Zafer Bayramımız Kutlu Olsaydı Keşke

Zafer bayramı

“Haberiniz Var mı? Bugün Bayram!”

Bu sabah heyecanla erkenden uyansaydık keşke… Ellerimize şehit kanıyla boyanmış ve yıldızın hilale göz kırptığı bayraklarımızı alıp coşkuyla sokaklara fırlayıp birlik beraberliğimizi gösterebilseydik… Üç beş kokteylle, birkaç tören geçişiyle kısıtlı kalmayıp birbirimize sarılıp “biz işte böyle bayram yaparız” diyebilseydik bütün dünyaya haykırır gibi…

Bu sabah kalktığımızda devletimizin vatandaşlarına çeşitli güzel sürprizler yaptığına şahit olsaydık keşke… Mahallemizdeki Türk, Kürt, Sünni, Alevi, Rum, Ermeni, Çerkes, Roman ve bilimum komşularımızla birlikte halaylar, horonlar çekseydik, tulumlar, kemençeler, zurnalar, davullar çalsaydık… Çocuklarımız ve gençlerimizin eğlenceli yarışmalarını heyecanla izleyebilseydik… Renk renk balonları ve uçurtmaları semaya doğru salıp dünyayı çirkefliğe boyayanları kıskandırabilseydik…

Bu sabah gözlerimizi ovuşturup açtığımızda radyodan televizyondan devlet büyüklerimizin özürler dileyerek “Artık suçun bireyselliği ilkesinden yanayız. Haklı haksız demeden içeriye tıktığımız insanları özürlerimizle salıveriyor ve gerçek vatan hainlerini hak ettikleri muameleyle baş başa bırakıyoruz. Hatayla ya da anlamsız politikalarımız yüzünden ocaklarına acı düşmesine katkı sağladıklarımızdan kendimiz ve geçmiş politikacılar adına özürler diliyoruz, bu vatandaşlarımızı gerçek anlamıyla baş tacı etmek için şunları şunları vallahi de billahi de yapacağız. Bir daha sizi kandırmayacağız, sizden bir şey saklamayacağız” dediklerini işitebilseydik.

Bu sabah gözlerimizi yeni bir güne açtığımızda en az biz vatandaşlar kadar devlet büyüklerimizin de gözlerini açtıklarına şahit olsaydık… Doksan senelik geçmişi olan cumhuriyet tarihimiz boyunca gelmiş geçmişlerle beraber haksızca elde edilenleri ve yandaşlara haksızca dağıtılanları devletin kasasına iade ettiklerini söyleselerdi… Artık sonucunun ne olabileceğini anlamış olarak yabancılara mülk ve arsa satmayacaklarını, hiç kimseyi imtiyazlı görmeyeceklerini ve devlet malını peşkeş çekmeyeceklerini, ekonomi politikalarını bundan böyle iş adamını değil vatandaşı esas alarak oluşturacaklarını, bu halkın aleyhine olacak hiçbir dış politikayı benimsemeyeceklerini, teröristle vatanperveri ve sade vatandaşı ayıracaklarını kesin bir dille söyleyerek bizi ikna etselerdi… … … En az bizim kadar tarihlerini öğrenme çabasında olduklarını, başkaları ve geçmişle beraber kendiyle de hesaplaşmaya hazır olduklarını, en az bizim kadar huzurdan yana olduklarını, en az bizim kadar bilime, bilmeye, öğrenmeye taraftar olduklarını, en az bizim kadar samimi olduklarını, artık bizi hiçbir küresel güce ya da düşmana ezdirmeyeceklerini ve en az bizim kadar bütünleştirici bir coşkuyla bayrama katıldıklarını görebilseydik…

Bu sabah uyandığımızda artık televizyonlarda niteliksiz ve rating uğruna yapılan, şiddet, sapıklık, aşağılama, sapkın ideoloji ve sahte din satan şarlatanlara izin verilmediğini, onun yerine gerçek dini, gerçek bilimi, gerçek tarihi ve gerçek neşeyi öne alan programlar yayınlandığını görseydik. Gazetelerimizde insanları birbirine düşman edecek tarzda hazırlanmış sahte manşetlerin, demeçlerin, insanımızı aşağılayan ve ayıran yazıların yerine gerçek vatanseverliği ve bütünleştiriciliği aşılayan kelimeleri, cümleleri görseydik…

Bu sabah gözlerimizi açar açmaz telefonumuz çalsaydı ve karşıdaki çocukluk arkadaşımız, okul arkadaşımız, iş arkadaşımız, uzaklara gitmiş bir komşumuz, yıllardır görmediğimiz hatta unuttuğumuz bir akrabamız “Hadi gel sokağa, bir kısmımızın veya bir zümrenin olduğunu iddia edenlere kanma sen, hepimizin olan bir bayramı kutluyoruz” deseydi…

Zaferimiz zaten kutludur ama işte o zaman Zafer Bayramımız da Kutlu Olurdu…

0 thoughts on “Zafer Bayramımız Kutlu Olsaydı Keşke

  1. Adi ne bayrami olursa olsun, sebebi ne olursa olsun mühim degil. Bir tuhaf insanlar olup cikmisiz velhasil.

    Isin komigi, günümüzün ilahiyatcilari kandil geceleri denen seylerin eskilerin uydurmasidir derler, dinimizde kandil geceleri diye bir sey yoktur derler. Mühim degil, nasil olsa Rabbimizi her an anmamiz gereklidir, sadece senede bir kac gece degil.

    Zaten kandil geceleri Allah’in Son Elcisi Muhammed’i anma/hatirlama, cogunlukla da sefaat meselesi olmustur.

    Islam dininde sahislar övülmez, sahislar yaptiklari hatalardan arindirilip melek sifatina döndürülmez. Peygamberler de dahildir buna.

    Ölenler bu dünyadan göcmüslerdir, onlarin bizlerle alakasi kesilmistir. Ne seslenmelerimizi duyarlar, nede bizlere cevap verebilirler.

    Anamdan babamdan yakin olmayan kimseleri neden anip durayim sahis olarak? Beni beslemislermidir, beni büyütmüslermidir, bana sevgi dolu kucaklarini acmislarmidir?

    Rabbimiz Kur’an’da, O’na imandan sonra hemen anne ve babaya karsi saygili, sefkatli ve yardimsever olmamizi öneriyor. Yabancilara degil.

    Tüm müminler adina Ibrahim Peygamberin duasini uyguluyorum; Rabbimiz! Hesaplarin görülecegi gün bana , anneme, babama ve müminlere magfiret eyle. Bitti, bu kadar, Allah’tan baskasina minnettar olmam. Tanimadigim, kisiligi hakkinda her kafadan 99 sekilde fikirler yürütülen insanlar hakkinda Rabbimden nasil bagislanma dileyebilirm? Kimse kimseye ahiret hususunda kefil olamaz. Yegane Hüküm Sahibi Yüce Allah bilir kimin ne oldugunu.

    Deliye her gün bayram misali, bizim bayramlarimiz da hic bitmiyor. Kimi aniyor/hatirliyoruz bu bayramlarda acaba. Nedir bu bayramlarin temeli.

    Her gün cocuklar günü olmalidir, her günümüz bir kurtulus günü olmalidir, her gün analar ve babalar, kardesler günü olmalidir.

    Ben sahsen bayramlari sevmiyorum, ister dini olsun ister milli isterse sosyal olsun. Insan oldugumuzu, kul oldugumuzu sadece senenin bir kac günü hatirlayacak ve kutlayacak olursak, varsin olmasinlar. Senede bir gün kurban kestirip fakir fukaraya yedirme benim adetim degil, durumum müsaade ettigi müddetce senenin belli bir gününde degil bir kac cesitli günlerinde uygularim kurbani.

    Okul cocuklarina su yardimi, okul malzemeleri vs. senede bir gün degil, en azindan aylik olarak yaparim.

    Öksüz cocuklarin bakimlarini da ayni sekilde aylik olarak üstlenirim.

    Sene de bir gün…. benim icin bir sarkidir 🙂

    Devlet idaricilerinin vazifesi, makamlarina ayak attiklari anda yapmis olduklari yeminli bir antlasma ile baslattiklarini sonuna kadar devam ettirebilmeleridir.

    Devlet idarecilerinin yükü halkin yükünden agirdir. Adaletli davranmadiklari zaman veballeri cok agir olur. Üstüne üstlük ulastiklari makamlar kendi istekleri üzerinedir, kimse kimseyi zorla basa gecirmiyor. Mademki idare edebilmek kaabiliyetini kendilerinde görüyorlar, o halde vazifelerini hakkiyla yerine getirsinler.

    Kimsenin kalbini kirmak gibi bir amacim yoktur, benim sahsi görüsümdür bunlar.

    Seyh, hoca, gavs vs. derken, bu sinifin icerisine üstün tutulan her insan katilir, adi, sani, serefi, makami ne olursa olsun. Benden uzak olsun!

    Hayatta oldugum müddetce bilgisinden yararlandigim degerli insanlara tesekkürlerimi sunarim ve cani gönülden Allah razi olsun derim. Zaten Allah adina, baska bir gaye gütmeden ortaya koymus olduklari eserler ölümlerinden sonra da sevaplarina katilmis olacaktir. Birilerinin yüceltmelerine ihtiyaclari yoktur. Mükafatlari Allah Katindadir.

    Biraz saskin bir sekilde yorum oldu gibime geldi, ama bir kere yazmis bulundum 🙂

    Selam ve dua ile.

Bir Cevap Yazın