Ya Tutarsa!

dirennasreddin

“Ya Tutarsa!” Dinine Muhalif Bir Adam…

Nasreddin Hoca… Tombul, şirin ve komik adam… Komik fıkralar… Eğlence kitaplarının bir köşesini süsleyen ama kimilerine göre pek de öyle önem atfedilecek şeyler söylemeyen, çağa hitap etmeyen esprilerin sahibi!!! Edebi ve felsefi olarak okullarımızda hak ettiği biçimde nedense okutulmayan ama halk arasında seslendirilen şakaları… Hikâyelerinde yaptıkları, kendi akılsızlığına verilir tarzda işlenen konular… Bindiği dalı kesen bir Nasreddin Hoca… Eşeğe ters binen bir Nasreddin Hoca… Göle yoğurt çalan bir Nasreddin Hoca… Kürkünü yediren, kazanı doğurtan aykırı bir şahsiyet!!! Gerçekten öyle mi acaba? Gerçekten bu saçmalıklar (!) Nasreddin Hoca’nın şahsına mı atfedilmeli, yoksa Nasreddin Hoca bir şeyleri en can alıcı biçimde anlatmış da insanların anlamamakta ısrar ettiği, asıl saçmalayanların insanların kendisinin olduğu gerçeği mi süzülmeli bu hikâyelerden? Kimilerine göre onun bu hikayeleri eski zaman şakaları..

Nasreddin Hoca’nın şakalarında geçen manevi/kültürel şahsiyeti öyle ya da böyle herkesin hafızasının köşelerinde yer etmiş durumda. İyi ki de yer etmiş. Bu sayede onun esprilerinden çıkan gerçekleri belki daha iyi anlatabiliriz insanlara. San’ı da “hoca” olunca belki derdimize derman olur, insanların bakışında. Nasreddin Hoca’dan alıntılanan bu yarı şaka yarı ciddi alıntılar içerisinde, bazıları farklı şekillerde anlatılsa ve/veya tahrife uğramış olsa da klasik gelenekçi hoca anlayışında olan hurafeleri bulamayız. Madem insanların çoğu bizi obsesifler gibi yaşatmaktan başka işe yaramayan türlü abartılı rivayet uydurmalarına gerçekmiş gibi itibar ediyor, hadi biraz da Nasreddin’in anlattığı hikâyelere gerçek değerini vermeye çalışalım.

Nasreddin Hoca hikâyelerinde, fiilen hocanın yaptığı işler aslında toplumun yaptığı işlerin bilinçli bir yansıtmasıdır. Gerçekte Nasreddin, topluma “siz işte böylesiniz, aklınızı kullanmayacak ve anlayamayacak mısınız” mesajını veriyor. Bindiği dalı kesen Nasreddin’i gören komşusu eğer hocanın bu hareketini garipsiyor ve aptalca buluyorsa neden kendi hayatına dönüp bakmaz! Çünkü o komşu adam, dininin emirleri yerine, Kuran’da yazan gerçekler yerine kendisine anlatılan, kulaktan duyduğu, gelenek edindiği, türlü diğer hocalardan dinlediği ve çoğunun Kuran’da yazılanın tam tersi olduğu (sözde) dini emirleri İslam ZANnetmekte ve geleneksel dini anlayışa karşı çıkmak aklına bile gelmemektedir. Oysa Nasreddin Hoca’nın bindiği dalı kesmesinin akıl dışı oluşunu hemen fark etmektedir. Aynı aklı yaşamının en ciddi konusu olan din işinde ise kullanmaktan nedense korkmaktadır. Kuran’da söylenenin tam aksini din diye uygulayan insanevladı bindiği dalı kesmekte değil midir? Hadi canım Kalemzade… Şimdi de Nasreddin fıkralarına mı “Tevhide ve Kuran’a yönelten” mesajlar diyorsun!!! Bu fıkralar alelade şakalardır… mı diyorsunuz? Diğerlerine de bir bakalım öyle mi gerçekten?

Eşeğe neden ters biner bu Nasreddin Hoca? Akılsızlığından mı? Yoksa burada verdiği mesaj da aynı olmasın! Ey insanevladı, siz dininizin kaynağı Kuran’da ne söyleniyorsa tam tersini din diye benimsemişsiniz, diyor olmasın Hoca Nasreddin! Kuran’da fırka fırka olup da dininizi bölmeyin diye belirtilmişken mezhep mezhep tarikat tarikat olup da birbirine düşen, birbirini katleden insanevladı eşeğe ters binmekte değil midir? Arapça bilmeyenler Kuran’ı anlamadan sağdan sola Arapça okurken ama soldan sağa okunan Türkçe çevirisine bakmaya bile lütfetmezken eşeğe ters binmekte değil midir? Merdivenden yuvarlanan cübbenin içinde olmayan, ben yağmurdan değil rahmete basmaktan kaçıyorum diye aldatan hocaefendilerin peşinde giden insanevladı eşeğe ters binmekte değil midir? Nasreddin bu temsilleriyle Allah adına aldatanlar işte böyledir demiş değil midir? Allah “bu kitap size yetmiyor mu” derken, parayı verenin düdüğü çaldığı din kitaplarını, sen de haklısın diyen mızraklı ilmihalleri, tavuğun suyunun suyunun suyunun suyu hadis külliyatlarını, risaleleri ve mesnevileri din ZANneden insanevladı eşeğe ters binmekte değil midir? Allah “Sadece bana kulluk edin” derken, peygamberleri, sahabeleri, sözde evliyaları, din adamlarını ilaha benzer tutumlarla anan, el etek öperek, kılına, taşına tapınarak, mezarları başında aman dileyerek acınası halini gösteren insanevladı eşeğe ters binmekte değil midir? Allah bize düşünün, araştırıp idrak edin de iman edin derken düşünme işini, bilim işini, araştırma ve anlama işini başkalarına havale eden insanevladı eşeğe ters binmekte değil midir?

Kürkünü çorbaya neden daldırır bu Nasreddin Hoca? Siz aslında insanların bilgisine, takvasına ve iyiliğine değil görünüşüne göre kıymet veriyorsunuz demiyor mu? Siz Allah’ın dost edinin dediği kimseyi değil, sadece umduğunuz ve ZANnettiğiniz menfaatinizi verme ihtimali olanı gözetiyorsunuz demiyor mu? Aklınızın ve takvanızın değil heva heves ve putlaştırma huyunuzun peşinde gidiyorsunuz demiyor mu? Kazan doğurdu dediğimde inanıyor ama kazan öldü dediğimde aklınız olduğunu hatırlayıp olmaz öyle şey demiyor musunuz? Sadece kendi menfaatini ilah edinen, aslında inanmayan ama inanmadığını bile bilmeyip işine gelene inandığını söyleyen zavallılarsınız demiyor mu? Siz çoğunuz işte böylesiniz, Kuran’ı aklımla anlayamıyorum dedikten sonra iş açık menfaatinize gelince zekâ pırıltıları saçıyorsunuz demiyor mu? Aklınız var ama nerede ne zaman kullanacağınızı bilmiyorsunuz, demiyor mu?

Göle maya çalan Nasreddin Hoca gölün maya tutmayacağını bilmiyor muydu? Yine topluma ayna tutmuyor mu burada? Umulacaksa deliller ortaya konarak akılla umulur, akıl yoksunu ummaya ise ZAN denir. “Ya tutarsa” diyerek akılsız bir ummayı, sadece ZANnetmeyi gündeme taşımıyor mu?  İnsanevladına işte siz beni göle maya çalarken görünce aklınızı kullanıyor da gölün maya tutmayacağını anlıyorsunuz da siz neden dininizi ZAN’na tabi etmekten vazgeçmiyorsunuz demiyor mu? Siz günde yediyüz selavat çekerek türlü sevaplar kazandığınızı, bu yolla cennete gideceğinizi ZANnediyorken, bir bilmem ne isimli namazla yetmiş gün amel defterinizin kapandığını iddia ediyorken, hırka-i şerifini gördünüz diye cennette komşu olacağınıza inanıyor da, anlamını bilmeden okuduğunuz her Yasin’le cennette köşk mayası tuturduğunuzu ZANnediyor da, beni göle maya çaldım diye neden ayıplıyorsunuz demiyor mu? Ben nasıl göle maya tutturacağımı ZANnediyorsam siz de aynı şekilde dindeki gerçekler yerine ZANna uyuyorsunuz demiyor mu?

İşte siz de böylesiniz, dininizi kitabınızı bilmeden, ne dediğinizi bilmeden yatıp kalkarak dininizi yaşadığınızı ve bundan dolayı ödüllendirileceğinizi ZANnediyorken, elalem uzaydaki gezegenleri izleyecek teleskoplar icat edip onlarla yıldızlararası mesafeleri ölçüp senin okumadığın Kuran ayetlerindeki mucizeleri görüyor demiyor mu? Kuran’da bütün gerçekler apaçık yazarken ve bir kaşık aklınız bile olsa dininize maya tutturacağınız kadar kolayken, kalkıp da ciltler dolusu külliyatlarla din tuturmaya çalışıyorsunuz demiyor mu? Nasreddin Hoca “Böyle giderseniz sizden ne yoğurt olur, ne cacık” demiyor mu bize?

Nasreddin Hoca… Halkı için halkının cahilliğine direnen ve hep onlara doğruları anlatmaya çalışan bir düşünür… Halkın gaz vermesiyle beraber yürürken padişahın karşısına vardığında yalnız bırakıldığının farkına varan Nasreddin… Eşeğine arpalı kitap okutup anırdığında biz anlamıyoruz ne okuduğundan diyenlere o eşekçe okudu anlamazsınız tabi diyen Nasreddin… Palavracıya Halep oradaysa arşın burada hadi atla diyen Nasreddin… Evinin tamiratını yapmamasından dolayı gıcırdayan tahtalardan zikir diye övünen adamı ya secdeye varırsa diye ikaz eden Nasreddin… Zalim padişaha cennete sığamayacağınız için cehenneme gidersiniz diyebilen Nasreddin… Kavuğu takınca yabancı dildeki mektup okunuyorsa al kavuğu da sen oku diyen Nasreddin… Kaza namazı yerine ben de önümüzdeki haftanın namazını kılıyorum diyen Nasreddin… Sırt üstü düşünce kuyuya düşen ay’ı çıkardım diyen Nasreddin… Senin papağanın insanlar gibi konuşuyorsa benim hindim de insanlar gibi düşünür diyen Nasreddin… Biliyoruz ki daha neler neler anlatıyor… da anlayan nerede!!!

İşte böyle… Eşeğe ters binen ben değilim sizsiniz, bindiği dalı kesen de, insana değil kürküne değer veren de, kazanın doğurduğuna işine geldiği için inanıp öldüğüne işine gelmediği için inanmayan da, gölü yoğurda çevireceğini ZANneden de sizsiniz diyor Nasreddin Hoca. Tombul, şirin ve komik adam… Hiç de değil… Komik olan o değil biziz… Biziz ZANnın peşinde koşan insanevladı. Aklını kullanmayıp da komik olan, komik ve acınası durumlara düşen… Kitabına sırtını çevirip “Ya tutarsa” diyerek duyduğu sözlere göre dinini yaşadığını ZANneden… Elaleme maskara olan, sözde müslüman olan insanevladı…

Kalemzade | Cengiz Yardım

11 thoughts on “Ya Tutarsa!

  1. Düşünüp aklını kullanamayanlardan Allah’a sığınırım. Rab’bim pisliğini onların üzerine boşaltacak…
    Gönlüne, bilgine sağlık Kamil Kardeşim… Allah razı olsun, Rab’bimin güzellikleri üzerinden eksik olmasın.

    Selam ve Dua ile,

    • Sayın Fikret Arman , “Rab’bim pisliğini ” cümlesi yanlış bir cümle. Çünkü ALLAH her türdü pislikten, kirden ve eksik sıfatlardan arınıktır, uzaktır.Hadsizliğimi mazur görün lütfen. Selam ile.

      • Uğur kardeş maaşallah oldukça dikkatlisiniz. Özellikle Kuran okurken bu vasfınız çok iyi bir şey ve haklısınız aslında ama bence Fikret abi’nin kastı bu değil. İmladan kaynaklanan bir yanlış anlama olduğuna eminim. Çünkü ayeti işaret ediyor “Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır” Ya -ni takısı fazladan olmuş ya da “onlar’ın pisliği-ni” olarak kastetmiş olmalı.

      • Uyarın için sağol Uğur Kardeşim… Hatanın en önemli yönü benim aceleci olmam ve dikkatsizliğim… Rab kelimesinden sonra bir virgül olmaması… Yunus Suresi 100. ayeti yapıştırsaydım sorun olmayacaktı. Allah razı olsun.
        Selam ve Dua ile,

    • Duyarlılığının için teşekkürler Kamil Kardeşim. Tabii ki niyetimiz bellidir. Allah razı olsun.

      Selam ve Dua ile,

  2. Kur’an okuyorum (üzerinde düşünüyorum ve öğrendiğim kadarıyla da yaşamıma uyguluyorum) ama hala bir şeyleri atamadım üzerimden.Bir şeyi söylerken ya da düşünürken (şimdiye kadar öğrendiklerimi de aklımdan çıkaramadan) ”acaba böyle düşünmem günahmı/yanlış mı ” çok geliyor böyle ”acabalı”sorular aklıma..Sonra diyorum günah olsa Kur’an da okurdum!….Artık yoğurdu zamanında nasıl mayalamışlarsa ne tam tutmuş ne de su temiz kalmış !!!! Ama YİNE RABBİMİN yardımıyla kurtulacağım/kurtulacağız bozuk mayayla tutturulmaya çalışılan yoğurdumsu sıvılardan ve temizleyeceğiz beynimizi de yüreğimizide!!!!…Kafamızı bulandıracak hiç bir ”acaba”kalmayacak inşaallah kitabımızı okudukça ve düşündükçe ..inşaallah..

    Yine harika bir örnek ve harika bir anlatım olmuş ; Allah razı olsun…

    • Umuyorum ve görüyorum ki acabalarımız bizi doğruya sevk eden en hızlı araçlardır. Acaba, nasıl, neden, niçin gibi sorular sanılanın aksine güzel sorulardır. Şüpheyle değil ilimle yaşamak gerek. Ve ben Kuran’ın şimdiye kadarki bu tür sorularıma hep en iyi cevabı verdiğine şahidim.
      Selam ile…

  3. Ali TUNCAY adında bir abi var. youtube de videoları var. malum youtube da oradan oraya tıklarlen birden kendimi bu abinin videosunda buldum.Biraz gülmek için videoyu açtığımda , ilk başta “bu herifte kim len ” deyip tam kapatıcakken o anda bir cümle söyledi.Dediki : “dinlemesini bilirseniz en aptalın anlattığından bile birşeyler öğrenebilirsiniz” İlk defa duyduğum bir cümleydi, hoşuma gitti izlemeye karar verdim. Ali tuncay abi sadece kendi hayat hikayesini anlatıyordu videoda , ama bunu öyle yapıyorduki anlattığı hayat hikayesi tam bir dram ve karanlık olmasına rağmen araya fıkralar sokarak , bazen kendiyle alay ederek bu hikayeyi komik hale getiriyordu.ilk bakışta komiklikler , fıkralardan ibaret bir video gibiydi ama aslında bu komiklikler teferruattı bunların altındaki mesaj çok açıktı , tabii “dinlemesini bilene” ! Ve Ali abi videoda namazdan bahsetti. Ancak namaz kılın demiyordu videoda , kendi hayatını örnek göstererek neden namaz kılmamız gerektiğinden bahsediyordu. İnsanlara bir şeyi yap yada yapma demek anlamsızdır, neden yapması yada neden yapmaması gerektiğinin açıklanması gereklidir , diyordu.Videonun sonunda ALLAHın izni ile Ali abi namaza başlamama vesile olmuş oldu.ALLAH ondan razı olsun. Sonra ben bu videoyu yakın bir arkadaşıma izlettim hatta beraber izledik ne bileyim onunda videonun sonunda namaza başlıcağını sandım. Ama öyle olmadı malesef arkadaşım izledi, güldü ve gitti. Sonraki günlerdede namaz kıldığına şahit olmadım. O zaman şunu anladım ki söylenen söz ne kadar anlamlı ve ne kadar öğüt verici olsada onu işitecek kulak idrak edecek kalp olmadan faydası yok.
    Bir insanın bilinç altının en savunmasız yani savunma mekanızmalarının korumasından uzak olduğu an güldüğü andır.Bunu zamanında nasrettin hoca farketmiş olucak ki sizin de anlattığınız gibi bunu en iyi şekilde yapmış. Günümüzde de bunu en iyi yapan isim cem yılmaz bence . Bu adamın yaptığı espiriler insanların bilinçlerinde hemen yer ediniyor ve uzun süre insanların diinden düşmüyor. Cem yılmaza herkes gülüyor ama söyledikleriyle aslında insanın kendine ayna tuttuğunu kaç kişi anlayabiliyor çok az. Aynı nasrettin hocayo zamanında anlayan insanların sayısı kadar. Uzun lafın kısası güldürürken insanlara hertürlü bilgiyi empoze edebilirsin. Zaten gözlemlediğim kadarıyla islam dinine tahrifat yapan yobazların tahrifatı çoğu kez güldürürek olmuştur. Şuanda cübbeli lakaplı o şahsın tamda yaptığı gibi. İnsanlara o sapıkça öğretilirini güldürürken aşılıyor. Düşünen insanlar bu sapıkça öğretilere hayır deyip yüz çevirirken düşünmeyen yada düşünemeyenler zehirlenmeye devam ediyor malesef.
    Son olarak bu konuyla ilgili kuranı kerimden bir ayetle bitirmek isterim.
    NECM 60 : Hep gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
    Selam ile..

    • Ali Tuncay’ı duymuştum ama hakkında hiçbir fikrim yoktu. İlk fırsatta bu tavsiyenize atfen izlemek istiyorum. Cem Yılmaz konusunda da size benzer düşündüğümü söylemeliyim. Her ne kadar biraz argo ağırlıklı konuşsa da bazı sözlerinin altında yatan felsefeyi ve toplum kültürünün hatalı yönlerini eleştiren aykırılığı görenlerdenim. Paylaşımınız için teşekkür ediyorum. Lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin. Selamlarımla….

  4. Nasreddin hocanın ismi kullanılarak pek çok fıkra da uydurulmuş olabilir. Yani Temel fıkraları gibi.
    Nasreddin hocanın ibret alınacak hikayeleri de var bence.

  5. selam çok güzel bir yazı olmuş..Hem güldüm hem de düşündüm…

    Geçenlerde rastladığım bir yazıdan alıntı;

    Hakikat İlmi nedir? Diyecek olursanız “İnsanın kendi varlığında Allah’a ulaşma yöntemidir”.

    Hakikati öğrenen kişinin amaç ve değerleri farklıdır. Amaç iyi ahlaklı bir kişi olmak değildir. Herkesin itibarını kazanmak değildir. Yalnız ve yalnız Allah’a giden yolda mesafe almaktır.

    Hakikat – Tevhit İlmini bilmeyenler asla Mevlâna’yı anlayıp tahlil edemezler. Mevlâna da önceleri Şemsin davranışlarına anlam verememiş ve sonunda “Aklımı bıraktım (yani teslim oldum) rahat ettim” demiştir. Demek ki Hakikatte yol almanın yegâne yolu yargılamamak eleştirmemek iyi-kötü kavramlarını bir tarafa itip mürşide teslim olmaktır.

    Çoğunluğun durumu böyle iken güleriz ağlanacak halimize…

    53:28 – Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.

    selam ve dua ile..

Bir Cevap Yazın