Beklemek

“Bilinçsel Hız ve Maddesel Hız”

Beklemek zor iş

Beklemek! Hiç bir şey yapmadığınız halde çok zor bir iş! İnsan hayatının çok önemli bir kısmı beklemekle geçiyor. Bir amaç uğruna da olsa, hiçbir şey yapmadan öylece beklemekle! Sadece bir maç ya da konser bileti almak için, fatura ödemek için, vergimizi yatırmak ya da alışveriş sepetimizdeki ürünlerin parasını ödemek için beklediğimiz anları bile toplamamız ne kadar çok zamanımızı beklemekle geçirdiğimizi anlamamıza yeter. Canımız sıkılarak geçirdiğimiz süreleri hesaba katmıyorum bile.  Beklemek çok zor bir iş, öyle değil mi? Peki uykuda!

Günde ortalama 6-8 saat uyku uyuyoruz ve uykusu kaçanlarımızın uyuyana kadar kıvrandığı anları kapsam dışı bırakırsak uyuduğumuz ve bilinçsiz olduğumuz o sürelerde nedense hiç beklediğimizin farkında bile olamayız. Sabah uyandığımızda ne kadar uyuduğumuz hakkında bedensel hislerimize dayalı algılarımız bizi yanıltır. Olsa olsa bir iki saat diyenimiz belki çıkar, onlar da hala zamanın teknik olarak geçtiğini düşündükleri için böyle söylediklerinin çoğu zaman farkında bile değildirler. Hissedilen süre söylenenin çok çok altındadır aslında. Uyurken ya da zevkle meşgul olduğu bir işi yaparken zamanın geçtiğini anlayamayan insana sıkılarak beklediği anlarda geçen bir saniye bile çok uzun gelir. Çok hoşlandığı bir konserin ya da filmin bitmesini istemezken zaman hızla akar, taraftarı olduğu takımın her an gol yeme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bir karşılaşmanın son dakikaları bir türlü geçmek bilmez. En vurucu örnekler ise baygınlık halleri veya ameliyat için verilen narkozun etkisinde çoğunluğu bilinçsizce geçen sürelerdir. Ayıldığınız zaman gerçekte geçen sürenin çok çok altındadır hissettiğiniz zaman.

Yoğun faal halde ya da yoğun bilinçsiz halde geçirdiğimiz süreleri daha az hissediyoruz. Hiçbir sarsıntı yapmayan bir geminin penceresinden dışarı bakana kadar hareket halinde olduğunu anlamamak gibi bir şey. Yan tarafta bizi izlemek zorunda kalan içinse zaman geçmek bilmiyor. Yani onun zamanı yavaş akıyor. Uyurken beynin zamanı algılamasında tam tersi bir durum ortaya çıkıyor. Rüyada vücut hızı düşüncemizin hızına ulaşamıyor. Yatan bir fiziki bedenin sadece göz kapakları altındaki gözleri hızlıca titreşirken, düşünsel bir beden uzun maceralar yaşayabiliyor. Hayali bedenimiz uzun bir zaman dilimi yaşarken etten beden bu çok kısa sürenin farkına varmakta zorlanıyor. Demek ki beklememek ve sıkılmamak istiyorsak odaklanmalı ve her ne iş yapıyorsak o işi hakkıyla yapmalı ve sevmeye gayret etmeliyiz. Baştan savma yaptığımız her iş zamanımızı boşa tüketmekle kalmayacak ruhsal ve fiziksel olarak bize de zarar verecektir.

Bir Cevap Yazın