Karınca Vadisi

karınca vadisi

“İzdüşümü | Neml Suresi”

Kurtlar Vadisi değil Karınca Vadisi… Toplumların bu karanlık ve puslu vadisinde yaşanan olaylar hayal ürünü değildir. Bugün Ortadoğu ülkelerinde kardeşin kardeşi katletmesi bir dizi film senaryosu değil gerçeğin ta kendisidir. Bu konudaki çözümlemelerde ilk akla gelen “dış mihraklar var” sözü oluyor genelde. Evet dış mihraklar var. Çok doğru. Ve kendi doğrularını yapıyorlar. İlk defa değil. Son defa da değil. Yaptılar, daha da yapacaklar. İşleri bu. Dış mihraklık yapmak. Ya iç mihraklar!!! İçeride mihrak mihrak birbirine mihraklık yapanlar! Odak odak, hizip hizip, tarikat tarikat, mezhep mezhep, etnik metnik olanlar! Ne kadar dış odaklar var olsa da birbirini yiyen iç odaklar da var! Mısır’da var, Afganistan’da var, İran’da var, Irak’ta ve Suriye’de var… Katar’da, Ürdün’de, Cezayir’de, Tunus’da… Var oğlu var… Türkiye’de yok mu!!! Neml Suresi’ne bu bakışla baktım bu kez. Hayvanların dilini anlamaya çalıştım ki insanlara bir şey söylerler mi!

Neml suresi adı üstünde karıncalara bakmayı gerektiriyor. Karıncalar zayıf görünüyor gözümüze. Avcı kuşlar ve çekirgeler karıncaları avlayabilirler belki. Mevsimler boyunca çalışıp didinen karıncaların biriktirdiği yiyecek stoğunu azgın çekirgeler kısa zamanda yağmalar, silip süpürürler. Ama beş altı karınca bile bir olduğunda koca bir çekirgeyi hayattan silip süpürebilirler. Karıncalar kan emici keneleri yok etmekte büyük başarı sahibidirler. Hatta karıncalar bir olduğunda dört ayaklı dev gibi bir hayvanı bile alt edebilecek kadar azimli, bir ağacı kökünden yırtıp yıkacak kadar güçlüdürler. Ne kadar rüzgâr eserse essin, çatılar uçarken, direkler devrilirken zarif bir karınca yuvasının deliği tıkansa da içerisinde huzur ve işbölümü içinde yaşayan karıncalar vardır. Bütün tedbirlerini ortaklaşa işleriyle önceden almış, yaşam koşullarını kolay kolay bozulmayacak biçimde korumuşlardır.

Kuran’ı okur gibi tabiatı ve hayvanları da okuyacağını bilmesi gereken insan neden yaşayıp giden hayvanlardan ibret almaz! Papağanına “Beşiktaş” dedirtmeye çalışan insan kuşu kendi gibi konuşturmak yerine neden kuşun halinden, kuşun dilinden, diğer hayvanların ve yaratılmış herşeyin dilinden anlamaya çalışmaz!!!

27-Neml (Karınca Suresi) 16 Süleyman, Davûd’a mirasçı oldu ve şöyle dedi: “Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden biraz verildi. Kuşkusuz bu, apaçık lütfun ta kendisidir.”

Karıncaların en büyük düşmanlarından başta geleni insanlardır. Bilerek bilmeyerek, isteyerek istemeyerek en büyük zararı verirler karıncalara. Yine de karıncalar usanmaz, bir olmaya, çalışmaya devam ederken, ona zarar veren insanoğlu eğer yardımlaşmazsa yiyecek lokma bulamaz hale düşerken biri kendisi için, biri de diğer halkı için iki mide taşıyan karıncalar aç kalmazlar. Eğer karıncalar, rüzgârlar gibi, çekirgeler gibi, kuşlar gibi ve insanlar gibi dış mihraklara karşı tedbir almak yerine kendi içlerinde iç mihraklar oluştursalardı bu örnek toplumsal hayatı yaşayabilirler miydi? Nimetlerini birbirlerine karşı sahiplenip bölüşmeselerdi aç kalmazlar mıydı? Kendilerini dış mihraklara karşı savunacak olan ordularını kendi elleriyle zayıflatsalardı nasıl korunabilirlerdi?

27-Neml (Karınca Suresi) 18 Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca şöyle seslendi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler.”

Karınca vadisinde bir karınca arkadaşlarını dış mihraklara karşı uyarırken onları birleştirirken, insan evladı uyaran da olsa uyarılan da olsa birbirini suçlayıp mihrak mihrak olur da dış mihrakların ekmeğine yağ sürer! Hatta gider dış mihraklarla bir olup iç mihrakına karşı tuzak kurar! İç mihrakını yenerse dış mihrakını da yeneceğini zanneder!

Toplumsal yönetimlerde de en büyük sorun danışma ve işbirliği yoksunluğu değil midir? Hizipleşmek değil midir? En başa güreşmeye, tek başına yönetmeye, gücüne tapmaya başlar insanoğlu! Övüldükçe coşar, güçlendikçe azar! Zayıflarsa hep kendilerine güçlü bir kral arar. Oysa toplumun bir parçasıysa insan, toplumu ilgilendiren konularda da birbirine destek verip, birbirine danışmalı değil midir? Herkesi ilgilendiren hususlarda herkesin desteğini almaya gayret etmeli ve tek başına karar almaktan çekinmeli değil midir? Süleyman’a inanıp Allah’a iman eden Melike’nin Karınca (Neml) suresindeki temsili, kolonilerindeki Kraliçe Karınca’nın ta kendisi değil midir?

27-Neml (Karınca Suresi) 32 “Ey konseyim, şu işte bana bir fikir verin. Siz yanımda bulunmadıkça bir işte karar vermem,” dedi.

27-Neml (Karınca Suresi) 33 Dediler ki: “Biz çok güçlüyüz, çok yaman savaşırız. Buyruk senin. Ne karar vereceğini sen bilirsin.”

27-Neml (Karınca Suresi) 34 Melike dedi: “Şu bir gerçek ki hükümdarlar bir kente/bir memlekete girdiler mi, orada bozgun çıkarırlar; oranın onurlu insanlarını zelil-sefil ederler. İşte böyle yaparlar.”

27-Neml (Karınca Suresi) 35 “Onlara bir armağan göndereyim de, bakayım elçiler nasıl bir tepki ile dönecekler.”

Eğer hükümdarlar heva, heves ve kibirlerine uyarlarsa hem işgal ettikleri yerlerdeki sözü dinlenir kimseleri, hem de kendi halkının düşünenlerini zelil-sefil ederler. Dış mihraklarla savaştığını zannederken dış mihraklarla işbirliği yapanın ta kendisi olurlar. Ama ne zaman Melike gibi hatalarını anlar da dönerlerse işte o zaman tadından yenmez bir ülkeyi kurmanın onurunu yaşarlar. Eğer kraliçe karınca birleştirmek yerine hizibi önerirse karıncalar da ölür kraliçe de. Neticede yuvaları çekirge sürülerine talan ettirilip koloni ve kışlası kısa zamanda yıkılır gider.

Ya insan! Bir olmak yerine birbirine karşı mihrak olup mızraklarının ucuna Kuran’ı geçirerek savaşan insanoğlu! Akıl sahibi insanoğlu! Siteler, mahalleler, şehirler ve ülkeler kuran insanoğlu! Ne kadar da meraklıdır hizipleşmeye. Ne kadar da bencildir ki iki midesi olsa ikisini de tıka basa kendisine doldurur! Ne kadar acımasızdır ki kendi içinde mihrak mihrak bölünüp birbirinin kanını döker! Birleşeceğine hizip hizip olup dış mihraklar yetmezmiş gibi iç içe mihraklar olur!

Hep öyle olmadı mı insanoğlu? Hep fırka fırka olmadı mı? Hizipleşip de mihrakların mihrağı olmadı mı? Halen de öyle olmuyor mu? Çekirgeler, keneler yaratılışının gereğini yaparken yaratılışının gereğini yapmayan bir karınca olur mu?

27-Neml (Karınca Suresi) 45 Yemin olsun, Semûd’a da kardeşleri Sâlih’i, şunu tebliğ etmek üzere gönderdik: “Allah’a kulluk/ibadet edin.” Bir de ne görelim, onlar birbiriyle boğuşan iki fırka oluvermişler.

Bu bölünüş benzer karınca yuvalarının da sırrını çözer. Talan ediciler, kolonileri dağıtmayı öğrenirlerse hep aynı taktikleri uygularlar. Yuvaya girmek için bölünmüşlükleri kullanırlar. Karıncalar böylece bölündüğünde kan emici keneler çoğalır, istilacı ve sömürgeci çekirgeler terör estirir. Eğer toplum kötüyse yönetim de kötüleşir, eğer toplum ahlaklı ve akıllıysa yönetim de ahlaklı ve akıllı olmak zorunda kalır. İnsanlar hak ettiği biçimde yönetilir.

27-Neml (Karınca Suresi) 46 Sâlih dedi: “Ey toplumum! İyilikten önce kötülüğü istemede aceleniz niye? Merhamet görebilmeniz için Allah’tan af dileseniz olmaz mı?”

Tarih boyunca yok olmuş kavimler, yok olmuş ülkeler! En küçüğünden en büyüğüne saltanat kavgaları, arsızlık, hıyanet, aç gözlülük ve bölünmüşlükle yıkılmış binlerce uygarlık! Hepsi yok oldu gittiler! Esamisi bile okunmayanlar cabası…

27-Neml (Karınca Suresi) 52 İşte sana onların, işledikleri zulümler yüzünden çöküp ıpıssız kalmış evleri. Hiç kuşkusuz bunda, ilmi kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır.

Böyle yöneten insanlar ve böyle yaşayan toplumlar bugün de gözle görülür biçimde olduğuna göre, bu şartlarda devam eden kişi ve toplumların da aynı sona maruz kalacağı aşikârdır. İşte aynı sona doğru giden bir İslam coğrafyası var bugün… İster inanalım, ister inanmayalım…

27-Neml (Karınca Suresi) 71,72 “Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. “Belki, meydan okuyarak istediğiniz şeylerin bir kısmı size çatmıştır bile,” de.

Yiyecekler ve barınaklar hazırken, güvenlik sağlanmışken ve ellerinde doğruyu gösteren bir kitap varken toplumların hizipleşip birbirini yemeye başlaması kadar büyük bir aptallık olur mu? Karıncalarda olmuyor ama insanlarda oluyor maalesef! Umulur ki toprak altından çıkışımızda çekirgeler gibi değil de karıncalar gibi çıkarız.

54-Kamer 3-7 Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her iş ve oluş karara, ölçüye ve düzene bağlanmıştır. Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor. Bu üstün bir hikmettir; ancak uyarılar yarar sağlamıyor. O halde yüz çevir onlardan sen de; o çağırıcının alışılmadık/ürpertirci şeye çağırdığı günde, gözleri ‘zillet ve dehşetten düşmüş olarak’, sanki ‘yayılan’ ÇEKİRGELER gibi kabirlerinden çıkarlar.

Ayetleri okurken ve üzerlerinde düşünürken herkes kendi ilmince bir şeyler anlayabilir ve kendi çağınca, kendi mesleğince, kendi yaşınca, kendi tahsilince, kendi zekâsınca, kendi hayat tecrübesince, kendi yaşayışınca, kendi toplumunca, kendi tarihince, kendi cinsiyetince, kendi sağlığınca, kendi zenginliğince ve kendi özgür iradesince bir şeylerin farkına varabilir. Kuran’dan herkesin kendince alabileceği bu kadar hazine varken onu okumayı, onun üzerinde düşünmeyi ve onu anlamayı başkalarına bırakmak kadar büyük bir gafillik olur mu? Beni benden, bizi bizden daha iyi bilen Allah, biz imanla, gönül ve akıl bütünlüğümüzle Kuran’a yöneldiğimizde bizi hiç yarı yolda bırakmayı diler mi? Hayır! Aksine o bize ayetlerini gösterir, biz de onları okuduğumuzda tanırız, anlarız. Bir düşünelim… Hangi alim O’nun anlattığı gibi ayetleri açıklayıp anlatabilir bize? O halde bunun için sadece O’na yönelip, sadece O’na yakarıp sadece O’ndan isteyelim…

27-Neml (Karınca Suresi) 93 Ve şöyle yakar: “Hamd olsun Allah’a! O size ayetlerini gösterecek de siz onları tanıyacaksınız. Senin Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.”

0 thoughts on “Karınca Vadisi

  1. Bence mesele bölünme değil.Tamam kabul ediyorum mezhepleşmek , tevhidin altında bile parça parça olmak elbette İslamın ruhuna vurulan çok ağır bir darbedir. Ancak şuanda İslam ülkelerinde yaşanan vahşetin günah keçisi mezhepçilik mi ? Sanmıyorum. Lütfen bakın şuan türkiyedeki hatta dünyadaki futbol terörüne. Koca koca adamlar ben sarı rengim sen mavi renksin diyemi birbirlerini boğazlıyor yani. Mesele renklermi?hiç sanmıyorum. Bence bunun altında yatan çok ciddi başka etkenler var. Ve bunlar dış güçlerle iç güçlerle alakalı değil bizimle alakalı olan şeyler. İçimizle alakalı, insanlığımızla. Kararmışız , katılaşmışız abi. Öfke dolmuş içimiz. Şiddet bağımlısı olmuşuz.Sevmeyi unutmuşuz. Merhamet etmeyi, Allah ‘ tan korkmayı, o hesap gününde hesaba çekileceğimizi unutmuşuz .Her şeye sözde inanmışız ama özde bomboşmuş içlerimiz. Başka takımdan yada mezhepten diye öldürdüğümüz adamın ardında bıraktığı gözü yaşlı evladını ve çok sevdiği eşini düşünmemişiz. Aslında biz birbirimizi değil insanlığımızı öldürmüşüz de haberimiz olmamış. Sevgisizlik , en büyük bölünme.Sevgiye ihtiyacımız var. Hemde hiç olmadığı kadar. Sevgi ile kalın.

    • Özellikle sevgiye ilişkin sözlerine sonuna kadar katılıyorum Uğur. Çok da güzel ifade etmişsin. Benim tüm düşündüklerim yazdıklarımla sınırlı değil elbette. Burada bölünmüşlüğün etkisini göstermeye çalıştım. Kuran bir birleştirici olarak dinde fırkalaşmayı defalarca reddederken ben de yazının başında (ilk paragrafta) belirttiğim gibi bu minvalden ayetlerin bana düşündürdüklerini ifade etmeye çalıştım. Fırkalaşmayı zayıf bir etki olarak göremeyiz. Senin parmak bastığın hususlara da çok büyük oranda katılıyorum. İnsani açıdan düşündürücü bir yorum olmuş. Sen de sevgi ile kal kardeşim. Görüşmek üzere.

  2. Çok afedersin kardeşim seni diniyazılar sitesinden takip ediyorum. Maalesef rivayetler her ayete her kıssaya hikayeler uydurmuş ve bunlar sonra kutsallaştırılarak doğru sanılmış ya. NEML ( Karınca suresi ama ) inanın bildiğimiz (hayvan NEML değil)
    Bir kaç açıdan bakalım olaya
    1=) MUCİZE ler herkesin gözü önünde aleni olmalıdır.
    2=) Peygamberler kendiliğinden MUCİZE getiremezler.
    3=) Şayet karınca (hayvansa ) Onun konuşmasını Süleyman peygamber duyuyorda başka kim duyuyor. Hani mucizeler aleni herkesin göreceği şeylerdi ?
    4=) Ayrıca kuran : Davuta ve sonra oğlu Süleymana (KUŞ MANTIKI ) öğrettik der. KUŞ lisanı öğrettik demez. KUŞ MANTIĞI demek kuşların hareket dili ile gösterdiği hareket ve YETENEK lerdir. Yani DAVUT peygamber yıllarca dağlarrda kalmış ve KUŞ MANTIĞINI allah öğretmiştir. Yani Güvercini haberleşme için doğan ve şhini avlanma için hüdhüd yer altı ve yer üstü su bulma yeteneği verilmiştir. O bir KRALdır ve oğluda bir çok savaşa girmiştir. O yüzyılda savaşlar 2-3-5-7 yıl sürdüğü için kilometre öteye atlılarla yada yaya giden ordunun ardına KARAVANA yemek geldiğini ve su ihtiyacı nasıl karşılanacak geride kalan ÜLKE ile iletişim nasıl sağlanacakl umarım düşünüyorsunuzdur. KUŞ MANTIĞI o dönem çok önemldir. Yani güvercine avlanma yaptıramaz hüdhüde avlanma yaptıramassınız. Yani LİSAN olarak değildir KUŞ MANTIĞI konuşulan manada kuş dili değildir.
    Maalesef yine rivayetler araya girmiş Süleymanın kuşlarla konuşma sahnelerini güya defalarca anlatmışlar ve sanki Hz Süleyman Kuşlarla konuşuyor sanmışlar. sanmışsınız….
    5 = Kuran KUŞ MANTIĞI diyor da hiç bir ayette Süleymana karıncalarında lisanını öğrettik diyormu ?
    6=) Yani Allah Süleyman peygamberle ilgili tarihi bir olayı anlatmaktadır. Lakin sanki aliş sihir dünyasındamış gibi meallendirilmekte uydurma rivayetlerle bu konular SAPTIRILMAKTADIr. Karınca da ayetlerde anlatılan HÜDHÜD de (hayvan) değil İNSAN dır. Nasıl olur diyorsunuz değilmi. Lütfen aşağıdaki LİNKİ açıp okuyup aydınlanın lütfen. DELİLlleri görünce umarım anlıyacaksınız.
    mehmetselvi.wordpress.com/2012/11/16/h-z-suleyman-ve-hudhud-kus-mu-mahkum-mu-metin-durali/

  3. Futbol, olimpiyat oyunlari, güzellik,- bilgi yarismalari vb. bunlar bölücüdür hep. Yalniz bir kisinin veya bir gurubun/takimin kazanmasi gerektiginden taraf tutmalar ortaya cikar.

    Bir beraberlik bütünlük yoktur ortada, olamazda, olmamasi da gerekir cünkü bir yarisma vardir ortada. HIRS vardir ortada, kim kimi yenecek diye.

    Ama Din’e gelince neden bölünmeler oluyor, orasi muammadir.

    Tek bir iman edilecek, sevilecek, sayilacak, korkulacak ALLAH var iken, bir tek O’nun yasalarina/buyruklarina uyulmasi gerekirken bölünmeler niye?

    Tabii yine HIRS orta yerde. Ben daha iyisini yaparim, ben daha iyi ibadet ederim vb. benzeri yarismalar ortaya cikariliyor.

    Allah’a imanda yarisma güzel bir seydir, sadece güzel sözlerle degil, tatbikatla olmalidir. Ancak ve ancak indirilen Kitaplara ve gönderilen Elcilerle uyarak uygulanmakla uygulanmasi gerekirken, yine sapirmistir ademoglu ve bir yarismaya döndürmüstür imani.

    Rabbimizin uygun görmedigi/yerdigi de bu olsa gerek, YARISMAK.

    Rekabet anlaminda yarismak bölücülüge yol aciyor. Bunu dünya endüstrisinde de görüyoruz, silahlandirilmada da. Yoksulluklarin kapisini acan yaristirmalar.

    Her seyin üstününe ulasma yarisi.

    Karincalar hic birbirleriyle yarisiyormu acaba ben daha cok calisiyorum, ben daha fazla yiyecek tasiyorum, ben dah iyisini yapabiliyorum diye?

    Hayir! Hepsi üstlerine düsen vazifelerini hakkiyla yerine getiriyorlar, kraliceleri de dahildir guruba.

    Hayirlar da da yarismak bölücülüge kadar varmamalidir. Insan gücünün yettigi kadar yardimlarda bulunur.

    Rabbimiz kimseye kaldiramayacagindan fazla yük yüklemez. Kimseyi zora koymaz. Az biraz sikintilar elbet olacaktir, terliyerek elde edilen rizkin/nimetin lezzeti bir baskadir.

    Selam ve Dua ile.

    • Bu öyle bir yarış ki Fatma hanım, kimsenin kimseyi geride bırakmaması için çabalaması gereken bir yarış. Gerçekten başaranlar da hep birlikte kardeş ve arkadaş olarak takvada yarışmış olanlar olacak. Birbirine makbul ve güzel işleri, hakkı ve sabrı tavsiye ederek düşeni, aksayanı ayağa kaldıranlar olarak yarışanlar olacak. Selamlar ve dualar bizden de size…

  4. Yorumum ulaşmadı mı acaba ? Lütfen aşağıdaki nbvana ait LİNK i okursanız NEML suresi ile ilgili farklı gerçeklere ulaşırsınız inşallah.
    mehmetselvi.wordpress.com/2012/11/16/h-z-suleyman-ve-hudhud-kus-mu-mahkum-mu-metin-durali/

    • Yorumlarınız link içerdiği için spam kategorisine alınmıştı, geç farkettim. Gecikme için kusura bakmayın. Anlattıklarınız sizin değerlendirmenizdir. Katıldığım noktalar var. Ayetlerin olağanüstülük anlamında mucize gösterdiğini iddia etmiyorum ben de. Belli ki müteşabihtirler, benzeşim, tasvir, mecaz, izafilik içerirler. En doğru tevilini de Allah bilir. Ancak ben izdüşümü yazılarımı ayetlerden alınması gereken ders nedir diye düşünerek yazıyorum. Yani tefsir yapmıyorum. Ayetlerin bana düşündürdüklerini paylaşıyorum. Önümdeki ayet bana ne söylemeye çalışıyor, hayatıma nasıl tatbik etmem gerekir diye düşünüyorum. Bu noktada sizin yaptığınız apayrı değerlendirilebilir bir çalışma. Paylaştığınız için teşekkür ediyorum.
      Selamlarımla…

  5. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla deyip Sanki gün gelmiş mizan kurulmuş, Günahlardan arındırılmış ve cennete girmeye hazır tertemiz kullar olmuşuz da bize zulüm ediliyormuş gibi davranıyoruz bu dünyada, kendimizden başka herkesi sapmış, kafir, münafık gördüğümüz için Allah’ın Rahman değilde Rahim ismine odaklanıyoruz ama bu odaklanma için din gününe erişmemiz lazım öncelikle, erken davranmak gereksiz bir öz güvene itebilir bizleri ve bu şekilde empati yoksunu bireyler haline gelebiliriz. Sırf bu sebeple teknik olarak birbirinden farkı olmayan olaylara farklı tepkiler verebiliriz. dikkat edilmesi gerek.

    🙂 Karıncalarda bizim için çok örnek var gerçekten abi, Hizipleşmek yetmediği gibi Sadece ZAN ile bulunduğu hizbin de ateşli savunucusu olabiliyoruz maalesef.

    Zihin açıcı yazın için teşekkürler.

    Selam ve Dua ile Allah’a emanet.

    • Fatih, Sadece Kuran’da birleşen insanlar olarak bizim de aynı hatalara düşmememiz gerekiyor. Güzel bir yaklaşımla çok doğru bir noktaya temas etmişsin. Teşekkürler bizden. Selamlar dualar bizden de kardeşim…

  6. Kardeşim NEML Suresinde KARINCA (hayvan karınca değil) Hayvan karınca olduğunu nereden emin oldunuz ) ( sizi ezer geçer ) sözünden değilmi ? Oysa Allah tarihi bir OLAYı anlatıyor. Cinlerden,kuşlardan, insanlardan olan ORDU yu denetlemedimi? Başka bir ÜLKE ye savaşa gidiyor ve gideceği yolda NEML ( karınca vadısine) rastlıyor. O vadidede NEML (karınca ) KAVMİ yaşamaktadır. HZ. Süleymanın ordusunun geldiğini haber aldıkları ve niyetini bilmediği için SAVAŞ düzeni almışlar. Hz.Süleymana elçiler gönderiliyor ve bunların başındaki yöneticide bir kadın var. (dişi karınca) diye çevirilen. Hz.Süleyman onlara zarar vermiyeceğini ve oradan geçtiklerini söyleyip antlaşma sağlayınca ( O bayan yönetici ) Kavmine sesleniyor ( meskenlerinize çekilin ki yolda sizinle karşılaşırlarsa DİRENİŞ yaptığınızı sanırlar ve Süleymanın ordusu çok kuvvetli SİZİ EZER GEÇER ) diyor. Süleyman peygamberde antlaşma yapıp orada hem zaman kaybı hem asker kaybı yaşamadığı için bayan yöneticiye gülümseyerek veda eder ve ayrılır oradan. Tarihte NEML (karınca kavmi yaşamış) LİNKte yazdım. Bakın orada bir TÜRK kavmi olsaydı oradaki (bir türk şöyle dedi ) diyecekti. (oradaki bir karınca şöyle dedi) diyor. Yani orada bir ALMAN KAVMi olaydı (oradaki bir alman şöyle dedi) diyecekti. Yani sizi yanıltan şeyler bu KAVMİN ( bir hayvan kavmi ismi ) olması ve Süleymanın ordusunun kuvvetli olup sizi ezer geçer sözünün hayvan karıncanın ezip geçilmesi anlaşılıyor. Son olarak : Allah Tarihi bir olayı anlatıyor ama UYDURMA rivayetçiler sayesinde NEML suresnin bu ayetleri ALİŞ HARİKA lar dünyasına çevrilmiş. Lütfen LİNKİ DETAYlı okuyun ve düşünün derim nacizane. Hayırlı çalışmalar..

    • 🙂 Israrlı açıklamalarınız takdirle karşılanmalı. Ne demek istediğinizi zaten anlamış olduğumu bilin. Daha önce de ifade ettiğim gibi buradaki anlatılmak istenen şeye odaklandım. Ayetlerdeki karınca ister bir karınca olsun ister bir insan ders hemen hemen aynı ders bana göre. Bir fabl misali de düşünseniz, bir tarihi vaka olarak da düşünseniz alacağınız ders sizin ya da benim, tahsil toplum kültür yaş çağ vb özelliklerimiz kapsamında ayetlerden alınabilir. Sizin açıklamalarınızın çok değerli olduğu açık. Ancak benim yazımın teması farklı. Size karşı değil. Sözün etimolojisine mecazının ne olup olmadığına değil verdiği derse odaklıyım. Sizi anlıyorum ve hak veriyorum. Bu katkınız için de ayrıca teşekkür ediyorum.

    • Metin kardeşim paylaştığınız linki inceledim ve gördüm ki gerçektende çok mantıklı . Bu açıdan neml suresine bakmak ufkumu genişletti diyebilirim.paylaşımınız için teşekkürler. Yalnız oradaki cinlerin yabancı kimseler olarak değil bildiğimiz gözle görülmeyen varlıklar olduğu ile ilgili kanaatim değişmedi. Allah ilminizi arttırsın.

      • ugurbesiktepe kardeşim . CİN_ elle tutulmaz gözle görülmez. Verin bana üç tane CİN ASKER dünyayı fethedeyim. ORDUYA ne gerek var ? Elle tutulmuyor gözle görülmüyor öldür öldür geç. nasılsa kimse görmeyecek kimse tutamıyor. Böyle bir şey Allahın fıtratına yakışırmı ? Şayet yakıştı diyelim o zaman ne gerek var KUŞ ORDUSUNA ? hatta insan ordusuna ? CİN= anlamlarını LİNk te yazdım. Süleymanın ülkesi çok zengin ve ülkeye para kazanmak için yabancı işçiler geliyor ayrıca paralı yabancı askerler var bunları ( geri hizmette kullanıyor) Sanırım siz LİNK in tamamını okumadınız. Lütfen üşenmeden tamamını okuyun.

  7. @metin durali: Yani kardeşim zorla klavye başına oturtuyorsunuz insanı. 🙂 Çalışmanız değerli. Makul mantıklı ve anlaşılır tarafı çok. Üzerinde düşünülebilir, eksik ya da artı yönleri ortaya konulabilir. Ancak sanki tüm bu yazdıklarınızı, düşüncelerinizi dayatır gibi üzerimize gelmenizi gerektirmiyor. İlk defa siz de bahsetmiyorsunuz bu hususlardan. Benzeri çalışmalara medya üzerinde de zaman zaman rastlıyoruz. Bırakın da düşünüp değerlendirelim. Anlattığınızı konuları zorlayarak kabul ettirme aksi tepki doğurur. İnsanların idraklerine bırakın nacizane tavsiyemdir. Herkesin aklı var, herkesin elinde Kuran var. O halde herkes Kuran’ı okuyup anlayabilir. Hedef diğer insanları da oku’maya teşvik etmektir, ben okudum anladım bakın siz de böyle anlamalısınız değil… Bakın ben de ayetleri çevirmiyorum, çevrilmiş ayetleri önüme koyuyor ve yazımda Süleyman kuş dili biliyor, karıncalarla konuşuyor demiyorum, kuşların, karıncaların ve diğer hayvanların hallerini okuyup ibret alacak bir ilim olması gerektiğini düşünüyorum. Kıssadaki karakterlerin hayvanlar ve insanlar aleminde karşılıkları olduğunu söylemeye çalışıyorum. Tüm bunların üzerinde ders alamaya çalışıyorum. Sizin katkılarınız ve yorumlarınızdan sonra size birçok hususta katıldığımızı belirttiğimiz halde sabırları zorlar bir tavra girmeniz düşüncelerinizin anlaşılmasına ve okunmasına da zarar veriyor. Lütfen kırılmayın. Sizi anlamaya çalışıyoruz ve iyi niyetinize sonuna kadar inanıyoruz. En azından kendi adıma böyle… Ancak lütfen dayatmayın. Bırakın anlamaya çalışsın insanlar. İkna olmaları zorunlu değil.
    Saygılarımla…

    • Bak şimdi ya 🙂 ben gerçektende yazınızın tamamını okudum hemde üşenmeden :)ama okudum diye hemen , hepsini kabul etmek zorundamıyım? Hem ben her okuduğumu öyle kendi içimde tartışmadan , sorgulamadan kabul etseydim şuanda bir tarikatta çiki çiki baba dansı yapıyor olurdum 🙂 Kuran bir hazinedir bu yüzden kurana tek bir bakış açısıyla bakmak düşünce yoksulluğudur.

      • Fikirlerimi dayatmıyorum. LİNKte o konuda açıklama yaptığım halde sanki tamamını okumamış yada anlamamış biri gibi cevap gelince hatırlatma yapıyorum.
        Bakın ayrıca bir şey ilk okunduğunda hemen anlaşılmayabilir. Bazen (hele ilk defa duyulan bir şeyse ) defalarca okunabilir ,araştırabilir ve anlamaya çalışabiliriz.
        Yani bir defa okudum ve anladım MANTIĞI olsaydı Kuranıda bir kere okuyup kenara koyabilirdik ama defalarca hala düşünerek okuyoruz.
        Yine bir örnek Lise öğrencisi düşünün sınıfta 40 kişi var ve aynı Kitabı okudukları halde sene sonu ya zayıf ya orta ya iyi yada pekiyi alan yokmu ? Yani bir kere okumayla anlaşılacak şeyse onlarda bir hatta bir kaç kere okudu değilmi ? Şu anda yüzmilyonlarca insan hz süleymanın kuşlarla konuştuğuna inandırılmış. Hüdhüd ü her kes KUŞ sanıyorken. karıncayı ( hayvan karınca) sanıyorken ben burada iki yorumda anlatmaya çalıştığımı linki okuyunca hemen anlıyacağınızı zaten düşünmüyorum.
        ISRARcı olmak sadece 2 farklı YORUM yapmakla oluyorsa siz kendinizi sorgulamalısınızki sanırım siz yazınıza gelen eleştiriden rahatsız oldunuz. Yoksa nerede ISRARCI olmuşum bana ya MİSAL getirin ya özür dileyin.
        Not= birinci YORUM yayınlanmayınca siz yayınlanan ikinci yorumu kasdetiyorsunuzki birinci yorumu sizden başka KİM okudu ?

  8. Kamil kardeşime güzel yazısı için teşekkür ederim, daha önce fırsat bulup yorum yazmayı istiyordum fakat kısmet olmadı.
    Düşüncelerimin belkide birebir aynısını metin durali kardeşimiz yazmış.
    Daha dün benzer görüşüm yüzünden bir tartışmada materyalist müslüman damgası yedim. Sonunda o kişi ile arkadaş olduk Allah a şükür. Sizinde belirtiğiniz gibi herkesin aklı ve Kuran ı farklı kavrayışı var, bana göre bu Kuran ın zenginliğidir. Önemli olan görüşleri birbirine dayatmamak, yıllarca bize dayatılan görüşleri eleştirip peşinden insanlara kendi fikirlerimizi dayatmak tam bir çelişkidir. Bırakalım her insan istediğine inansın, biz sadece onlarla fikirlerimizi paylaşalım ve eğer onlara mantıklı gelirse fikrimizi alırlar hayatlarına uygularlar.
    Kamil kardeşimi bu konuda çok takdir ederim, yazılarında dayatma yerine insanları düşünmeye davet vardır ve başkalarının fikirlerine de saygı duyar. Herkesin yapması gerekende budur bana göre, böylece karşımızdakini kırmamış, düşüncesine saygısızlık etmemiş oluruz.

    Allah herkesi doğru yola iletsin

  9. sevgili arkadaşlarım.
    bende metin durali kardeşim gibi düşünüyorum.
    uzun uzun yazmak istemiyorum.şunu hatırlatmak isterim.” SÜNNETULLAH ” kelimesini iyi anlamak zorundayız.
    NEML Suresini ” SÜNNETULLAH ” çerçevesi içinde okumak gerekiyor.
    NEML süresini okuduğumuzda ( kirli rivayetleri ) ön plana çıkartmadan okumamız gerekiyor.

    saygilarımla

  10. @metin durali: Metin kardeşim. Hakikaten gereksiz bir alınganlık gösterdiğinizi düşünüyorum. Daha nasıl söyleyelim, biz sizin fikirlerinize ve güzel çözümlemenize karşı çıkmadık. Ne benim ne de sizin özür dilemenizi gerektirecek bir durum yok ki ortada. Şahsım adına neden rahatsız olayım yorumunuzdan. Aksine katkılarınızı değerli buluyorum. Daha nasıl söylenir bilmiyorum samimi olarak ne düşündümse onları yazdım ve diğer arkadaşlar da yazmışlar. Size tamamen katılanlar da var, ne güzel. Ben de birçok yönden katıldığımı söyledim zaten. Acaba detaylı bir değerlendirme mi beklediniz. Genellikle cepten cevap yazdığım için ve kısıtlı zamanımdan dolayı böyle bir şeye kalkışmadım. ama zaten gerek de yok. Söyledikleriniz büyük oranda doğru ve birkaç küçük noktada katılmamış olabiliriz. Bunda ne sıkıntı olsun ki. Bahsedilenin karınca olmaması surenin adının karınca olmasının önünde değil. Ben kendi düşüncelerimi yazdım. Siz de kendi düşüncelerinizle katkı verdiniz. Birbirini götüren anlamlar yok her ikimizin söylediklerinde. Ben ders gözüyle bakarken siz daha çok tefsire ve mecazların çevirisine yönelik bir açıklama getirmişsiniz. aynı şeylerden bahsetmiyoruz yani. Sizin ısrarcılığınıza dair sözlerim Uğur’un yorumunuza verdiğiniz yukarıdaki cevaptan ötürüdür. Bu da gayet doğal bir tepkidir. Neden bu kadar büyüttünüz anlamıyorum. Sizin diğer yazılarınıza da zaman zaman rastlıyorum ve açıkçası beğeniyorum. Lütfen bir önyargıyla bakmayın sözlerimize. Yukarıdaki yorumlarınızdan başka yorumunuza rastlamadım. Olanların hepsini de ilk fark ettiğimde yayınladım. Başka kayıp yorumunuz varsa bilmiyorum.
    Sevgiyle ve sağlıcakla kalın. Üzmeyin kendinizi bu kadar. En doğrusunu Allah bilir ve O hepimizin ilmini artırsın İnşallah.

  11. Dini Yazılar Sitesinde RİVAYET KÜLTÜRÜ diye bir YAZI ‘m yayınlandı. Yukarıdaki ŞİMŞEK adı ile yorum yazan arkadaşta o yazıya ilk önce itiraz etmişti. Sonra yorumlar 46 ya kadar çıktı. Sürekli soru cevap ve DELİLlerin masaya yatırılması ile ŞİMŞEK kardeşimin fikri tamamen değişti. Yani İlk defa duyduğunuz bir DÜŞÜNCE KALIBI yada yeni bir FİKİR önce zor anlaşılır. Yani daha önce bilinen ve DOĞRU sanılan bilgilerle donanmışınızdır. Bir anda tam tersi bir fikri hemen algılayamassınız. Aslında iyice okuyun ve düşünün derken bunu düşünerek söyledim. Yoksa ben DOĞRUyum ben ne dersem DOĞRU odur mantığında değilimdir.
    Maksat bilgi alışverişi Lakin internette öyle insanlarla karşılaşıyoruzki niyetleri (bağcı dövmek)…
    Ayrıca ŞİMŞEK kardeşe teşekkür ediyorumki SÜNNETULLAH çerçevesini açıklamış. Ben sürekli yazılarımda şöyle derim :
    Kuranı okurken BAKIŞ AÇISI belirleyin ve nerede Allahın sünnetine uymayan ve Allahın esma (sıfatlarına) uymayan bir meal ,çevir yada tefsir varsa muhakkak rivayetçiler o ayetlere el atmış ve sizi yönlendirmiştir. Lütfen bu TUZAKlara basmayın.
    Yine şunu belirteyimki KURAN Allahın eseridir ve ESER sahibi Allah Kuranı nasıl okumamız gerektiğini Ali imran 7 ayette söylemiştir: Benim kitabımı okuyacaksanız onun sözleri (ayetlerinin) bir kısmı MUHKEM dir. Diğer kısmıda Müteşabihlerdir. Peki hangileri MUHKEM hangileri müteşabihtir. Size yemin ederimki bir çok ilahiyatçı hatta profesör Müteşabihin anlamını dahi bilmemektedir. Sanki bütün ayetleri MUHKEM miş gibi yazılan mealler,tefsirler. rivayetlerle açıklanmaya çalışılan Kuran ayetleri….

  12. ..Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır.
    3:7
    Karınca yada insan olması benim inanış şeklimi yada yapmam-yapmamam gerekenleri değiştirmedi. Aşırıya gidilmediği sürece hepsine inandım. Aksi halde 39:18 e uyarım 🙂

    • Berat: Çok doğru bir yaklaşım olarak görüyorum sözlerinizi. Tevil yapan arkadaşların çalışmaları ilimde derinleştiklerini gösteriyor. Kuran’a aykırı olmadığı sürece beğeni ile karşılıyorum. Sağolsunlar, ufkumuzu açıyorlar. Ancak bu durum en doğru tevilin Allah’a ait olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bunu da unutmamak gerek.

  13. Neml süresi ile ilğili yazıyı yeni okudum, yazar arkadaşın eline sağlık…
    Metin abi burdada karşıma çıktı ve ısrarcı-inatçı ama temiz kalpli olduğuna inandığımız ve temenni ettiğimiz bir abimiz olduğundan bizde iyi veya kötü yönde eleştirel yazılarımızı yazmaktayız…
    Başka yazımda dediğim gibi Müteşabih ayetler iman esaslı ayetler olmadığından saf kalpli ve Salih olan ve muhken ayetleri yerine getirmiş bir Müslüman bu ayetleri yanlış anladığında dahi bunlardan değil muhkem ayetlerden sorumlu olduğundan bir sıkıntı içericeğini sanmamaktayım, tabiî ki muteşabih ayetleri fitne ve inkar konusu yapmamak şartıyla…
    Misal, yazar kamil arkadaşımız neml süresindeki karıncaları insan olarak değilde hayvan olarak değerlendirip bu şekilde dersler çıkartıp, karıncaların kolektif yapılarını, yardımlaşmacı-uzlaşmacı taraflarından dersler çıkarmıştır…Zaten Muhkem sembolik anlatımlı ayetlerin amacıda bu değimli herkes farklı dersler çıkartabilir…
    ALLAH kurana koyduğu her peygamber kıssasından ‘’öğüt alanlar için ibretler vardır’’ demsinden bunları anlamıyormuyuz…
    Misal, Yusuf ve Yakup peygamber kıssasından Allah’a duyulması gereken İman-güven-umut-sabır-tövbe vs bir çok çıkarımlar yapmalıyız…Eyup kıssasından Allaha her zaman güvenmemiz, ümidimizi kesmemiz, dünya malı, evlat vs hepsinin geçiçi dünyalıklar olduğı, hasta olanların ümitsizliğe kapılmamaları şifanın her zaman Allahtan olduğu ve arayış ve çalışmamızı sonlandırmamızı gibi bir çok daha ders ve çıkarımlar yapmamızı bizlere aşılamakta…Yunus peygamber kıssası yine aynı şekilde azmin-çalışmanın-inanmanın önemini herkezin peygamberlerin dahi hata yapabileceğini, her zaman insanların yanlıştan dönmesi için fırsatları olduğunu vs bir çok daha çıkarım ve dersler içermektedir…

    Çok önemli bir misal daha getirmek istiyorum ve bunuda ayetlerle vermek istiyorum…
    Yasin–20 – O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: “Ey kavmim! Uyun o elçilere!”

    Yasin–21 – “Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir.”
    Yasin süresinde ismi verilmeyen bu üç elçiye uyulmasını söyleyen o kavmin içinden iman etmiş bu zatın 21.ci ayette üçret istemeyen o zatlar demesi çok büyük anlamlar içermektedir…günümüzde baktığımızda bir çok dini kişi ve kurum her dini kitap ve söylemlerini üçret üzerine kurmuş alıp satmaktadır ve bir çok sahbetlerin sonu çeşitli yollardan bazı üçret taleplerine çıkmaktadır, ALLAH ise bunu yasaklamaktadır…Ben her zaman bu karmaşayı yaşamışımdır Bir Kuran neden parayla alınıp satılır veya bir dini bilği içeren kitap neden parayla alınıp satılı veya bir çok dini söylem altında neden bazı üçret istek ve talepleri yapırız…
    Ben şahsen Yasin Süresinden ve bu ayetlerinden anladığım böyle talep ve ısrarları olan dini kişi ve kurumlardan uzaklaşmam olduğu gerektiğini çıkarmaktayım…Diyeceksiniz ki senin malın amma kıymatli bu yüzden mi, tabiî ki hayır hepimiz yardımlaşmalıyız ve bun sonunda çıkanlar ile toplanalar ile ihtiyaç sahibine ulaşmak veya Kuranı-dini aydınlatan kitapları üçretsiz dağıtmalıyız, insanlara ulaştırmalıyız…
    Allah bizleri, yap dediklerini yapan yapma dediklerini yapmayan kullarından olmayı nasip etsin…Çünkü o dönüşü olmayan, herkzin birbirinden kaçtığı günde Neml süresindeki Karıncalar insanmı yoksa hayvanmı diye sorulmıyacak veya Süleymanın hüdhüdü insanmı kuşmu diye sorulmayacak, o zaman sadece iyi ve kötü işlere bakılacak, kimin iyilikleri ağır basarsa o kurtuluşa ermiş demektir, kimin kötülükleri ağır basarsa onun etrafı ateşle sarılmış demektir…Kuran Salih(iyi) kulların-salat eden-paylaşan yardımlaşan-adaletli olan- kötülükten alı koyan ve iyiliğe yöneltenlerin varisler olacağını açıklıyor…Zalimlerin-zulumkarların-saldırğanların-haddi aşanların-fitne fesat çıkaranların yani kötülükte aşırı gidip bu yolda dönmeden tövbe etmeden ölenlerin cehennemlik olduğunu bildiriyor…
    Kuranın en temel ana mesajı, hiçbir zaman umudunu kaybetme, Allaha ortak koşma, yalnız Allahtan kork, başka şeylerden(can-mal-kaybetme karkusu, kaygısı-düşman vsvs) korkma, her ne olursa olsun tövbe edip kötülükten döner ve iyilik yapmaya başlarsan ve bu iylilkerini zikir-tekrar haline getirirsen Allahın bağışlayan ve af eden olarak bulursun…Allah’ın helal ve temiz olanlarından çalışarak-ye-iç-giyin-evlen(cinsel ilşkiye gir) bunlardada haddi aşama, Fitne-fesat-zulümdan(savaş-faiz-kul hakkı)-hayasızlıktan-vefsızlıktan-arsızlık ve namussuzlukta(zina) uzak duracaksın…Haram ve günahın açık ve gizlisinden uzak durmak…Helal ve Sevabın açık ve gizlisinde ise yarışmak…
    Rahman-rahim-alim-hakim-habir ve kadir olan Rab her şeylerin en iyisini bilir-görür-duyar ve her şeylere güçe yeter…Allah’ın ne insanlardan, ne cinlerden, nede meleklerden hiçbir ortağı yoktur…
    Uyduğumuz bütün zanlardan dolayı Allah bizi af etsin…
    Allaha emanet olun…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir