Bunlar da Sahih Hadis

sahih hadis

Neden Bu Sahih Hadislere İnanmıyorsunuz?

“Bir hadisin sahih olduğu bildiriliyorsa ve sahih hadis kitaplarında geçiyorsa ona kesinkes inanırım ve hayatıma uygularım” diyenler sizler için seçme hadislerim var. Lütfen bunlara da inanır mısınız! Hepsi Kütüb-i Sitte’den alınmıştır. “Sahih hadislere bu hadis Kuran’a uymuyor diyerek inanmayanlar dinden çıkıp kâfir olmuştur, bu kadar din adamı yanılıyor mu!” diyenlerse ikişer kez üçer kez beşer onar kez okusunlar ve uygulasınlar da kâfir olmasınlar!

Ebu Katade (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i bu minder üzerinde iken işittim şöyle dedi: “Benden çok hadis rivayet etmekten kaçının! Herkim benim üzerimde bir şey söylemek isterse hak veya doğru söylesin! Kim benim söylemediğim sözü bana isnad edip söylerse, cehennemdeki oturma yerine hazırlansın!” İbni Mace 35, Müslim 14, Tirmizi 2796, Darimi 244

Ebu Said El-Hudri (r.a.)’den rivayet edilmiştir. Bu hadiste efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “Benden (bir şey) yazmayınız. Kim benden Kur’an’dan başka bir şey yazdı ise onu imha etsin. Kim benim üzerime yalan söylerse Cehennemdeki yerini hazırlasın”  Müslim 4/2298

Ebu Hureyre (r.a.)den rivayet edilmiştir. “Biz hadis yazarken Efendimiz (s.a.v.) yanımıza geldi ve; Yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler, dedik. Rasulullah (s.a.v.):Allahın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allahın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için dalalete düştüler.dedi”

Adiy ibni Hatim (Radiyallahu Anh), Allah’ın Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu ayeti (Tevbe 31) okuduğunu işitince dedi ki: “Onlar, onlara (din adamlarına) ibadet etmiyorlardı.” Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Fakat Allah’ın haram kıldığını onlara helal kılıyorlar, onlar da bunu helal kabul ediyorlardı. Allah’ın helal kıldığını onlara haram kılıyorlar, onlar da bunu haram kabul ediyorlardı. İşte bu onların, onlara (din adamlarına) ibadetleridir.” Beyhaki Sünenü’l-Kübra 10/116, Tirmizi 3292

Kalemzade | Cengiz Yardım

13 thoughts on “Bunlar da Sahih Hadis

  1. ” Bu yazdığım yanlıştır.” gibi bir felsefi gönderme gibi bu hadisler. Çünkü bildirdikleri mesaj doğruysa kendileri yanlışlar, kendileri yanlışsa bildirdikleri mesajın doğru olma ihtimali yok gibi…

  2. bilebile kendilerinin cehennem olduğunu söylemişler.nasıl olduda bu hataya düştüler.
    kendi elleriyle yazdıkları kendilerini yalanladı.
    sanırım
    ALLAH bunların hesabını bozdu.

  3. gerçekten bu çok muazzam bir denklem..ilk önce bunun muazzamlığına inanacak sonra aklınla düşünerek tefekkür ederek bu denklemi çözeceksin….

  4. Selamun Aleyküm.
    Gerçekleri arayanlar.
    Aşağıdaki soruyu sorularla islamiyete sormştuk.

    Hadisleri Yazdırılmaması Sonradan Yazanlara İzin Verdirmesi

    Soru
    Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hadisleri önceden yazdırtmadığı ve yazılanların yok edildiği sonradan ise yazılmasına izin verilmesindeki hikmet nedir?
    Hangi olaydan ve ne sebebten yazılması yasaklanmıştır?

    Cevap

    Değerli kardeşimiz;

    Hadîsin yazılmasını yasaklayan hadîsler olduğu gibi buna izin veren hadîsler de vardır. Bunların arasını uzlaştırmak için birçok görüş ileri sürülmüştür: Yasaklanan, yazılıp Kur’ân sayfaları ile beraber Hz. Peygamber’in evinde bırakılmasıdır; yasaklanan, Kur’ân ile aynı sayfaya yazılmasıdır; yasaklama ezber işine sekte vermesin diye bazı şahıslara mahsustur gibi yorumlar bunlar arasındadır. Ancak uzmanların tercihine göre doğrusu, karışma tehlikesinin bulunduğu zaman genel olarak yasaklanmış, bu tehlike ortadan kalkınca da izin verilmiş olmasından ibarettir. (İbn Kesîr, İhtisâru Ulûmi’l-hadîs, A. Şâkir neşri, Mısır, 1951, s. 132 vd.)
    Alimlerimiz, hadislerin yazılmasını asaklamayı ifade eden hadis rivayeti ile hadislerin yazılmasına izin veren ve fiilen yazıldığını gösteren sahih hadis rivayetlerinin arasını bulmak için, birkaç ihtimale dayandırmışlardır:

    Birincisi; yasak emri, Kur’an’ın nazil olduğu ilk döneme aittir. Yazmaya ruhsat ise, diğer zamanlar içindir.

    İkincisi; yasak emri, Kur’an’la birebir aynı sahife ya da levha üzerine hiçbir şeyin yazılmamasını kastetmektedir. Çünkü satır aralarına veya kenarlara yazılacak kelime ve cümleler, insana Kur’ân-ı Kerîm’denmiş gibi bir hüküm verdirebilirdi. Ruhsat ise, Kur’an’la aynı sayfada yazılmama durumuyla ilgilidir.

    Üçüncüsü; yasak, hadisleri ezberlemeden sadece yazıya dökenler içindir. O zaman hem yazı yazanlar az, hem doğru yazanlar nadir olduğu için hadisleri ezberlemeden sadece yazıyla kaydedenlerin yanlış yazacakları endişesiyle yasak konmuştur. Ruhsat ise, ezber ile yazmayı birlikte yapanlara yöneliktir.

    Dördüncüsü; hikmeti ne olursa olsun, Hz. Peygamberin yasak emri önceki zamanlara aittir, daha sonra verilen ruhsatla yasak hükmü nesh edilmiş, ortadan kalkmıştır.

    Şu bilgiler asr-ı saadette hadislerin yazıldığının belgesidir:

    İslâmî kaynakların verdiği bilgiye göre, hadisleri Hz. Peygamber’den ilk duyup hıfzeden sahâbe neslinin bir bir aradan çekildiğini ve yerlerine kendileri gibi sünneti bilen hafızların bırakılmadığını, ayrıca bid‘atlerin de yayılmaya başladığını gören halîfe Ömer b. Abdulaziz (ö.101/719), bütün vâli ve âlimlere mektup göndererek hadislerin yazıya geçirilmesini emretmiştir. Emrin gereğini ilk gerçekleştiren ünlü âlim imam Zührî (ö.124/741) olmuştur (İbn Hacer, Fethu’l-Barî, 1/208).

    Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: Zührî’nin gerçekleştirdiği faaliyet -devlet eliyle yaptırılan-resmi tedvîndir; daha önceleri fertler bazında gayri resmi kitabet/hadisleri yazıyla kaydetme ve tedvin etme işi hep var ola gelmiştir. Amr b. el-‘As’ın (ö.63/682) bin hadisi ihtiva eden “es-Sahifetu’s-sâdıka”sı ile Hemmâm b. Münebbih’in (ö.101/719) hocası Ebû Hureyre’den aldığı hadisleri içeren 138 hadislik sahifesi bunlar arasında en meşhur olanlarıdır (bk. Çakan, İsmail Lütfü, Hadis Edebiyatı, s.12).

    Kaldı ki, Hz. Peygamber tarafından bizzat yazdırılmış olan bazı vesikalar, mektupların varlığı, yine -yukarıda iki örnek verildiği üzere- onun zamanında bazı sahabilerce yazılmış hadis sahifelerinin bulunduğu bu gün ilmî olarak ispatlanmış ve neşredilmiş bulunmaktadır (bk. M. Hamidullah, el-Vesaiku’s-siyasiye; Çakan, a.g.y).

    Bin hadis ihtiva eden “es-Sahifetu’s-sâdıka” sahibi Abdullah b. Amr b. As’ın anlattığı şu olay hadislerin yazıya geçirilmesine dair verilen izin bakımından manidardır:

    “Resulullah’dan duyduğum her şeyi ezberlemek maksadıyla yazıyordum. Kureyş beni bundan nehyetti ve ‘Resulullah(a.s.m) kızgınlık ve sükûnet hallerinde konuşan bir insan iken sen ondan duyduğun her şeyi nasıl yazarsın?’ dediler. Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resulullah’a arzettim. Eliyle ağzına işaret ederek; ‘Yaz, canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki buradan haktan başka bir şey çıkmaz’ buyurdu”(Ebu Davud, ilim,3).

    Hz. Ebu Hureyre’nin şu ifadeleri de Hz. Peygamber zamanında hadislerin ezberlenmesi yanında yazıldığını da göstermektedir: “Resulullah’ın ashabı içinde Abdullah b. Amr hariç, benden daha fazla hadis rivayet eden kimse yoktur, Abdullah yazar, ben yazmazdım”(Buharî, ilim, 39).

    Başlangıçta -hadisin yazılması ile ilgili- görülen bazı tereddütler neticede ortadan kalkmış ve hadislerin yazıya geçirilmesinin cevazına fikir birliği sağlanmıştır(İbn Salah, Ulumu’l-Hadis, s.161).

    Ayrıca, ayetlerdeki Hz. Peygamberin sünnetinin önemine işaret eden ifadelere bakmak yeterli olur:

    “Hakikaten, Allah’ın Resulünde sizler için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı bekleyenler ve Allah’ı çok zikredenler için en mükemmel bir numune vardır.” (Ahzab, 33/21)

    “Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden menederse ondan da sakının.”( Ahzab, 33/21).

    “Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”( Nisâ, 4/80).

    “Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!”(Enfâl, 8/20)

    “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle birliktedir. İşte bunlar ne güzel arkadaştır!” ( Nisâ, 4/69).

    “Allah ve Resûlü, herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab,33/36).

    “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.”( Nisâ, 4/65).

    Aşağıdaki hadislerde de sünnetin dindeki yeri ve önemi vurgulanmıştır.

    “Sözlerin en hayırlısı, Allah’ın kitabı Kur’ân’dır; tutulup gidilecek yolların en hayırlısı da Muhammed’in (a.s.m) yoludur, sünnetidir. İşlerin en şerlisi de, sünnete muhalif olarak, sonradan ortaya çıkarılan bid’atlardır. Her bid’at da dalâlettir.”( Müslim, Cuma 43).

    “Benim sözlerimi işitip, iyice belledikten sonra başkalarına ulaştıran kimselerin Allah yüzlerini ak etsin.”(Ebu Davud, ilim, 10; Tirmizî, ilim, 7).

    “Ümmetimden herkes Cennet’e girecektir, girmemekte direten müstesna.” Ashab, “Girmemekte direten kimdir yâ Resûlallah?” diye sordular. Allah Resulü de şu cevabı verdi: “Bana itaat eden Cennet’e girer; bana isyan edense Cennet’e girmemek için ayak diretmiş demektir.”( Buhârî, İ’tisâm 2).

  5. Gerçekleri arayıp sorgulayan müminler olarak biz de Kuran’a sorduk. Cevaplar orada okunmayı bekliyordu hep.

    39 Zümer 23 Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben… muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâhi, zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâdin.

    39 Zümer 23 Allah, hadis’in en güzelini; ayetleri birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerini saygı ile tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperir. Sonra bedenleri ve kalpleri Allah’ı anmakla ısınıp yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah’ın dilediğini/dileyeni kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Ama Allah kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona doğru yolu gösteren bulunmaz.

  6. Bizde kuranı kerim okuyoruz.Tefsilerindende,hadislerdende faydalanırız.

    Hadis
    409 “İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Kim Kur’an hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın.”
    Kaynak:Kütübi Sitte

    Peygamber Efendimiz(s.a.v) ayetleri neden açıklamıştır?

    (Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

    (Biz bu Kitabı, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64]

    Allahın emri budur.

    Hadis
    419 “Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ı dinledim şöyle diyordu: “Kur’an’ı cehren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur’an’ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir.””
    Kaynak:Kütübi Sitte

    Peygamber Efendimiz(s.a.v) sürekli dualar ederdi.Yine birçok duaları hadisler ile bilinmektedir.

    463 “Nu’man İbnu Beşir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Dua, ibadettir”, sonra şu ayeti okudu: “Rabbiniz: Bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana ibadet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler varya, alçalmış ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir” buyurmuşlardır” (Mü’min, 69).”
    Kaynak:Kütübi Sitte

    Hangi ayet niye indi?Bunlar hep hadisler ile bilinmektedir.

    464 “Rezin şu ilave rivayeti kaydetti: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)’ın Ashabı (radıyallahu anhüm ecmain) sordular: Rabbimiz yakın mıdır, biz ona hafif sesle hitab edelim, uzaksa yüksek sesle taleblerimizi söyleyelim?” Bunun üzerine şu ayet indi: “Kullarım sana benden sorarlarsa, (söyle ki) ben yakınım. Dua edenin duasına, bana dua ettiği takdirde icabet ederim” (Bakara, 186).”
    Kaynak:Kütübi Sitte

    Hangi ayet niye indi?Bunlar hep hadisler ile bilinmektedir.

    465 “Bera İbnu Azib (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ramazan orucu farz kılındığı vakit, Müslümanlar ay boyu kadınlara temas etmezlerdi. Bazı kimseler bu meselede nefislerine itimad edemiyorlardı. Bunun üzerine şu mealdeki ayet nazil oldu: “…Allah nefsinize güvenmiyeceğinizi biliyordu. Bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti.” (Bakara, 187).”

    Aşağıda görüldüğü gibi ayetler iner inmez sadece okunmuyor hepsi uygulanıyor.Ayetlere hemen iman ediliyor hemen uygulamaya başlıyorlardı.

    467 “Sehl İbnu Sa’d (radıyallahu anh) anlatıyore: “Beyaz iplik siyah iplikten, sizce ayrılıncaya kadar yiyin için” ayeti indiği zaman “tan yerinde” kelimeleri henüz nazil olmamıştı. Bir kısım insanlar oruç tutacakları zaman ayaklarına siyah ve beyaz (iplik) bağlar, bunlar görülünceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk: “Tan yerinde” kelimelerini inzal buyurdu. O zaman herkes anladı ki burada beyaz ve siyah ipliklerden maksad gündüz ve gece imiş.””
    Kaynak:Kütübi Sitte

    Hangi ayet niye indi?Bunlar hep hadisler ile bilinmektedir.

    470 “Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ensar hac yapıp da döndükleri zaman evlerine kapılarından girmezlerdi. Onlardan biri hac dönüşü kapıdan evine girdi. Fakat hemşehrileri onu bu davranışı sebebiyle kınadılar. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: “İyilik, evlere arkasından girmeniz değildir. Kötülükten sakınan kimse (nin ameli) iyidir. Evlere kapılarından girin” (Bakara, 189).”
    Kaynak:Kütübi Sitte

    Hangi ayet niye indi?Bunlar hep hadisler ile bilinmektedir.

    476 “Yine İbnu Abbas anlatıyor: “Yemen ahalisi, hacca geliyorlar fakat beraberlerinde azık almıyorlardı. “Biz mütevekkil kimseleriz” diyorlardı. Meke’ye gelince bu davranışlarını halka sordular. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu: “Azıklanın, ancak bilin ki, en hayırlı azık takvadır” (Bakara, 197).”
    Kaynak:Kütübi Sitte

    Kısa bir bilgi
    “Aralarında kırktan fazla hacc ve umre yapan vardı. Sadece Ebû Hanife elli beş kere haccetmişti. İmam Buhârî’nin (ö. 256/869) hocalarında Affân b. Müslim el-Ensârî el-Basrî’nin (ö. 220/835) şu sözü Irak yöresinin hadîs bakımında ne kadar zengin olduğunu göstermeye yeterlidir: “Kûfe’ye gelip dört ay oturduk. İsteseydik yüz bin hadis yazardık; ancak elli bin hadis yazdık. Biz yalnız herkesin kabul ettiği hadisleri aldık. Çok hadis yazmamıza Şerîk b. Abdillâh (ö. 177/793) engel oldu. Kûfe’de Arapça’sı bozuk ve hadis rivâyetinde gevşeklik gösteren kimseye rastlamadık” (el-Kevserî, a.g.e.,I, 35, 36).

    Affân hakkında, İbnü’l Medinî;

    “Hadisteki bir harfte şüphesi olsa o hadisi almazdı”; Ebû Hatîm ise; “imamdır, sikâdır.” demiştir. Böyle titiz bir hadisçi kûfe yöresinde dört ayda Ahmed b. Hanbel’in (ö. 241/855) Müsned’indekinden daha çok hadis toplayabilmiştir.”
    ________

    Peygamber Efendimiz(s.a.v) çoğu ayeti açıklamıştır.Kuran ve sünnet ayrılmayan bir bütündür.Namazlarda farz ve sünnetler ayrılmamalıdır.Peygamber efendimiz(s.a.v) ne kadar benzersek,ne kadar onun yaptıklarını yapıp ona benzemeye çalışırsak şüphesiz ki Rabbimizde o kadar bizi sever.

    Örneğin Peygamber Efendimiz(s.a.v) misvak kullanırdı.Günümüzde sünnet terk edildi fakat misvağın değeride ortaya çıktı.Yapay diş macunları,yapay diş fırçaları zararları meydana çıkmıştır.Misvağın ise yararları mükemmel bir fırça olduğu bilim adamları tarafındanda kanıtlanmıştır.

    Peygamber Efendimiz(s.a.v) neyi seçti,neyi yaptı,neyi söyledi,neyi sevdi,neyi sevmedi…bizler için çok değerlidir.
    Peygamber Efendimiz(s.a.v) yaptığı herşey hayırdır,güzeldir,haktır.

  7. Düşün kurt.. düşün. Kopyalayıp yapıştırma…başka başka ve birbiri ile çelişen fikirleri ve hadisleri yazıp durma… Sende o potansiyel var. Düşün… bulacaksın. Sadece O’ndan bekle, sadece O’ndan iste. Tek efendi O Allah’tır. Başka efendi yok. Ben oraya buraya değil sadece vahye çağırıyorum. Fikirlerini savunmak için değil, doğrusu nedir diye dert et, en doğruyu ara. Bulacaksın. Yeter ki ne başkalarına ne benliğine, sadece O’na yönel, sadece O’na kulluk et. Sadece O’ndan yardım iste. O’nu öveceğim diye başkalarını övüp durma. Bütün övgüler O’na. O’nu severken başkalarını da sev ama ne olur O’nu sever gibi sevme. O en merhametlidir, seni en iyi koruyan ve gözetendir. Affedecek olan O’dur. Din gününün sahibi sadece O’dur. En doğru yola O ulaştırır. O insan gibi konuşmaz, bu yüzden O’nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. Bütün nimeti ve ilmi O’ndan iste. Gazaba uğrayacak olma ihtimali olanların yoluna değil sadece O’nun yoluna uy. Peygambere itaat eden, peygamberin itaat ettiğine itaat eder, peygamber hakkında iddialarda bulunanların itaat ettiğine değil. Peygamber, efendin değil aynı yolda gittiğin arkadaşın olsun. Tek efendi Allah’tır. İki kainatın efendisi de O’dur, alemlerin efendisi de O’dur. Uyan kurt uyan… İnşallah uyanacaksın. Yeter ki bütün bildiklerinden sıyrılıp Kuran’ı öylece okuyarak uyanırsın ancak. Bildiklerini Kuran’da arama. Bilmediklerini ara. Allah bizim bilmediklerimizi bilendir. Bizim bildiklerimiz doğru da olur yanlış da olur, ama O’nun bildikleri asla yanlış değildir. Düşün kurt. Yeter ki düşün. Sana başka sözüm de tebliğim de olmayacak. Yeter ki uyan. Çok zor olacak biliyorum. Hem de senin gibi birisi için. Ama Allah zor olanı kolaylaştıracak. Yeter ki uyan. Hiçbir teşekkür de beklemeyeceğim. Şükredilecek olan Allah’tır.

  8. Benden kuran dışında hiçbirşey yazmayın.Kim benden Kuran dışında Bir şey yazmışsa onu imha etsin.
    [Kütübü Sitte: Muslim,Buhari,Hanbel,Müsned]

    Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik,bize izin vermedi.
    [Tirmizi]

    [ÇELİŞKİYE BAK Şimdi]
    Hadisler Kuran gibi %100 doğrudur hatta vahiydir[ ikinci kurandır] diyenlere göre:
    1)Hadisler çöpe atılmalı
    2)Hadisler Kuran gibi %100 doğru değildir!

    Kurancılara laf atan ehli sünnete göre Hadislerin ÇÖPE gitmesi lazım herhalde! [ Çünkü Kuran gibi %100 doğruyMUŞ!]
    Birde SADECE Kuranı baz alanlara “Sapık/Mürted” derler…..!

    Hadisleri çöpe atmak yerine içindeki bozukları ayırıp “SÖZLÜ KÜLTÜR” eseleri olarak kullanmak en doğrusudur.
    [İslamın İkinci Kutsal Vahyi/Kitabı veya Allahın beşinci kutsal kitabı olarak görmemek lazım!]

    Kütübü Sitte ve Kütübü Tisa’daki Hatta Şia mezhebindeki Kütübü Erbadaki hadisleri Kurana uygunluk,Akla uygunluk ve kendi iç tutarlılklarını sağlama açısından ELEKTEN/SÜZGEÇTEN geçildikten sonra Kullanmakta sakınca olmasa gerek! 🙂

    Esselamü Aleyküm!

  9. “Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum” (Enbiya Suresi 45) diyen bir peygamberin “Vahiy (Kur’an) bize yetmez” diyen ümmetiyiz.
    Emre Dorman

  10. “Gerçekten İbrahim’de ve ona uyanlarda sizin için güzel bir örnek vardır…” Mümtehine 4
    Allah Peygamberimizin hadislerini -sözde- yazdırmış ama Hz.İbrahimin hadislerini/sözlerini/sünnetini yazdırmayı unutmuş herhalde! -HAŞA-
    [ Onun örnekliği Kurandaki kıssalar değil mi? ]

    Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem olmaz. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, Rabbime karşı gelirsem; büyük bir günün azabından korkarım.” Yunus 15

  11. Buhari ve Müslim birbirlerinin birçok hadisini reddetmişlerdir. Gelenekselcilere göre onlar birbirlerine itiraz ederse, “alimlerin ihtilafı rahmet olduğu” için iyi olur; biz itiraz edersek kafir oluruz.
    Şiiler ile Ehli Sünnet birbirlerinin hadis kitaplarını kabul etmezler.

    Peygamberimiz’in en geniş topluluğa konuştuğu anın Veda Hutbesi olduğunu ve burada yüz binden fazla kişinin bulunduğunu hadisçiler kabul eder. Yüz binden fazla kişinin şahit olduğu iddia edilen bu hutbenin ayrı ayrı metinlerde, nasıl FARKLI FARKLI olduğunu görmemiz, mana ile hadis naklinin ve hadis uydurmacılığının; en sağlam hadis olması beklenen veda hutbesinde bile nasıl TAHRİFAT yaptığını gösterir. [Veda hutbesinin 3 versiyonu vardır.]

    Müslim sahih olan, yani kesin doğru olduğu kanaatine vardığı her hadisi kitabına almadığını söyler (Müslim, 1. cilt)
    Buhari, kitabında, kitap uzamasın diye kitabına almadığı sahih hadis sayısının kitabına aldıklarından çok olduğunu söylemiştir. Yani bu mantığa göre dinimiz eksiktir. Eğer hadisler dinin kaynağı olsalardı; biz tamamen Buhari’nin insafına ve seçme yeteneğine kalmış olacaktık.

    2milyar Hristiyana “Hz İsa Allahın oğlu değil Rasülüdür” dendiğinde kaç kişi bize inanacak? “Hadisler” konusunda da ne dersek bazıları için hiç bir faydası olmayacak. Hadislerin hepsi vahiydir ve Kuran gibi %100 doğrudur diyenler aynı Hristiyanlar gibi taassup içinde ATALARINI körü körüne takip edecekler ve Bizler sorgulamaya kalkınca aforoz/tekfir silahına sarılarak bizleri Allah’ın dininden çıkarmaya kalkacaklar 🙂

    Peygamberimiz’in uğrunda mücadele verdiği tek hadis Kuran’dır.
    Unutmayalım ki Hz. İsa’yı ilahlaştıran Hıristiyanların da mazeretleri Hz. İsa’ya SEVGİLERİDİR

  12. Münafık ligin alemi yok…önce men etmiştir sonra Serbest ettiği hadisi neden yazmadın…sen işine geleni alıyorsun…tıpkı nebinin önce kabir ziyareti ni men Edip sonra serbest bırakması.gibi…kuran Nebi bütündür… yasanmislik uygulama metodun.oyle ise hasta olunca araya hastane doktor tedavi ilaç vs sokmak şirk olmalı.ayette ben hasta olunca bana şifa veren Allah tır…geç bir kenara dua et metod yöntem arama şifa bulmak.icin…kur anı anlama ve uygulamada gerçek.dogru hadisler bir metod yöntemdir
    Ve Ömer r.a sahte hadisleri yakmıştır…bana yalan isnad eden hadisini sözünü bilen Allah ve Resulü ne iman eden sadık Müslüman lar ihanet etmiş olamaz..başına geleceği bilmeli…bunlarda sahih dir diyerek munafiklik yapmaya gerek yok..inanmıyorsanız bitti..velevki gelenekte ayrılır hâlbuki kuran gerçek doğru hadis bütündür..ayrı kaynak değil…herşeyi red Edip ben elime kur an mealini alırım diyen kişi nasıl.guveniyor,tercüme edene…dili dahi Arapça değil..mecbur mesela güvenmekten…sonra gidipte münafık gibi peygamber kıldığı gibi namaza durmayın…Ali r.a Hariciler tekfir etti… Ebubekir nebinin vefatından sonra içtihat ederek zekat vermeye yerlerde savaştı…bunlar müşrik olmalı…Allah in kitabı yanında kitaplar değil bütün olarak.ele alınmalıdır…meale güvenen,kendi kafasına göre kur anı yoruma uygulamaya gidebilir…

Bir Cevap Yazın