Gökten Yağan Demokrasi

“Garbın âfâkı aynı”

“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar” diye ne güzel özetlemiş Mehmet Akif Ersoy. Alın işte şimdi de Libya’ya demokrasi ve medeniyet getireceklermiş tek dişi kalmış olanlar. Daha önce başka yerlere getirdikleri gibi! Bombalarla insan hakları yağacakmış gökten, mermilerle adalet sağlanacakmış! Arsızlık kusan uçaklar sayesinde yaşamanın tadına varacakmış aşağıda medeniyetsiz yaşayanlar!

Gökten Yağan Demokrasi

Yüz yıl önce, yüzyıl sonra garbın ne huyu ne suyu değişmiş. Bin yıl önce bin yıl sonra aynı haçlı zihniyeti aynı topraklarda cirit atmakta. Milyon yıl önce milyon yıl sonra değişen bir şey yok gücü eline geçiren  iblisler için. Ve masum!… Kandırılmıştı, aldatılmıştı, yine kandırılmış, yine aldatılmış, yine kandırılmakta, yine aldatılmakta, görünen o ki böyle de devam edecek daha. Ağzından lokması alınmıştı, yine alınmakta. Dövülmüştü, sövülmüştü, hor görülmüştü, yine başı belada. Tarih plağı takılmış dönüyor da dönüyor, aynı edepsiz melodi kulaklarımızda. Vahşetleri denk olanlar, ağızlarından akan salyalarla umarsızca geziniyorlar ortalıkta. Ormanın kanunları sırtlanlara, yılanlara ve akbabalara işlemiyor nedense! Paramparça edip, sınırlarını cetvelle çizdikleri toprakların her birinin başına verdikleri diktatörlerle dünyayı yönetenler, işleri bitince onları nasıl da sümüklenmiş birer mendil gibi atıyorlar.

Mahallenin kabadayısı korkutmuş sakinleri. İstediği yere sandalyesini çekip, uzatıyor iskemleye ayaklarını. Arkasında pervane olmuş yalakalar da vermeye devam etmekte gazı. Görünen o ki devran dönecek yine, aynı teranelerle…

0 thoughts on “Gökten Yağan Demokrasi

  1. Arşimet’in mekanik alanında söylediği ”Bana bir dayanak noktası verin dünyayı yerinden oynatayım” sözü gelir aklıma Kuran ve müslümanlar üzerine düşündüğüm bazı zamanlarda, Kuran’ın ne kadar sağlam bir dayanak noktası olduğunu ona yaslandığımızda ne garbın, ne şarkın, ne şimalin, ne cenupun karşımızda duramayacağını, herkesi her şeyi yerinden oynatabilme kudretimizin fazlalığını düşünürüm.
    Dayanak noktası orada nur gibi parıl parıl parıldıyor ama milyonlarca müslüman ne yazık ki göremiyor.
    Sonra da dışarıdan demokrasi ve barış ithal edip daha büyük acılara gark oluyoruz.

Bir Cevap Yazın