The Quran is Online, Download Free

quran download

Allah’ın Sözlerini Kalbinize Download Ederseniz Neler Olacak?…

Nüzul, indirme, download ve benzeri farklı dillerdeki benzer kelimeleri birbirinin yerine çokça kullandığımız bir devirde yaşıyoruz. Belki de dillerin birbiriyle iletişimi ve alışverişi sanıldığı kadar zararlı değil diye düşünmeye başladığımı itiraf etmeliyim. Özellikle bilgisayar kavramı olarak download (indirme) kelimesinin kullanılışının tesadüf(süz)lüğünü manidar görüyorum. Bu kelimelerin manasal çerçevesinde; Allah’ın düzenini gösteren kâinatın oluşumunu, Kuran’daki ayetlerin peygamberimizin kalbine indirilişini ve bugünkü insanlar olarak Allah’ın dersinin bizim de kalbimizde yer edişini benzer görerek, bu kalbe indirilişin bize olan davranışsal ve hissi etkilerini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

Allah Kuran’ı bizim için indirmiştir. Ama biz onu kendi aklımıza ve kalbimize indirmek yerine ziplenmiş (!) bir vaziyette duvarda ya da kütüphanemizin en ulaşılmaz rafında tozlar içinde tutuyoruz. Yani eğer okumuyorsak Kuran’ı, değerli gördüğümüz için internetten indirip, hiç açmadan arşivimize attığımız ve unuttuğumuz bir veri gibi sakladığımızı düşünüyorum. İçinde doğruların yazdığına duygusal bir eminlikle inanıyor ama mantıksal zeminde o doğruların, dağarcığımızda (hard diskimizde) birikmiş bir sürü bilgiyle uyumlu olup olmadığına bakmıyoruz. Aynı zamanda antivirüs özelliği de olan Kuran’ı hayatımıza kurmuyor (setup) ve kendimizi onunla güncellemeyi (update etmeyi) aklımıza bile getirmiyoruz. Sistemin dışında kalan, sistemle uyumunun ve (truva atlarının) saldırganlığının olup olmadığına emin olmadığımız başka başka programcıkları yükleyip duruyoruz hayatımıza.

Bu çerçevede teşbihli üslubu normalleştireyim. Okumadığımız Kuran’a sonuna kadar inandığımızı ve dinimizi yaşadığımızı zannederken, din adına söylenen her şeyi hiç düşünmeden Kuran’a uyumlu kabul edip, bu haliyle iman etmiş olduğumuzu düşünüyoruz. Bazen öyle anlar geliyor ki din adına birçok çelişkiler ve anlamsızlıklarla karşılaşıyoruz. Bunlara cevap verebilmek için ya Kuran dışı birçok din kitabına, ilmihallere ya da vaazlara başvuruyor ya da aklımızın yetmediği zannıyla “vardır bir açıklaması” deyip geçiyoruz. Böyle mantıksız bastırmalar yerine eğer biraz olsun aklımızı işletebilsek karşımızda dev gibi bir sorunlar yumağı olduğunu göreceğiz. İşte o anda korkmak gayet doğaldır. Çünkü iman tehlike altında diye düşünürüz. Gerçekten de öyledir. İşte bu, gerçek sorun’un farkına varıştır. Çünkü daha öncesinde korkuya dayalı imanımızla zaten, gerçek manada iman etmiş değilizdir de haberimiz yoktur!

Eğer o anda aklınızı kullanmaya devam ederseniz dininizin, imanınızın hakikaten elinizden gitmekte olduğunu fark edersiniz. Bu yüzden tahkik etmekten vazgeçerseniz, bilin ki kaybedenlerden olursunuz. Ama her şeye rağmen üzerine gider ve Allah’a yalvarışla anlamaya meylederseniz O da sizin kalbinizi temizler. Eğer dilerse ilmi de verir. Hurafe olduğunu aklınıza bile getirmediğiniz hurafeleri, yalan olduğunu düşünmekten bile korktuğunuz din adına söylenmiş yalanları, hatta savunduğunuz geleneksel inancınızı bir kenara bırakmaya hazır olacak kadar imanınızı tehlikede gördüğünüz o an bilmelisiniz ki aynı zamanda gerçek anlamda iman etmeye en yakın olduğunuz andasınızdır. O anı yakaladığınızda eğer Kuran’ı hak ettiği biçimde anladığınız dilde okumaya karar verirseniz başınıza gelecekleri hayal bile edemezsiniz. Anlatmak bile zor ama birkaç örnek vermeye çalışayım yine de. İnanın boş konuşmuyorum, download anında neler olabilir, bir kulak verin sözlerime. Açıklamalarım bu tecrübenin benzerlerini yaşamış olanlara değil. Onlar zaten beni çok iyi anlayacaklardır.

Doğruları öğrendikçe göğsünüz sıkışacak, okudukça hem şükredecek hem de arada bir içiniz titreyerek irkileceksiniz. Korkunuz adeta müjdelenmeye dönüştükçe “acaba” daha neleri yanlış biliyormuşum diye merakla ve içinizden bir şeyler akar gibi sorgulayacaksınız kendinizi. “Eyvah”lar ve “vay be”leriniz birbirine karışacak. “Bu da mı yalanmış, yok canım, yanlış anladım galiba” derken ürkerek dönüp bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha okuyacaksınız ve “hakikaten bildiğim bu şey de yalanmış” diyeceksiniz. Şeytanın foyalarını an be an, gün be gün, bir bir açığa çıkarmaya başlayacaksınız.

Her okuduğunuz satır ve o güne kadar içinizde oluştuğu halde dikkate almaktan çekindiğiniz iman götüresi sorularınızın cevaplarını Kuran’da fark ettikçe şükrünüz daha bir artacak. Ve ardından sadece şeklen değil içi dolu dolu olarak manasal secdelere varıp duracaksınız. Biraz ara vereyim şu download işlemine deyip başka şeylere bile yöneldiğinizde bir süre daha kalbiniz kütür kütür atmaya ve beyniniz öğrendiklerinizle kaynaşmaya devam edecek.

Allah’ın size bazı şeyler için geçmişte fırsat vermemiş olmasının ne kadar da büyük bir lütuf olduğunu fark edeceksiniz. Değil bir yıl, bir gün önce bile ne kadar cahil ve aklını kullanmamış olduğunuzu Kuran’ın her sayfasında berrak bir aynaya bakar gibi göreceksiniz.

Allah istemedikçe kimsenin iman edemeyeceğini ve en basit ifadeleri bile anlayamayacağını kesinkes kavrayacaksınız. Kendiniz için duyduğunuz sevinci, diğer insanlar için duyduğunuz kaygı baskılayacağı için açık söyleyeyim aynı zamanda çok üzüleceksiniz. Hele ki daha önce bazı söylediklerinizle taban tabana zıt şeyleri söylemek durumunda kalacağınız için size inanmama ihtimalleri aklınıza gelecek. Yine de tükürüğünüzü yutup “doğruyu söylemek en doğrusu” diyeceksiniz. Artık beyaz yalanlara bile yüz vermeyeceksiniz. Sizi kınamaları pahasına da olsa doğru olacaksınız, doğru söyleyeceksiniz. Anlatabilmek için yırtınmaya azmedeceksiniz.

Geçmişte ne Allah adını anarken ağladıklarınızın, ne bulunduğunuz toplu ibadet ortamlarında hissettiklerinizin, ne de o güne kadar kıldığınız namazlarınızın sizi hiç böylesine titretmemiş, kalbinizi yerinden çıkacakmış gibi sevinç ve şaşkınlık ifadeleri ile bir arada sarsmamış olduğunu göreceksiniz.

Geçmişinizde, Musa’nın denizi yarmasını, Nuh tufanını, İbrahim’in ateşte yanmamasını dinledikçe veya okudukça kendi peygamberimiz adına gizli bir kıskançlık duymuş olduğunuzu hatırlayacak, daha doğrusu farkına varacaksınız. Madem benim peygamberim en muhteşemi, niçin aksiyonu düşük mucizeler anlatılıyor diye düşündüğünüzü hatırlayacaksınız. Oysa Kuran’a göre hiçbir nebiyi birbirinden ayırt etmememiz gerektiğini bilseydiniz belki de bu vesvese ya da şeytani aldatmaların ve de bazı uydurmaların tesirine girmeyecek olduğunuzu anlayacaksınız.

Üzerinizden çok ciddi bir yük (kargaşa, takıntı haline getirdiğiniz davranışlar, çelişkiler yumağı, hayatın anlamı ya da anlamsızlığı ve çözümsüzlük) kalktığını hissederken aynı anda çok ağır bir sorumluluk yüklendiğinizi hissedeceksiniz. Anladıkça daha çok anlamaya çalışacak, aynı zamanda sevdiklerinizin de anlayabileceğini düşündüğünüz Kuran (din) gerçeklerini bir an önce onlara tebliğ etmek için sabırsızlanacaksınız. Kendi imanınızı artık geri almaması için Allah’a yalvarışlar içinde dualar ederken sevdiklerinizi de bir an önce kurtarmak isteyeceksiniz.

Kafanızda her şimşek çaktığında Kuran’ı kaç defa öpeceğinizi sayamayacaksınız. Ayetleri okudukça Allah’ın bizzat sizinle konuşmakta olduğunun farkına varacaksınız. Bu ilk zamanlarda gözleriniz hiç kurumayacak. Geçmişteki sert ya da yumuşak hatalarınızı hatırladıkça tövbeler üstüne tövbeler edeceksiniz. Hele ki yanılgıda olan bu kadar insanın içinden sizi seçip lütfuna layık gördüğü için “Allah’ım benim ne liyakatim vardı ki bana bu kadar paha biçilmez bir hediyeyi verdin” diyerek sevinçten ağlayacaksınız.

Önünüzdeki döneme yönelik nasıl davranışlara gireceğiniz hususunda kâh ümitsizliğe kapılacak, kâh mutluluğa gark olacaksınız. En güzeli ise sevdiğiniz insanlar için bugüne kadar yapmak isteyip de yapamadığınızı düşündüğünüz dini yöneltmeler için aslında çok da bir şey kaybetmediğinizi, hatta işinizin kolaylaşmış olduğunu göreceksiniz.

Ve sonra hem kendinizi düzeltme gayretiyle nefsinizle, sizi halen eski durumunuza geri çevirmek veya farklı bir mayın tarlasına sokmak için yeni tuzaklar kuracak olan şeytanla ve hem de insanların tepkileriyle mücadeleniz başlayacak. Mücadeleniz devam ederken bu güne kadar hiç olmadığı kadar kalbiniz mutmainleşecek, inandıklarınıza artık bilerek ve aklınızla barışık olarak yöneleceksiniz. Gerçek dinin ne olduğunu günbegün daha da iyi anlamanın huzuruna varacaksınız. İşin ilginci tüm bunlar sadece ve sadece “oku” emrini anladığınız dilde hakkıyla yerine getirmeye çalışmanızla başlayacak. Baharla beraber çiçek açan bir erik ağacı gibi…

Sonrası… Fiilen zaten hayali bir sırat köprüsünün üzerinde olduğumuzun farkındalığıyla, artık eğer Allah’tan sakınır, aklımızı kullanır ve sadece Allah’a güvenirsek umulur ki başaranlardan olacağız. Her zaman için çok çok eksiklerimiz olduğunu bildiğimizden, hiç bir zaman kendimiz hakkında emin olamasak da yine de hiç bir zaman O’ndan ümidi kesmeyeceğiz.

Kalemzade | Cengiz Yardım

0 thoughts on “The Quran is Online, Download Free

  1. Selam.. Yazınızdan anladığım üzere sizde hurafeler dinini islam zannedip çoğunluğun hurafelerine uymuşsunuz bir dönem. Ama ne mutlu ki Allah uyanmayı nasip etmiş size , demekki Allah size güzel bir nasip hazırlamış ahirette onu almanızı istemiş rabbimiz. Rabbimiz Allaha hamd olsun . Hani demişsiniz ya tecrube edinenler beni çok iyi anlarlar diye emin olun aynı yoldan geçenler yada aynı yolda olanlar birbirini çok iyi anlıyor. Bende bundan yaklaşık bir sene önce bu dünyanın ne kadar iğreti olduğunu anladığım vakit işte tam ovakit rabbim bana secde etmeyi nasip etti . Namaza başladıktan iki – üç gün sonra içimde inanılmaz bir öğrenme duygusu canlandı . O zaman dinimi öğrenmeyelim dedim . Çünkü kişiliğim gereği bir işin yarım yapılması yapılmamasıyla aynıydı . Öğrenmek için attığım ilk adımda kendime şu soruyu sordum öğrenmeye nerden başlamalıyım ? Sonra dedim ki kendime çocukluğumdan beri duyduğum şu hanefilikten başlamalıyım ; tabi ya dedim hanefi mezhebindeniz biz ailecek ilk ordan başlamalıyım, eğer dinimi tam öğrenmek istiyorsam evet ordan başlamalıyım. Ve google yazdım : hanefi mezhebinin şartları nedir ? Bir kelimeyi yanlış yazmış olsam gerek google sordu bunu mu demek isteniz diye . Evet dedim . Ve karşıma çıkan linklerden ilkine tıkladığımda şunla karşılaştım : ” hanefilere göre satranç oynamak haramdır .” İnanamadım ilk önce ve teğit etmek için birkaç tane daha linkten araştırdım malesef her yerde aynı şey yazıyordu . Bir satranç delisi olarak bu beni şok etmişti. Beş dakika kadar hiç konuşmadan bilgisayarın karşısında otura kaldım tepkisiz bir şekilde . Sonra yavaşça sakin bir şekilde ayağa kalktım ve bu ne dedim ya bu ne saçmalık ! ben bu saçmalığın bir parçası olamam dedim . Ben doğruyu öğrenmek istiyordum yalan yanlış uydurmaları değil . Ama sorun şuydu , doğru nerdeydi ? nerde yazıyordu ? O ana kadar doğruyu kurandan öğreneceğim hiç aklıma gelmemişti . Allah tarafından o anda kurana yönlendim . Vitrinin en üst rafında terkedilmiş olarak bırakılan kuranı aldım öptüm ve bismillah diyerek okumaya başladım . O gün bugündür sadece kuranı okuyorum onu düşünüyorum onu anlamaya çalışıyorum onu hayatıma yansıtmaya , uygulamaya çalışıyorum . İnsanlarla dini konularda pek konuşmuyorum genelde evde kendi kendime konuşurum . Çünkü insanı en iyi anlayan kendidir , en iyi dinleyende. Onların beni anlamadığını biliyorum onlara uzak bir yerden sesleniyormuşum gibi hissediyorum . Ama bazen çok saçma şeyler işittiğimde dayanamıyorum ve onlara kurandan öğrendiklerimle karşılık veriyorum , bu söylediklerim onlara çarpıcı geliyor olsa gerek her seferinde şu soruyu soruyorlar : sen bütün bunları nereden öğreniyorsun ? Kurandan dediğimde ise hiç birinin meraklanıp kuranı açıp okuduğunu görmedim . Allaha şükürler olsun bizleri uyandırdığı için . İnşallah Allah onlarada uyanmayı nasip eder .

  2. Selam degerli Ugur Kardesim,

    ayni sekilde ben de uyandim.

    Akrabalarimdan gözlerine kadar kapali carsafla gezenler var, haramlik selamliklarda günlük yasamlarinda, haci hoca takimindan. Hatta iki hanim kizimiz hafiza oldular ve Ingilterede ögrenime devam ediyorlar, kardesleri de ayni yolda.

    Ben bu akrabalarimdan birine sordum, mezhepler ne demek oluyor, biz kimlerin öne sürdüklerine göre ibadet ediyoruz diye. Aldigim cevap karsisinda sasirdim kaldim. Neymis efendim, bize kolaylik olsun diye, imamlar(!) tüm hadisleri incelemisler ve bize en ideal sekliyle dinimizi sunmuslar.

    Dedim ki, ben de arastiririm hadisleri ve kendime uygun sekli kendim bulurum. Lafa bakarmisiniz lütfen, ben aptal kadin, Kur’an’i arastirmak aklima gelmiyorda yine hadislerle ugrasiyorum.

    Oturdum agladim günlerce. Rabbim! dedim, neden bana dinimi bu kadar zorlastiriyorlar, iyiyi kötüyü, dogruyu yanlisi ben nasil ayirtedecegim? Sana siginirim, senden yardim dilerim, beni dogru yoluna ulastir diye secdelerde hüngür hüngür aglayip dualarda bulundum.

    Agrima gidiyordu. Neden bir beserin öne sürdügü emirleri, yasaklari, helal ve haramlari daha dogar dogmaz nüfus cüzdanimiza, beyinlerimize ve kalplerimize kaziyorlar diye.

    Elhamdülillah Müslümanim diye birakilacagimizdan ne kadar da emin yasiyoruz. La Ilahe Illallah, tamam bitti cennetlik olduk. Ne kadar da atalar dinine sadiklariz, hayret dogrusu.

    Cennetin anahtarlarini birileri tekeline almis bulunuyor.

    Zaten oglumun ölümü dolayisiyla Rabbime daha bir inancla baglanmis bulunuyordum (ölülerden ibret alamayan insanlarin aklina sasarim).

    Kisa bir zamanda kendimi Kur’an’a yönelttim. Bir takim sacma Islam.tr, Dinimizislam.com gibi siteleri tüm terkettim, Haniflikle ugrasmaya basladim.

    Anladim ki, beni koruyan gözeten bir Yaradan’im var. O’na yönelenler kurtulanlardandir.

    Degerli Kalemzade Kardesimizin belirttigi gibi, kalbime birseyler DOWNLOAD olmustu.

    Bu gün Kalemzade Kardesimiz gibi akli basinda, usturuplu bir sekilde Kur’an isiginda bilgiler sunanlarin sayfalarina takiliyorum. Icim huzurlu ve tüm Kardeslerime tesekkürlerimi sunuyorum bu yoldan.

    Allah cümlenizden razi olsun. Sirf Allah adina yapilan aydinlatici bilgilerinizden cok ama cooook kardeslerimizinde faydalanmalarini yüce Rabbimden diliyorum.

    Selam ve dua ile.

    • Aleyküm selam fatma kardeşim . Malesef şimdi farkettim yorumunuzu kusura bakmayın. Bana kardeşim diye hitab etmeniz beni gerçekten mutlu etti. Rabbimin ” müminler muhakkak ki kardeştirler” ayetini hatırlattı ve mümin olamasamda bir an için kendimi mümin gibi hissettim teşekkür ederim. Allaha şükürler olsun ki sizde pek az insan gibi uyanmışsınız ancak şuanda müslüman aleminin çok büyük bir çoğunluğu ne yazıkki hala uyumaktalar.Allah onlarada uyanmayı nasip etsin inşallah. Vefat eden oğlunuza Allah rahmet etsin sizlerede sabır versin . Yorumlarınızı üzerinde tefekkür ederek okuyorum , Allah ilminizi arttırsın. Selam ile..

  3. 🙂 Baştaki benzetmeler harika olmuş…
    Ve evet, kesinlikle ve kesinlikle bire bir yaşadıklarım bunlar, Allah a güvenip dayandığım için, içimde en ufak bir şüphe yok, din sanıp sorgulamaktan bile korktuklarım artık uçup gittiler, anladım ki sorgulamadan inanmışsak zaten büyük bir şeytan tuzağı içindeyiz. Kamil ağabey, o kadar güzel anlatmışsın ki, yani nasıl, nasıl, nasıl dedim kendime defalarca bu yazıyı okurken, birbirimizden habersiz aynı kitabı okuyup aynı duyguları yaşamışız, bu bile doğru yolda olduğumuzu kanıtlar, evet tüm kalbim ile inanıyorum. Kitap benimle konuşuyor…
    Son olarak burada(http://goo.gl/qqELZ) download edilebilir mp3 hali mevcut, Allah onu kalplerine indirmeyi nasip edeceği kullarına download ettirsin 🙂

    • Aynen Berat kardeşim çok etkileyici gerçekten. Copy paste yapacaktım senin yorumunu neredeyse. 🙂

      Kalemine sağlık abi.

  4. Selamun Aleykum
    Peygamberlerin birbirine üstünlüğü olmadıgını ve Hz.Muhammed (S.A.S) ayı yarma mucızesını kucuk gorulduğunu yazmıssınız. bu konu uzerınde yanı ayı yarması uzerınde bı düşünün…
    Ve eşitlik söz konusu değildir Tabikide Hz Muhammed (s.a.s) butun peygamberlerden üstün olarak yaratılmıstır. Ayeti olduğu Gibi yazıyorum. İyibir okuyucu iseniz Başka ayetleride Görmeyi rabbim sizlere Nasip eder.Okuyuculardan Yani Gerçek İMAN edenlerden bu gerçek imanı bi düşünün içiniz kıbırdayacak tuyleriniz diken diken olacak Rabbimizin içimizden gecirdiğimiz bir olayı yada ıstegımız bir şeyi bıze verdıgınde O anda yaşaran gözleri düşünün.
    İsra 55 .
    “Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud’a da Zebur’u verdik”.

    • Aleyküm selam.
      Uyarınız için teşekkür ediyorum. Müsaadenizle açıklamaya çalışayım.

      Evet, peygamberlerin bir kısmı diğerlerine bazı hususlarda üstün kılınmıştır. İsra 55’te de bunu örneklemek için Davut’a Zebur’un verildiği açıklanmıştır. Ancak bu durum bizim peygamberler arasında ayrım yapmamızı gerektirmiyor. Yazıdaki maksat bu olsa da “kelime seçiminden dolayı” hata yaptığımı kabul ediyorum. Anlatmak istediğim bizim ayrım yapmamamız gerektiğidir. O konuda haklısınız. Teşekkür ediyorum uyarınız için. Yine de farklı anladığınız hususlar fark ettim ayeti açıklamanızda. Onları da açayım:
      Bir peygamber herhangi bir hususta diğerlerinden üstün bir yaratılışta olabilir. İtirazım yok. Ancak bizim peygamberimizin diğerlerinden her hususta üstün olduğu anlamına gelmez bu. Örneğin indirilen Kuran açısından halihazırdaki diğer peygamberlerden üstündür. İsa da hastaları iyileştirme yeteneği açısından diğer peygamberlerden üstündür. Eyüp sabrıyla diğer peygamberlerden üstündür, Süleyman tabiat ilimleriyle üstündür, İbrahim kritik düşünme becerisiyle üstündür… Yani her peygambere has bir takım özellikleri nedeniyle diğerlerinden üstündür. Aynen biz diğer insanlar gibi. Birimiz matematik zekamızla üstünüzdür, diğerimiz iyi resim yapar, bir diğerinin el becerileri fazladır, kimi ticarete yatkındır kimi edebiyata. Erkek kuvvet açısından kadından üstündür, kadın ince düşünebilme yeteneğiyle erkekten üstündür. Ateş böceği kıçından elektrik çıkardığı için üstündür, karınca çalışkanlığıyla üstündür… Limon ekşiliği ile üstündür fayda sağlar, baklava tatlılığıyla üstündür… Ama biz hiç bir zaman bu yetenekleri nedeniyle onları birbirinden ayırmayız. Hepsi nimettir. Her meyvenin tadı ayrıdır, kimini daha çok damak tadınıza uygun bulursunuz ama hiçbirini birbirinin üstüne çıkarmaz bu durum.
      Bir peygamber bir hususta diğerlerinden üstün diye bütün hususlarda üstün kabul edilip kutsanamaz. Neredeyse Allah yerine peygamber yasaları icat edip onları din yapma yanlışına düşmüşüz nesiller boyu. Nitekim alıntıladığınız ayetin hemen devamında bu hataya karşı müminler uyarılmaktadır. Siz İsra 55’i vermişsiniz onu yazmayayım işte İsra 56 ve 57 bakın ne diyor..

      “De ki: “Allah’ı bırakıp da ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler.” Onların çağırdıkları kişiler bile Rab’lerine yaklaşmak için yol ararlar. O’nun rahmetini umar, cezasından korkarlar. Rabbinin cezası sakınılacak bir şeydir”

      İnceliği görebildiniz sanırım. Biz onları birbirine bazı özellikleri (örneğin Zeburun verilmesi) dolayısıyla üstün kıldık demek, onların içlerinde bazıları diğerine her konuda üstündür demek değildir. Herkesin birbirine üstünlüğü vardır. Ama gerçek üstünlük takvadadır demektir. Allah “ben bazı özellikleri nedeniyle onları birbirlerine üstün kıldım diye tutup onları rab edinmeyin” diyor açıkça.
      Velhasıl biz asla peygamberleri birbirine üstün görerek onlar arasında ayrım yapamayız. Her biri ayrı bir değer, her biri belli vasıflarıyla diğerinden daha parlaktır.

      Bakara 136: Deyin ki: “Biz Allah’a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa’ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiç birini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O’na teslim olmuşlarız.”
      Bakara 285: Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minler de. Tümü, Allah’a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. “O’nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana’dır” dediler.
      Nisa 152: Allah’a ve Resûlü’ne inananlar ve onlardan hiç biri arasında ayrım yapmayanlar, işte onlara ecirleri verilecektir. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
      Ali İmran 84: De ki: “Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiç biri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O’na teslim olmuşlarız.”

  5. selamun Aleykum

    “Oysa Kuran’da hiçbir nebinin birbirine üstün kılınmadığını bilseydiniz ”
    “Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık.”
    ben sadece gördüğümü yanlış olduğunu düşündüğüm için yazmıştım. mesele peygamberleri sevip sevmemeye geldi yazdığınız ayetlerden onu anladım. hakkınızı helal edin. Kuranı olduğu gibi büs bütün kabul edenlerdenim Elhamdulillah.

Bir Cevap Yazın