriliyor. Ateşin başında ilk defa vahye muhatap oluyor ve dolayısıyla o çevre kutsal bir hale geliyor.

27 Neml 10,11 Ve bırak asanı! ” Derken onu çevik bir yılan gibi çalkanıp kıvranır görünce, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. “Ey Musa, korkma; çünkü peygamberler benim huzurumda korkmaz.” Ancak zulmeden, sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yapan olursa ona karşı da ben bağışlayıcı, esirgeyiciyim.

Gördüğümüz gibi burada Musa’ya bir ayet (mucize) öğretiliyor. Asa-yılan mucizesini daha sonra Firavun karşısında kullanacak olan elçiye talim ettiriliyor. Ayet gösteriliyor ve Musa korkuyla arkasına bile bakmadan kaçmaya kalkıyor.

27 Neml 12 Bir de elini koynuna sok; bembeyaz, kusursuz çıksın, Firavun ve kavmine dokuz mucizeden biri olarak. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum oldular.

Ve ikinci bir mucize ile ayet çoğalıp “ayat” (ayetler, mucizeler) oluyor. Allah İsrailoğullarına delillendireceği mucizelerin bir kısmını bu gece yürüyüşü esnasında kulu Musa’ya gösteriyor.

İsra 1’de unutmamamız gerektiğini belirttiğim kelimeleri şimdi gözden geçirelim.

“Gösterilecek bir kısım ayetler (ayat) ortaya çıktı… Kul’un Musa olduğu ortaya çıktı… Gece yürüyüşünü kimin yaptığı ortaya çıktı… Mübarek kılınan yerin ateş ve çevresi olduğu ortaya çıktı… Mescid’in memleket, vatan, yer, mahal manasında kullanıldığı ortaya çıktı…

Şimdi geriye mescidi haram ve mescidi aksa tamlamaları kaldı. Mescid-i haram’ı sadece Mekke, hatta Kâbe ya da peygamberimiz Muhammed’in evi olarak çeviren meallerin ve rivayetlerin sınıfta kaldığı açık değil mi? Mescidi haram kişilerin sahibi olduğu, onlara ait olan yer, sıla, kendi yaşadığı, yediği, içtiği, secde ettiği mahal gibi bir anlama geliyor. Bu durumda sıladan gurbete bir gece yolculuğu söz konusu oluyor. Çünkü “aksa” uzak anlamına geldiğine göre Mescid-i aksa uzak yer anlamında kullanıldığı ortaya çıkıyor. Mescid-i aksa’yı Kudüs olarak parantezleyen mealler hatalı değil mi? Birbirinin zıt anlamlısı olan iki tamlama sanki özel isimmiş gibi nasıl da çevrilip parantezlerle hapsedilmiş, inanılır gibi değil!

Görüldüğü gibi İsra suresinin başında Musa peygamberin vahiy aldığı gece yürüyüşü resmedilmiştir. Peygamberimiz Muhammed’in Allah’tan vahiy alışının resmedildiği Necm suresi gibi. En doğrusunu Allah bilir. Kültürel temayüllere takılmadan eleştirilerinizi getirirseniz ortak akıldan da faydalanmış oluruz.

Kalemzade | Cengiz Yardım

66 thoughts on “İsra | Gece Yürüyüşü

  1. Biz, Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahim ve İsmail’e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim’i temiz tutun, diye emretmiştik. 2 / BAKARA – 125

    Ey iman edenler! Allah’a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 9 / TEVBE – 28

    İnne evvele beytin vudia lin nâsi lellezî bi bekkete mubâreken ve huden lil âlemîn(âlemîne). 3 / ÂLİ İMRÂN – 96
    Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. 3 / ÂLİ İMRÂN – 96

    Rabbenâ innî eskentu min zurriyyetî bi vâdin gayri zî zer’ın inde beytilkel muharremi rabbenâ li yukîmus salâte fec’al ef’ideten minen nâsi tehvî ileyhim verzukhum mines semerâti leallehum yeşkurûn(yeşkurûne).

    Ey Rabbimiz! Ben, zürriyetimden bir kısmını ekin bitmeyen bir vadiye, Senin Beyt-i Haram’ının yanında iskân ettim (yerleştirdim). Ey Rabbimiz! Namazı ikame etsinler. Bir kısım insanların kalbini onlara meylettir. Ve onları ürünlerden rızıklandır. Böylece onlar şükrederler. 14 / İBRÂHÎM – 37

    Fel ya’budû rabbe hâzel beyt(beyti).

    Artık bu Beyt’in (Kâbe’nin) Rabbine kul olsunlar. 106 / KUREYŞ – 3

    Yazar arkadaşım eline ve emeğine sağlık, lakin Mescidi Hram konusundaki fikirlerini bence gözden geçir Kuranda tek Haram mescid vardır ve İbrahim döneminde öncede var olan ve İbrahim döneminde tekrardan canlanan Kabe’dir…Beyt olarak geçer…Orada Müslümanlarada bir çok şeyler haram kılınmışken, ticaret ve kazanç sağlamak amaçlı müşriklerin paralarını kazanmak amaçlıda olsa oraya şirk koşanların girmesi yasaklanmıştır ve burası Şimdiki Kabe’dir…

    Mescidi Aksa orada belki insanların kafası karışabilir lakin orası içinde yine İbrahimden sonra İsrailoğlularına yuerleşmeleri için gösterilen bölğe yani Sina ve cevresi olduğundan ve Çevresini mübarek kılındığı söyleminden yine Bu günkü Mecidi aksa çıkarılabiliyor, çünkü Mescidi aksanın cevresi yani Musanın Çıktığı dağ ve Allahın Ateş ile ona seslendiği vadi hep oranın cevresinde…

    Ey İsrâiloğulları, sizi kurtardık düşmanlarınızdan, sözleştik sizinle Tûrun sağ yanında ve size kudret helvasıyla bıldırcın yağdırdık. 20 / TÂHÂ – 80

    Yâ kavmidhulûl ardal mukaddesetelletî keteballâhu lekum ve lâ terteddû alâ edbârikum fe tenkalibû hâsirîn(hâsirîne).
    “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.” 5 / MÂİDE – 21

    Allahın Kuranda açık dille Mukaddes kıldığı iki yer var İlki Kabe ve Mekke diğeri İse Şimdiki Beyti maktisin çevresi Turu sina ve Tuva vadileri…
    İsrailoğlularına Vadedilen ülkede haram kılınmıştır lakin onlara geçiçi bir ceza olarak öyle emredilmiştir…Ama daimi haram bölğe İl günden ve ibrahimden beri Mekke-kabe’dir…

    Kâle fe innehâ muharremetun aleyhim erbaîne senet(seneten), yetîhûne fîl ardı fe lâ te’se alel kavmil fâsikîn(fâsikîne).
    Allah, şöyle dedi: “O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme.” 5 / MÂİDE – 26

    En iyisini Allah Bilir…

    • merhaba. arkadasımızın makalesi çok güzeldi. sizin yorumunuza gelince, isra 1 de bahsi geçen mescidi haram’ın kabe olduğunu düşünüyorum. hz musa hacca gitmiştir .ordan dönüşte de, geceleyin yolculuğa çıkmış ve tur dağına doğru yürümüştür diye bir sonuç çıkar.

      • Kasas 27 de ..musaya deniliyor bana sekiz hac hizmet etmene karşılık kızlatıödan birini sana vericem diye… sekiz hac diye yazdığım yerde semeniyete hıcec diye geçer..bunu sekiz yıl diye ceviriyorlar.. dolayısıyla musa srkiz defa hac yapmıştır..

  2. Şüphe yok ki Kur’ân, büyük bir elçinin sözüdür. 81 / TEKVÎR – 19O elçi güçlü, Arş’ın sahibi (Allah’ın) katında çok itibarlıdır. 81 / TEKVÎR – 20Ona itaat edilir, sonra güvenilirdir. 81 / TEKVÎR – 21 Ve sizin arkadaşınız mecnun (deli) değildir. 81 / TEKVÎR – 22Andolsun ki o, onu apaçık bir ufukta görmüştür. 81 / TEKVÎR –23

    Arkadaşınız ne saptı ne de azdı! (53 / NECM – 2) O, arzusuna göre de konuşmaz. (53 / NECM – 3) O yalnızca vahyolunan bir vahiydir! (53 / NECM – 4)Onu çetin kuvvetleri olan öğretti. (53 / NECM – 5) O , kuvvet ve azamet sahibidir. Öylece istiva etti . (53 / NECM – 6) O, en yüksek ufukta idi. (53 / NECM – 7) Sonra yaklaştı ve sarktı. (53 / NECM – 8) İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın. (53 / NECM – 9) Böylece kuluna vahyettiğini vahyetti. (53 / NECM – 10) Gönlü, gördüğünü yalanlamadı. (53 / NECM – 11) Yoksa siz, onunla gördüğü şey hakkında mı tartışıyorsunuz? (53 / NECM – 12) Ve andolsun ki, onu başka bir inişinde de gördü. (53 / NECM – 13) Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında. (53 / NECM – 14) Cennetü’l-Me’vâ da onun yanındadır. (53 / NECM – 15) O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. (53 / NECM – 16) Bakış kaymadı ve haddi aşmadı. (53 / NECM – 17) Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü. (53 / NECM – 18)

    Yazar arkadaşım, emeğine sağlık…Necm süresinde 2’den 12’ye kadar olan ayetler Tekvir süresinin devamı niteliğinde deskekleyicidir…Necm 12’den sonra ise bir vaka daha anlatılmaktadır burada ise Resulün Allahın büyük ayetlerinden bazılarını gördüğü aşikar dillendirilir…

    Zaten isra süresi ilk üç ayetin her biri birbirine bağlayarak 3 farklı olayı açıklamakta İlk ayette Büyük ihtimak Resul, ikincide Musa, üçüncüde ise Nuhtan söz etmekte…
    Kuranın bir çok yerinde böyle anlatımlara raslanmaktadır.

    Ayrıca Musa Mısırdan kaçıp medyende uzun yıllar yaşadıktan sonra oradan da yola çıkması ve iyi tahlil edildiğinde Musa biraz göçebe ve yersiz yurtsuz yani onun için ne mısır nede medyen kutsal ev ve vatandır…Ama medyende mısıra giderken kusal kılınan vadinin olduğunu ve Turu sina dağında Allahın Musa ile konuşmasından etrafı Kutsal olan diğer Mescidinde Şimdiki Kudüs olduğu kanısı çıkmaktadır…
    Meva cennetinden kasıt ise Günümüz verimli toprakları İsrail-sina yarım adası ve o bölğeler olduğu varsayımıda çıkmaktadır…Necm 12’den sonra ise peygambere yaptırılan geçe yolculuğuna vurğu olduğu anlaşılmaktadır…
    En iyisini ALLAH bilir…

  3. İşte böyle gelirler ve MESNETSİZ sallar giderler (yorum yaparlar )ve konu ile alakalı ne KAVRAM bilirler nede konu ile ilgili ayet yazarlar ve anca ZANNA tabii olurlar.
    MESCİD= scd kökü ile Allaha secde edilen her YER dir bir MEKAN adı değildir. bir KAVRAMdır. Lakin zamanla Namaz kılınan (secde edilen ) mekan yani Binalarada MESCİD adı verilince bu KAVRAmlıktan çıkmış ve bir BİNA olarak sanılmış ve anılagelmiştir. Ayetteki MESCİD asla bir BİNA ADI olarak anılmamıştır ve tarihi kaynaklara bakarsanız BİNA olan (mescidi aksa ) hz Osman zamanında bina edilmiştir yani peygamberimiz zamanı böyle bir mescid adı ile bina yoktur.
    Lakin İsra 1 e malzeme yapacaklar diye ( Kudüsteki Süleyman mabedine) aslında mescidi aksa deniyordu ve hz Muhammedin gittiği yer burası diyerek tarihi gerçeklerin üzerini örtmüşlerdir. Şayet TINN kafalar gelirde bana hz Muhammed zamanında MESCİDİ AKSA diye bir BİNA adı var derler ve tarihi kanıtlarla gelirlerse . özür dileyeceğim.
    MESCİDİ AKSA da bir BİNA olan MESCİD adı değildir.
    MESCİDİ HARAMda ( kuranda geçen ) bir MESCİD adı değildir.
    Biz HARAM deyince hemen yasakları düşünüyoruz oysa hrm = harem saygı duyulan yerdir. Böyle bir yer olarakta KABE bilindiği için ( saygı duyulan yer)
    yine bir BİNA adımış gibi algılanmıştır.
    MESCİDİ AKSA = en uzak mescid dir. Lakin bu MESCİD de kilometre uzaklık değildir. Allahın RAHMET inden en uzak mescid olarak behsedilmiştirki buradaki uzaklık MADDİ uzaklık değil MANEVİ UZAKLIK kasdedilmektedir. Bu mekan FİRAVUN un ülkesidir ve MUSA nın peygamberlik verilip gönderildiği ALLAHIN RAHMETİNE EN uzak olan yer ( mescidi aksa) işte burasıdır.
    YORUM yapan bir arkadaşta ilk ayette Muhammed , ikincide Musa üçüncüde NUH diyerek ZİHNİYETİNİ ve ne kadar düşüncesizce ayetleri okuduğunu ispatlamıştır.
    birinci ayet KUL umuz diyerek gece yürüyüşü yaptırılarak gelen MUSA ikinci ayet bu MUSA ya kitap verilişi diğer ayette NUH u anlatmıyorki NUHUN zürriyeti diyerek israil oğullarını anlatıyor. Nasıl okuyorlar gözlerinde perdemi var şaşıyorum.ve bu ayetlerde bunu israil oğullarına bildirdik deniyor…
    YANİ AYET HANİ Nuh şöyle yapmıştı falan deyip NUHU anlatsa amenna.

    Bakın kardeşim konu dağılmadan bir noktaya TEMAS edeceğim.
    Bu ZİHNİYETLERE burada bu sayfada ALLAH müdahale etse ve bunlara deseki bakın kuranda müteşabihler var ve biz düşünesiniz ibret alasınız diye konuları serpiştirerek anlattık. bağlantı kuracak olan sizlersiniz, aklınızı çalıştıracak olan sizlersiniz. Bunlar Allaha bile AKIL satar ya olurmu neden böyle yazdında şöyle yazmadın diyecek kadar AYMAZ lardır. bunu diğer sayfalardada belli ettiler çünki.
    Sadece bu konuda değil Kuranda en DOĞRU bildiğiniz KONU hakkında yazın hatta doğruluğuna o kadar inanın ki bu uğurda hayatınızı feda edecek kadar DOĞRU olsun. Bunlar ve bunlar gibi ve başkaları muhakkak gelecekler ve İTİRAZ edeceklerdir. düşünmezler,araştırmazlar,soruşturmazlar,gerçek payı nedir diye mukayese yapmazlar ama TINN kafalarla gelip sürekli İTİRAZ MEMURLUĞU yaparlar. ne okudular ne öğrendilerse……….
    Yine NET te bir yazı asmıştım. ( Dünyanın en doğru sözlü olanları PEYGAMBER ler değilmidir ve hiç bir çıkarımız yok biz ücrette istemiyoruz demişler ve bizim ücretimiz Allaha ait demişlerken ,, Bütün KISSA lara bakın kavimlerinden çok azı inanmış ve çok azı hariç hepsi HELAK olmuştur. Tarih tekerrürden ibarettir. Sizce peygamberlere büyük çoğunluk neden inanmadılar ???? Hiç düşündünüzmü ? Kuranda örnekleri çok onlarda gelip peygambere hiç bir ilmi ve kitapları olmadan İTİRAZ ettiler. BİZ çok biliyoruz sandılar ve ZAN ları ile ölüp, ziyan olup gittiler…
    Umarım KISSA dan hisse alırlar ( inanın sanmıyorum sadece temenni ediyorum ) Şimdi yukarıdaki İKİ YORUMA bakalım hiç bir KAVRAM yada bilgi varmı YOK:: ayet asmış ikinci yorumda konu ile alakası ne ??? BOŞ gerçekten TINN ve biraz mücadele edip öğrenme aşkı ile sorup öğrenmiyorlar sadece gelip itiraz ediyorlar.. kaç kez uyaracağım bilmiyorum.
    Konudan kopmayacağım dediğim anda bende İNSAN ım sinirleniyorum,kızıyorum. NEDEN diyorum cevabı kuranda var ama yinede bunları anlamak inanın çok zor. . .

  4. metin bey her konunun altına bizi de eklemek zorunda mısın. veya sana her konu altında cevap vermek mi zorundayız….. Hem konunun benle ne alakası var…

    bizim zihniyetimize laf söyleyen ilim sahibi : cevaplarını bilmediğin konular hakkında nasıl ilim sahibi olunuyor anlamadım……

    hangi resul kendisine gelen kitabı eksik karmaşık anlaşılamaz bulup ta yeni bir kitap yazarak açıklamaya çalışmışşş….

    öyle ya biri yapacak sa ilk onların yapması gerekirdi….

    böyle bir kural varsa ilminiz onlardan daha mı fazla ki size kaldı…..

    soru soruyorum cevap alamıyorum neden boş kuruntular zanlarla kaplı aklı düşüncesi çıkamıyor içinden…..

    Gelmiş bizleri sadece Allah’ın bildiği ayetlerden sorumlu tutuyor ve bende ki doğrudur diyor..

    senden öncekiler de aynısını söylemişti. tarihe bakıyorsun ya tekerrürlerin dikkatini çekmiştir……

  5. ”Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.”(Âli İmran 7)

    • bu ayette bir insan tarafından eklenmiş olan “mim durağı” kaldırılırsa şu anlama bürünür ayet : onun tevilini allah ve ilimde derinleşmiş olanlar bilir”

  6. Metin Durali abimizin, dur durağı yok (: (: (:
    Yahu biz burada Mescidin anlamını değil, Mescidi Haramın neresi olduğunu konuşuyoruz…
    Kuranda 2 tana Mescid yeri vardır İlki İbrahim ve öncesinden Mubarek ve haram kılınan Kabe cevresidir…Allah temiz olanları haram kılabilir ama pisleri helal kılmaz…Orasının Haram olması müslümanlarada bir çok şeyin haram kılınmasıdır, cinsel ilişki-kavğa-can alma-avlanma vs, bir diğeri ise müşrikler döneminde Müşrik kabilelerinin hac dönemlerinde kabe ve cevresine gelip büyük bağış ve kurbanlıklar hediye etmelerinden kaynaklanan ve tevbe süresi 28 ayettede belirtildiği gibi yoksulluk korkusu çeksenizde müşrikleri kutsal olan kabe ve cevresine sokmayın orada şirk koşmalarına izin vermeyin deniliyor …Tevbe Süresinin iniş amacını biliyorsunuzdur herhalde.
    Ey iman edenler! Allah’a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 9 / TEVBE – 28

    Kuranda Beyti Haram-Mescidi Haram olarak geçen tek yer Kabedir…Kuran size yetmiyorsa…Allah size yeter.
    Biz, Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahim ve İsmail’e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim’i temiz tutun, diye emretmiştik. 2 / BAKARA – 125
    İnne evvele beytin vudia lin nâsi lellezî bi bekkete mubâreken ve huden lil âlemîn(âlemîne). 3 / ÂLİ İMRÂN – 96
    Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. 3 / ÂLİ İMRÂN – 96

    Ey Rabbimiz! Ben, zürriyetimden bir kısmını ekin bitmeyen bir vadiye, Senin Beyt-i Haram’ının yanında iskân ettim (yerleştirdim). Ey Rabbimiz! Namazı ikame etsinler. Bir kısım insanların kalbini onlara meylettir. Ve onları ürünlerden rızıklandır. Böylece onlar şükrederler. 14 / İBRÂHÎM – 37

    İlk kıble olan Beyti maktis veya mescidi aksa burasıda İkinci Kusal mesciddir…Allah İsrailoğlularına burasını toplu ibadet yeri kılmıştır ve Resullahta burayı ilk kıble yaptığından burası kabeden sonra ikinci toplu ve secde edilen mescid olduğundan o tarihtede zaten burası bilinen bir yer idi ve burası kabeden sonra ikinci kutsal mescid idi…
    / BAKARA – 144
    Kad nerâ tekallube vechike fîs semâi, fe le nuvelliyenneke kıbleten terdâhâ, fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve haysu mâ kuntum fe vellû vucûhekum şatrah(şatrahu), ve innellezîne ûtûl kitâbe le ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ya’melûn(ya’melûne).
    Biz, senin (ilâhi emri bekleyerek), yüzünü göğe çevirdiğini görüyorduk. Artık mutlaka seni razı (hoşnut) olacağın kıbleye döndüreceğiz. Bundan sonra yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz nerede olursanız (namazda) yüzlerinizi o yöne çevirin. Ve muhakkak ki kendilerine kitap verilenler, bunun Rab’lerinden bir hak (gerçek) olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
    2 / BAKARA – 149
    Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve innehu lel hakku min rabbik(rabbike), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
    Ve nereden çıkarsan çık, bundan sonra (namazda) vechini (yüzünü) Mescid-i Haram yönüne çevir. Ve muhakkak ki o Rabbinden mutlaka bir hakdır. Ve Allah, yaptıklarınızdan gâfil (habersiz) değildir.

    Halbuki Metin durali abi bir durup düşünse, kendisi dahi doğru cevabı veriyor ama hırsları kendisini yanılttığından bir üstün gelme psikolojisi hakim olmuş kendinde…İşte dünya üzerinde Allahın 2 tane özel kıldığı yani muberek kıldığı secde yeri vardır bunlar ilki ayetlerde verilen İbrahim döneminde temelleri yükseltilen ilk ibadet evi olan ‘’BEYTİ HARAM’’dır, ikincisi ise kemdisininde dediği gibi uzaktaki secde yeri olan ve ilk kıblemiz olan ‘’BEYTİ MAKTİS’’…
    Şimdi Kurandan konuşacaksak ayetler ile konuşmalıyız…sizlere kalırsak eskileri yermek adına öyle reformlar yapıyorsunuz ki ne kıble ne kabe ne kurban hiçbir şey bırakmıyorsunuz…İşte ne eskilerin aşırılıkları nede sizin aşırılıklarınız iyi değil ALLAH her şeyin arasında olmamızı amreder…
    En iyisini ALLAH bilir.

    • beyti maktis in mübarek kılndığını gösteren bir ayet yazamamışsınız. oysaki allahın hz musaya seslendiği tuva vadisi/tur dağı bereketli kılındığı neml ve kasas surelerinde yazıyor. tur dağı ile şimdiki mescidi aksa denilen yerler aynı yerler değil.

      kuranda 2 yerin bereketli ve mübarek kılındığı yazılı. biri kabe, diğeri tur dağı dır.

      • bu duruma göre de müsülümanların ilk kıblesi, tur dağıdır. şimdiki kudüs değil.

  7. Pabuç, Al-i İmran 7.ayeti hatırlatmanız iyi olmuş. Müteşabihler için fitneye yönelik tevillere girenler muhkemleri de rahat bırakmamış. Net, apaçık ve anlaşılır ayetler maalesef geçmişte kimilerince kapalı ve anlaşılmaz hale getirilip müteşabih zannetirilmiş. Bugün muhkem ayetleri anlayan ve anlatanlar da sanki müteşabihleri saptırıyor zannediliyor. Oysa muhkem ayetler özüne kelime dahi katmadan döndürülmeli.

    İsra 1’in başına gelenleri de böyle görüyorum. İsra 1’de kapalı bir anlam ya da benzetme yok. Birileri önce ayetleri müteşabihleştirip sonra onu kafalarına göre tevil etmeye kalkıp miraç gibi bir hikaye uydurmuşlar gibi görünüyor. Bu durumu şu ayette anlatılan olarak görüyorum.

    7-Araf 162 Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik.

    Kesinlikle Kuran’ın özüne dönülmeli. Her şey silbaştan gözden geçirilmeli. Kuran’a bir harf bir parantez bile eklenmemeli. Kuran’ın özüne dönünce daha önce mutlak doğru zannettiklerimiz bazen mutlak yanlış olarak karşımıza çıkıyor. Biz İncil ve Tevrat’ın başına gelenleri Kuran’ın başına gelmemiş zannediyorduk. Meğer taraflı ve önkabullü meallerle aynısı Kuran’a da yapılmış. Şimdi öze dönmek ve Kuran’ı anlamaya çalışmak isteyenler eskiden tahrif edenlerle aynı kefeye konuluyor. Eski tahrifler çoğu kişi tarafından mutlak doğru zannediliyor. Bunun için akıl ve bilim yoluyla tartışmak kaçınılmaz.

  8. Metin abi, Yasir ve Kaan, sizin tartışmanız devam edegeldiği için müdahale edici bir yorum yapmak istemiyorum. Belki sonra yorumlayacağım söylediklerinizi. Tartışmanıza katılmama nedenim bu. Gönül koymayınız. Her satırınızı sonradan da olsa okuyorum. Selamlarımla…

  9. Metin abi demiş ki————MESCİDİ AKSA = en uzak mescid dir. Lakin bu MESCİD de kilometre uzaklık değildir. Allahın RAHMET inden en uzak mescid olarak behsedilmiştirki buradaki uzaklık MADDİ uzaklık değil MANEVİ UZAKLIK kasdedilmektedir. Bu mekan FİRAVUN un ülkesidir ve MUSA nın peygamberlik verilip gönderildiği ALLAHIN RAHMETİNE EN uzak olan yer ( mescidi aksa) işte burasıdır.——————–
    Metin abi yakında Pramitleri kutsarsa hiç şaşırmamak lazım…
    Yahu biz ne diyoruz…Ayeti iyi oku, cevresini mubarek kıldığımız mescid deniliyor…İsrailoğluları mısırdan çıktıklarında Şimdiki Filistin bölğesi onlara veriliyor ve orada toplu ibadet secde etmeleri için kutsal mabed yapmaları isteniyor ist bu mescid de İlk ev ‘’BEYTİ HARAM’’ dan sonra yapılan ‘’BEYTİ MAKTİS’’ değimlidir…Beyti maktisin cevreside musa zamanında kutsallık verildiği zaten Kuran ayetleri ile açık değimlidir…
    Şimdi kuranda veya aksi bir kaynakta ‘’HARAM MABED’’ gibi farklı açıklama ve ıspat sizin göreviniz…idda makamı ispatla mükelleftir…Çünkü Kuranda tek ‘’HARAM MABED’’ kabe ve Mekkedir ikinci kutsal madeb işle ilk kıble olan ‘’BEYTİ MAKDİS’’tir…

    Metin abi demiş ki——— birinci ayet KUL umuz diyerek gece yürüyüşü yaptırılarak gelen MUSA ikinci ayet bu MUSA ya kitap verilişi diğer ayette NUH u anlatmıyorki NUHUN zürriyeti diyerek israil oğullarını anlatıyor.——

    Metin abi yine uçmuşsun diycem ama en iyisini ALLAH BİLİR…
    İsra 1’de büyük ihtimal Resulluh, 2.de Musaya tevratın verilişi, 3.de ise bütün insanlığa bir sesleniş ve Nuhhun sabırlı oluşunun vurğulanması ve 4’ten itibarende bir zamanlar alemlerin üstünde tutulan israiloğlularına serzeniş vardır…Yinede en iyisini Allah bilir…
    Bizi zanlarla itam eden metin abi zanların içinde yüzüyor haberi yok…
    Allah hepimizi af etsin…

  10. Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilel mescidil aksallezî bâreknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr(basîru).
    Âyetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, Sübhan’dır (bütün noksanlıklardan münezzehtir). Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir. 17 / İSRÂ – 1

    İsra 1’deki Mescidi haram günümüz kabesidir…Çünkü Kuranda tek HARAM mescid KABE ve cevresidir…Aksini idda eden Kuran ve diğer kaynaklardan ıspatlasın ki bizlerde yanlıştaysak ALLAH’ın izniyle düzeltelim.Mescidi Aksa’da günümüzdeki Kudüsteki diğer ikinci Kutsal kılınan mabed yani mesciddir bu sebebtendir ki ilk kıble orası olmuştur…Aksini idda eden yine Kuran ve diğer kaynaklardan ispatlasın ki bizde yanlışsak yanlıştan dönelim…

    Ve âteynâ mûsel kitâbe ve cealnâhu huden li benî isrâîle ellâ tettehızû min dûnî vekîlâ(vekîlen).
    Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık. 17 / İSRÂ – 2

    İsa 2’de Musaya tevratın verildiği ve İsrailoğlularına ve insalara önder kılındığı bildirilmektedir.

    Zurriyyete men hamelnâ mea nûh(nûhin), innehu kâne abden şekûrâ(şekûren).
    Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu. 17 / İSRÂ – 3

    İsra 3’te ise Nuh ile birlikte bütün milletlere bir sesleniş ve Nuhun Sabırlı bir kul olduğu söylenip 3 ayrı ayetin farklı şeyler söyleyip …Akabinde 4’ten sonra israiloğlularının başından geçmiş ve gelecekte olması ihtimal bazı gayb haberleri verilmektedir…İsra 3’te neden Bütün milletlere diyorum çünkü Kuranda Ademden sonra en önemli ikinci örnek fiğür Nuhtur ve Kuranın evrensel ve bütün insanoğluna hitap etmesindendir…

    Kîle yâ nûhuhbıt bi selâmin minnâ ve berekâtin aleyke ve alâ umemin mimmen meâk(meâke), ve umemun se numettiuhum summe yemessuhum minnâ azâbun elîm(elîmun).
    «Ey Nuh» denildi. «Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden selâm ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acıklı bir azab dokunacaktır.» 11 / HÛD – 48

    Hud-48’te ise açık bir şekilde Nuhun Ademden sonra bütün ümmetlerin atası olduğu vurğulanmaktadır…Bunun aksini idad ednler ilede sadece Kurandan yazışabiliriz…Nuhtan sonrada Milleti İbrahim olarak tabir edilirki iki Millet vardır bir Allahı birleyen hak millet diğeri ise bütün sapıkların batıl küfür milletidir…

    İn ahsentum ahsentum li enfusikum ve in ese’tum fe lehâ, fe izâ câe va’dul âhıreti li yesûu vucûhekum ve li yedhulûl mescide kemâ dehalûhu evvele merretin ve li yutebbirû mâ alev tetbîrâ(tetbîren).
    Eğer ahsen davranırsanız, kendi nefsiniz için en iyisi olur. Eğer kötü davranırsanız, artık (o da) ona (nefsinize) aittir. Böylece sonrakinin (ikinci fesadınızın) vadesi geldiği zaman yüzünüzü karartsınlar ve mescide ilk defa girdikleri gibi girsinler. Ve üstünlük sağladığınız şeyleri mahvedip, helâk etsinler (yok etsinler).17 / İSRÂ – 7

    İsra 7’de zaten girildiği ve talan edildiği söylenen mescidin Kudüsteki Davut ve Süleyman döneminde inşa edilen beyti maktis büyük ihtimaldir…Çünkü Musa döneminde İsrailoğlularının yaptığı bir mescid yokur ve şimdiki kutsal denilen topraklarada girmeleri haram kılınıp Musa bu vatana girmeden vefat ettiği tarihi bir vaka ve büyük olasılıklada doğrudur…

    Ayrıca yazar arakadaşımada şunları söyleyeyim Kuranda ve bağlacı ile birbirine bağlanıp çok farklı şeyler anlatan ayetlerde mevcuttur…İsra 1’de müteşabih ayetlere girer çünkü Muhkem ayetler emir ve yasakların olduğu uyulması ve uyulmaması gereken kuralların olduğu ayetlerdir…

    2 / BAKARA – 83
    Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât(zekâte), summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn(mu’ridûne).

    Biz, İsrailoğulları’ndan: “Allah’tan başkasına kul olmayın, ana-babaya, yakınlara (akrabaya), yetimlere ve miskinlere ihsanda bulunun, insanlara güzel söz söyleyin, namazı (hakkıyla) kılın, zekâtı verin.” diye misak almıştık. Sonra da sizden pek azınız hariç, (misakınızdan geri) döndünüz. Ve siz, yüz çeviren kimselersiniz.

    2 / BAKARA – 84
    Ve iz ehaznâ mîsâkakum lâ tesfikûne dimâekum ve lâ tuhricûne enfusekum min diyârikum summe ekrartum ve entum teşhedûn(teşhedûne).

    Ve “Birbirinizin kanlarını dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın.” diye sizden misak almıştık. Siz de bunu (misakınızı) ikrar etmiştiniz (kabul etmiştiniz) ve sizler (buna) şahitsiniz.

    Misal Muhkem ayetler…Emir ve yasaklar içermektedir…Bakara 83 ve 84 gibi ayetlerin açıklığını kapatıp, kapalı ayetleride yani emir ve yasak içermeyip kıssalara dayalı ayetleri açık ayet gibi nasıl kabul edicez…

    Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle). 3 / ÂLİ İMRÂN – 3

    Olay sadece ‘’ve ‘’ bağlacında ise o zaman Ali İmran 3’te kitap tan bahsettikten sonra ve eki ile Tevrat diyerek yine tevratı kastetmiş oluyor, tabiî ki sizin mantığınız ve edebiyatınızla…Ali iman 3’te belirsiz bir tanımlama ve sadece Kitap verilmesinden sonra ve eki ile tevratın ve incilinde indirildiği anlatılmakta…O zaman yine sizin tabirinizle Ali İmran 3’te anlatınaln kişi ya Musa yada İsa Kitap ise ya Tevrat yada İncil iki kere tatik edilmiş olunuyor…
    Ama aklı selim ve kalbi selim okuyup düşündüğümüzde…
    Ktap olarak Kuran, kitap verilen ise Resulullahtır, Musaddikan diyerek yani tastiklemek için indirilen olrak yine KURAN ve eki ile Tevrat ve incilinde indiren diyerek ayet tamamlanıyor…Şimdi aynı ayet içinde kullanılan bu ‘’VE’’ bağlacına bakarak diğer mantık ile ilerlersek Diğer kitapları tatik için indirilenin yine ayette geçen Tevrat olduğu mantığına varırız ve ayette bir mantıksızlık ortaya çıkmazmı…
    Her neyse ben çok yazdım Allah hepimizi af etsin…
    Ben bunları yazarken yazdıklarımın mutlak doğrular olduğunu idda etmiyorum…Muhakkakki rabbim herkezin aynı anlamasını isteseydi buna güçü yeterdi…
    Misal Talak 4’te Henüz adet görmemiş derken bunu saptıran Müslüman din adamları veya ateist-deist-ağnostikler adet görmemişle kasıt sübyan-buluğa ermemiş çoçuklar olduğunu idda edip İslam ve kuranı sübyancılık ve sapıklıkla suçluyorlar, eski tefsirlerinde bir çoğunda din düşmanlarına malzeme olacak tevsirler yapıp bunların bulağa girmeyen çoçuk yaştakilerin kastedildiğini söyler gibiler…Şahsım adına yine Kurandan ayetlerle Bu adet görmemişlerin boşanmaya karar verildikten sonra daha bir öncekinden sonraki adetlerinin gelmediğini veya bazı hastalık sebebiyle hastalıkları gelmeyen bayanlar kastedildiğini hemen evlerinizden çıkarılmaması gerektiği anlamaktayım…Ama ayeti okuduğunuzda bu fırsatı insanlara ve kötüye kullanma fırsatıda verilğini fark etmekteyiz büyük ihtimal Allah bu gibi fırsatlarla insanlrın nasıl amel ve niyetler içerisine gireceğinide denemek ve fırsatlar vermek içinde yapmışolabilir…

    O zaman Allah şöyle buyurmuştu: “Îsâ! seni öldürecek olan, onlar değil Ben’im. Seni Kendi nezdime yükseltecek, seni inkârcıların içinden kurtarıp temize çıkaracak ve sana tâbi olanları ta kıyamete kadar kâfirlere üstün kılacak olan da Ben’im. Sonra hepinizin dönüşü Bana olacak. Ben de aranızda ihtilâf ettiğiniz konularda hükmümü vereceğim.”(Ali İmran, 3/55)

    O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. 67 / MULK – 2

    Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. 22 / HACC – 69

    Ayrıca Peygamberimizin gece yolculuğu ile ilğilide yazışırız…Miraç denilen gece yolculuğunu bir mucize olarak gören yazar arkadaşımıza onun aslında Allah ile arasında bir olay olduğunu yani ayet olduğunu hatırlatırım…Mucizilerin en büyüğü olduğu halde mucize diyemeyiz…Yani herkezin önünde çereyan aden ALLAHIN ayetleri farklıdır Peygambere gösterilen ALLAH’ın en büyük ayetleri farklıdır bunları birbiri ile karıştırmıyalım…Necm süresindede belirtildiği gibi ALLAHIN en büyük ayetlerini görenlerden biride resulullahtır ve bu ayetlere vakıf olurken yalnız olduğundan bu gece yolculuğunu diğer insanlara gösterilen büyük ayetlerle karıştırmayalım…

    Ey mü’minler! Ayrılığa düştüğünüz her konuda hüküm vermek Allah’a aittir. İşte bu Allah benim Rabbimdir. Ancak O’na güvenip dayanır ve ancak O’na yönelirim ben. Şûrâ / 10

    Bende Şura 10’un izinden giderek ve cahil biri olarak işte sizinde bizizmde dediklerimizi yapaçak veya yapmayacak olan ALLAH benim rabbimdir en iyisini o bilir deyip ona yönelirim…

    ALLAH’a emanet.

  11. METİN ABİ DEMİŞ Kİ……kaynaklara bakarsanız BİNA olan (mescidi aksa ) hz Osman zamanında bina edilmiştir yani peygamberimiz zamanı böyle bir mescid adı ile bina yoktur………………

    Metin abimizin beyni o kadar dolu bir alim abimiz ki mescidi aksanın tarihinide karıştırmış…Tarih-Kronolaji-etimolaji hepsinden azıçık var ama hepsi birbirine karışmış, çorba olmuş…

    Mescidi aksa yani Beyti makdis, şimdiki Kudus yani İbranice jaruselam-Arapça daruselam cennet vatan olan(beklide meva cennetinden kasıt olan yer) yerde Davut peygamber zamanında başlayıp oğlu Süleyman döneminde bitirilen israiloğlularının mabedgahıdır…İsra 7’de gecen mescid burasıdır…

    Kutsal beyt olan orası ve cevresini Süleyman peygamber tamamlayıp Süleyman mabedi diyede anılır, babil kıralı Nebukat nazar istila edip israiloğlularını süğüne yollamış bir kısmınıda babile götürmüştür bu istilada kutsal beyt olan orası nebukatnazar ve ordusu tarafından yıkılmıştır, ömerin kudüsü fethinden sonrada oraya tekrar inşa etti ve kubbetüs sahrayıda yaptırdı, Süleyman mabedinin kalıntıları olan duvarlarıda günümüzde Yahudiler ağlama duvarı olarak kullanırlar…

    Peygamberimiz zamanında orası yok demek ne oluyor…Peygamberimizden önce bile vardı orası…Aslı olan Musa döneminde mescidi aksa veya beyti maktis yoktu…Metin abimiz tarih-kronolaji ve etimoloji karmaşası içerisinde ama bundan haberi yok…

    Ayrıca bunları yine vurğulamak istiyorum İsra 1’de ister Musa ister Muhamet veya Kurban edilen ister ishak ister İsmail olsun hepsine inandık hepsi rabbimizdendir ve hiç birisi arasında ayrım yapmayız, biz Allaha teslim olanlarız…

  12. Emeğine, gönlüne sağlık Kamil Kardeşim. Devrim niteliğinde bir konuyu ele almışsın. Allah razı olsun. Aklıma takılanları yazarım inşallah. Ancak daha önce (hadimi aşmadığımı düşünerek) Metin Kardeşime birşeyler söylemek istiyorum.

    Metin Kardeşim,

    Kamil Kardeşimizin bu yazısına yaptığınız yorumu okumaya başlamıştım ki; ilk cümlenizi okuduktan sonra kalanını okumadım… Belki çok değerli, her inananın okuması gereken bilgiler vardı… Bilmiyorum Ama OKUMADIM. Okumayacağım da… O bilgiler bende eksik kalsın.

    Sayfasını bizlere açıp bilgilendiren Kamil Kardeşime her zaman duacıyım… Allah razı olsun. Ufkumuz genişliyor… Okuyoruz, görüşlerimizi yazıyoruz, paylaşıyoruz, ama hepsi saygı ve sevgi çerçevesinde… Gerçek din adına, bilgimize bir harf eklediğimiz zaman o mutluluğu hepimiz paylaşıyoruz. Bunu hissediyorum.

    Siz o kadar itici bir üslup kullanıyorsunuz ki Metin Kardeşim, bu konuları Allah’ın kulları içinde en iyi siz biliyor olsanız dahi, karşındakinin düşüncelerine değer vermedikçe, onları bir takım sıfatlarla aşağıladıkça sizin yazdıklarınızın, DİN adına yaptığınız katkıların benim için hiç değeri yok. Diyeceksiniz ki; “Sen kimsin kardeşim? Okumazsan okuma!..” Benim de size naçizane önerim, bilgilerinizi paylaşıyorsanız “OKUTUN!”… Okunması için güzel yazın. Herkes okusun ve herkes yararlansın. Gerçek dini bulmada katkı vermek istiyorsanız “OKUTMAK” için yazın.

    Sadece yazmak istedim Metin Kardeşim… Sürçü lisan ettimse affola… Hakkınızı helal edin.

    Selam ve Dua ile,

  13. Fikret Abi öncelikle her zamanki gibi sağduyulu yorumunuz ve ilginiz için teşekkür ediyorum. Allah sizden de razı olsun. Metin abiyle ilgili yorumunuza okuyunca, birkaç cümle eklemek zorunda hissettim. Metin abinin Kurani değerlendirmelerinin bir kısmına katılıp bir kısmına katılmasam da severek okuyor ve beğeniyorum. Bu yazıda bahsettiğim konuyu ilk defa bana açıp ufkumu açan da kendisidir. Hatta bana bu konudan bahsederken henüz kitabına bunu eklemeye hazır hissetmediğini söylediği için yukarıdaki yazıda adını vermemiştim. Ama sizin yorumunuzdan sonra sessiz kalıp kendisine haksızlık etmek istemedim. Umarım Metin abi de siz de beni anlayışla karşılarsınız.

    Metin abinin kitabını da okudum ve hatta bir word dosyası üzerinde satır satır eleştirilerimi kendisine yazıp gönderdim. Kendisi de biliyor, en çok eleştirdiğim konu yazı dili, imla ve üslup ile ilgiliydi. Katılmadığım tefekkürleri ise ikinci sırada geliyordu. Bakın o kitaba yaptığım değerlendirmelerimden az birazını oradan alıp buraya yapıştırıyorum. Kaan ve Yasir kardeşim de benim yorumlarımı merak ediyorlarsa bilmeleri açısından iyi olur. Olumlu yerlere fazla yorum yapmamıştım. Daha çok olumsuz yorumlardan seçiyorum. Metin abinin anlayışla karşılayacağını umarım…

    “Kalemzade Not: Genel olarak imla hataları ve anlatım biçiminde problemler göze çarpıyor. Büyük harflerin çokça kullanımı dikkati cezp etmekten çok mükerrer kullanımlarla algıyı zayıflatıyor. İmla hataları ve cümle yapı hataları çokça var. Bence metin abi özellikle anlatımda (ifade biçiminde) biraz kendini gözden geçirmeli. Çok şey düşünüp az şey aktarabiliyor gibi bir his uyandı bende. Çok akıcı olabilecek konular durağan anlatılmış. Böyle konularda okur bir sonraki satırı bile merak ederek okuyor olmalıydı, olabilrdi. Zaman zaman okur konudan kopuş yaşayabilir ve okumaktan vaz bile geçebilir. Çünkü anlatım sırası iyi ayarlanmamış. Teşbihen bir dizi film mantığı güdülebilir böyle bir kitapta. Önsöz de bir sayfa daha uzatmak pahasına daha ilgi çekici hale getirilebilir. İddianın sık sık hatırlatılmasına ve okurun illa ki böyle olacak bak göreceksiniz diye zorlanmasına gerek yok. Kitabı alıp okuyan zaten merak ettiği için okumaya başlamıştır. Okura değer verici ifadeler bu anlatımın yerine tercih edilmeli.”

    “Kalemzade Not: Olay yüzde yüz böyle olmuş gibi anlatılıyor. Bundan kaçınılmalı. Olayın aşamalarında farklı teviller de olabilir.”

    “Kalemzade Not: Farklı bir tevil olma ihtimali asla göz ardı edilmemeli. Makul ve mantıklı olması gerçek tevilin kesinlikle bu olduğu anlamına gelmiyor. Düşünce güzel, tefekkür güzel, teşbih ve ayetteki bize benzetildi bölümü gibi harika tespitler var ama anlatımın ardından bu noktada bilime terk etmeyi iyice vurgulamalı.”

    “Kalemzade Not: Tebrikler. Çok mantıklı.”
    “Kalemzade Not: Çok yerinde bir fikir.”
    “Kalemzade Not: Çok güzel kesinlikle.”
    “Kalemzade Not: bu bölümü oldukça beğendiğimi söyleyebilirim.”

    “Kalemzade Not: dır yerine olduğuna kalben müsterihim gibi bir şey denilebilir. Kesin hüküm nedense bana itici geliyor abicim.”

    Zincirlere bağlı olanlar ve diğerlerini Hz. Süleyman’ın emrine verdiğini söylüyor Allah. “Kalemzade Not: Harika tespit.”

    “Kalemzade Not: Kesinlikle doğru. Gönderilen mektup vahiydir, ayetlerdir, bugünkü anlamda kitaptır.”

    “Kalemzade Not: Ayetler yazarın görüşlerinden ayrı yazılmalı.”

    “Kalemzade Not:  İşte bu. Okur gibi düşünmek diye buna denir. Helal. Burası örnek bir yazım olmuş.”

    “Kalemzade Not: doğru ama birçok noktada yazar da hayal gücünü kullandığını unutmamalı. Sistematik bütün detayı vermiyor.”

    “Kalemzade Not: Aslında tefekkür çok güzel. Aslında katılmak da istiyorum ve Bozmak istemiyorum ama… Allah sünnetullaha aykırı bir emir vermez demek başka şey sünnetullaha aykırı iş yapmaz demek başka şeydir. Yusuf örneği de burada tekrar söyleyeyim. Allah Yusuf’a bir yalan söylemesini bir tedbir olarak öğretmiştir. Bunun gibi neticede rivayetlere göre de İbrahim çocuğu kesmedi zaten diyenler de çıkacaktır. Bu sorular ve görüşler iyi cevaplanabiliyor mu?”

    Üstelik Metin abinin üslubu ve yazı karakteri ile ilgili ilk eleştiriyi ne siz ne de ben getirmiyoruz. Ancak şunu da söylemem gerekiyor ki tanıdığım kadarıyla Metin abi size ya da bana ne yazıyorsa odur. O kadar yazısını okudum ve ben de haddimi aşsam da söylemek istiyorum, kalpten hissettim ki içi ve dışı bir derler ya öyle bir insan. Fikirlerine katılırız katılmayız ama en ağır sözleri, sevgili Kaan ve Yasir ile “piyango” yazısının altında yaptığı tartışmalarda gördüğümüz gibi “tınn kafa” vs. gibi şeyler. Onlar da bunu anlamış olsalar ki espriyle karşılıyorlar ve Metin abinin sözlerinden öyle pek de kırıldıklarını zannetmiyorum. Diyaloglarını okursanız her ne kadar Metin Abi kızsa da Yasir ve Kaan’la beraber merak ettirir bir tarzda tartıştılar. Eminim birbirlerine haklarını helal ediyorlardır.

    Fikret abi sizin de dediğiniz gibi Metin abi değerli bir düşünür. Kendisi de biliyor ki, başlarda ben de üslubuna takılmıştım ve bu konuda tartışmıştım ama kendisini tanıdıkça o üslubu görmezden gelip ufuk açıcı tefekkürlerinden dolayı teşekkür etmem gerektiğini hissettim. Bazı düşüncelerine katılsam da katılmasam da Metin Abi’yi tebrik ediyorum. Çünkü bütün bunları düşünmesi bile Kuran’a nasıl bir aşkla sarıldığını gösteriyor.

    Fikret Abi sana, Metin abiye, Kaan ve Yasir’e de sevgi, selam ve dualarımla…

  14. Kamil abi bir kaç cümleni ödünç aldım kullanıp iade edeceğim :))

    “Kalemzade Not: Olay yüzde yüz böyle olmuş gibi anlatılıyor. Bundan kaçınılmalı. Olayın aşamalarında farklı teviller de olabilir.”

    “Kalemzade Not: Farklı bir tevil olma ihtimali asla göz ardı edilmemeli. Makul ve mantıklı olması gerçek tevilin kesinlikle bu olduğu anlamına gelmiyor. Düşünce güzel, tefekkür güzel, teşbih ve ayetteki bize benzetildi bölümü gibi harika tespitler var ama anlatımın ardından bu noktada bilime terk etmeyi iyice vurgulamalı.”

    Çünkü bütün bunları düşünmesi bile Kuran’a nasıl bir aşkla sarıldığını gösteriyor.
    …………………………………………………………………..

    ben ve yasir bundan farklısını söylemedik bakınız piyango piyango……. ve biz TIN olduk. acaba diyorum sana da bu tabiri kullandı mı ?????

    ve de Hakkı ayakta tutanlar mı kurana daha bir aşkla sarılmış yoksa kuranı tahrif edenler mi ?????

    yorumunda ki düşünce tersliği dikkatini çekmiştir umarım……

    Selametle

  15. Bir şeyi reddetmek için okursanız reddedersiniz. Anlamak için okursanız anlar ve elestirirsiniz. Metin abinin kitabına göre alintiladigim eleştiri notlarim kitabin ilgili bölümüyle ilgilidir. Yazmadigim cokca lehte ve aleyhte elestirim var. Kitabon tamamini goz önüne aldığımda olumlu buluyorum. Hatalı yaklastigin nokta özellikle su ki Kaan sen yazari Kurani tahrif etmekle sucluyorsun. Oysa ki kitap bir inceleme arastirma kitabi. Meal degil. Asil tahrifler meallerde. Ve yazar asil o tahriflere karsi beynimizi tahrip edenlere karsi bir gorus getiriyor. Doğru tefekkurleri vardir hatalar da olabilir. Ama bu durum dan dolayi Metin abiyi haktan cikmakla sucladin. Ben bunu tasvip etmiyorum. her reddimiz icin birisini kötü niyetli gorecek olsak yeryuzunde iyi niyetli kimse kalmaz. Ben kimsenin avukati degilim ama sen birisine iyi miyetle emek verdigin bir seyi anlatmaya calistiginda seni elestirmek yerine surekli seni cslisman nedeniyle sucladiklarini dusun. Eminim ki o kisiye onlarca sayfa calismalarini anlatmak icin ugrasmazdin. Daha da agir bir karsilik verir ve keser atardin. Birleştirici olmaya calistim diye sen beni bile suclar bir tavra giriyorsun. Bu uygun mu. Unutma kendisine ilim geldikten sonra imani bile olmayan konularda bir sebep yuzunden hiziplesmek en kotusudur. Oysa Sen de Yasir de Metin abi de imanindan suphe edilmeyecek kalitede muslumanlarsiniz. Birbirimize bunu unutmadan yaklasmamiz gerekir. Selam ve sevgilerimle.

  16. Olay yüzde yüz böyle olmuş gibi anlatılıyor.. diyorsun ya abi… yani metin bey kuranda öyle değil de benim dediğim gibi olmuştur demesi bana göre kuranı tahrif etmektir. zaten sende uyarıyorsun bu uyarıyı ne amaçla söyledin… metin beyin yazdıklarının doğruluğuna yazdığım sebeplerden dolayı inanmadığımı da belirttim…. bu benim görüşüm. benim görüşüme de senin karşı durmana anlam veremedim….

    ben seni suçlamadım sadece iki soru sordum…

    sitede yazılan konulara göre sende TIN’sın

    gerçekten daha ağır karşılık verecek olan o mu biz mi ?

    son yazımdır. Değerli düşünürünüz ile baş başa bırakıyorum….

    Allah’a emanetsiniz….

  17. Anlamamışsın. Ben senin görüşüne değil yaklaşımına karşı çıktım. Aynen Metin abinin üslubuna karşı, yaşına, samimiyetine ve benden fazla olan ilmi tecrübesine hürmeten bir seviyede karşı çıktığım gibi. Umarım anlarsın. Sen de Allah’a emanet ol..

  18. bakın kardeşim bir taraftan hastayım diğer taraftan bir AVM de mecburen 10 güne yakın çalışmak zorundayım. Yorumlarınızın hepsini okudum. hepsine verilecek cevabım var ama inanın şimdilik vaktim yok.
    Fikret armana yazayım öncede nasılsa devamını okumayacak belki ilk satırlarda olursa okur fikret arman bak kardeşim öğrenmek,karşılaştırmak ,, niye lere cevap aramak için turan dursun ve ilhan arselin kitaplarını dahi okudum sitelerindeki blogların bir çoğunu okudum . kuran hakkında yazılan yorumlar bloglarda dahil çok şey okudum ve internette bu kadar PİSLİK DÜŞÜNCELER varken içinden arıtılmış,rafine olmuş kurana uygun olanlarını aldım. İnanın özellikle ilhan arsel ateist olmasına rağmen hep sorguluyor ve onların sorguladığı şeylerin bir çoğunu kurani hakikat diyerek cevapladığıma inanıyorum.^( ahirette hesap verirken tek yanlışları UYDURMA RİVAYETLERİ din sanmak ve onlara inanmak olduklarını anlıyacaklar. aynı örneği internette bir çoklarında görebiliyorum..
    Şu ana kadar yazdığım ve hatta DETAY kitabındaki konular hakkında çok defa kuranla çelişkiye düşmeyeyim diye çok düşündüm. YASİR yada KAANın çelişki sanması itiraz memurluğu yapması hiçte umurumda değil. Çünki kainat ayetlerinden yeni bir şey getiremediler getiremezler diyede düşünüyorum.
    Kalemzade kardeşim KURANİ hakikatler yüzünden benim İSMİMİ vermen gerekmiyor. Sadece bir yerde YAZIM varsa LİNK vererek belirtebilirdin.lakin bu konuda bir BLOG um yada makalem yok. Lakin sen sorgulayan biri olduğun için bazı noktaları araştırmanı isteyerk bazı konularda yazdım o kadar. kurani hakikatler bireyselleştirilmez ki.
    Bakın bunlara göre Allah göklerdedir ve çok yüceltmek zorunda sandıkları peygamberide göklere ayağına çağırmakta lakin iş hz Musaya gelince Allah göklerden inip TUVA vadisinde Musanın AYAĞINA gelebilmektedir. Bir iş için bile ayağına çağırılanmı değerlidir yoksa ayağına gidilenmi ? Siz yahudi UYDURMALARINA inanın ne diyeyimki. ALLAH her an her yerdedir. bir yere çağırma yada gelme söz konusu değildir. hala düşünmüyormusunuz ? Musaya asanı at korkma ben seninleyim derken nerede idi hiçmi düşünmediniz ?
    TV programındaa 4 gece farklı zamanlarda hem bakara teorisi hem kehf ve fil suresi konusunda anlattım.
    Programdada şunu söyledim :
    Allaha ve kurana çok bağlı olmama rağmen Allahın ( benim yanlışlarımdan dolayı ) azapından korktuğum halde bütün çalışmalarımda SÜNNETULLAH ile açıklamaya çalıştım kuran ayetlerinin karşılığı KAİNAT ayetleri ile açıkladığım halde ki ben sanki ateistmişim gibi suçlayanlar oldu ve gittikçe KAAN gibiler ne kullandığımı sorabiliyor. ben sıgara dahi içmiyorum ,içki uyuşturucu kullanmam mümkünmü ? bakın iş TINN lıktan çıkıp başka bir şeye dönüşmeden yazacaklarınızı bir ölçün biçin. çünki suçlamalarınızdan sorgulanacaksınız. bir gün o gün gelmiyecek sanmayın.
    TINN kafa diyerek ( konu hakkında İlminiz yok bilginiz yok ) belirttiğim halde bana RİVAYETleri ve o rivayetlerde anlatılanları getirdiniz . Konu ile alakalı hiç bir kainat ayeti getiremediniz farkındamısınız ?
    Kurandada hz muhammede dahi o ümmi yani okuma yazması yoktu diyerek aslında peygamberi TINN yapanlar sözüm sizlere : Allah kitap vereceği peygamberine Okuma yazma öğretmemişmi yoksa ÜMMİ başka manası var ve sizde o uydurma rivayetlerin peşinden mi gidiyorsunuz. hatta daha ileri gidip OSMAN zamanında kuran topllandı diyenler. allah peygamberine toplatmamış ve DAĞINIK bıraktığı kitabının toplanması için peygambere değil OSMAN a mı güvenmiş ? Siz gerçekten düşünseniz bile MUKAYESE mantığınız sıfır.

    SON olarak DETAY kitabının son bölümünden bir örnekleme ile bitireceğim bu günki yazımı.
    bir ZAMAN MAKİNANIZ olsa ve peygamber zamanına dönebilseniz ve o olayları hatta MUCİZE leri görseniz şahit olsanız ve KAMERAYA kaydetseniz.
    Yeniden zamanımıza dönüp desenizki bakın bu BELGE işte olayların gerçeği işte MUCİZE lerin oluşumu ve o FİLMİ insanlığa hatta YASİR VE KAAN a bile seyrettirseniz inanın yine İTİRAZ edecekler ve bu FİLMİ bir stüdyoda çekildiğini sizin sahtekarlık yaptığını ve aslında MUCİZE ler öyle değil böyle oldu diyeceklerinden hiç ŞÜPHEM yok.
    Sanırım Allah kitaba yazdıklarımın örneklerini göreyim yaşayayım diyede sizin gibileri karşıma çıkarıyor. Ahirette bütün peygamberler ŞAHİT olarak gelip gerçekleri anlattığı anda bakalım ne yapacaksınız.
    ayrıca kitabın son bölümü DETAY ( zaman makinası) bölümünde MUCİZE leri inkar ediyorum sanılmasın deyip MUCİZE yani ALLAHIN MUCİZE kavramını açıklıyorum diyede yazdım.
    MUCİZE = Bulunduğu zamanda ( bilinç düzeyinde ACZE ) düştükleri şeydir. Çünki ileriki yüzyıl yada binyılda gerçekleşecek TIP; TEKNİK ve bir DOĞA olayın bir DENKİ yada BENZERİ o yüzyılda o topluma o kavme yaşatılmıştır. örnek vereyim şayet bu yüzyılda bir PEYGAMBER gelecek olsaydı ve biz ondan MUCİZE istese idik ve Allah ona MUCİZE verse idi zamanımızdan çok ileride yaşanacak yada icat edilecek TIP;TEKNİK : doğa olaylarından biri yaşatılacaktı ve bu yüzyıla kadar hiç duymadığımız,görmediğimiz ve şahit olmadığımız bir ŞEY olacaktı. Nasıl olur ya deyip bilinç düzeyinde acze düşecektik.
    Allah bu MUCİZELER i anlatırken detay verip açıklamamış ve KAİNAT AYETLERİ ne başvurup karşılaştırmamızı istemektedir ve işte benim yaptığımda budur. Lakin sizler UYDURMA RİVAYET çilerin peşinden gidip kuran SOL yolu tarif ederken SAĞ yola sapabilirsiniz. özgürsünüz.

  19. Farklı bir bakış açısı sunmak istiyorum.Nuzül sırasına göre biliyoruzki bundan bir önceki sure KASAS suresi ve bu surenin son ayetleri şunlar:
    86. Sen bu Kitap’ın sana indirileceği ummuyordun; Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde, gerçeği örten nankörlere/inkârcılara sakın destekçi olma.

    87. Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra sakın seni geri çevirmesinler. Rabbine yakar/Rabbine çağır. Sakın şirke bulaşanlardan olma.

    88. Allah’ın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok O’ndan başka. O’nun yüzü dışında her şey helâk olacaktır. Hüküm yalnız O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.
    Bu durumda bağlam içinde Mescid-i Haram dan Mescid-i Aksaya yürütülen Muhammed Peygamber olmuyormu?
    Bir bakış açısı daha Hakkı yılmaz a göre Mescid-i Aksa denilen yer Mekke sınırları içerisinde ve yürüyüş mesafesinde yani anlatıldığı gibi ışınlama olayı yok.Bu konu hakkındaki değerli düşünceleriniz neler?
    Selam…

  20. Adaşım METİN bütün YORUM ları okuma fırsatınız oldumu yukarılarda ?
    Aslında MESCİD konusunda detaylı anlattım. MESCİD bina adı değil.
    Mescidi AKSA da bir BİNA adı değildir. Lütfen yukarıdaki ilk yorumlarımı sıra ile okursanız umarım yeni bir bakış açısı oluşacaktır.

  21. İSRA = İSRAEL yani ikisi arasında bağlantı kursalar bile insanlar GECE YÜRÜYEN (KULun) hz Muhammed değil MUSA olduğu gerçeğini göreceklerdir. İSRAEL devletine İSRAEL ismi konması GECE YÜRÜYEREK (İSRA) toplumsal bir mücadeleye kalkmış bir TOPLUM un aldığı anlamlı ismİdir. peygamberleri gece yürütülerek FİRAVUNUN un ülkesine gönderilmiş,peygamberlik verilmiş sonralarıda ( kavmini gece al ve yola çık ) der Kuran. özgürlük mücadelesinede DENİZden geçerken GECE yürütülmüştür
    İSRA suresinin 1-2-3-4-5-6 ve hatta devamı bile bir bütün olarak MUSA ve ona peygamberlik verilmesi. yahudilerin Nuhun zürriyetinden olduğu Musaya peygamberlik verildiği ve sonunda bunun yahudilere bildirildiğini anlatır.

  22. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki herkes hata yapabilir.Haytını ateizme adamış ve bu uğurda çabalar sarfedip hayatın son aşamasına geldiğinde yanlış yolda olduğunu anlayıp Tanrı olabilir deyip eski düşüncelerinden vaz geçip dönen bir çok prof olduğunu biliyoruz, merak eden net’ten yazılarını veya videolarını bulup okuyabilir izleyebilir bunun gibi insanları…
    Demem o ki bütün hayatını yanlış temeller veya tezler üzerine oturtan çok akıllı veya kendini akıllı sanan insanlarda mevcuttur, önemli olan hatayı fark ettiğinde hatayı kabullenip dönebilmektir…

    İbrahim peygamberin İlk oğlu İsmail ve diğeri İshak. Bunların hanğisi Kurbanlık olayının muhatabı Kuranda net belirtilmemiştir…Tevratta İshak olduğu geçmekte lakin yine tevrata bakıp Allahın israiloğlularına İlk erkek evlatlarınız hatta her şeyin ilk doğanı Allaha aittir ona adıyacaksınız emirinden Bunun muhatabının İsmail(samuel) olabileceğine yine tevratan çıkarabiliriz…Şimdi Allah İsrailoğlularına İlk doğanları bana adayacaksınız demesinden İsmaili Allahın yoluna adadığını ve Annasi hacer ile İsmaili ıssız kimsesiz haram bölğeye yerleştirmesinin sebebini anlamaya yardımcı olmaktadır…İsmailin görevi ise arap toplumu içinde onlara namazı ve zekatı emretmek ve ilk ibatet evi olan kabenin koruma ve bakımıdır… Şimdi burada Kurabanlık ayetleri ister muhkem ister müteşabih hiç fark etmez, İbrahim peygamber, oğlunu yatırıp gerçekten bıçağı ister vursun ister vurmasın, sonuçta İbrahim peygamber oğlu İsmaili Allah yolunda kurban edip Arap toplumu içine bırakmış ve ALLAHA karşı görevini yapmıştır…Şimdi bu ayetlerden şahsım adına hem muhkem hem müteşabih çıkarımlar yapmaktayım…İbrahim oğlunu yatırıp rüyasına riayet ederken ALLAH izin vermeyip yerine bir fidye gönderip oğlunu benim yolumda ‘’gurbete’’ gönder yani ‘’kurban’’ et demiş olamamız mı?… Yani ‘’KURBAN’’ ile ‘’GURBET’’ kelimeleri dahi aynı kökten türemektedir…
    Ama metin abinin deyişinde İbrahim peygamber Dini oğluna tebliğ etti diyor…Öyle bir anlatım var ki İbrahime sanki kimse inanmamış sadece İbrahim Müsliman…Burada tarih ve Kronolojiye iyi bakmak lazım, İbrahim kavminden göç ettiği zaman yanında Lut peygamberle birlikte İbrahime ve Allaha inananlar vardı, bunların sayısını Allah bilir. Aslında İbrahim peygamber, oğluna dini tebliğ etmedi zaten oğlu ve ailesi ve kavmide Allaha inanan şirk koşmayan insanlardı, İbrahimin oğluna söylediği şey rüyamda seni boğazlıyor gördüm, ALLAH bunu emrediyor, oğlunun cevabı ise Babacığım emrolunduğun şeyi yap inşallah beni sabredenlerden bulacaksın veya İbrahim oğluna seni Allah yolunda gurbete göndericem sende orda Allah yolunda çalışacaksın oğlu ismailde babacığım emrolunduğun şeyi yap beni gurbete gönder inşallah beni sabredenlerden bulacaksın…
    Şimdi Kuran bizlere yani bütün insanlığa bir zikir-tekrar için inmiştir yani hayırlı işleri zikir-tekrar haline getirmemiz içindir…Kuranın bir diğer görevide diğer sahifeleri yani Tevratı-zeburu-incili tastik içindir, şimdi Kurandan önce inen kitaplar tahrif edilmişmidir orasını Allah bilir ama topunu birden ne red edebiliriz nede kabul edebiliriz…Lakin Kurandan anladığımız çıkarımlar yaptığımız İsa Mesih-Zekeriya ve Yahya dönemlerinde Tevrat ve Zebur uyulması gerek bir rehberdir yani tahrif edilmediğini anlıyoruz, çünkü ALLAH bu peygamberlere emrederek tevrata ve incile sarılın demekte…İsrailoğlularının yaptığı tahrifat ise genelde kelimelerin anlamları üzerinde veya halka uyğulanan şeriatla üst tabakaya uyğulanan şeriatın farklı olmlarındandır…

    Ayrıca ‘’İSRAİL’’ kelimesinden isra 1’de Musanın bahsedildiğini nasıl çıkarıyorsunuz anlamış değilim…Yakup peygambere Allahın sonradan verdiği isim İsrail’dir musa ise ondan yüzlerce yıl sonra dünyaya gelmiştir…Ayrıca ‘’İSRAİL’’ kelimesi İbranice ALLAH’la güreşen anlamında geçmektedir…Tevratta Yakup kavmiyle yolculuk halindeyken vuku bulan bir hadise sonucu bu ismin ona verildiği geçmektedir…İlk bakışta veya herkezin ALLAH ile güreşen anlamı vermektedir veya herkez öyle dillendirir aslında benim hüsnüzanım ise ALLAH’ın yanında ALLAH yolunda güreşen, zorluklarla boğuşan , ALLAH yolunda her türlü şeyle mücadele eden anlamı çıkarmaktayım, en iyisini Allah biri…Çünkü bütün elçiler veya gerçekten mümün kişlilerde dahil günümüzde gerçek islamı yaşamak elinde ateş topu taşıman demek zorluklarla mücadele etmek demek, çünkü batıl ve şeytani kişi ve kurumlar her yönden saldırmakta ve kişinin nefsine kolay gelen şeyleri kullanmaktalar, Allah yolunda olanlar ise kişinin nefsine hep ağır gelmektedir…Müslümanların bir yanlışını belitmek isterim İSRAİL ismi kuranda geçmesine karşın ben hiçbir müslümanda İSRAİL ismini duymadım belki vardır bilmiyorum ama bu isim Müslümanlarca koyulması gerekn bir isimdir yani Yahudilerin tekelinde kalmamsı gerekir…
    Bir çek isim ve meleklerin sonunda geçen ‘’EL’’ ‘’İL’’ İbranice ‘’ELOHİM’’ den gelir bizdeki kurandaki ‘’İLAH’’ ve ‘’ALLAH’’ kelimeleri ile aynıdır diğer semitik dilerde ise ‘’ALOHA’’ gibi geçmektedir…
    Tevratta geçen ‘’YAHVE’’ ise benim Hüsnüzanım Kuranda geçen ‘’HU’’ ismi veya bağlacında saklıdır diye düşünmekteyin, kuranda bir çok yerde ALLAH’ın sıfatları zikredilirken ‘’YAHUVER’’ veya ‘’YAHUVEL’’ den sonra ALLAH’ın iki sıfatı zikredilmektedir, şöyle ki ‘’YA HUVER RAHMANUR RAHİM’’ YA HUVEL SEMİUL BASİR’’ zaten islamda ‘’HU’’ imside önemli bir yer kaplamaktadır…

    Kuranın bir çok suresi ise anlamı bilnmeyen harflerle başlayıp devam etmektedir…Misal ‘’ YA- SİN’’ – ‘’ELİF-LAM-MİM’’— ‘’TA-HA’’ bir hüsnü zan olarak bu harflerin ise yine İbrahim peygambere verilen kitap ve Yahudilerce veya dinsiz sion Yahudilerce kötü amaçlar içinde kullanılan ‘’KABALA’’ denilen kitapla alakalı olabileceğini düşünmekteyin, İbrahim peygamberin kitabında veya Kabala’da harfler-semboller ve bunların şifreleme yöntemleri vs bir çok detay sözkonusu, doğada ve evrende yaratılan her şeyin bir harf ve rakamsal sömbolük karşılığı ifadesi söz konusudur işte bunların bazıları tek harfle bile sembölüze edilmiştir veya o harflerin birleşmesinden vs…Bende bunların içerik ve detaylarını bilmemekle birlikta Sürelerin başlarındaki harflerin teker teker veya toplamının hepsinin sembölük değerler içermeleri bizim anlmıycağımız bir kodlama ile başlara yerleştirilmiş olabileceği hüsnüzannındayım…

    Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!” 71 / NÛH – 26
    Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu. 17 / İSRÂ – 3

    Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır. (Hûd Suresi 48)

    Ayrıca Kuranda Nuh peygamber Ademden sonraki en önemli ikinci fiğür olduğu için ve Nuh süresinde Nuh peygamberin duasında arz-yeryüzünde hiçbir kafir bırakma duası ve Nuhtan türüyecek milletler söyleminden Nuh’a hitap bütün insanlığa hitaptır…İsrailoğluları tabiî ki Nuh’un soyundandır lakin İsrailoğluları Nuh’un soyu olan veya devamı olan kavmin içinden çıkan İbrahim ve yanındakilerin devamıdır…Kuranda Enam 133’te dediği gibi
    Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. 6 / EN’ÂM – 133

    Yani İsrailoğluları başka bir kavmin soyundan çıkıp yeni bir kavim olmuştur…Peki Nuhun kavmi olan ve ibrahimin içinden çıktığı geriye kalan diğerleri ne oldu? Onlar nuhun devamı kavimler değil mi?…

    Allah’ın emri olarak: “Ey arz, suyunu yut ve ey gök! Yağmuru tut.” denildi. Su çekildi ve iş bitirildi. Gemide CÛDİ dağı üzerinde kararlaştı ve : “-Zâlimler helâk olsun.” denildi. 11 / HÛD – 44

    Nuh olayı ne zaman vuku oldu bilinmiyor, bu olay olduğunda dünya nüfusu ne kadar bilinmiyor, dünyanın çoğrafi konumu bilinmiyor, yani yerlerden ve göklerden suların fışkırtıldığı söyleniyor bu olaydan önce veya sonra kıtaların durumunda değişiklik odlumu? Olmadımı? bilinmiyor …Allah bilmemizi isteseydi muhakkak bildirirdi…Şimdi sadece İsrailoğlularının Nuh soyundan geldiğini sanmak büyük hata olduğunu sanmaktayım lakin Nuh soyu içinde İlahi emir ve Risaleti yani vahyi takip edip dağıtan İbrahim’dir yani Kuranda Adem ve Nuh’tan sonra en önemli 3’üncü fiğür olan İbrahim yüklenmiş ve ondan çıkan İsrailoğluları ve İsmail ile Arap kavimleridir…

    Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen). 4 / NİSÂ – 125
    iyiliği kendine iş ve âdet edinerek Allah’a yönelip yüzünü O’na teslîm eden ve İbrahim’in Hanîf Milleti (dini)ne uyan kimseden daha güzel dinli kim vardır? Allah, ibrahim’i Halîl (yakın dost) edinmiştir. 4 / NİSÂ – 125

    Allahı arayıp bulan peygamber olarak Allah nazarında lütuf bulan İbrahim Allahın Halila hitabına mashar olmuş ve Allaha Allaha uyanlara milleti İbrahim demiştir…

    Kul sadakallâhu fettebiû millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne). 3 / ÂLİ İMRÂN – 95
    De ki: “Allâh doğru söylemiştir. O hâlde hanîf olarak İbrahim’in milletine (din anlayışına) tâbi olun. Şirk koşanlardan değildi (O)!” 3 / ÂLİ İMRÂN – 95

    Yani iki millet vardır, Allahın hanif İbrahim milleti yada Allaha karşı gelen küfür milleti…Kavim ile Milleti karıştırmayın…Hanği kavimden gelirseniz gelin müslümanım diyorsanız Allahım tanımladığı İbrahim Milletine tabisiniz demktir…Bir türk, vaya inğiliz, Fransız, arap veya yahudide olabilirsiniz ben Allaha teslim oldum, ondan başka ila yok deyip iyilik yapıyor ve kötülükten sakındırıyorsanız haksız yere can almayıp- fiten zulüm yapmıyorsanız-kul hakkı yemiyorsanız ve Allahın yap dediklerini yapıp ALLAH yolunda mücadele verip yapma dediklerini yapmıyorsanız hepiniz,hepimiz tek milletiz Allahın hanif olan Mileti ibrahimiz…

    METİN ABİ DEMİŞ Kİ————–’’Ahirette bütün peygamberler ŞAHİT olarak gelip gerçekleri anlattığı anda bakalım ne yapacaksınız.’’——————-

    Metin ağabeycim, bak sen hala böyle söylemler yazarak antipatik olsanda şahsım adıma ben alınmıyorum ve sana diyorum ki, peygamberler şahitler olarak geldiklerinde inanmış Salih Müslümanları ve ALLAH’ın yap dediklerini yapanlara, yapma dediklerini yapmayanlara yani muhkem ayetleri yerine getirenlere, müteşabih ayetlere sen neden böyle inandın diyip sorğuya çekeceklerini inanıyormusun, yahu adam ALLAH’a şirk koşmamış, inanmış-haram yememiş-zina yapmamış-faiz yememiş-fitne çıkarmamış-zulüm yapmamış, oruç tutmuş- salat yapmış-zekat vermiş-garibanı korumuş- adaletli ve adil olmuş veya kötülük yapmış olsada tövbe edip ALLAH yoluna girmiş şimdi bu kişi müteşabih olan bir ayeti aklı almadığı ve çözemediği için yazıldığı gibi inanmış olsada sadece yanılmış olmaz mı? Bu Müslüman müteşabih ayetleri anlayamadığından yanlış anlamlar yökleyip öyle inandığından misal Süleymanı insan kavmi karınca değilde, hayvan karınca anlamış ise, Allah bu Salih müslümanın güzel amellerini görmezlikten mi gelecek sanıyorsun veya sen o karıncaları hayvan sondın halbu ki onlar İnsan kavmidi senin bütün amelin boşa mı gitti denilecek sanıyorsun…Bu mütaşabihleri fitne-şirk konuşu yapmamak şartıyla kuranda yazıldığı gibi anlamış Salih Müslümanların amellerinin boşa gideceğini sanmıyorum çünkü benim Rabbim olan ALLAH sonsuz merhamet sahibidir…Muteşabihleri kuranda yazıldığı gibi anlayan Müslüman ahirette açıklandığı zaman sadece yanıldığını anlamış olacaktır çünkü o Salih bir müslümandı, çünkü müteşabihleri fitne ve şirk vesilesi yapmadı çünkü kuranın yap dediklerini yaptı, yapma dediklerinide yapmadı…
    Tabiki her şeyin en iyisini Allah bilir….

    Metin abiye Allah’tan şifalar dilerim…
    Ben buradaki muhatap olduğum herkese hakkımı helal ediyorum…Gönül kırmamaya çalşıltık bilmeyerek bir densizlik yaptıysak af olan…Hakkınızı helal edin…
    Ben amatör ve Salih bir Müslüman olmaya çalışan aciz bir Allah kuluyum, benim hüsnüzanlarım ve suizanlarım beni bağlar, mutlak gerçekler ve doğrular değildir…Yanlışlarım olabilir, doğruyu ancak bu şekilde konuşarak bulabiliriz bilğiyi tartışarak bulabiliriz.
    Allah hepimizi doğruya yöneltsin…
    ALLAHA emanet.

  23. ( Bir MASUM u öldürmek bütün İNSANlığı Öldürmekle eş değerdir )

    Bu başlığı niye attım ? Bu HÜKÜM ayeti neden astım. Dur bir tane daha asayım :
    ( Kim bir MÜMİNİ haksız yere öldürürse Allah ona lanet eder ve birde cehennemi hazırlar.)

    Sürekli biz ahirette MUHKEM yani açık yani HÜKÜM veren ayetlerden sorgulanacağız diyen arkadaşlara iki HÜKÜM içeren MUHKEM ayet getirdimki bunun üzerinden sorayım. Yada allah ahirette soracak ya…

    Bir MASUM u öldürdün bütün insanlığı öldürmüş sayıldın şayet bütün insanlığı öldürdüsen ortada DİN de kalmaz çünki DİN insanlığa indirilmiştir.
    Yani Allah diyorki bir MASUM öldürürsen DİN i bile ortadan kaldırmış sayılacaksın ve allah sana lanet edecek ve birde cehennemi hazırlayacak.
    Şimdi yüzyıllardır UYDURMA RİVAYET kültürünün ve yahudi kültürünün yüzmilyonlarca müslümanı bu ayetlere ve MUHKEM lere rağmen ne hale getirildiğine bakalım.
    1= Hz İbrahim ve KURBAN konusunda iki farklı anlatıya rastgelirsiniz çokça ararsanız bir kısmı İbrahim rüyasını yanlış anladı ve Allah emretti sandı ve yanlışlıkla oğlunu kesmeye götürdü ve allahta bu yanlışlığa KOÇ göndererek son buldurdu derken diğer taraf ise hz ibrahim oğlum olursa Allaha kurban edeceğim demiş oğlu büyüyünce bu İbrahime hatırlatılmış ve imtihan için ooğlunu kesmesi emredildi der.. Siz hangi güruhtansınız önce SAF ınızı belirtin…….
    2=) Yüzyıllarca peygamberler gönderip İnsan hayatıının önemini anlatan ve cana kıymayacaksınız MASUM öldürmeyeceksiniz diye TEBLİĞ yaptıran Allah bu sünnetinden vazgeçip emir ve yasaklarının tam tersi bir EYLEM emri verir ve (YUFKA YÜREKLİ ) tanıttığı peygamberine MASUM oğlunu kes emri verirmi ?
    Bu nasıl yufka yüreklilikki oğlunu yatırıp kesmeye kalkar bıçak kesmez lakin taşı keser. Bıçak kesse idi CANİ bir peygamberimi tanıyacaktık ? peygamberler örnek peygamber olsun diye gönderilmişken oğlunu kesmeye kalkan bir peygamber nasıl örnek olur diğer insanlara ?
    3=) hz ibrahimin RÜYAsını yanlış anladığını kabul edersek. yani Allah emretmedise Hz İbrahim büyük bir HATA yapıyor ve aslında MASUM oğlunu kesmeye kalkarak bütün insanlığı öldürmeğe kalkıyor hatta DİN i ortadan kaldıracak bir eyleme kalkışıyor . Allah demesi gerekirki İbrahim büyük bir HATAya kalkıştı. Bırakıın böyle demeyi RÜYA nı doğruladın sana birde ÖDÜL vereceğiz diyor. Neyin ÖDÜL ü bu ??? Bütün insanlığı öldürmeğe kalkan DİN i ortadan kaldıracak bir eyleme girişen peygambere neden ÖDÜL verilsin neyin ÖDÜL ü bu ??
    4=) yusuf suresinde Firavunun hatta MAHKUM ların bile RYAlarını detaylı açıklayan Allah saffat suresi ilgili ayetlerde DETAY bir açıklama bir RÜYA anlatmamış. hz İbrahim bir saniyemi rüya gördü = Oğlunu keserklen görüyor hop uyanıyor ve gerçek hayattada alıp oğlunu kesmeye götürüyor !!! Bu kadar AKILLI anlatılan bir peygamberi AKILSIZ bir konuma düşürdüğümüz hatta iftira edildiği hiç aklınıza gelmedimi ?
    5=) Hz ibrahim oğlunu kesmeye götürse ve kesmeye kalkarken bir KOÇ gönderilse ve oğlunu ve koçu alarak KAVMİNE dönse ve kavmine bu hikayeyi anlatsa…… sonra hayatı boyunca nasıl TEBLİĞ yapacak ( kavmim zinaya yaklaşmayın MASUM öldürmeyin cezanız cehennem olur ) KAVMİ demezmi = yahu İbrahim sen DELİ misin hem diyorsunki ben MASUM oğlumu kesmeye götürdüm lakin bize diyorsunki MASUM öldürürsen cehenneme gidersin. Hiçmi mukayese yapamıyor düşünemiyorsunuz ??
    6= peki bu UYDURMALAR neden günümüze kadar geldi ve bu gün hangi müslümana sorsan hz ibrahimin oğlunu kesmeye götürdüğüne inanmış ????
    Tabiiki saffat 102-107 ayetleri ve sadece yapılan bir MANTIK hatası yüzünden.
    1=) Ayette allah diyormu biz ibrahime EMRETTİK oğlunu kesmeye götürsün ?
    2=) hz ibrahim aldı oğlunu kesmeye götürdü yazıyormu ayetlerde ? yoo..
    3=) Yada hz ibrahim ooğluna oğulcağızım seni kesmem bana EMREDİLDİ diyormu ?? yoo…
    Ayetlerde ALLAH emretmiyor……Alıp oğlunu kesmeye götürdüde demiyor. peki biz neden iddia ediyoruz böyle ?? ayetleri ardı ardına okuyun ve düşünün sorduklarım varmı ? yooo. peki neden gelipte insanlar buna inandırılmış. ŞU YÜZDEN:
    saffat suresinde ( oğulcağızım ben bir RÜYA gördüm seni boğazlıyordum) deniyorya. (boğazlıyordum kelimesinden sonra ( babacığım emronulan şeyi yap) sözü geçince emronulan şey= oğlunu kesmek sanılıp bir MANTIK HATAS yapılıyor. Çünki ayette açık açık oğlunu KES EMRİ yok. peki bu (EMRONULAN ŞEY ) nedir ? KESİN ve AÇIK bir ayet varmı.
    HİCR 94 ayeti açın orada peygamberimize ( emronulan şeyi yap ) deniyor yani aynı cümle var. ve biz biliyoruzki peygambere TEBLİĞ EMRİ verilmiştir ve emronulan şey = yani TEBLİĞ emrini yerine getir diyor.
    Şimdi saffat suresine bakalım ( hz ismailde babasına ( emronulan şeyi yap ) diyor. peki babası PEYGAMBER değilmi babasına emronulan şey TEBLİĞ emrini yerine getir değilmi ? Hz İbrahim bir peygamberdir ve ona emronulan şey açık ve net olarak TEBLİĞ EMRİ dir ve oğlu bu emri kasdetmektedir.
    Çünki bu ayetler hz ibrahimin peygamberlik verildiği ilk gün ve kavminin şiddetli itirazı ve eve gelip moralinin bozuk olması ve o gece RÜYA görmesi ve ( rüya anlatılmamış lakin hz ibrahim oğluna çok öfkeleneceği bir şey görmüşki muhtemelen oğlunu aynı putperetlerin yanında görünce dayanamadı ve BOĞAZLAMAYA kalktı ve ertesi günde bu RÜYA yı anlatıyor ( rüyayı anlatıp rüyanın sonunda onu BOĞZALADIĞINI söylüyor ) oğluda babacığım emronulan TEBLİĞ görevini yap deyince oğlunada halkına yaptığı gibi TEBLİĞ yapmış ve oğlu kabul etmişki ayet ESLEMA = islama,allaha teslim olanlardan olunca ona NAMAZı öğretip bu gün bütün müslümanların NAMAZ da yaptığı gibi ALNI ÜZERİNE YATIRMIŞ: sahi kuzum siz NAMAzda alnı üzre yatmazmısınız ? ayetlerde aldı oğlunu kesmeye götürdü yazıyormu ?? yoo.

    Uzun zamandır nette yayınladığım bir MEKTUP var. hz ibrahimden yazılmış gibi anlatılarak olayın ASLI anlatılıp anlamanız sağlanıyor.Lütfen bu mektup gerçekten size gelmiş gibi hatta 7 soru var içinde bunu KALP ten yanıtlamaya kalkın. ÖN yargısız okuyun ve sadece düşünüp sorgulayın.
    http://metafizik19.blogcu.com/hz-ibrahimden-mektup-var/12676624

  24. Hz. İbrahimden MEKTUP Var :

    Yüzyıllardır bana ve oğlum İsmaile attığınız iftiralar yüzünden ruhum

    acımakta ve İslam alemi adına üzüntü duymaktayım. Müsaade ederseniz

    konuyu anlamanız için bir kaç şey sormak istiyorum :

    1-) = Kuran’da gerçekten benim öz oğlum İsmaili kesmeye götürdüğüm

    yazıyormu ? ( Elimdeki bıçak taşı kesip oğlumu kesmemişmi ?

    Yazıyorsa nerde yazıyor ?

    2-) = Bir masumu öldürmek bütün insanlığı öldürmekle eş değer tutan

    Allahın sünnetinde bir değişiklik oldu ve bana ^^oğlunu kes ^^ mi dedi.

    Bütün insanlığı öldürmekle eş değer tuttuğu bir şeyi Bana emredermi ?

    Emretti ise nerde yazıyor ?

    3-) = Yada ben oğluma gelip = Oğlum : ^^bana seni kesmem

    emredildi^^ mi dedim ? Dedi isem nerde yazıyor ?

    4-) = Ben rüyamı anlattım oğlumda ^^emronulan şeyi yap ^^ dedi. Peki

    Emronulan şey ne idi hiçmi düşünmediniz de uydurmacı rivayetçilerin

    peşinden giderek (oğlunu kesmesi emredildi ) yada bazılarınız

    Allah emretmedi İbrahim rüyayı yanlış anladı . dediniz ?

    5= Ben bir peygamberim ve hem tebliğ yapıp Allahın dinine davet

    ettiğim gibi , Allahın emir ve yasaklarını da ilettim . Çalmıyacaksınız,

    Zina etmiyeceksiniz, Cana kıymayacaksınız yoksa cezanız cehennem

    olur ve Allahın lanetini kazanmış olursunuz dedim. Bir MASUM’ u

    Öldürmek (kısas,savaş,nefsi müdafa,kaza) yani bi hakkın bütün

    İnsanlığı öldürmekle eş değer deyipte aslında OĞLUMU değil bütün

    İnsanlığı öldürmeyemi gittim ? Yada Oğlum MASUM değilmi idi ?

    6-) = Şayet kavmime böyle tebliğ yapıpta sonra ertesi günü dağ

    tarafından bir elimde İsmail bir elimde KOÇ ile gelipte ^^ ben

    Oğlumu kesmeye götürmüştüm rüyamda gördüm diye sonra bir melek

    Geldi KOÇ getirdi desem , Kavmim bana ( Ya İbrahim sen ne kadar

    yalancısın dün geldin bize ne tebliğ ettin (öldürmeyeceksin yoksa Allahın

    lanetini kazanırsınız ve cezanız cehennem olur dedin ) şimdi tam aksi bir

    şey söylüyorsun. senin Allahında sende yalancısın diye beni kovmazlar mı

    idi ?

    7-) Allah Kitabında beni ( İbrahim çok yufka yüreklidir diye tanıtmıyormu ?

    Yufka yürekli bir adam Tavuk kesemez iken sizler bana Oğlunu

    kesmeye götürdü diyerek Allaha iftira atmıyormusunuz ? Kitabında yalan

    ve çelişki olacak şeyler mi yazdı sizlere göre ?

    😎 Öyle görülüyorki bir DELİ bir kuyuya taş attı ve yüzyıllardır

    Bu kadar akıllı çıkaramadı öylemi ?

    9-)= Şimdi aklınızdan peki Saffat suresi 102 ve 107 nin gerçek TEVİLİ

    ne idi diye geçiriyorsundur. Tabiî ki anlatacağım. İşte rüya ve gerçek :

    Bana Allah tarafından peygamberlik EMREDİLDİĞİ ilk gün idi. Eşime ve Oğluma:

    Ben ,kavmime çıkıp TEBLİĞ görevinde bulunacağım diyerek evden ayrıldım

    Heyecanla kavmime çıkıp TEBLİĞe başladım fakat her peygamberde olan tepki

    bana da oldu ve bağrışmalar ve hakaretlere maruz kaldım ve ben Kuranın anlattığı

    gibi YUFKA yürekliyim.Moralimin çok bozuk olup eve döndüğüm O günün gecesi

    yatağa yattığım sırada acaba benim oğlum İsmail de benim peygamberliğime

    inanmıyor diye düşünürken uykuya dalmışım.

    Rüyamda oğlum İsmail i putların yanında gördüm ve İsmail bana

    dönüp baba bende senin peygamberliğine inanmıyorum dediği anda ona

    öfkelenerek üzerine yürüdüm ve boğazlamaya (ZBH ) kalktım. Fakat

    kan ter içinde uyandım ve sabahı zor yaptım. .

    Sonra ertesi günü düşündüğümde ^^ Dinde zorlama yoktur ^^

    ilkesini hatırlayarak şayet oğluma tebliğ yapıpta oğlum kabul etmesse

    tıpki Hz Nuhun oğlunu gemiye almak için zorlamadığı gibi bende oğlum

    İsmaili zorlamayacaktım. Lakin önce oğlumun bu konudaki fikrini almak için

    rüyayı anlatmam ve onun bu konudaki yorumunu dinlemem gerekti.

    Oğlum İsmaili yanıma alarak bir kenara çekildik ve ona hem TEBLİĞ

    görevini yapmak hemde dün gece gördüğüm rüyayı yorumlaması için

    önce rüyamı anlattım

    Saffat suresi 102 = Fe lemmâ belega meahus sa’ye kâle yâ buneyye innî erâ fîl menâmi ennî ezbehuke fanzur mâzâ terâ, kâle yâ ebetif’al mâ tû’meru setecidunî inşâallâhu mines sâbirîn(sâbirîne).
    ________________________________________
    fe : böylece
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
    belega : erişti
    mea-hu : onunla beraber
    es sa’ye : çalışma
    kâle : dedi
    yâ : ey
    buneyye : oğulcuğum
    innî : muhakkak ben
    erâ : gördüm
    fî el menâmi : uykuda
    ennî : muhakkak ben
    ezbehu-ke : seni boğazlıyorum
    fanzur (fe unzur) : haydi bak
    mâzâ : ne
    terâ : görüyorsun -yorumluyorsun
    kâle : dedi

    ^^Oğulcağızım ben bir rüya gördüm (rüyasını anlatır) seni boğazlıyordum.
    İsmailde = Babacığım öyle şey olurmu ben senin peygamberliğine ve Allaha

    İnanıyorum sen EMRONULAN’ı (Tebliğ görevini yap ) dedi.

    Bana EMRONULAN ŞEY peygamberlik ve Tebliğ EMRİ idi tabii. Daha EMREDİLELİ

    bir gün bile olmamıştı. . Burada emronulan şey (sanki oğlumu boğazlamakmış

    gibi lanse etmişler rivayetçiler ) Aslında bütün endişe ve sıkıntılardan

    arındım ve oğluma sarılarak onunla kutlaştık ve onu İSLAMa davet ettim.

    Hicr 94 ayetine bakın hz Muhammede seslenir Allah ve (emronulan şeyi yap )der

    emronulan şey nedir ? tabiiki TEBLİĞ emridir. İşte Hicr 94 ayetteki (emronulan şey)

    ne ise saffat 102 de hz. ismailin babasına (emronulan şeyi ) demesi aynı şeydir.

    İkisindede (tebliğ emrini yerine getir ) manasına söylenmiştir ve Hz ismailinde babası

    peygamberdir ve emronulan şey = TEBLİĞ emridir.

    yâ ebeti : ey babacığım
    if’al : yap
    mâ : şey
    tû’meru : sen emrolundun
    se-tecidu-nî : beni bulacaksın
    inşâallâhu (in şâe allahû) : inşaallah, Allah’ın dilemesi ile
    min es sâbirîne : sabredenlerden

    Oğlum kavmime çıkıp tebliğ görevi yaparken beni izlemiş ve kavmimin

    bana yaptığı sıkıntıları görmüş ve bunun için bende senin yanında

    sıkıntılara katlanacağım ve benide sabredenlerden bulacaksın demişti.

    SAFFAT suresi 103 =

    Fe lemmâ eslemâ ve tellehu lil
    cebîn(cebîni).
    ________________________________________
    fe : böylece
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
    eslemâ : ikisi teslim oldu
    ve telle-hu : ve onu yatırdı
    li el cebîni : alnına, alnı üzerine

    Bu ayettede ESLEMA olarak bildirilen şey ikimizinde İSLAMA TESLİM

    olduğumuzu anlatan ayetlerdi Ben oğluma TEBLİĞ yapıpta İSLAMa davet

    edip oğlumdakabul edince onuda yanıma alarak NAMAZı öğretip SECDEYE

    yatırdım. Ayette Anlatılan^^alnı üzerine yatırmak^^ Secdeye yatırmak demekti.

    Siz Namazda secdeye yattığınızzaman ^^alnı üzerinize yatmazmısınız^^ ?

    Saffat suresi 106 =
    İnne hâzâ le huvel belâul mubîn(mubînu).
    ________________________________________
    inne : muhakkak ki
    hâzâ : bu
    le : elbette, kesin olarak
    huve : o
    el belâu : belâ,
    el mubînu : apaçık

    Peygamberlik gerçekten Cefa isteyen ve BELA lara katlanılması

    gereken bir GÖREV idi. O kadar sıkıntılar çektikki O dönemde. Yaşayan bilir.

    Saffat suresi 107 =
    Ve fedeynâhu bi zibhın azîm(azîmin).
    ________________________________________
    ve fedeynâ-hu : ve ona fidye olarak verdik
    bi zibhın : kurbanı
    azîmin : büyük – şerefli

    ayetlerdeki AZİM kelimeside sadece büyüklüğü temsil etmez ŞEREF li

    manasıda vardır ve benim adımla anılacak ve kıyamete kadar sürecek

    ŞEREFLİ bir KURBANLIK olayı müjdelenmişti. Benim peygamberliğime

    karşı fidye olarak verilen bir şeydi bu. KURBAN emri vardı ama benim

    oğlum İsmail ile hiç alakası olmayan bir şeydi. Demekki bu rivayetçiler

    gerçekten USTA birer yalancı idi ki sizin gibi aklı ile sorgulayan insanların bile

    etkisine alabilmişler. Umarım ahiret günü gelipte bütün Peygamberler

    ŞAHİT olarak getirilince Allah bana gerçek rüyayı anlattıracaktır.

    Peki o zaman kafalarınız önde eğik olmıyacakmı. Vay bizeki bilmeden

    neler demişiz bu yalancılar tarafından dememeniz için bence ilk

    yapılacak iş bu TEVİL i İnsanlara anlatmak ve ayet ayet açıklamak ve

    Allahın masumu öldürmeyeceksin emrinin olduğunu ve ne Allahın,

    nede Allahın emir ve yasaklarını kavmine anlatan bir peygamberin

    bu sünnetullahı değiştiremiyeceğini bildirmendir.

    Saygılar Allaha emanet olun.

    NOT : Bu ayetlerin TEVİL ini yapmak için yüce bir peygamberin ağzından

    anlatıyormuş gibi yapmam umarım affedilebilir bir şeydir.

    Fakat yüzyıllardır, yapılan İftiraları görüp karşılaştıkça onların

    yalanları ve iftiralarının yanında affedilebilir bir şey olur diye düşünüyor ve

    hatam varsa önce Allahtan sonrada yüce bir peygamberden özür diliyorum.

  25. METİN ABİ DEMİŞ Kİ——–ALINTI——‘’9-)= Şimdi aklınızdan peki Saffat suresi 102 ve 107 nin gerçek TEVİLİ
    ne idi diye geçiriyorsundur. Tabiî ki anlatacağım. İşte rüya ve gerçek :
    Bana Allah tarafından peygamberlik EMREDİLDİĞİ ilk gün idi. Eşime ve Oğluma:
    Ben ,kavmime çıkıp TEBLİĞ görevinde bulunacağım diyerek evden ayrıldım
    Heyecanla kavmime çıkıp TEBLİĞe başladım fakat her peygamberde olan tepki
    bana da oldu ve bağrışmalar ve hakaretlere maruz kaldım ve ben Kuranın anlattığı
    gibi YUFKA yürekliyim.Moralimin çok bozuk olup eve döndüğüm O günün gecesi
    yatağa yattığım sırada acaba benim oğlum İsmail de benim peygamberliğime
    inanmıyor diye düşünürken uykuya dalmışım.
    Rüyamda oğlum İsmail i putların yanında gördüm ve İsmail bana
    dönüp baba bende senin peygamberliğine inanmıyorum dediği anda ona
    öfkelenerek üzerine yürüdüm ve boğazlamaya (ZBH ) kalktım. Fakat
    kan ter içinde uyandım ve sabahı zor yaptım. .
    Sonra ertesi günü düşündüğümde ^^ Dinde zorlama yoktur ^^
    ilkesini hatırlayarak şayet oğluma tebliğ yapıpta oğlum kabul etmesse
    tıpki Hz Nuhun oğlunu gemiye almak için zorlamadığı gibi bende oğlum
    İsmaili zorlamayacaktım. Lakin önce oğlumun bu konudaki fikrini almak için
    rüyayı anlatmam ve onun bu konudaki yorumunu dinlemem gerekti.
    Oğlum İsmaili yanıma alarak bir kenara çekildik ve ona hem TEBLİĞ
    görevini yapmak hemde dün gece gördüğüm rüyayı yorumlaması için
    önce rüyamı anlattım’’———ALINTI—————-

    Metin abi sen bunları nerden biliyorsun, yani nerde yazıyor bunlar Kuran mı? Tevrat mı? Yoksa nefsinden mi konuşuyorsun…
    Senin şu yukarıda yazdıkların ne Kitaplara ne tarihe hiçbir şeye uymuyor.Kitaplara bakıyoruz böyle şeyler yok tarihe bakıtoruz yine yok…
    İbrahime peygamberlik 90 veya 100 yaşında mı geldide sen peygamberlik veya tebliğin ilk günü diyorsun…İbrahim Kavminin içinden çıkmadan önce dahi gençliğindede hep tabliğini yapmıştır bunu Kitaplarda görebilirsin…Kavminin içinden ayrıldığında İbrahimin yanında İnanan Müslümanlarla göç ettiler ve içlerinde Lut’ta vardı Lut ise aralarından ayrılarak başka bir kavme zaten tebliğ görevini yerine getirdi…
    Abi sen öyle bir anlatmışsın ki ‘’Bana Allah tarafından peygamberlik EMREDİLDİĞİ ilk gün idi.’’ Ağabeycim sen bu ilk günü nerden biliyorsun, şu kesin ki bu ilk gün senin dediğin gün kesinlikle değil çünkü senin anlantığın zamanda İbrahimin oğlu olmuş yani Kavminden ayrılmış ibrahimin oğlu olmadan çok önceleri zaten İbrahim peygamberlik görevini hak etmiş ve yerine getirmekteydi…

    Saffat 83 ila 107 arası…

    83 – Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı. 84 – Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.85 – O babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz nelere tapıyorsunuz?”86 – “Yalancılık etmek için mi Allah’tan başka ilâhlar istiyorsunuz?”87 – “Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?” 88-89 – Derken yıldızlara bir baktı da: “Ben gerçekten hastayım” dedi. 90 – O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.91 – Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, “Buyursanıza, yemez misiniz?” dedi. 92 – (Cevap vermediklerini görünce de): “Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?” (dedi).93 – Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi. 94 – Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler. 95 – İbrahim dedi ki: “A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?” 96 – “Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.” 97 – Onlar: “Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın.” dediler. 98 – Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.99 – Bir de dedi ki: “Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir.”100 – “Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!” 101 – Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. 102 – Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: “Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?” dedi. Çocuk da: “Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. 103 – Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah’a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı. 104 – Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahim! ” 105 – “Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.” 106 – “Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.” (dedik) 107 – Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

    Şimdi Saffat süresinin 83’üncü ayetinden başladığımızda bazı şeyler anlaşılıyor yani İbrahim tebliğine ta kavminin içinde gençliğinden başlamış durumda ve kavminden çıktığında yanından inananlarla birlikte hicret etmişlerdir…Ayrıca Tevrat ile Kurandaki Kurbanlık kıssası çelişmemektedir sadece Tevratta İsim geçer ve İshak olduğu yazar…
    İster İsmail ister İshak fark etmez biz Allahtan olan her şeye iman ettik hiç biri arasında ayrım yapmayız…
    Ayrıca Kuran ve Tevrattada Bunun Allah tarafından apaçık bir imtihan olduğunu belirtmektedir…Metin abinin dediği gibi Sünetullah veya İnsanlığı öldürmekle ne alakası var anlamış değilim…Bu imtihanda 2 olasılık var İbrahim yıllardan beri çoçuğu olmadığı halde sonradan olan çok kıymetli evladını ya Allah yoluna ya feda edecek yada Kıskançlık edip etmeyecekti, bu her iki durumdada oğlu ölmemiş olacaktı yani…Buradaki amaç Bir peygamber üzerinden bütün insanlığa dünyadaki en kıymetli olan bir şeyle yani evlatla denemektir ve bu imtihandan İbrahim geçmiştir oğlunu Kurban etmiş yani Gurbet etmiştir, oğlu ismaili beyti haram bölğesine yerleştirmiş ve Allah yolunda oda tebliğe başlıyacaktır ve evlat sahibi olmak isteyip olamayan İbrahim yaşlılığında olan oğlunuda gurbete göndermektedir, lakin Allah İbrahimi yalnız bırakmamış ardından yine yaşlı bir adam ile kadına doğuma elverişsiz bir erkek ve kadına bir bebek yani İshakı müjdelemiştir…

    Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır. 8 / ENFÂL – 28

    Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır; Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. 64 / TEGÂBUN – 15

    Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. 63 / MUNÂFİKÛN – 9

    Eyup peygamberde Dünyalık malları-evlatları ve sağlığıyla denenmiş tam teslimiyet gösterdiği için ondan alınanların 2 misli yine kendisine verilmiştir…

    SAFFAT–112 – Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak’ı müjdeledik. SAFFAT–113 – Hem ona hem İshak’a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.

    Saffat süresinin devamında İbrahimin evladıyla denenmesinden sonra İshakın ayrıca bir peygamber olarak müjdelendiğini görmekteyiz…Bu ayetlerden çıkarım yaparak bu kurbanlık kıssasının muhatabının İsmail olabileceği çıkarımı yapabiliriz tabiî ki en iyisini Allah bilir…

    HUD–69 – Andolsun ki, İbrahim’e de elçilerimiz (melekler) müjde ile geldiler ve “selâm” dediler, o da “selâm” dedi ve hemen gidip onlara kızartılmış bir buzağı getirdi. HUD–70 – Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da “Korkma, biz Lut’un kavmine gönderildik.” dediler.HUD–71 – İbrahim’in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona İshak’ı ve İshak’ın arkasından da Ya’kub’u müjdeledik.HUD–72 – “Vay başıma gelene!” dedi, “Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşlı bir adam. Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!” HUD–73 – Dediler: “Sen Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve berekâtı üzerinizdedir. Ey ev halkı! Muhakkak ki O, hamiddir (övülmeye lâyıktır), meciddir (cömertliği boldur).”

    Hud süresinde zaten çoçuk sahibi olabilme yaşı geçmiş bir aileye Alahın lütfü anlatılmaktadır ve ishak ile yakupun müjdelenmesi anlatılmaktadır…

    Ayrıca bakara 124-125-126’da İbrahimin bazı kelimelerle imtihan edildiği, büyük ihtimal bu imtihan kurbanlık kıssasına atıf olabilir ve akabinde İbrahimin bütün insanlığa önder kılınacağı Allah tarafından müjdeleniyor yani İmtihanın sonundan büyün bir lütfa nail oluyor ve dua edip sayumdanda deyince Allah ise karşılığından senin soyun bile olsa zalimler ve sapkınlar ahdime nail olamaz diye karşılık vermekte…

    BAKARA–124 – Şunu da unutmayın ki, bir zamanlar İbrahim’i Rabbi, birtakım kelimeler ile imtihan etti, o, onları sona erdirince, Rabbi ona, “Ben seni bütün insanlara imam yapacağım.” buyurdu. İbrahim, “Zürriyetimden de yap!” dedi. Rabbi ona “zâlimler benim ahdime nail olamaz!” buyurdu.BAKARA–125 – Biz ta o zaman bu Beyt’i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail’e şöyle ahid verdik: “Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!” BAKARA–126 – Ve o vakit İbrahim “Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır” diye yalvardı. Allah buyurdu ki: “küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!”

    Akabinde 125’üncü ayette ise 124’ün devamı olarak Beyti haramın temellerinin yükseltime olayı ve Kabenin mübarek kılınmsı yani mescidi haramın bütün insanlığın en eski ve ilk ibadet yeri olduğundan mübarek kılınışı anlatılmakta…Bakara 124-125-126’danda anlaşıldığı üzere İbrahim büyük bir imtihandan geçtikten sonra Allah tarafından lütüflandırılıyor ve insanlığa önder kılınıyor ve bunun için oğlunu Allah yoluna kurban etmeye hazırdı ve yerine getirip oğlunu Allah yoluna Gurbet etmektedir oğlunu mescidi haram bölğesine yerleştirerek hem Allahın isteğini yapmış Allahta bu vesileyle onun üzerinden onu insanlara önder yaparak duasını kabul etmiş oluyordu, en iyisini Allah bilir…

    Daha sonra sana şunu vahyettik: Bir hanîf olarak İbrahim’in milletine uy! O, müşriklerden değildi. 16 / NAHL – 123

    Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Atanız İbrahim’in Milletine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır! 22 / HACC – 78

    Günümüzde İslam oldum diyen kişi Kuranı okuduğundan ve anladığından Milleti İbrahim olduğunu anlayacaktır yani Allah İbrahimi Müslümanların atası kılmıştır ve mescidi haramıda ortak toplanma yeri ve kıble yapıldığını anlayacaktır…
    Her şeyin en iyisini Allah bilir.

  26. 100 – “Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!” 101 – Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. 102 – Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: “Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?” dedi. Çocuk da: “Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. 103 – Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah’a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı. 104 – Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahim! ” 105 – “Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.” 106 – “Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.” (dedik) 107 – Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

    İbrahimin kendisinle gelen az bir insan ve eşide çoçuklarıda zaten put perest değildi, kendisi gibi Müslüman olan birine neyin tebliğini yapabilir insan, mantıklı düşündüğümüzde İbrahim rüyasındaki gibi gerçekten bağazlamak yani kurban etmek veya Gurbete gönderip onunda dini tebliği etmesini istemiş olmalıdır veye sırasıyla ikiside gerçekleşmiş olup önce rüyasındaki gibi çoçuğunu yatırmış çoçukta tam teslimiyet gösterdiğinden ikisinide lütüflandırmış oğlunun yerine kurbanlık bir fidye ve oğlunuda tebliği için Kurban-gurbet etmiş olamaz mı…
    Tevrat ve Kurandan da biliniyor ki zaten İbrahim bir evlat sahibi olabilme özlemi çekmektedir…Çok uzun yıllar sonra yaşlılığında sahip olduğu evladıyla bir insanın imtihan edilmesi ne demektir buna dayanmak abcak peygamber sabrı istemez mi…
    Burada amaç imtihandır ve her iki olasılıktada çoçuğa olacak bir şey yoktur, yani çoçuğun canına her 2 durumdada bir helal gelmiyecektir ve ni tekimde öyle olmuştur…
    En iyisini Allah bilir.

  27. TEVRAT ALINTI————————–
    ‘’Yaratılış 22————————–
    İbrahim’in Denenmesi
    6-7 Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak’a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim’e, “Baba!” dedi.
    İbrahim, “Evet, oğlum!” diye yanıtladı.
    İshak, “Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?” diye sordu.
    8 İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.
    9 Tanrı’nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak’ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı. 10 Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. 11 Ama RAB’bin meleği göklerden, “İbrahim, İbrahim!” diye seslendi.
    İbrahim, “İşte buradayım!” diye karşılık verdi.
    12 Melek, “Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.”
    13 İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu. 14 Oraya “Yahve yire[a]” adını verdi. “RAB’bin dağında sağlanacaktır” sözü bu yüzden bugün de söyleniyor.
    15 RAB’bin meleği göklerden İbrahim’e ikinci kez seslendi: 16 “RAB diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu esirgemediğin için 17 seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. 18 Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin.” ——————-ALINTI——————-

    Tevrata baktığımızda bu kıssa yine İbrahimin denenmesi yani imtihanı büyük imtihanı olarak geçer ve bu intihanı geçtiğinden kuranında desteklediği Milletinin yıldızlar kadar çok olacağı bildirilir…Burada amaç sadece sınavdır aslında 2 olasılık olan 1 tanesi gerçekleşmiş ve İbrahim İsmail veya İshak hanğisi olduğunu en iyi Allah bilir kesmeye yeltendiğinde dahi izin vermemiş zaten vereceğini kim düşünebilir ki, ikinci olasılık olan İbrahim bunu yerine getirmemiş olur ama sonunda ne olurdu orasını Allah bilir.

    TEVRAT ALINTI————————–

    Mısır’dan Çıkış 13

    İlk Doğanların Adanması
    1-2 RAB Musa’ya, “Bütün ilk doğanları bana adayın” dedi, “İsrailliler arasında insan olsun, hayvan olsun her rahmin ilk ürünü bana aittir.”

    12 ilk doğan erkek çocuklarınızın ve hayvanlarınızın hepsini RAB’be adayacaksınız. Çünkü bunlar RAB’be aittir. 13 İlk doğan her sıpanın bedelini bir kuzuyla ödeyin. Bedelini ödemezseniz, boynunu kırın. Bütün ilk doğan erkek çocuklarınızın bedelini ödemelisiniz.

    15 ‘Firavun bizi salıvermemekte diretince, RAB Mısır’da insanların ve hayvanların bütün ilk doğanlarını öldürdü. İşte bunun için hayvanların ilk doğan erkek yavrularını RAB’be kurban ediyoruz. İlk doğan erkek çocuklarımızın bedelini ise bir hayvanla ödüyoruz.’ 16 Bu uygulama elinizde bir belirti ve alnınızda bir anma işareti olacak; RAB’bin bizi Mısır’dan güçlü eliyle çıkardığını anımsatacak.”—–ALINTI——-

    Yine Tevrattan İlk doğanların Allaha ait olmasından Bu kıssanın Muhatabının İsmail olama olasılığı yüksektir, en iyisini Allah bilir…Tevratta da İsmail ile annesininde İshakın doğumları ve Kurbanlık kıssaları hepsi yakın peşpeşe tarihlerde gerçekleşmiştir…

    Hüsni zan olarak İbrahim bu imtihandan geçmiş ve oğlunu Allah için gurbet etmiş ve yerine kesmelik başka bir fidye verilmiştir diye düşünmekteyim.En iyisini Allah bilir.

    METİN ABİ DEMİŞ Kİ——-ALINTI———-Bana Allah tarafından peygamberlik EMREDİLDİĞİ ilk gün idi————

    Metin ağabeycim İbrahim peygamber Allahı arayarak bulan bir kişidir yani Musa veya İshak gibi doğuştan peygamber olarak doğmamıştır veya Allah tarafından ona bir emir gelip seni peygamber yaptım demimiştir, İbrahim kendisi Allaha yönelmiş ve Allahta onu yardım etmiş ve bus sayede Allahı bulmuştur…En iyisini Allah bilir.

  28. Metin abi ve diğer muhatapları şu andan itibaren bu yazıya benim yazımın konusu dışında yorum yapmayın. Yorumlarınızı okumadan yayınlamak istemiyorum. Okuyacak ve hitap problemlerinizi düzeltecek kadar da vaktim yok. Metin abi lütfen tartışmanızı başka bir platforma taşıyın siz de.

  29. Metin abi yazılarındaki hakaret cümlelerini noktalayıp silmekten yoruldum, diyorsun ki, Kalemzade “neden yayınlamıyorsun yorumlarımı, cevap vermem gerek onlara”. Kaan diyorsun ki “seni düşünürünle başbaşa bırakıyorum”. Yasir kinayeyle diyor ki “sayın yazar verdiğim rahatsızlıktan ötürü kusura bakma, ister yayınla ister yayınlama”.
    Baştan beri ne dediysem olmadı. Ne kadar birleştirmeye çalıştımsa o kadar bana da oklarınızı yönelttiniz. İncir çekirdeğini bir türlü dolduramadınız. On günden fazladır blogu açmak bile istemiyorum. Bloga girmekten, yazmaktan soğuttunuz beni. Hepinizi tebrik ediyorum!!!

  30. Yazar arkadaşım,kardeşim, eline ve emeğine sağlık,
    Benim bu konudaki düşüncelerim.muhammet peygamberin göge yükselmesi gitmesi gezip gelmesi değildi tabiki…..
    Bu güzel ve aydınlatıcı konu hakkında oldukca faydalandım.araçtırmalar ve uzun düşüncelerden sonra bizlere gönderilen ayetleri aklederek hiç bir şeyi eksik bırakmayan yaratıcı..

    Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı,……16 / 89

    Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. 6 / 38

    isra süresi 1 de muhammet ismi dahi geçmezken ve isra süresi israil oğullarından bahzederken bize musa peygamberimizi tanıtırken,nasıl oluyorda isra 1 e muhammedi monte ettiler.uydurma hadislerle ayetin maksadını başka bir kişiye ve boyuta taşıdılar.

    Anladım ki bu olayın muhammet peygamberle hiç alakası yok,tamamen musa peygamberimizin gece yürüyüşü ile alakalıdır.adı üstünde isra..

    Bana bu güzel bilgiyi sağladığınız için sizlere teşekkür ediyorum.

    saygılarımla

  31. Yeryüzünde ve idda ettiğiniz her şeyin açıklandığı Kitapta tek haram mescid vardır ve orasıda MEKKE’dir…
    Mescidi Aksa kanusunda ihtilaflar olabilir…
    Şimşek kardeşimizin vermiş olduğu enam 38’de bahsedilen kitabın kuran olduğunu kim söyledi…
    Her kitap geçen yerde kuran mı kastedilmekte, bunları karıştırmayalım…
    Yaş ve kuru ne varsa eksik olmayan kitap ”kitabı mubin” ve ”ümmül kitap”tır kuranında kayıtlı olduğu ve indiği yer burasıdır…
    Bu bağlamda peygambere kullanılan ”ümmü peygamber” tanımlamasıda başka bir anlam kazanmaktadır.

    3 / AL-İ İMRAN – 3
    Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle).

    Sana, onların ellerindeki (kitapları) tasdik eden Kitab’ı (Kur’ânı) hak ile, kısım kısım (âyet âyet) indirdi. Ve Tevrat ve İncil’i de indirdi.

    11 / HUD – 60
    Ve utbiû fî hâzihid dunyâ la’neten ve yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), e lâ inne âden keferû rabbehum, e lâ bu’den li âdin kavmi hûd(hûdin).

    Ve bu dünyada ve kıyâmet günü lânete tâbî tutuldular ve Ad kavmi Rab’lerini inkâr etmediler mi? Hud (A.S)’ın kavmi Ad (kavmi) (Allahû Tealâ’nın rahmetinden) uzak kaldı, öyle değil mi?

    11 / HUD – 61
    Ve ilâ semûde ehâhum sâlihâ(sâlihan), kâle yâ kavmi’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), huve enşeekum minel ardı vesta’merekum fîhâ festâgfirûhu summe tûbû ileyh(ileyhi), inne rabbî karîbun mucîb(mucîbun).

    Ve Semud kavmine, onların kardeşi Salih (A.S) şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kul olun. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Sizi arzdan yaratan ve orada, size imar ettiren O’dur. Öyleyse O’ndan mağfiret isteyin. Sonra O’na tövbe edin (Allah’a yönelin). Benim Rabbim muhakkak ki yakındır, (dualara) icabet edendir.”

    Sadece ‘’ve’’ bağlacından bunları çıkarmak ve akabinde kesinlik belirtmek ne derece doğru?
    Hud suresini arka arkaya 2 ayetini verdim ikiside ‘’ve’’ ile başlayıp iki ayette başka kavimleri anlatmakta.
    Ayrıca isra 4’te ‘’ve’’ bağlacınla başlayıp isra 3’te Nuh’tan türeyen ümmetlere sesleniliyor…
    Öyle veya böyle bu ayetler Müteşahih ayetlere girmekte, hanğisi doğru olursa olsun biz hepsine iman etmişiz, ister musa, ister muhamet fark etmez…

    3 / AL-İ İMRAN – 7
    Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi
    Kitab’ı sana indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab’ın anası’dır.

  32. Şimşek abi katıldığınız için mutlu oldum. Elbette ben bu yüzde yüz böyledir demiyorum ama fark ettiğim işaretler bana ağırlığın bu yönde olduğunu gösteriyor. Neticede bir inceleme ve fikir yazısıydı ve de ortak akla sundum. Yazının sonunda da eleştiri getirilmesini istedim. Olumlu ya da olumsuz. Üzerinde konuşulabilir daha, konuşulmalıdır da. Belki de benim veya sizin de göremediğiniz bir başka şey vardır. En doğrusunu Allah bilir diyerek her zaman hatalarımızdan Allah’a sığınıyoruz zaten. O niyetimizi en iyi şekilde biliyor.

    Ancak şimşek abi, benim anlayamadığım bir şey var: İnsanlara gelin şu konu hakkında tartışalım, gelin şunu inceleyelim ve fikirlerimizi beyan edelim dediğimizde, kimi insanlara anlatamadığım bir şey var (ya da onlar anlamıyorlar) ki o da şu:

    Gayet makul eleştiriler getirilebilir. Kimse bana ya da bir başkasına katılmak zorunda değil. Ben de herkesin her görüşüne katılmıyorum doğal olarak. Donelerden sadece bir tanesini öne sürüp diğerlerini görmezden gelmiyorum. Bir kişinin son noktasına kadar savunduğum bir görüşü olabildiği gibi aynı kişiye bir başka konuda şu konuda bence yanılıyorsun diyebiliyorum. Ama onunla kavga etmiyorum. Nereden çıkartıyorsun bu saçmalıkları demiyorum, ona hakaret etmiyorum, söylediklerini iyice dinleyip bellemeden karşı çıkmıyorum, hatta hata yaptıysam büyük küçük kim olursa olsun özür diliyorum. Her şeyi sorgularım takıntısıyla sırf itiraz etmek için itiraz etmiyorum. Bir ya da birkaç yanlışı var diye o kişiyi Kuran’ı reddetmekle, tahrif etmekle, dinden çıkmakla, mukallitlikle, sapmışlıkla, kafayı bulmuşlukla veya boş kafalılıkla ve sair saçma sapan yakıştırmalarla suçlamıyorum.

    Ama demem o ki şimşek abi herkes bana ve birbirine böyle yapmıyor. Umarım o eskiler gibi bugünküler de ihtilaflar yüzünden hizipleşerek ilimlerini ve imanlarını berbat etmezler.

    Dertleştim izninle… Saygılarımla ve sevgilerimle abi…

  33. yasir; yazdığın ayetlerdeki ve bağlacı da konu bütünlüğü çerçevesindedir. Üstelik konuyu ben sadece “ve” bağlacı üzerine kurmadım. ayrıca mescidi haramın özel isim olarak burada kullanılmadığını düşünüyorum. Sana özel ev desem bu sadece senin evin demektir, bana özel ev dersem benimkidir. Özel ev dersem konu kapsamında kim varsa onundur. Teşekkür ederim düşüncelerin için.

  34. Kalemzada kardeşim bende işte onu demek istiyorum konu bütünlüğünde lakin farklı kişi-kurum ve kavimleri anlatmakta…Ayet ”ve bağlacı ile başladıysa bir önceki ayetin konusu dahilinde olup farklı kişi veya kurumları anlatıyor olabilir…
    İnne evvele beytin vudia lin nâsi lellezî bi bekkete mubâreken ve huden lil âlemîn(âlemîne). 3 / ÂLİ İMRÂN – 96
    Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. 3 / ÂLİ İMRÂN – 96
    Özel ev veya beyti haram işte burasıda islamın ilk ve özel-haram secdegahıdır, bu kuranla sabit değilmidir…Haramdan kasıt, orada müslümanlarada yasaklanan bazı hususlar ve müşriklerin orada şirk-ortak koşarak ibadet yapmamaları ve oraya sokulmamalarıdır yani orası sadece hanif Müslümanların ilk-özel ve ortak toplanma yeridir…İkinciside isra 7’de gecen içine girilmiş bozğun edilmiş olan Beyti Makdis’tir.
    Yeryüzünde islamın ve müslümanların özel veya haram başka mescidleri yoktur…Bu iki özel yerin dışınca dütün arz Müslümanlara mescid kılınmıştır, temiz olmak şartıyla istediğin yerde secde edilebilir.
    Rabbenâ innî eskentu min zurriyyetî bi vâdin gayri zî zer’ın inde beytilkel muharremi rabbenâ li yukîmus salâte fec’al ef’ideten minen nâsi tehvî ileyhim verzukhum mines semerâti leallehum yeşkurûn(yeşkurûne). 14 / İBRÂHÎM – 37
    Ey Rabbimiz! Ben, zürriyetimden bir kısmını ekin bitmeyen bir vadiye, Senin Beyt-i Haram’ının yanında iskân ettim (yerleştirdim). Ey Rabbimiz! Namazı ikame etsinler. Bir kısım insanların kalbini onlara meylettir. Ve onları ürünlerden rızıklandır. Böylece onlar şükrederler. 14 / İBRÂHÎM – 37
    İbrahim 37 ayetindede açıkça ‘’beytilkel muharremi’’ diye geçen yerin İsmail ve annesinin oraya yerleştirilme öncesinde var olduğu ve bunu İbrahimin bildiğini veya ibrahime bildirildiğini anlamaktayız…
    Ve iz cealnâl beyte mesâbeten lin nâsi ve emnâ(emnen), vettehizû min makâmı ibrâhîme musallâ(musallen) ve ahidnâ ilâ ibrâhîme ve ismâîle en tahhirâ beytiye lit tâifîne vel âkifîne ver rukkais sucûd(sucûdi). 2 / BAKARA – 125
    Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” 2 / BAKARA – 125
    İnnellezîne keferû ve yasuddûne an sebîlillâhi vel mescidil harâmillezî cealnâhu lin nâsi sevâenil âkıfu fîhi vel bâd(bâdı), ve men yurid fîhi bi ilhâdin bi zulmin nuzıkhu min âzâbin elîm(elîmin). 22 / HACC – 25
    Muhakkak ki kâfir olanlara ve Allah’ın yolundan alıkoyanlara ve yerlilere de dışarıdan gelenlere de eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan men edenlere ve orada zulüm ile (Hakk yolundan) saptırmak isteyen kimselere elîm azaptan tattıracağız. 22 / HACC – 25
    Ve iz bevve’nâ li ibrâhîme mekânel beyti en lâ tuşrik bî şey’en ve tahhir beytiye lit tâifîne vel kâimîne ver rukkais sucûd(sucûdi). 22 / HACC – 26
    Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. 22 / HACC – 26
    Beyti atik- Beyti Haram- Mescidi haram…
    Ben yanılıyor olabilirim, aksi düşünce ve kaynakları olanların yazılarınıda zevkle okurum…
    Herkezin emeğine sağlık.

  35. Birileri birine Kuran KAVRAM larını ve bir çok kelimenin Kuranda tek anlamı olmadığını anlatmasımı gerekiyor ?
    Secde = sadece namazdaki secde değildir
    Mescid= Bina adı değildir.
    TAHT= padişahın oturduğu koltuk değildir.Allah ne yapsın padişahın koltuğunu anlatsın ?
    salat= Çok yerde NAMAZ diye çevirmişler 10 a yakın anlamı vardır.
    zikr = tek anlamda kullanılmamıştır.
    zbh= kurban etmek anlamı olsada, boğazı yarmak,boğazlamak,anlamları vardır.
    Hz ibrahim olayındada ( RÜYA da oğluna sinirlenip boğazlamaya kalktığı halde
    ibrahim oğlunu KURBAN ederken gördü diye saptırmışlar ve menkibelerle uydurma-
    larla Oğlunu kurban etmeye kalktı demişlerdir.
    Adam kalkıyor bak burda bu MANA da demekki buradada bu MANA dadır diyor düşünmeden,bilmeden,ilmi olmadan.. ZİHNİYET aynı zihniyet……
    Kuran diyor kitap diyor mektup diyor furkan diyor zikir diyor ..
    Tek zihniyette olsak ( bu ne yahu kaç kitap indi ) diyebilirsiniz.

  36. Ben şahsen sabırsızlıkla Kuranda Beyti Atik-Beyti Haram veya Mescidi Haramın farklı manada veya farklı bir yer için kullanıldığı ayetleri görmek istiyorum.

    Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve innehu lel hakku min rabbik(rabbike), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).2 / BAKARA – 149

    Her nereden yola cikarsan, yuzunu Mescid-i Haram semtine cevir, suphesiz bu Rabbinden bir haktir. Allah, yaptiklarinizdan gafil degildir.2 / BAKARA – 149

    Vaktulûhum haysu sekıftumûhum ve ahricûhum min haysu ahracûkum vel fitnetu eşeddu minel katli, ve lâ tukâtilûhum indel mescidil harâmi hattâ yukâtilûkum fîh(fîhî), fe in kâtelûkum faktulûhum kezâlike cezâul kâfirîn(kâfirîne).2 / BAKARA – 192

    Onları Nerede yakalarsanız öldürün. Sizi yurdunuzdan çıkardıkları gibi siz de onları yurtlarından çıkarın. Fitne, adam öldürmeden beterdir. Yalnız onlar, Mescid-i Hâram yanında sizinle savaşa kalkışmazlarsa siz de onlarla Mescid-i Harâm yanında savaşmayın. Ama onlar, sizi orada öldürmeye kalkışırlarsa öldürün onları. Budur kâfirlerin cezası işte.2 / BAKARA – 192

    Ve etimmûl hacce vel umrete lillâh(lillâhi), fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedyi ve lâ tahlikû ruûsekum hattâ yeblugal hedyu mahilleh(mahillehu), fe men kâne minkum marîdan ev bihî ezen min ra’sihî fe fidyetun min sıyâmin ev sadakatin ev nusuk(nusukin) fe izâ emintum, fe men temettea bil umreti ilel haccı fe mesteysera minel hedyi, fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâmin fîl haccı ve seb’atin izâ reca’tum tilke aşaratun kâmileh(kâmiletun), zâlike li men lem yekun ehluhu hâdırıl mescidil harâm(harâmi), vettekûllâhe va’lemû ennellâhe şedîdul ikâb(ikâbi).2 / BAKARA – 196

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.2 / BAKARA – 196

    Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tuhıllû şe’âirallâhi veleş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ ammînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alel birri vet takva ve lâ teâvenû alel ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi). 5 / MÂİDE – 2

    Ey inananlar, Allah’a ibadete vesile olan, hac töreni yapılan yerlerin ve savaşın haram edildiği ayların hürmetini koruyun, hac kurbanlarına, kurban edilecekleri belli olsun diye boynuna bir şey takılan hayvanlara, Rablerinden bir lütfe ve râzılığa ulaşmak için Beyt-ül Harâm’ı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanın. Sizi Mescid-i Harâm’dan meneden kavme karşı beslediğiniz kin aşırı hareket etmenize, tecavüzde bulunmanıza sebep olmasın. İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın ve Allah’tan sakının, şüphe yok ki Allah’ın cezası, çok çetindir.5 / MÂİDE – 2

    Ve mâ lehum ellâ yuazzibehumullâhu ve hum yasuddûne anil mescidil harâmi ve mâ kânû evliyâehu, in evliyâuhû illâl muttakûne ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).8 / ENFÂL – 34

    Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.8 / ENFÂL – 34

    Keyfe yekûnu lil muşrikîne ahdun indallâhi ve inde resûlihî illâllezîne âhedtum indel mescidil harâm(harâmi), fe mâstekâmû lekum festekîmû lehum, innallâhe yuhıbbul muttekîn(muttekîne).9 / TEVBE – 7

    Müşriklerin, Allah ve Peygamberi katında nasıl bir ahitleri olabilir ki? Ancak Mescid-i Harâm yanında ahitleştikleriniz müstesna. Onlar, size karşı doğru hareket ederlerse siz de onlara karşı doğru hareket edin. Şüphe yok ki Allah, çekinenleri sever.9 / TEVBE – 7

    E cealtum sikâyetel hâcci ve ımâratel mescidil harâmi ke men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve câhede fî sebilillâh(sebilillâhi), lâ yestevûne indallâh(indallâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).9 / TEVBE – 19

    Hacılara su verme ve Mescid-i Harâm’ı îmâr etme işiyle uğraşanların derecesini Allah’a ve âhiret gününe inanıp Allah yolunda savaşan kimsenin derecesiyle bir mi tutarsınız? Ve Allah, zulmeden topluluğu doğru yola sevketmez.9 / TEVBE – 19

    İnnellezîne keferû ve yasuddûne an sebîlillâhi vel mescidil harâmillezî cealnâhu lin nâsi sevâenil âkıfu fîhi vel bâd(bâdı), ve men yurid fîhi bi ilhâdin bi zulmin nuzıkhu min âzâbin elîm(elîmin).22 / HACC – 25

    İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.22 / HACC – 25

    ben ilim sahibi olmayan biri olarak ilim sahibi veya kendinin öyle olduğunu idda eden alim abilerimizden açıklamalar bekliyorum…Yukarıda verdiğim ayetlerde geçen Mescidi Haram ile neresi veya nereleri kastedilmiştir…Ayetlerin arapçalarınıda verdim çünkü arapçalardada mescidi Haram’ın geçtiği görülmesi içindir.
    Allaha Emanet.

  37. SAHİL KENTİ deyince aklınıza ne gelir. (Antalya bir sahil kenti desem ) Yada Kuranda sahil kenti olarak Antalya anlatıla idi Sadece sahil kenti Antalyamı diyecekiniz ?

    Şimdi bir kitapta İzmir SAHİL KENTİ olarak okusanız onada olurmu bak Kuranda SAHİL KENTİ = ANTALYAdır mı diyecekiniz ?
    Size söylüyorum .MUKAYESE yapamıyorsunuz.
    Mekke saygı duyulan yada duyulması gereken Allaha secde edilen mekandır.
    Amenna. Bunda problem varmı ? Biz Kabenin olduğu bölge mescidi haram değildir diyormuyuz ?
    Lakin buradaki MESCİD = bina adı değildir.
    Allaha SECDE edilen her mekan MESCİD dir. Lakin kuran bina ile uğraşmıyorki bir KAVRAM ı anlatıyor..
    Mescidi AKSA da ( Kuranda anlatılan ) bir BİNA adı değildir. Osman zamanında orada bir bina yapılıp İSİM verilince binaya MESCİDİ AKSA denmiş.
    Mescidi Haram da KAVRAm olarak BİNA adı değildir . HARAM (harem) saygı duyulan bu mekanda KABE var diyede buraya MESCİDİ HARAM deniyor..

  38. Ey inananlar, Allah’a ibadete vesile olan, hac töreni yapılan yerlerin ve savaşın haram edildiği ayların hürmetini koruyun, hac kurbanlarına, kurban edilecekleri belli olsun diye boynuna bir şey takılan hayvanlara, Rablerinden bir lütfe ve râzılığa ulaşmak için Beyt-ül Harâm’ı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanın. Sizi Mescid-i Harâm’dan meneden kavme karşı beslediğiniz kin aşırı hareket etmenize, tecavüzde bulunmanıza sebep olmasın. İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın ve Allah’tan sakının, şüphe yok ki Allah’ın cezası, çok çetindir.5 / MÂİDE – 2

    BU AYETİN ARAPÇASINIDA YAZACAĞIM BAKALIM MESCİDİ HARAMMI = KAbe
    yoksa KABENİN olduğu çevremi ?
    yâ eyyuhâ : ey!
    ellezîne âmenû : inananlar
    lâ tuhıllû : size helâl kılınmadı, helal saymayın, (saygısızlık yapmayın)
    şeâire allâhi : Allah’ın şeriatları, şartları, hükümleri
    ve lâ : ve değil, olmaz, olmamak, yapmamak
    eş şehre el harâme : haram ay,hürmet edilen,yasak edilen ay
    ve lâ : ve değil, olmaz, olmamak, yapmamak
    el hedye : kurbanlık hayvanlar
    ve lâ : ve değil, olmaz, olmamak, yapmamak
    el kalâide : boyunları bağlı kurbanlık develer
    ve lâ : ve değil, olmaz, olmamak, yapmamak
    âmmîne : eminliğine, güvenliğine, güvenirliğine
    el beyte el harâme : hürmet edilen ev, yasakların uygulandığı ev (Beyt el Harâm, Kâbe)
    yebtegûne : isterler
    fadlan : fazıl
    min rabbi-him : Rabb’lerinden
    ve rıdvânen : ve rıza
    ve izâ : ve o zaman, …olduğu zaman
    haleltum : ihramdan çıktınız
    fastâdû (fe istâdû) : artık avlanın
    ve lâ yecrîmenne-kum : ve sakın size curum yaptırmasın, sakın sizi suça sevk etmesin
    şeneânu : kin
    kavmin : bir kavim, topluluk
    en saddû-kum : sizi alıkoymaları
    an(i) el mescidi el harâmi : Mescidi Haram’dan
    en ta’tedû : zulmetmenize, haddi aşmanıza, hakka tecavüz etmenize
    ve teâvenû : ve yardımlaşın

    Kuran KABE İÇİN= Beytül-haram diyor ve bir çok yerde BEYT diyor.
    Çevresine ise Mescidi HARAM diyor. Çünki Kurbanlıklar kabenin içinde değil etrafında kesiliyor.
    ŞİMDİ Mukayese yapamayan ayetleri karşılaştırmayan ZAT ne diyor ??

  39. Yasir bak son kez uyarıyorum : İLMİN olmayan şeye iddia etme sor öğren amenna neden soruyorsun demeyiz. Bak son yorumunun sonunda ne demişin:
    (ben ilim sahibi olmayan biri olarak ……….. )
    Bu cümleyi kullanan biri YALAN SÖYLEMİYORSA bu sayfada ve diğer
    sayfalarda itirazlar eden akıl veren şu şöyledir bu böyledir diyen başka YASİR mi ?

  40. Metin abicim, ben kurandan okuduğum ve verdiğim ayetlerde Beyti atik- Beyti Haram- ve Mescidi Haram, Kare şeklindeki bina olan kabe dedikleri yer ve çevresidir yani ”ummul kura” denilen yerdir diyorum…

    Ama her zamanki gibi sen ya beni yanlış anladın yada olayı yine saptırdın…

    Sırayla gitmek gerekirse Mescidi Aksadan önce Mescidi haram neresidir? ilk önce orasının neresi olduğunu anlamak şart…Kuranda mescidi Haram’ın yazılı olduğu anlatıldığı ayetlerin hepsinde Kabe çevresi ve mekke anlatılmaktadır…Mescidi haram denilen bölğe-alan, Kabe binasınıda içine alan bir bölğedir, sana bunun sadece ordaki kabe binası olduğunu kim söyledi onuda anlamış değil, benim söylemim hep bu yönde…
    Aksi düşünce ve fikirde olanlar ise belirttikleri bu mescidi haramın yani mekke dışındaki bu mescidi haramın neresi olduğu ve hanği kuran ayetlerine göre konuştuklarını burada yazmak zorundalar…
    Şimdi sahil kenti ile Mescidi haramın ne alakası var ve bu benzetmeyi yapman bile konun nekadar alakasız buyutlara götürdüğünün farkında bile değilsin…Dünyada sahiller her zaman vardı ve deniz olan yerde sahilde olmak zorunda evveliyatını kimse bilemez…Ama mescid kaç tane vardı? Tek İlahlı ibadet için kurulan ilk mescid Mekkedeki kabe değilmidir? Akabinde de Süleymanın kurduğu Beyti maktis bu ikisi dışında kurulan evveli mescidler neresiymiş onlarıda öğrenelim…Kuranda ayetlerle gösterinde biz cahiller öğrenelim, bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır, şayet sizler haklıysanız kuru inat yapmayalım, bu duruma düşmektende Allaha sığınırım…
    Ama net ve kısa, mescidi Haram neresi? Benim daha önceki yazımı okuduysan bir müslümana temiz olmak şartıyla her yer mesciddir, secde edebilir diye yazdım ama her hanği alelade bir yer özel-haram mescid olabilirmi yani hac için veye kurban kesmek için toplanınlan yer olabilirimi? Olabilirse bu yerler nereleri olabilir ve günümüzde bu yerlerden kaçtane vardır ve nereleridir?
    Kurandan ayetlerle verilirse seviniriz…
    Allaha emanet.

  41. Kad nerâ tekallube vechike fîs semâi, fe le nuvelliyenneke kıbleten terdâhâ, fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve haysu mâ kuntum fe vellû vucûhekum şatrah(şatrahu), ve innellezîne ûtûl kitâbe le ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ya’melûn(ya’melûne). 2/ BAKARA – 144

    Biz, senin (ilâhi emri bekleyerek), yüzünü göğe çevirdiğini görüyorduk. Artık mutlaka seni razı (hoşnut) olacağın kıbleye döndüreceğiz. Bundan sonra yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz nerede olursanız (namazda) yüzlerinizi o yöne çevirin. Ve muhakkak ki kendilerine kitap verilenler, bunun Rab’lerinden bir hak (gerçek) olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. 2/ BAKARA – 144

    Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve innehu lel hakku min rabbik(rabbike), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne). 2 / BAKARA – 149

    Ve nereden çıkarsan çık, bundan sonra (namazda) vechini (yüzünü) Mescid-i Haram yönüne çevir. Ve muhakkak ki o Rabbinden mutlaka bir hakdır. Ve Allah, yaptıklarınızdan gâfil (habersiz) değildir. 2 / BAKARA – 149

    Aklı selim ve kalbi selim biri için, Bu iki ayetten dahi mescidi haramın neresi olduğu belli olması lazım… Belirsiz veya farklı haram mescidler olsaydı kuranda bu kesinlikle belirtilirdi…Şayet farklı haram mescidler olsaydı bu yukardaki iki ayetin gösterdiği istikamet tamamen belirsiz hale gelmiş olurdu, herkez kafasına göre tayin edilen mescidi haramına veya ilahi emir ve yasaklarına göre hareket ederdi, bunları tarihte ve günümüzde yapanlarda vardır…İnsanların yüzünü dönmesi gereken yer mescidi haram yani Mekke ve oradan çıkan Kitap-vahiy-ruh’tur, ilahi emir ve yasaklardır, insanların yüzünü dönmesi gerektiği yerin sadece kare şeklindeki bina olduğunu düşünmemeliyiz…
    Allaha emanet.

  42. Kör dalaşına çevirme işi … anlamıyormusun Yaşir hala bu inadın ne ??
    Allah Kabeye BEYT diyor.
    Yüzünü BEYT e çevir diyormu ? Aslında yüzünüde demiyor vech ifadesi kullanıyor
    Yada ayetlerde NAMAZ da iken yüzünü beyte çevir İBARESİ varmı ?
    Allah KAVRAM olarak anlatıyor siz BİNA zannediyorsunuz.
    Allah MESCİDİ bina adı olarak vermiyorki. sonraları oralarda
    BİNA yapılması bunlara MESCİD adı verilmiş olması Kuranın
    KAVRAMlarını değiştirmez.. BEYT= Mescid değildir.
    Mescidi Haramda Mescidi AKSA da bir BİNA adı değildir.
    Eksikliğin KAVRAMları anlıyamamış olman ve her gördüğün ismi
    bir BİNA adı olarak anlamış olman.
    ( sahil şehri BENZETME ise aslında cuk oturdu ) lakin anlamak istemiyorsun.
    Diyelimki Kuranda sahil şehri Antalyayı anlatıyor diye siz sanıyorsunuzkli tek sahil şehri Antalyadır.
    MESCİD= Allaha secde edilen her yerdir BİNA ADI değildir.
    MESCİDİ HARAMDA tek yer değil. Bir çok MESCİDİ haramlar vardır.
    MUSAnın mescidi haramı o gidip 8-10 sene kaldığı yerdi.Oradan bir gece yürütülerek Kutsal vadiye getirildi. Yani ( Allaha secde etmekten uzak olan mekana yani Firavunun mekanına işte mescidi aksa burası idi) ( kavramları anlıyamasanız böyle çelişki yumağında savrulur gideriniz.
    Müslümanların mescidi haramı ise kabenin çevresi idi. BİNA adı değildi yani.

  43. METİN ABİ DEMİŞ Kİ—-‘’Allah Kabeye BEYT diyor.’’

    YA ne deseydi, ‘’BEYT’’ Arapça ‘’EV’’ demek…yani orası insanoğlunun yaprığı ilk ev-ilk imar-ilk proje-ilk tasarım-ilk ibadet hane-ilk yerleşik düzen-yaşam vsvsvsvsss…
    Bu ev ve cevresi mübarek kılınmış ve BEYTİ ATİK-BEYTİ HARAM ve MESCİDİ HARAM’dır…

    Nasıl bir düşünce yapısına sahipsin anlamış değilim…

    ”Müslümanların mescidi haramı ise kabenin çevresi idi.”

    Metin abi, bu söylemini gördükten sonra zaten seninle tartışmanın anlamsız olduğunu düşünüyordum ama artık eminim, sen haklısın deyip senin eşşeğin kara demek lazım…

    Bir çok MESCİDİ HARAM’lar olsaydı, bu günkü kudusteki beyti maktiste bunlardan biri olurdu hiç kuşkusuz. Ama arzın ikinci özel mescidi dahi beyti maktise HARAM MESCİD denmiyor…

  44. Kalemzade bey,önerebileceğiniz bir meal var mı? Yazılarınızı takip ediyorum ve gerçekten mealler parantezlerden geçilmiyor.Sizlere Rabbim kuvvet versin .Cevabınızı bekliyorum.selamlar

  45. Kuran ilmi konusunda ihtilaflarımızı büyük oranda nuzul sırası çözecektir..İsra suresinden önce gelen kasas suresinin tamamı incelendiğinde Hz.musa’dan bahsettiği ve isra suresinin başlangıcınında 1-2 ayetlerin kasas’ın devamı net olduğu kesin gibidir..

  46. Kuran’ın ayetleri birbirini açıklar, İbrahim Suresine baktığımızda (ki adı da zaten İbrahim Suresi!),
    Acaba İbrahim peygamberin kurban hadisesini şöyle yorumlamamız mümkün mü?
    Önce İbrahim Suresindeki ilgili ayetleri aktarayım:
    37. Ey Rabbimiz! Ben, zürriyetimden bir kısmını ekin bitmeyen bir vadiye, Senin Beyt-i Haram’ının yanında iskân ettim. Ey Rabbimiz! Namazı ikame etsinler. Bir kısım insanların kalbini onlara meylettir. Ve onları ürünlerden rızıklandır. Böylece onlar şükrederler.
    39. Hamd, ihtiyarlık halinde bana İsmail ve İshak’ı bağışlayan Allah’a mahsustur. Muhakkak ki; benim Rabbim, duayı mutlaka işitendir.
    40. Rabbim, beni ve zürriyetimi namazı ikame edenlerden kıl. Rabbimiz, duamı kabul buyur.
    Hz. İbrahim oğlunu rüyasında boğazlarken görüp, oğlu ile birlikte yorumunu düşünüyorlar. Malum ya rüyalar bire bir değildir, yorumlanır! (Hz. Yusuf’un yaptığı gibi). Geçen süreç içinde Hz. İbrahim oğlunu (Annesi ile birlikte) Beyt-i Haram’ın civarına yerleştirmesi emrini Allah tarafından alır. Ve oğlu da Saffat 102. ayette belirtildiği gibi “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” der.
    Gelelim Saffat 103. ayete: “Böylece ikisi de teslim olunca, onu alnı üzerine yatırdı.”
    Anlı üzerine yatırmak=secde etmek!
    İbrahim Suresi 37. ayette Hz. “İbrahim Ey Rabbimiz! Namazı ikame etsinler” diyor. Ayrıca 40. ayette “Rabbim, beni ve zürriyetimi namazı ikame edenlerden kıl.” denerek namaza ikinci bir vurgu daha yapılıyor!
    Saffat 105. ayet: “Sen rüyaya sadık kaldın. Muhakkak ki Biz, muhsinleri işte böyle mükâfatlandırırız.”
    Saffat 106. ayet: “Muhakkak ki bu, kesin olarak apaçık bir imtihandır.”
    Saffat 107. ayet: “Ve ona büyük bir kurbanı fidye verdik.
    İbrahim suresi 37. ayette geçen “Bir kısım insanların kalbini onlara meylettir. Ve onları ürünlerden rızıklandır.” cümleleriyle Hz. İbrahim Allah’tan ailesini rızıklandırmasını istiyor ve Allah da rızık olarak bir insan vesilesi ile büyük bir kurban veriyor. Hz. İbrahim belki daha basit ürünlerden talep ederken, Allah insanların kalbini onlara meylettirip adaklarını onlara vermesini sağlıyor ve böylece mükâfatlandırıyor.
    Dikkat! “Kurban kesme” ibadeti Hacda yapılır ve muhtaçlara dağıtılır! Niye? Hz. İbrahim anısına.
    Gelelim Tevrat’taki benzerliğe;
    Zaten Allah bizim bu hadiseyi “Hz. İbrahim’in Allah’a itaati ve sevgisi uğrunda en sevdiğini kurban etmesi” olarak anlamamızı ve sembolik bir kavram oluşturmamızı istiyor.
    Yani “insanlar en sevdiğini Allah uğrunda feda edebilmelidir” mesajı var.
    Ancak gerçekte Allah elbette bunu “oğlunu kurban etme” şeklinde değil, yukarıda anlattığım şekilde yaşatıyor. Bu durumda bu sembolik kavramın hem Tevrat’ta hem de Kuran’da olması çok normal. Ama Kuran’ın bir farkı “İbrahim suresi”. Allah dikkatli bak ve aslında ne olmuş anla diyor!
    Diye düşünüyorum… Yorumlarınızı ve görüşlerinizi bekliyorum… En doğrusunu Allah bilir. Vesselâm.

  47. Atladığım bir şey var:
    Saffat 105. ayet: “Sen rüyaya sadık kaldın…” Yani aileni Beyt-i Haram’a yerleştirdin, Oğlunu orada bırakmakla fedakarlığını gösterdin. Böylece oğlunla birlikte merak ettiğin, rüyanın yorumu gerçekleşti!

  48. Miraç,Sırat,Allah ile görüşme vs. Zerdüştlükten geçmiş olabilir mi?

    ZERDÜŞTLÜK:
    Zerdüşt’ün anası on beş yaşında bir bakire iken, bir ışık hüzmesinin ziyaretine uğrayarak hâmile kalmıştır.[5] Ayrıca ilk kez müritleri ile su üzerinde yürüyen, miraca çıkan, tanrı ile yüz yüze görüşen, ölmeden Cennet ve Cehennem’i gören Zerdüştün kendisidir. Zerdüştlük inancına göre Cehennem üzerinde kurulu olan Sinvat (Çinvat) köprüsünden geçilerek Cennet’e ulaşılır.[5] Ancak Cehennem’de üç gün kalınarak günahlardan temizlenilmesi gerekecektir.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Zerd%C3%BC%C5%9Ftl%C3%BCk

  49. Teorinizi 2. Ayeti baz alarak delillendiriyorsunuz. Peki ayette geçen mescidi haramdan kasıt nedir. Musa a.s. mescidi harama geldiği gibi bir kayıt var mıdır. Ayrıca kompozisyon düzenini bilirsiniz gir

    • “”””Kasas 27 de ..musaya deniliyor bana sekiz hac hizmet etmene karşılık kızlatıödan birini sana vericem diye… sekiz diye yazdığım yerde semeniyete hıcec diye geçer..bunu sekiz yıl diye ceviriyorlar.. dolayısıyla musa srkiz defa hac yapmıştır..”””

      yukarıdaki yorumlardan bir alıntı

      sanırım bu alıntı size yanıt olacak

  50. Pingback: İSLAM’DA KANDİL GECELERİ VAR MI? | Halit Can Dündar

  51. Çok uzun süre sonra bu yazıları tekrardan okumak çok güzel.
    Gerçi bunlardan sonra metin abi ile özelden bu yazışmaları yapmıştık ama yine onunla ortak bir noktada buluşamadık lakin metin abi ile yazışma güzel idi.
    Aslında metin abi nin dediği gibi insanların düştükleri yanılgılar dan biride mescid denilince insa ların aklına bir bina tasviri gelmesidir.
    Kuran ayetleri nin indiği tarihte Kudüs’te bina şeklinde bir yapının olmaması oranın Mescidi Aksa olmayacağı anlamına gelmez, belkide isra süresi indiğinde Kudüs’te bine şeklinde bir Mescidi n olmayışı belkide o ayetlerin orasını işaret ettiğinin bir delili bile olabilir. Çünkü bir yerin mescid olması için illaki bir bina olması gerekmiyor…Süleyman ın inşa ettiği mabet talan edilmiş yıkılmış ve İsrail oğulları sürgün edilmişti ve kuran ayetleri inerken süleyman mabedi nin olduğu yerde bina seklinde bir mescid yoktu orası yıkıkıntı haldedi bu demek değildir orası mescid degil…

    Allah kuranda Kabe inşa edilmeden önce Mescidi haram diye o bölgeyi tanımladığı gibi, Kudüs’te Ömer’in imar ettiği mescid olmadan önce süleyman ın yıkılmış olan Mescidi Mescidi Aksa olarak niye tanımlaması n ki?

    • mescidi aksa, kelime anlamı olarak en uzak mescit demek. süleyman mescidinin mescidi aksa olabileceğini düşünüyorsunuz da, allahın hz musaya seslendiği Tur dağında bulunan herhangi bir mescid alanını niye düşünmüyorsunuz? allah o bölgeyi mübarek/bereketli kıldığını söylüyor

  52. Salam aleykum LÜTFEN YARDIMCI OLUN! İsra suresi 1. ayet şöyle:
    سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
    Buradakı Esra-(أَسْرَى) kelimesi nedir? Kilit nokta orada bence. Hatta surenin ismi de onunla alakalandırılıyor. Benim anladığım kadar bu kelime YÜRÜTEN, GÖTÜREN olarak çevriliyor.Bende bu kelimenin ne olduğunu araştırmağa başladım. Tabii ki, de KURANDAN.
    Buradakı Esra-(أَسْرَى) kelimesi Kuranda yalnızca 3 kere geçiyor. 8/67; 8/70 ve 17/1. Üç ayetin üçünde de Esra-(أَسْرَى) kelimesi olduğu kimi hiç bir harake ve ya harf farkı olmadan geçiyor.
    مَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَكُونَ لَهُ أَسْرَى حَتَّى يُثْخِنَ فِي الأَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللّهُ يُرِيدُ الآخِرَةَ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ 8/67
    يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّمَن فِي أَيْدِيكُم مِّنَ الأَسْرَى إِن يَعْلَمِ اللّهُ فِي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِّمَّا أُخِذَ مِنكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ 8/70
    Neden bu iki ayetde Esra-(أَسْرَى) kelimesi ESİRLER diye çevriliyor. Fakat İsra suresi 1. ayetde aynı kelime hiç bir fark yokken başka şekilde çevriliyor. Ve ben bunu anlayamıyorum.
    Acaba İsra suresi 1. ayetin meali şöyle ola bilirmi?
    Sübhandır O ki, geceleyin (leylen) ESİRLERİ kulu ile Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya (götürdü)…
    İsra suresinin devamındakı ayetler hz. Musadan bahsetdiyine göre buradakı kul-Musa, esirler- kavmi ola bilir diye düşünüyorum. Arkadaşlar lütfen yorumlarınızı bekliyorum. Tereddütdeyim ve anlamak istiyorum. Bilhassa Kalemzade Kamil arkadaşım, yorumunuzu bekliyorum. SAYGILARLA

    • Selam İbrahim kardeş,

      17:1 ayetinde geçen kelimenin kökü: س ر ي
      8:67 ve 8:70 ayetlerinde geçen kelimenin kökü ise: أ س ر

    • Aleykum Salam Arzu kardeş
      Bana anlata bilirmisin Bu nasıl oluyor? Aynı kelime HİÇ BİR FARK OLMADAN 3 farklı ayette geçiyor. bir ayetde kökü bir, başka bir ayetde kökü farklı olabilirmi? Tekrarlıyorum aynı kelime hiç bir fark olmadan 3 ayetin üçünde de geçiyor. (أَسْرَى) kelimesi- 8/67; 8/70 ve 17/1 ayetlerin üçünde de aynı şekilde geçiyor. sadece 8/70 ayetinde El edatı ile geçiyor. Kök değişmiyor.

    • isra kelimesi “yürüme” anlamında. Kuranmeali.com sitesine girin. sol da “DETAYLI İNCELEME” ye tıklayın. isra 1 ayetini girin. isra sözcüğünün altında büyüteçe tıklayın ve kuranda bu kelimenin geçtiği veya türediği onlarca ayet bulacaksınız. hepsindeyürüme anlamları var

  53. Arkadaşlar merhaba,
    Yorumlarınızda başka sitelere ve adreslere link vermeyin lütfen. Eğer daha önceden onaylı bir yorumunuz yoksa spam kategorisinde algılanır. İkinci olarak da rastgele isim ve rastgele mail adresi kullanmayın lütfen.
    Selam ile…

    • Benim soruma cevap vermediniz, ben sizin yorumunuzu bekliyorum
      LÜTFEN YARDIMCI OLUN! İsra suresi 1. ayet şöyle:
      سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
      Buradakı Esra-(أَسْرَى) kelimesi nedir? Kilit nokta orada bence. Hatta surenin ismi de onunla alakalandırılıyor. Benim anladığım kadar bu kelime YÜRÜTEN, GÖTÜREN olarak çevriliyor.Bende bu kelimenin ne olduğunu araştırmağa başladım. Tabii ki, de KURANDAN.
      Buradakı Esra-(أَسْرَى) kelimesi Kuranda yalnızca 3 kere geçiyor. 8/67; 8/70 ve 17/1. Üç ayetin üçünde de Esra-(أَسْرَى) kelimesi olduğu kimi hiç bir harake ve ya harf farkı olmadan geçiyor.
      مَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَكُونَ لَهُ أَسْرَى حَتَّى يُثْخِنَ فِي الأَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللّهُ يُرِيدُ الآخِرَةَ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ 8/67
      يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّمَن فِي أَيْدِيكُم مِّنَ الأَسْرَى إِن يَعْلَمِ اللّهُ فِي قُلُوبِكُمْ خَيْرًا يُؤْتِكُمْ خَيْرًا مِّمَّا أُخِذَ مِنكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ 8/70
      Neden bu iki ayetde Esra-(أَسْرَى) kelimesi ESİRLER diye çevriliyor. Fakat İsra suresi 1. ayetde aynı kelime hiç bir fark yokken başka şekilde çevriliyor. Ve ben bunu anlayamıyorum.
      Acaba İsra suresi 1. ayetin meali şöyle ola bilirmi?
      Sübhandır O ki, geceleyin (leylen) ESİRLERİ kulu ile Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya (götürdü)…
      İsra suresinin devamındakı ayetler hz. Musadan bahsetdiyine göre buradakı kul-Musa, esirler- kavmi ola bilir diye düşünüyorum. Arkadaşlar lütfen yorumlarınızı bekliyorum. Tereddütdeyim ve anlamak istiyorum. Bilhassa Kalemzade Kamil arkadaşım, yorumunuzu bekliyorum. SAYGILARLA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir