Çayın Tadı

cay cadde

Bir yerde, bir garsonun dilinden…

Her zamanki gelenlere gidenlere servis ediyorum. İşte şu masada yine aynı güzel kadınlar ve zenginliği kılığından akan adamlar… Hep aynı konular, aynı tatil planları, aynı barlar, aynı gece gezmeleri… Ya caddedeki acı frenli manevralarla hayata meydan okuyan motosikletliler… Ben de biner miyim bir gün şu hızla geçen, üstü açık kırmızı spor arabaya! Yanımda saçları savrulan güzel bir manitayla!

Ortalık her zamanki kadar kalabalık değil. Yine de gelen var, giden var… Her âlem kendi insanında… Ama şunlar daha bir farklı sanki… Demin yeni tanışmış gibi konuşuyorlardı… Şimdi ise kırk yıllık arkadaş gibiler… Bunları bu kadar birleştiren şey ne acaba? Menfaat mi? Eğlence mi? Zenginlik mi? Fakirlik mi? Memleketlilik mi? Aynı takımı tutmak mı? Hiçbiri…

Bu konuların ne işi var burada bir mekânda! Hiç de alışıldık değil bu sözler… En güzel davet Allah’a olandır. En güzel çağırış Kuran’a… En güzel arkadaş gerçek Dost’a gidendir. En güzel yol onunla… Övdükleri, övündükleri, kritik ettikleri ve paylaştıkları şeyler ne kadar farklı! Üstelik benim bildiğim Müslümanlara hiç benzemiyorlar. Hem Allah’tan hem hayattan bahsediyor, hem Kuran’dan hem Fizikten dem vuruyorlar…

Zenginlik mi? Araba mı, motosiklet mi? Manitayla gece gezmeleri mi loş mekânlara? Tatil planları mı yapacakmışım? … Şu hergün gördüğüm insanlar gibi malım mülküm olmasa da… Her ne verildiyse razıyım da… Ben de şu adam gibi, hayatımda içtiğim en lezzetli çayı içsem bir gün… Şöyle bir masada, şöyle doğru sözlü, şöyle doğru yolda, şöyle dürüst, şöyle medeni, şöyle bilgili, şöyle zeki ve şöyle seviyeli arkadaşlarım olsun benim de… İşte bu değil mi asıl zenginlik…

Kalemzade | Cengiz Yardım

7 thoughts on “Çayın Tadı

  1. Eskiden topluma karışınca yalnızlığın biteceğine inanırdım, şimdi ise beni yalnızlığa itenin toplum olduğunu görüyorum.
    Havadan sudan saatlerce konuşanlara , bir iki dakikalığına Allah kelamından söz etmeye kalkışınca yüzler buruşmaya başlıyor. Susmak için mi topluluk olmaya karar verdi insanlar, ya da gerçeklerden kaçmak için mi?
    “Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların her bir yana sevk edilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.”
    Zamanın geçtiğini görmezler mi? ne zaman düşünmeye başlayacaklar ?

    Allah herkesi doğru yola iletsin

  2. Allah gönlünün istediğini versin güzel Kardeşim… Sen iste, Allah verir. (Benim çay fazla demli olmasın… 🙂
    Selam ve Dua ile,

  3. Selam,

    Doğru yolda, tevhid yolunda yük taşıyan karınca misaliyiz hepimiz. Birbirimizden öğreneceğimiz her daim bir şeyler var ve yorumlarınız bunları çok güzel ortaya koyuyor. Hatta benim yazılarla beraber sizin yorumlarınız artık okunmak için buraya ziyaretçi çekiyor.

    Zaman yetersizliği nedeniyle bütün yorumlara cevap yetiştirmekte zorlanıyorum ve samimiyetle söyleyeyim özellikle övgülere karşılık vererek bu tip yorumların üstüne düşüyor görülüp gizli bir kibre veya enaniyete düşmüş görünmek istemiyorum. Bu kapsamda yorumcuların anlayışına sığınıyorum, haklarını helal etsinler.

    Yorumlara cevap yazamasam da hepsini okuyor ve çok faydalanıyorum. Örneğin güzel dualarla yazılarımıza karşılık veren ve kendi görüşlerini sık sık bildiren dostlarla (kalbimde yer eden o arkadaşlar kendilerini çok iyi biliyorlar) beraber, ayrıca bizi ikaz edenler ve ayrıca katkı sağlayanlardan da çok şey öğreniyorum. Arkadaşlara ve yorumculara bir kez daha bu fırsattan istifade ile teşekkürlerimi bildiriyorum.

    Dua ile… Sevgi ile… Selam ile…

    • “… tevhid yolunda yük taşıyan karınca misaliyiz hepimiz”… Ne güzel bir benzetme Kamil Kardeşim! Allah razı olsun benzetenden.
      Selam ve Dua ile,

  4. Yüce Allah dert vermesin, öyle milyonerler vardir ki, bir zeytin peynir ve ekmekten dahi mahrum birakilmislardir. Lezzetini almayi birakin bir kenara, mideleri dahi kabul etmez olmustur bu nimetleri.

    Aza kanaat getirmeyip, sirf gösteris olsun diye ondan bundan üstün olmayi dileyip duranlar, iclerindeki eksikligin ne oldugunu kavrayamamis olduklarindandir. Komplekslerinden kurtulamamis olanlardir.

    Allah’in varligini kavramis olan kullar bambaska düsüncelerde olurlar. Yepyeni bir model arac degildir ellerinde tutmak istedikleri, farkinda dahi degillerdir bu yeniliklerin. Ihtiyaclarinin ötesinde bir arzulari yoktur.

    Gönderilen Elcilerin yasadiklari sikintilari hic düsünmüyorlar mi acaba.
    Neden Yüce Allah insanlar arasindan sectigi bu mükemmel kullarina bu sikintilari yasatmistir diye düsünemiyorlar mi acaba?

    Tabii ki düsünemezler, indirilen Kitaplardan bihaber olanlar veyahut geregince yakinlasip okumayanlar tüm peygamberlerin katlandiklari sikintilari bilemezler.

    Bildikleri tek sey, Rabbimiz dilemis bize bu nimetleri vermis, ötesi….? Hic olmazsa sükretmesini bilebilseler.

    Bu arada söylemis olayim, evde gecirdigim huzurlu bir günümde yedigim bir dilim ekmek ve zeytinin lezzetini bir Mallorca tatili veremez, anlamis bulunuyorum. O yedigim ekmek ve zeytin benim nasibim, ama Mallorca tatilinde kimlerin nasibi var, onun hesabini nasil öderim.

    Selam ve Dua ile.

  5. Sahtelik, iki yüzlülük, menfaat o kadar sarmış ki dört bir yanımızı, önünde “gerçek” sıfatı taşıyan ne varsa bize çok uzak artık…

Bir Cevap Yazın